Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) iman edin" denilince, "Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inanırız" deyip, ondan sonra geleni (Kur'an'ı) inkar ederler. Halbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat'ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: "Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?"

وَاِذَا قِيلَ لَهُمْ اٰمِنُوا بِمَا اَنْزَلَ اللّٰهُ قَالُوا نُؤْمِنُ بِمَا اُنْزِلَ عَلَيْنَا وَيَكْفُرُونَ بِمَا وَرَاءَهُ وَهُوَ الْحَقُّ مُصَدِّقًا لِمَا مَعَهُمْ قُلْ فَلِمَ تَقْتُلُونَ اَنْبِيَٓاءَ اللّٰهِ مِنْ قَبْلُ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ

ve iƶā ḳīle lehum āminū bimā enzele (a)llahu ḳālū nu'minu bimā unzile ǎleynā ve yekfurūne bimā verā'ehu ve huve l-Haḳḳu muSaddiḳan li mā meǎhum ḳul fe li me teḳtulūne enbiyā'e (a)llahi min ḳablu in kuntum mu'minīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَاve iƶāzaman
2قِيلَḳīleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledenildiği
3لَهُمْlehumonlara
4اٰمِنُواāminūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanın
5بِمَاbimāşeye
6اَنْزَلَenzeleن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirdiği
7اللّٰهُ(a)llahuAllah'ın
8قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelederler
9نُؤْمِنُnu'minuا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanırız
10بِمَاbimāşeye
11اُنْزِلَunzileن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirilen
12عَلَيْنَاǎleynābize
13وَيَكْفُرُونَve yekfurūneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretve inkar ederler
14بِمَاbimāşeyi
15وَرَاءَهُverā'ehuو ر يAteş yakmak/üretmek, dolaylı/belirsiz şekilde ima etmek, bir şeyi kastederken başka bir şeyi kastetmiş gibi yapmak, saklamak/gizlemek/örtmek, gizleyen/örten bir şeyin arkasında, yardımcı/takipçi.ondan sonra gelen
16وَهُوَve huvehalbuki o
17الْحَقُّl-Haḳḳuح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçek-doğru
18مُصَدِّقًاmuSaddiḳanص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.doğrulayan
19لِمَاli māşeyi
20مَعَهُمْmeǎhumyanlarında bulunan
21قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
22فَلِمَfe li meneden?
23تَقْتُلُونَteḳtulūneق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmaköldürüyordunuz
24اَنْبِيَٓاءَenbiyā'eن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygambernebiler
25اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
26مِنْmin
27قَبْلُḳabluق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekdaha önce
28اِنْingerçekten
29كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidiyseniz
30مُؤْمِنِينَmu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanıyor

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlara, Allah'ın indirdiğine inanın denince biz, bize indirilene inandık derler de ondan başkasına inanmazlar. Halbuki o, gerçektir, onlara inen kitabın gerçekliğini söyler. De ki: İnanmışsanız neden önceleri Tanrı peygamberlerini öldürdünüz?

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlara, Allahʼın indirdiğine inanın denince biz, bize indirilene inandık derler de ondan başkasına inanmazlar. Halbuki o, gerçektir, onlara inen kitabın gerçekliğini söyler. De ki: İnanmışsanız neden önceleri Tanrı peygamberlerini öldürdünüz?

Adem Uğur

Kendilerine: Allah'ın indirdiğine iman edin, denilince: Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inanırız, derler ve ondan başkasını inkâr ederler. Halbuki o Kur'an kendi ellerinde bulunan Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gelmiş hak kitaptır. (Ey Muhammed!) Onlara: Şayet siz gerçekten inanıyor idiyseniz daha önce Allah'ın peygamberlerini neden öldürüyordunuz? deyiver.

Ahmed Hulusi

Onlara, "Allah'ın inzal ettiğine iman edin" denildiğinde, "Biz bize inzal olana iman ederiz" derler ve başkasına inzal olanı reddederler. Oysa kendilerindekini tasdik edendir inzal olan! De ki: "Mademki size inzal olan hakikate iman ediyordunuz da niçin Allah Nebilerini öldürdünüz?"

Ahmet Tekin

Onlara: 'Allah’ın indirdiğine, Kur’ân’a imân edin' denildiği zaman: 'Biz kendimize indirilene, imân ediyoruz' diyorlar. Kendi kitaplarından sonra aynı kaynaktan indirileni, en mükemmel son vahyi; ellerindeki doğru bilgileri tasdik eden, hakça bir nizam içeren hak kitap Kur’ân’ı inkar ediyorlar. Onlara: 'Peki, imanınızda samimi idiyseniz, niçin daha önce Allah’ın nebilerini, peygamberlerini öldürdünüz?' diye sor.

Ahmet Varol

Onlara 'Allah'ın indirdiğine inanın' denildiği zaman 'Biz, bize indirilene inanıyoruz' derler ve ondan sonrakini (Kur'an-ı kerim'i) inkar ederler. Oysa o kendi yanlarındakini doğrulayıcı bir gerçektir. De ki: 'Eğer gerçekten iman sahibi iseniz bundan önce Allah'ın peygamberlerini niçin öldürüyordunuz?' [18]

Ali Bulaç

Onlara: "Allah'ın indirdiklerine iman edin" denildiğinde: "Biz, bize indirilene iman ederiz" derler ve ondan sonra olan (Kur'an)ı inkar ederler. Oysa o (Kur'an), yanlarındakini (Kitabı) doğrulayan bir gerçektir. (Onlara) De ki: "Eğer inanıyor idiyseniz, daha önce ne diye Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?"

Ali Fikri Yavuz

Yahûdi’lere: “Cenâb’ı Allah”ın indirdiği İncil ve Kur’an’a iman edin” denildiği zaman: “- Biz, bize indirilen Tevrat’a iman ederiz.” derler ve ondan başkasını inkâr ederler. Halbuki o Kur’an, onlardaki Tevrat’ı tasdik eden bir gerçektir. Habibim, sen onlara şöyle de: “- Mâdem ki Tevrat’a iman ediyorsunuz, daha önce gelen Allah’ın peygamberlerini niçin öldürüyordunuz?”

Ali Rıza Safa

Üstelik onlara, "Allah'ın indirdiğine inanın!" denildiğinde, "Biz, bize indirilene inanırız!" derler ve Ondan sonra geleni inkar ederler. Oysa O, yanlarında olanı doğrulayan gerçektir. De ki: "Madem inanmıştınız, Allah'ın peygamberlerini daha önce neden öldürdünüz?"

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine "Allah'ın indirdiğine inanın" denilince, "Biz sadece bize indirilen kitaba inanırız" derler ve ondan başkasını inkar ederler. Halbuki Kur'an, ellerinde bulunanı doğrulayıcı olarak gelmiş hak kitaptır. Onlara de ki, "Şayet siz gerçekten inanıyor idiyseniz, daha önce Allah'ın peygamberlerini neden öldürüyordunuz?"

Bekir Sadak

Onlara, «Allah'in indirdigine inanin» denildiginde «Bize indirilene inaniriz» deyip ondan sonra gelen Kuran'i inkar ederler; halbuki o, ellerinde bulunan Tevrat'i tasdik eden hak bir Kitab'dir. Onlara «Eger inaniyor idiyseniz nicin daha once Allah'in peygamberlerini olduruyordunuz?» diye sor.

Celal Yıldırım

Onlara: Allah'ın (rahmet olarak) indirdiğine (Kur'ân'a) inanın, denildiği zaman, «Biz, bize indirilene (Tevrat'a) inanırız» derler ve ondan başkasını inkâr ederler. Halbuki (Kur'ân) onların yanındakini (Tevrat'ı) tasdîk eden hak (bir kitab)dır. De ki: Eğer (cidden) mü'minler iseniz bundan önce neden Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz ?.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kendilerine, “Allah’ın indirdiğine iman edin” denilince, “Biz sadece bize indirilene inanırız” derler ve ondan başkasını inkâr ederler. Hâlbuki o Kur’an, kendi ellerinde bulunan Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gelmiş hak kitaptır. (Resulüm!) Onlara de ki: “Şayet siz gerçekten inanıyor idiyseniz daha önce Allah’ın peygamberlerini neden öldürüyordunuz?”

Diyanet İşleri

Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) iman edin" denilince, "Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inanırız" deyip, ondan sonra geleni (Kur'an'ı) inkar ederler. Halbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat'ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: "Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?"

Diyanet İşleri (eski)

Onlara, 'Allah'ın indirdiğine inanın' denildiğinde 'Bize indirilene inanırız' deyip ondan sonra gelen Kuran'ı inkar ederler; halbuki o, ellerinde bulunan Tevrat'ı tasdik eden hak bir Kitap'dır. Onlara 'Eğer inanıyor idiyseniz niçin daha önce Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?' diye sor.

Diyanet Vakfi

Kendilerine: Allah'ın indirdiğine iman edin, denilince: Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inanırız, derler ve ondan başkasını inkâr ederler. Halbuki o Kur'an, kendi ellerinde bulunan Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gelmiş hak kitaptır. (Ey Muhammed!) Onlara: Şayet siz gerçekten inanıyor idiyseniz daha önce Allah'ın peygamberlerini neden öldürüyordunuz? deyiver.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlara, «Allah ne indirdiyse ona iman edin.» denildiği zaman, onlar «Biz kendimize indirilene iman ederiz.» derler ve ondan başkasını inkâr ederler. Oysa yanlarındaki Tevrat'ı tasdik eden gerçek vahiy odur. Onlara de ki; «Peki madem gerçek mümin sizsiniz de ne diye daha önce Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlara: "Allah ne indirdiyse iman edin!" denildiği zaman: "Biz kendimize indirilene iman ederiz." derler de ötekini inkar ederler. Oysa yanlarındakini (Tevrat'ı) doğrulayacak odur. De ki: "Madem inanıyordunuz ne diye Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?"

Elmalılı Hamdi Yazır

"Allah ne indirdise iman edin" denildiği zaman da onlara "biz kendimize indirilene iman ederiz" derler de ötekine küfrederler, halbuki beraberlerindekini tasdık edecek hakk o, ya, de: İman ediyordunuz da niçin Allahın peygamberlerini öldürüyordunuz?

Erhan Aktaş

Onlara, "Allah'ın indirdiklerine iman edin." denildiğinde, "Biz, ancak bize indirilene iman ederiz." dediler. Ve ondan başkasını kabul etmezler. Oysa O, yanlarındakini tasdik eden, hak bir kitaptır. Onlara de ki: "Madem iman ediyordunuz, ne diye daha önce Allah'ın Nebilerini öldürüyordunuz?"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara, "Allah'ın indirdiklerine iman edin." denildiğinde, "Biz, ancak bize indirilene iman ederiz." dediler. Ve ondan başkasını kabul etmezler. Oysa O, yanlarındakini tasdik eden, hak bir kitaptır. Onlara de ki: "Madem inanıyordunuz, ne diye daha önce Allah'ın nebilerini öldürüyordunuz?"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara, "Allah'ın indirdiklerine iman edin." denildiğinde, "Biz, ancak bize indirilene iman ederiz." dediler. Ve ondan başkasını kabul etmezler. Oysa O, yanlarındakini tasdik eden, hak bir kitaptır. Onlara de ki: "Madem inanıyordunuz, ne diye daha önce Allah'ın nebilerini öldürüyordunuz?"

Fizilal-il Kuran

Onlara 'Allah'ın indirdiğine inanın» denildiği zaman; «Biz sadece bize indirilene inanırız» derler ve ellerindeki Tevrat'ı doğrulayıcı hakk bir kitap olduğu halde Tevrat'tan başkasına inanmazlar. Onlara de ki; «Madem ki, inanıyordunuz daha önce Allah'ın peygamberini niye öldürdünüz?

Gültekin Onan

Onlara "Tanrı'nın indirdiğine inanın" denildiğinde, "Biz bize indirilene inanırız" derler ve ondan sonrasına / başkasına / ötesine (veraehu) küfrederler. Oysa o / bu, yanlarındakini doğrulayan (musaddikan) gerçektir (hakk). De ki: "İnançlılar iseniz / idiyseniz neden daha önce Tanrı'nın nebilerini öldürüyordunuz?"

Hamdi Döndüren

Onlara, “Allah ne indirdiyse ona iman edin!” denildiği zaman, “Biz, sadece bize indirilmiş olana inanırız.” derdiler ve ondan başkasını inkâr ettiler. Oysa o (Kur’an), onların yanlarında bulunanı (Tevrat’ı) doğrulayan gerçektir. De ki: “Eğer siz gerçekten inanıyor idiyseniz, daha önce, Allah’ın peygamberlerini niçin öldürüyordunuz?”

Hasan Basri Çantay

Bir de onlara (Yahudilere) "Allahın indirdiği şey'e (Kur'ana) iman edin" denildiği zaman: "Biz, bize indirilen (Tevrat) a inanırız" der bir de ondan başkasına küfrederler. Halbuki o (gönderilen kitab) nezdlerindeki (Tevrat) ı doğrultan (bir) gerçekdir. De ki: (Habibim) "Öyle ise mü'minler idiniz de (Tevrata inanıyordunuz da) daha evvel Allahın peygamberlerini neye öldürüyordunuz?

Hasib Asutay

Kendilerine 'Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) inanın' denilince, 'Biz sadece bize indirilene inanırız' derler ve ondan başkasını inkâr ederler. Oysa o (Kur'an), yanlarındakini (Tevrat'ı) doğrulayan bir gerçektir. De ki, 'Eğer inanıyor idiyseniz daha önce neden Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?' (35) (35. Yani atalarınızın daha önce yaptığı bu çirkin olayı niçin onaylıyorsunuz?)

Hayrat Neşriyat

Hem onlara: 'Allah’ın indirdiğine îmân edin!' denildiği zaman: '(Biz sâdece) bize indirilene (Tevrât’a) îmân ederiz!' deyip, onun arkasındakini (Kur’ân’ı) inkâr ederler; hâlbuki o, yanlarında olanı tasdîk edici hak (bir Kitab)dır. (Ey Resûlüm! Onlara) de ki: 'Eğer mü’min kimseler idiyseniz, o hâlde daha önce Allah’ın peygamberlerini niçin öldürüyordunuz?'

İbni Kesir

Bir de onlara Allah'ın indirdiğine inanın, denilince; biz, bize indirilene inanırız derler. Ondan başkasını inkar ederler. Halbuki o beraberlerindekini tasdik eden bir kitabdır. De ki: İnanmış kimseler idiyseniz neden daha önce, Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?

Mehmet Okuyan

Kendilerine “Allah’ın indirdiğine iman edin!” denince, “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız.” derler ve ondan başkasını inkâr ederler. (Oysa) o (Kur’an), kendilerinde bulunanı (Tevrat’ın aslını) doğrulayıcı gerçektir. (Onlara) de ki: “Siz inanıyor idiyseniz peki daha önce Allah’ın peygamberlerini neden öldürüyordunuz?”

Muhammed Esed

Nitekim onlara: "Allah'ın indirdiğine inanın!" denildiğinde, "Biz (yalnızca) bize indirilene inanırız!" diye cevap verirler; ve zaten bildikleri bir gerçeği tasdik ve teyit eden bir hakikat bile olsa, sonra gelen her haberi inkar ederler. De ki: "Madem (gerçek) müminler idiniz neden Allah'ın önceki peygamberlerini öldürdünüz?"

Mustafa İslamoğlu

Kendilerine "Allah'ın indirdiğine inanın" denildiğinde, "Biz sadece kendimize indirilene inanırız" derler. Kendilerinde mevcut bir hakikati doğruladığı halde, daha sonra gelen her hakikati inkar ederler. Onlara; "Peki, eğer gerçekten inanmış idiyseniz daha önce Allah'ın (sizden olan) elçilerini neden öldürdünüz?" diye sor.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlara: «Allah'ın inzal ettiklerine imân ediniz,» denilince, «Biz, bizim üzerimize indirilmiş olana imân ederiz,» derler. Onun ötesindekini inkar ederler. Halbuki O da kendileriyle beraber olanı (Tevrat'ı) musaddık olan hak (bir kitap)tır. De ki: «Eğer siz imân etmiş kimseler iseniz, bundan evvel Allah'ın peygamberlerini ne için öldürüyordunuz?»

Ömer Öngüt

Bir de onlara: “Allah'ın indirdiğine iman edin!” denilince: “Biz sadece bize indirilene inanırız. ” derler ve ondan başkasını inkâr ederler. Halbuki o Kur'an, kendi ellerinde bulunan Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gelen hak Kitap'tır. Resulüm! De ki: “Şayet siz gerçekten inanmış kimseler idiyseniz, daha önce Allah'ın peygamberlerini neden öldürüyordunuz?”

Suat Yıldırım

Onlara: "Allah’ın indirdiği bu Kur’ân’a da iman edin!" denildiği vakit: "Biz sadece bize indirilene inanırız!" derler. Kur’ân, ellerindeki Tevrat’ı tasdik eden hak kitap olmasına rağmen, kendi kitaplarından başkasını inkâr ederler. Onlara de ki: "Size gönderilen Tevrat’a inanma iddianızda samimi iseniz, peki ne diye daha önce, Allahın nebîlerini öldürüyordunuz?

Süleyman Ateş

Onlara: "Allah'ın indirdiğine inanın!" denilse, "Bize indirilene inanırız." derler, ötesini kabul etmezler. Halbuki o, kendi yanlarında bulunanı doğrulayıcı bir gerçektir. De ki: "Gerçekten inanıyor idiyseniz neden daha önce Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?"

Süleymaniye Vakfı

Onlara, "Allah'ın indirdiğine inanıp güvenin!" denince, "Biz, bize indirilene inanıp güveniriz!" der, ardından geleni (Kur'an'ı) görmezlikte direnirler. Halbuki o, yanlarındakini tasdik edici özelliği olan bir gerçektir. De ki: "İnanıp güvenen kimselerseniz neden Allah'ın bundan önceki nebilerini /onların nebiliklerini öldürüyorsunuz?"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara, "Allah'ın indirdiğine inanıp güvenin!" denince, "Biz bize indirilene güveniriz!" der, gerisini görmezlikten gelirler. Halbuki o, tümüyle gerçektir ve yanlarındakini onaylayıcı özelliktedir. De ki "Kitabınıza inanıyordunuz da şimdiye kadar Allah'ın nebilerini ne diye öldürüyordunuz?"

Şaban Piriş

Onlara: -Allah'ın indirdiğine inanın, dendiği zaman: -Biz, bize indirilene inanırız, deyip ondan sonra geleni (Kur'an'ı) inkar ederler; halbuki O, ellerinde bulunan Tevrat'ı tasdik eden hak bir kitaptır, Onlara: -Gerçekten size indirilene inanıyor idiyseniz niçin daha önce Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz? de!

Tefhim-ul Kuran

Onlara: «Allah'ın indirdiklerine iman edin» denildiğinde: «Biz, bize indirilene iman ederiz» derler ve ondan sonra olan (Kur'an) ı inkâr ederler. Oysa o (Kur'an), yanlarındaki (Kitabı) doğrulayan bir gerçektir. (Onlara) De ki: «Eğer inanıyor idiyseniz, daha önce ne diye Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?»

Ümit Şimşek

Onlara 'Allah'ın indirdiğine iman edin' dendiğinde, 'Biz yalnız bize indirilene inanırız' derler; ondan başkasını inkâr ederler. Oysa o, ellerinde olanı doğrulayan hakkın tâ kendisidir. De ki: Eğer mü'min iseniz, bundan önce Allah'ın peygamberlerini niçin öldürdünüz?

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara, "Allah'ın indirmiş olduğuna inanın" denildiğinde şöyle konuşurlar: "Biz, bize indirilene inanırız." Ve ondan ötesini inkar ederler. Oysaki o, kendilerinin yanındakini doğrulayıcı bir gerçektir. Söyle onlara: "Madem iman sahibiydiniz, daha önce Allah'ın peygamberlerini niye öldürüyordunuz?"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlara: “Allahın nazil etdiyinə inanın!”– deyildikdə, onlar: “Biz özümüzə nazil edilənə inanırıq”– deyib onun ardınca gələni inkar edirlər. Halbuki Quran onların yanında olanı təsdiqləyən bir həqiqətdir. De: “Əgər siz inanan idinizsə, bəs nə üçün əvvəllər Allahın peyğəmbərlərini öldürürdünüz?”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlara: ″Allahın nazil etdiklərinə (İncilə və Qurʼana) inanın!″ – deyildikdə, onlar: ″Biz özümüzə göndərilənə (Tövrata) inanırıq″, -deyərək, ondan başqasını (sonrakını) inkar edirlər. Halbuki o (sonra göndərilən Qurʼan) onların əllərində olanı (Tövratı) təsdiq edən bir həqiqətdir. (Ya Rəsulum!) Onlara söylə: ″Əgər siz inanan kəslərsinizsə, bəs nə üçün əvvəllər Allahın peyğəmbərlərini öldürürdünüz?″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn ihnen gesagt wird: ʺGlaubt an die Offenbarung, die Gott herabgesandt hat!ʺ antworten sie: ʺWir glauben nur an das, was uns früher (in der Thora) herabgesandt worden war.ʺ Sie leugnen alles andere. Sie leugnen die Wahrheit, die ihre Schrift bestätigt. Sage ihnen: ʺWarum habt ihr die Propheten Gottes getötet, wenn ihr wirklich an das euch Offenbarte glaubt?ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn man zu ihnen sagt: ʺGlaubt an das, was Allah (als Offenbarung) herabgesandt hatʺ, sagen sie: ʺWir glauben an das, was zu uns (schon zuvor) herabgesandt worden istʺ, verleugnen aber das, was später (offenbart worden) ist, wo es doch die Wahrheit ist, das zu bestätigen, was ihnen (bereits) vorliegt. Sag: Warum habt ihr denn zuvor Allahs Propheten getötet, wenn ihr gläubig seid?

Almanca — M. A. Rassoul

Wenn ihnen gesagt wird: ʺGlaubt an das, was Allah herabgesandt hatʺ, sagen sie: ʺWir glauben an das, was uns herabgesandt wurdeʺ, während sie das leugnen, was danach kam, obgleich es um die Wahrheit geht, die das bestätigt, was in ihrem Besitz ist. Sprich: ʺWarum habt ihr also die Propheten Allahs vordem getötet, wenn ihr Gläubige seid?ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und als ihnen gesagt wurde: ʺVerinnerlicht den Iman an das, was ALLAH hinabsandte.ʺ, sagten sie: ʺWir verinnerlichen den Iman (nur) an das, was uns hinabgesandt wurde.ʺ Doch sie betreiben Kufr dem gegenüber, das nachfolgte, obwohl dies die Wahrheit ist, die das bestätigt, was sie bereits haben. Sag: ʺWeshalb habt ihr ALLAHs Propheten vorher getötet, solltet ihr Mumin sein?!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when they are told to acknowledge the statutes Allah has imparted to the Prophet Muhammad, the last of Allah’s Messengers carrying the enacted law entrusted by Allah, they say: "We only acknowledge what has been imparted to us," and they deny and renounce all else when they know the truth validating AL- Tawrah. Say to them, O Muhammad: "Why then did you slay Allah’s Prophets in the past if your hearts are truly faithful?"

Abdul Haleem

When it is said to them, ‘Believe in God’s revelations,’ they reply, ‘We believe in what was revealed to us,’ but they do not believe in what came afterwards, though it is the truth confirming what they already have. Say [Muhammad], ‘Why did you kill God’s prophets in the past if you were true believers?

Abdullah Yusuf Ali

When it is said to them, "Believe in what Allah Hath sent down, "they say, "We believe in what was sent down to us:" yet they reject all besides, even if it be Truth confirming what is with them. Say: "Why then have ye slain the prophets of Allah in times gone by, if ye did indeed believe?"

Abul A'la Maududi

When they are told: "Believe in what Allah has revealed," they say: “We believe only in what was revealed to us (Israel).” They deny everything else even though it be the Truth which confirms what they possess. Say (to them): “If indeed you are believers, why is it that in the past you killed the Prophets of Allah (who were from Israel)?”

Aisha Bewley

When they are told, ‘Have iman in what Allah has sent down,’ they say, ‘Our iman is in what was sent down to us,’ and they reject anything beyond that, even though it is the truth, confirming what they have. Say, ‘Why then, if you are muminun, did you previously kill the Prophets of Allah?’

Al-Hilali & Khan

And when it is said to them (the Jews), "Believe in what Allâh has sent down," they say, "We believe in what was sent down to us." And they disbelieve in that which came after it, while it is the truth confirming what is with them. Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم to them): "Why then have you killed the Prophets of Allâh aforetime, if you indeed have been believers?"

Ali Quli Qarai

And when they are told, ‘Believe in what Allah has sent down,’ they say, ‘We believe in what was sent down to us,’ and they disbelieve what is besides it, though it is the truth confirming what is with them. Say, ‘Then why would you kill the prophets of Allah formerly, should you be faithful?’

Amatul Rahman Omar

When it is said to them, `Believe in that (- the Qur'ân) which Allâh has sent down. ' They say, `We believe only in that (- the Torah) which has been sent down to us.' And they deny every thing other than that (and which has since been revealed); though it (- the Qur'ân) is the lasting truth and corroborates that which is already with them (in their own Scriptures). Say, `Why, then, did you seek to kill the Prophets of Allâh in former times if you were (real) believers (in the former Scriptures)?'

Arthur John Arberry

And when they were told, 'Believe in that God has sent down,' they said, 'We believe in what was sent down on us'; and they disbelieve in what is beyond that, yet it is the truth confirming what is with them. Say: 'Why then were you slaying the Prophets of God in former time, if you were believers?'

Bijan Moeinian

When they are told: "Believe in what God has sent to you, " they reply: “We [choose to] believe only in what is revealed to us (the prophets of our own race) and deny any [additional] revelations. ” This in spite of the fact that it is the truth; confirming what is with them. If it is so, ask them: “Then how come you killed the prophets of God who were chosen from among yourselves, if you consider yourselves as believers?”

E. Henry Palmer

And when they are told to believe in what God has revealed, they say, 'We believe in what has been revealed to us;' but they disbelieve in all beside, although it is the truth confirming what they have. Say, 'Wherefore did ye kill God's prophets of yore if ye were true believers?'

Edip-Layth

If it is said to them, "Acknowledge what God has sent down," they say, "We acknowledge only what was sent down to us," and they do not appreciate what came after it, while it is the truth authenticating what is with them. Say, "Why then did you fight/kill God's prophets if you were those who acknowledge?"

George Sale

When one saith unto them, believe in that which God hath sent down; they answer, we believe in that which hath been sent down unto us: And they reject what hath been revealed since, although it be the truth, confirming that which is with them. Say, why therefore have ye slain the prophets of God in times past, if ye be true believers?

Hamid S. Aziz

And when they are told to believe in what Allah has revealed, they say, "We believe in what has been revealed to us only;" but they disbelieve in all beside, although it is the truth confirming what they have. Say, "Why did you kill Allah's prophets in past times if you were true believers?"

Mahmoud Ghali

And when it was said to them, "Believe in what Allah has sent down, " they said, "We believe in what was sent down on us, " and they disbelieve in what is beyond it, and it is the Truth sincerely (verifying) what is with them. Say, "Why then did you kill the Prophesiers (i.e. Prophets) of Allah earlier in case you are believers?"

Marmaduke Pickthall

And when it is said unto them: Believe in that which Allah hath revealed, they say: We believe in that which was revealed unto us. And they disbelieve in that which cometh after it, though it is the truth confirming that which they possess. Say (unto them, O Muhammad): Why then slew ye the prophets of Allah aforetime, if ye are (indeed) believers?

Mohamed Ahmed - Samira

They bartered their lives ill denying the revelation of God out of spite that God should bestow His grace among His votaries on whomsoever He will, and thus earned wrath upon wrath. The punishment for disbelievers is ignominious.

Muhammad Asad

For when they are told, "Believe in what God has bestowed from on high," they reply, "We believe [only] in what has been bestowed on us"-and they deny the truth of everything else, although it be a truth confirming the one already in their possession. Say "Why, then, did you slay God's prophets aforetime, if you were (truly] believers?"

Mustafa Khattab

When it is said to them: "Believe in what Allah has revealed," they reply, “We only believe in what was sent down to us,” and they deny what came afterwards, though it is the truth confirming their own Scriptures! Ask ˹them, O  Prophet˺, “Why then did you kill Allah’s prophets before, if you are ˹truly˺ believers?”

Progressive Muslims

And if it is said to them: "Believe in what God has sent down;" they Say: "We believe only in what was sent down to us, " and they reject what came after it, while it is the truth authenticating what is with them. Say: "Why then did you kill God's prophets if you were believers"

Sahih International

And when it is said to them, "Believe in what Allah has revealed," they say, "We believe [only] in what was revealed to us. " And they disbelieve in what came after it, while it is the truth confirming that which is with them. Say, "Then why did you kill the prophets of Allah before, if you are [indeed] believers?"

Sam Gerrans

And when it is said to them: “Believe in what God has sent down,” they say: “We believe in what was sent down to us,” and they deny what is beyond it, when it is the truth confirming what is with them. Say thou: “Why then killed you the prophets of God before, if you be believers?”

Shabbir Ahmed

And when it is said to them, "Be graced with belief in what Allah has revealed," they say, "We only accept that which has been handed over to us. " And they deny that which comes after it, though it is the Truth confirming the authentic that is with them. Say, "Why then did you oppose and slay the Prophets of Allah, if you were indeed believers (in the earlier Revelations)?"

Syed Vickar Ahamed

And when it is said to them, "Believe in what Allah has sent down," they say, "We believe in what was sent down to us:" Yet they reject everything that which came after it, while it be Truth confirming what is with them. Say, (O Prophet): "Why then have you killed the prophets of Allah in earlier times, if you did truly believe."

Taqi Usmani

When it is said to them, "Believe in what Allah has revealed," they say, “We believe in what has been revealed to us” - and they deny what is beyond it, whereas that is the truth which confirms what is with them. Say, “Why then have you been slaying the prophets of Allah earlier, if you were believers?”

The Monotheist Group

And if it is said to them: "Believe in what God has sent down;" they say: "We believe only in what was sent down to us," and they reject what came after it, while it is the truth authenticating what is with them. Say: "Why then did you kill the prophets of God if you were believers?"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quand on leur dit: ʺCroyez à ce quʹAllah a fait descendreʺ, ils disent: ʺNous croyons à ce quʹon a fait descendre à nousʺ. Et ils rejettent le reste, alors quʹil est la vérité confirmant ce quʹil y avait déjà avec eux. - Dis: ʺPourquoi donc avez-vous tué auparavant les prophètes dʹAllah, si vous étiez croyants?ʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema ji wan re tê gotin: “Bi ya ku Xwedê nazil kiriye bawerî bînin.” Dibêjin: “Em bi ya ku ji me re hatiye şandin bawerî tînin.” Ew ji bilî wê yên din mandele dikin. Hal ev e ku Qur’an heq e û ya ku bi wan re ye jî rast didêre. (Ya Muhemmed!) Bibêje: Eger hûn bera (bi Tewratê) bawermend bûn, naxwe çima we berî niha pêxemberên Xwedê dikuştin?!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En als er tot hen gezegd wordt: ʺGelooft in wat God heeft neergezondenʺ zeggen zij: ʺWij geloven in wat tot ons is neergezonden.ʺ En zij geloven niet in wat erna gekomen is, terwijl dat juist de waarheid is, ter bevestiging van wat zij hebben. Zeg: ʺWaarom hebben jullie dan vroeger Gods profeten gedood, als jullie gelovig zijn?ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zegt men hun: Gelooft wat God heeft geopenbaard, dan antwoorden zij: Wij gelooven slechts aan datgene, wat ons werd geopenbaard, en zoo loochenen zij al het daarop volgende, hoewel het waarheid is en het vroegere slechts bevestigt. Zeg hun: Waarom hebt gij dan, als gij geloovigen zijt de vroegere profeten Gods gedood?

Hollandaca — Siregar

en als er tot hen gezegd wordt: ʺGelooft in wat Allah heeft neergezonden,ʺ zeggen zij: ʺWij geloven in wat aan ons is neergezonden.ʺ En zij geloven niet in wat erna is (neergezonden), terwijl het de waarheid is, bevestigend wat zich bij hen bevindt. Zeg (O moehammad): ʺWaarom hebben jullie dan vroeger de profeten van Allah gedood, als jullie gelovigen zijn?ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда (Пророк или верующие) скажут им [иудеям]: «Уверуйте в то, что ниспослал Аллах [в Коран]!», они [иудеи] говорят: «Мы веруем в то, что ниспослано нам [в Тору]», но они проявляют неверие в то [в Коран], что за этим [после этого], хотя это [Коран] – истина, подтверждающая истинность того [Торы], что с ними [с иудеями]. Скажи (им): «Почему же вы убивали [[Убийство пророков является проявлением неверия иудеев в посланников Аллаха.]] пророков Аллаха раньше, если вы верующие [если веруете в то, что ниспослал Аллах вам]?»

Rusça — Osmanov

Когда им говорят: ʺУверуйте в то, что ниспослал Аллахʺ, - они отвечают: ʺМы веруем в то, что было ниспослано намʺ, но не веруют тому, что сверх того, хотя это (т. е. Коран) - истина, подтверждающая то, что уже с ними. Спроси их: ʺПочему вы убивали пророков Аллаха, если вы верующие?ʺ