Bakara Suresi 224. Ayet — Elfaz
İyilik etmemek, takvaya sarılmamak, insanlar arasını ıslah etmemek yolundaki yeminlerinize Allah'ı siper yapmayın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
1وَلَاve lāBağlaç+Nehiy Edatı (Olumsuzluk Edatı)
2تَجْعَلُواtec'ǎlūkılmayınMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak
3اللّٰهَ(a)llaheAllah'ıLafza-i Celal
4عُرْضَةًǔrDetenengelİsimع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.
5لِاَيْمَانِكُمْli eymānikumyeminlerinizeHarf-i Cer+İsim+Zamirي م نSağ taraf, sağ, sağ el, yemin, kutsama, sağa yönlendirmek, bereket sebebi olmak, müreffeh/şanslı/talihli.
6اَنْenMasdar Harfi
7تَبَرُّواteberrūiyilik etmenizeMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabب ر رİyilik yapmak, ihsan etmek, doğru olmak, sadık olmak, gerçek olmak, yemin etmek, haklı çıkmak, yerine getirmek, sözünde durmak
8وَتَتَّقُواve tetteḳūve sakınmanızaBağlaç+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · İfti'âl Bâbıو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişi
9وَتُصْلِحُواve tuSliHūve düzetmeyeBağlaç+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.
10بَيْنَbeynearasınıMekan Zarfıب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
11النَّاسِn-nāsiinsanlarınMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.
12وَاللّٰهُve(a)llahuAllahİsti'nafiye Edatı+Lafza-i Celal
13سَمِيعٌsemīǔnişitendirİsimس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak
14عَلِيمٌǎlīmunbilendirSıfatع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname