Nitekim kendi aranızdan, size ayetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.

كَمَا اَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولًا مِنْكُمْ يَتْلُوا عَلَيْكُمْ اٰيَاتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُمْ مَا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَ

ke mā erselnā fīkum rasūlen minkum yetlū ǎleykum āyātinā ve yuzekkīkum ve yuǎllimukumu l-kitābe ve l-Hikmete ve yuǎllimukum mā lem tekūnū teǎ'lemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1كَمَاke māgibi
2اَرْسَلْنَاerselnāر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalegönderdiğimiz
3فِيكُمْfīkumkendi içinizden
4رَسُولًاrasūlenر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalebir elçi
5مِنْكُمْminkumsizden olan
6يَتْلُواyetlūت ل وTakip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek.okuyan
7عَلَيْكُمْǎleykumsize
8اٰيَاتِنَاāyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimizi
9وَيُزَكِّيكُمْve yuzekkīkumز ك وArttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak, sadaka, zekatve sizi temizleyen
10وَيُعَلِّمُكُمُve yuǎllimukumuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameve size öğreten
11الْكِتَابَl-kitābeك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetKitabı
12وَالْحِكْمَةَve l-Hikmeteح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.ve hikmeti
13وَيُعَلِّمُكُمْve yuǎllimukumع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameve size öğreten
14مَاşeyleri
15لَمْlem
16تَكُونُواtekūnūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolduğunuz
17تَعْلَمُونَteǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilmiyor

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Nasıl ki içinizden size bir Peygamber gönderdik. Size âyetlerimizi okumada, ahlâkınızı temiz bir hale koymada. Size kitap ve hikmet öğretmede ve bilmediğiniz şeyler hakkında size malûmat verip sizi bilgi sahibi etmede.

Abdulkadir Gölpınarlı

Nasıl ki içinizden size bir Peygamber gönderdik. Size âyetlerimizi okumada, ahlâkınızı temiz bir hale koymada. Size kitap ve hikmet öğretmede ve bilmediğiniz şeyler hakkında size malûmat verip sizi bilgi sahibi etmede.

Adem Uğur

Nitekim kendi içinizden size âyetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab'ı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi size öğreten bir Resûl gönderdik.

Ahmed Hulusi

Nitekim, içinizden (hakikati dillendirmek üzere) Rasul irsal ettik (açığa çıkardık); ayetlerimizi (varlığın hakikati oluşumuza dair işaretleri) size tilavet ediyor (okuyup anlatıyor), sizi arındırıyor ve Kitabı (hakikat ve Sünnetullah bilgisini), Hikmeti (varlığın oluş sistem ve düzenini, oluş mekanizmasını) ve bilmediklerinizi öğretiyor.

Ahmet Tekin

Üzerinizdeki nimetimizi tamamlamak için, kendi içinizden, size âyetlerimizi okuyan, içinizi dışınızı temizleyip sizi, vicdanınızı arındıran, size okuma yazmayı, kitabına, Kur’ân’a vukufu, ilmi, hikmeti, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgisini, sünnetini öğreten, size akılla ve düşünerek bilemeyeceğiniz şeyleri gösteren, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere bir rasül, bir peygamber gönderdik.

Ahmet Varol

Nitekim içinizde, size ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran ve size Kitab'ı ve hikmeti öğreten, daha önceden bilmediğiniz şeyleri bildiren, sizden bir peygamber gönderdik.

Ali Bulaç

Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik.

Ali Fikri Yavuz

Nitekim nimetimin tamamlanması meyanında sizden (içinizden) size bir Rasûl gönderdik. Size âyetlerimizi okuyor, sizi şirk ve günahlardan temizliyor, size Kur’an’ı ve helâl ile haramı öğretiyor, size bilmediğiniz şeriat hükümlerini bildiriyor.

Ali Rıza Safa

Nitekim ayetlerimizi size okuyan, hem sizi arındıran hem Kitap'ı ve bilgeliği size öğreten hem de bilmediklerinizi öğreten, kendi aranızdan bir elçi gönderdik.

Bayraktar Bayraklı

Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size kitabı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi öğreten bir peygamber gönderdik.

Bekir Sadak

Nitekim Biz size, ayetlerimizi okuyacak, sizi her kotulukten aritacak, size kitabi ve hikmeti ogretecek ve bilmediklerinizi bildirecek aranizdan, bir Peygamber gonderdik.

Celal Yıldırım

Nitekim içinizden size bir peygamber gönderdik, sizi (ruhunuzun yüceliğiyle ters düşen, insanlığınızın ölçüsünü zedeleyen, ebedî mutluluğunuza engel olan her kötü şeyden) temizler; size kitap ve hikmeti öğretir; size bilmediğiniz şeyleri öğretip belletir.

Diyanet İşleri

Nitekim kendi aranızdan, size ayetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.

Diyanet İşleri (eski)

Nitekim Biz size, ayetlerimizi okuyacak, sizi her kötülükten arıtacak, size kitabı ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek aranızdan, bir Peygamber gönderdik.

Diyanet Vakfi

Nitekim kendi içinizden size âyetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab'ı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi size öğreten bir Resûl gönderdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Nitekim içinizden size bir peygamber gönderdik. O size âyetlerimizi okuyor, sizi temizliyor, size kitabı ve hikmeti öğretiyor. Size bilmediğiniz şeyleri öğretiyor.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Nitekim içinizde size ayetlerimizi okuyan, sizi tertemiz yapan, size kitap ve hikmet öğreten ve size bilmediğiniz şeyleri öğreten, sizden bir elçi gönderdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Netekim içinizde sizden bir Resul gönderdik, size ayetlerimizi okuyor, sizi tezkiye ediyor, size kitab, hikmet öğretiyor, size bilmediğiniz şeyleri öğretiyor

Erhan Aktaş

Nitekim içinizden, size ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size Kitap'ı ve Hikmet'i öğreten, size bilmediğiniz şeyleri öğreten bir Resul gönderdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Nitekim içinizden, size ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size Kitap'ı ve Hikmet'i öğreten, size bilmediğiniz şeyleri öğreten bir Resul gönderdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Nitekim içinizden, size ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size Kitap'ı ve Hikmet'i öğreten, size bilmediğiniz şeyleri öğreten bir Rasul gönderdik.

Fizilal-il Kuran

Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab'ı, hikmeti ve daha önce bilmediğiniz birçok şeyi öğreten bir peygamber gönderdik.

Gültekin Onan

Öyle ki, size kendinizden, size ayetlerimi okuyacak, sizi arındıracak, size kitap ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek-öğretecek bir elçi gönderdik.

Hamdi Döndüren

Nitekim kendi içinizden size bir peygamber gönderdik. O size âyetlerimizi okuyor, sizi arındırıyor, size kitabı ve hikmeti öğretiyor. Size bilmediğiniz şeyleri öğretiyor.

Hasan Basri Çantay

Nitekim içinizde kendinizden bir peygamber gönderdik ki o, size ayetlerimizi okuyor, sizi (Allaha eş tutmakdan, günahlardan, maddi ve ma'nevi kötülüklerden kurtarıb) tertemiz yapıyor, size Kitab (Kur'anı) ve hikmeti (içinde bulunan hükümleri) öğretiyor, bilmediğiniz şeyleri size bildiriyor.

Hasib Asutay

Nitekim kendi içinizden size âyetlerimizi okuyan, sizi (kötülüklerden) arındıran, size Kitab'ı, hikmeti ve bilmediklerinizi öğreten bir peygamber gönderdik.

Hayrat Neşriyat

Nitekim içinizde sizden bir peygamber gönderdik; size âyetlerimizi okuyor, sizi (günahlardan) temizliyor, size Kitâb’ı ve hikmeti (Kitabdaki hükümleri) öğretiyor ve size bilmiyor olduğunuz şeyleri öğretiyor.

İbni Kesir

Nitekim size içinizden; ayetlerimizi okuyan, sizi tezkiye eden kitabı ve hikmeti öğreten ve bilmediğiniz şeyleri bildiren bir peygamber gönderdik

Mehmet Okuyan

Nitekim size kendi içinizden, ayetlerimizi tilavet eden (okuyup aktaran), sizi (kötülüklerden) arındıran, size Kitabı ve hikmeti (doğru hüküm verme yeteneğini) bildiren, bilmediklerinizi size öğreten bir elçi gönderdik.

Muhammed Esed

Nitekim size, mesajlarımı iletmesi, sizi arındırması, vahiy ve hikmeti bildirmesi ve bilmediklerinizi öğretmesi için içinizden bir elçi gönderdik.

Mustafa İslamoğlu

İşte böylece, içinizden size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size ilahi mesajı ve hikmeti öğretecek ve ayrıca bilmediklerinizi size bildirecek bir elçi gönderdik.

Ömer Nasuhi Bilmen

Nitekim sizin içinizden sizden bir resûl gönderdik ki, size Bizim âyetlerimizi okuyor ve sizleri tezkiye ediyor ve sizlere kitap, hikmet talîm eyliyor. Ve sizlere bilmediğiniz şeyleri öğretiyor.

Ömer Öngüt

Nitekim kendi içinizden size âyetlerimizi okuyacak, sizi tezkiye edecek temizleyecek, size kitap ve hikmeti öğretecek, bilmediklerinizi size öğretecek bir Peygamber gönderdik.

Suat Yıldırım

Nitekim, size âyetlerimizi okuması, Sizi tertemiz hale getirmesi, size kitap ve hikmeti ve bilmediğiniz nice şeyleri öğretmesi için sizden birini elçi gönderdik.

Süleyman Ateş

Nitekim kendi içinizden, size ayetlerimizi okuyan, sizi temizleyen, size Kitabı, hikmeti ve bilmediklerinizi öğreten bir Elçi gönderdik.

Süleymaniye Vakfı

Nitekim içinizden birini size elçi olarak gönderdik. O size, ayetlerimizi bağlantılarıyla okuyor, sizi geliştiriyor, kitabı ve hikmeti öğretiyor. O size bilmediğiniz şeyleri öğretiyor.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Nitekim (iyiliklerimi tamamlayayım diye) içinizden size bir elçi gönderdim. O size ayetlerimizi okur, sizi geliştirir, size Kitab'ı ve hikmeti öğretir, size bilmediğinizi öğretir.

Şaban Piriş

Nitekim size, kendi içinizden ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten ve bilmediğiniz şeyleri de belleten bir elçi gönderdik.

Tefhim-ul Kuran

Öyleki içinizde kendinizden size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir peygamber gönderdik.

Ümit Şimşek

Nitekim size kendi içinizden bir elçi gönderdik ki size âyetlerimizi okur, sizi arındırır, size kitabı ve hikmeti öğretir, daha başka bilmediğiniz şeyleri de öğretir.

Yaşar Nuri Öztürk

Nitekim size aranızdan bir resul göndermişiz; size ayetlerimizi okuyor, sizi temizleyip arıtıyor, size Kitap'ı ve hikmeti öğretiyor, size, daha önce bilmediklerinizi belletiyor.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Həmçinin öz içərinizdən ayələrimizi sizə oxuyan, sizi günahlardan təmizləyən, Kitabı və hikməti sizə öyrədən, habelə bilmədiklərinizi də sizə öyrədən bir Elçi göndərdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Həmçinin (neʼmətimizi tamamlamaq məqsədilə) sizə ayələrimizi oxumaq, sizi (günahlardan) təmizləmək, Kitabı (Qurʼanı), hikməti (şəriəti, halalla haramı) və bilmədiklərinizi öyrətmək üçün sizə öz içərinizdən bir peyğəmbər göndərdik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben einen unter euch auserkorenen Gesandten zu euch geschickt, der euch Unsere offenbarten Verse vorträgt, euch läutert, euch das Buch, die Weisheit und ein Wissen lehrt, das ihr vorher nicht hattet.

Almanca — Der Edle Quran

So, wie Wir zu euch einen Gesandten von euch geschickt haben, der euch Unsere Worte verliest und euch läutert und euch die Schrift und die Wahrheit lehrt und euch lehrt, was ihr nicht wußtet.

Almanca — M. A. Rassoul

Wie Wir auch unter euch einen Gesandten aus eurer Mitte erstehen ließen, der euch Unsere Verse verliest und euch läutert und euch das Buch und die Weisheit lehrt und euch lehrt, was ihr nicht wußtet

Almanca — Muhammad Zaidan

wie WIR zu euch einen Gesandten von euch entsandten, der euch Unsere Ayat vorträgt, euch läutert, euch die Schrift und die Weisheit lehrt und euch das lehrt, was ihr vorher nicht wußtet.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Even as We sent to you people a Prophet from among you to recite to you Our revelations, and impart sanctity, teach you the Book and acquaint your hearts with wisdom and with what you did not knew intellectually nor spiritually.

Abdul Haleem

just as Wehave sent among you a Messenger of your own to recite Our revelations to you, purify you and teach you the Scripture, wisdom, and [other] things you did not know.

Abdullah Yusuf Ali

A similar (favour have ye already received) in that We have sent among you a Messenger of your own, rehearsing to you Our Signs, and sanctifying you, and instructing you in Scripture and Wisdom, and in new knowledge.

Abul A'la Maududi

Just as when We sent among you a Messenger of yourselves, who recites to you Our Signs, purifies your lives, instructs you in the Book and in Wisdom, and instructs you what you did not know.

Aisha Bewley

For this We sent a Messenger to you from among you to recite Our Signs to you and purify you and teach you the Book and Wisdom and teach you things you did not know before.

Al-Hilali & Khan

Similarly (to complete My Blessings on you), We have sent among you a Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم) of your own, reciting to you Our Verses (the Qur’ân) and purifying you, and teaching you the Book (the Qur’ân) and the Hikmah (i.e. Sunnah, Islâmic laws and Fiqh - jurisprudence), and teaching you that which you used not to know.

Ali Quli Qarai

As We sent to you an Apostle from among yourselves, who recites to you Our signs, and purifies you, and teaches you the Book and wisdom, and teaches you what you did not know.

Amatul Rahman Omar

Just as (the Ka`bah is a means to your guidance so, ) We have sent to you a great Messenger from among yourselves who recites to you Our Messages and purifies you and teaches you the Book and the Wisdom and teaches you what you did not know.

Arthur John Arberry

as also We have sent among you, of yourselves, a Messenger, to recite Our signs to you and to purify you, and to teach you the Book and the Wisdom, and to teach you that you knew not.

Bijan Moeinian

An example of my blessing is choosing a Prophet from among yourselves who is reading my revelations to you, purifying you, teaching you the Scripture and wisdom as well as what you never knew.

E. Henry Palmer

Thus have we sent amongst you an apostle of yourselves, to recite to you our signs, to purify you and teach you the Book and wisdom, and to teach you what ye did not know;

Edip-Layth

As We have sent a messenger to you from amongst yourselves; they recite Our signs to you. Thereby he purifies you, teaches you the book and the wisdom, and teaches you what you did not know.you what you did not know.

George Sale

As we have sent unto you an apostle from among you, to rehearse our signs unto you, and to purify you, and to teach you the book of the Koran and wisdom, and to teach you that which ye knew not:

Hamid S. Aziz

Thus (similarly) have We sent amongst you an apostle from yourselves, to recite to you Our signs, to purify you and teach you the Book and wisdom, and to teach you what you did not know;

Mahmoud Ghali

Just as We have sent among you a Messenger of yourselves, to recite Our ayat (Signs, verses) to you, and to cleanse you, and to teach you the Book and (the) Wisdom, and to teach you that which you did not know.

Marmaduke Pickthall

Even as We have sent unto you a messenger from among you, who reciteth unto you Our revelations and causeth you to grow, and teacheth you the Scripture and wisdom, and teacheth you that which ye knew not.

Mohamed Ahmed - Samira

Whichever place you come from turn towards the Holy Mosque, and wherever you are, turn your faces towards it so that people may have no cause for argument against you, except such among them as are wicked. But do not fear them, fear Me that I may accomplish My favours on you, and you may find the right way perchance.

Muhammad Asad

Even as We have sent unto you an apostle from among yourselves to convey unto you Our messages, and to cause you to grow in purity, and to impart unto you revelation and wisdom, and to teach you that which you knew not:

Mustafa Khattab

Since We have sent you a messenger from among yourselves—reciting to you Our revelations, purifying you, teaching you the Book and wisdom, and teaching you what you never knew—

Progressive Muslims

As We have sent a messenger to you from amongst yourselves to recite Our revelations to you, and purify you, and teach you the Scripture and the wisdom, and teach you what you did not know.

Sahih International

Just as We have sent among you a messenger from yourselves reciting to you Our verses and purifying you and teaching you the Book and wisdom and teaching you that which you did not know.

Sam Gerrans

Like as I have sent to you a messenger from among you reciting to you Our proofs and increasing you in purity and teaching you the Writ and wisdom and teaching you what you knew not,

Shabbir Ahmed

Hence, We have sent unto you a Messenger from among your own who conveys to you Our Revelations and teaches you how to grow in goodness by helping people. And he empowers you with the Book of Allah, and the Wisdom therein, the knowledge you did not have before.

Syed Vickar Ahamed

A similar (favor have you already received) in that We have sent among you a messenger (the Prophet) of your own, reciting to you Our Signs, and purifying you, and instructing you in Scripture and Wisdom, and in new Knowledge

Taqi Usmani

As also We have sent in your midst a messenger from among you, who recites to you Our verses, and purifies you, and teaches you the Book and the wisdom, and teaches you what you did not know.

The Monotheist Group

As We have sent a messenger to you from among yourselves to recite Our revelations to you, and purify you, and teach you the Book and the wisdom, and teach you what you did not know.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ainsi, Nous avons envoyé parmi vous un messager de chez vous qui vous récite Nos versets, vous purifie, vous enseigne le Livre et la Sagesse et vous enseigne ce que vous ne saviez pas.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Her wiha me pêxemberek ji nav we ji bo we şand da ku ayetên me ji we re bixwîne, we (ji qirêja şirkê) paqij bike, we hînî Qur’an û hîkmetê bike û we fêrî ya ku hûn pê nizanin bike.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben immers ook tot jullie een gezant uit jullie midden gezonden die jullie Onze tekenen voorleest, die jullie loutert en die jullie het boek en de wijsheid onderwijst en die jullie onderwijst wat jullie niet wisten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij hebben u een apostel uit uw midden gezonden, om u onze wonderen te brengen; om u te reinigen en u het boek en wijsheid te leeren, en u te onderrichten nopens datgene wat ge nog niet weet.

Hollandaca — Siregar

Zoals Wij een Boodschapper uit jullie midden zonden, die aan jullie Onze Verzen voorleest, die jullie reinigt, die jullie het Boek (de Koran) en de Wijsheid onderwijst en die jullie onderwijst wat jullie niet weten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

как Мы послали к вам посланника [пророка Мухаммада] из (числа) вас (самих же), (который) читает вам Наши знамения [доводит их до вас так, как слышит], и очищает вас (от ошибок в вопросах веры и поклонения и от плохих нравственных качеств), и обучает вас Писанию [Корану] и мудрости (как в тонкостях предписания [шариата] Аллаха, так и во всех жизненных делах) и обучает вас тому (в этом), чего вы не знали раньше.

Rusça — Osmanov

А еще я ниспослал вам Посланника из вашей среды, который читает вам Наши аяты, очищает вас [от скверны], обучает Писанию и мудрости, а также тому, чего вы до этого не знали.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och så har Vi (gett er Vår välsignelse) när Vi sände till er ett sändebud ur er egna led, för att framföra Våra budskap till er och rena er (från avgudadyrkan och all annan synd) och undervisa er i Skriften och (profeternas) visdom och lära er vad ni inte visste.