Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden birtakımı bile bile gerçeği gizlerler.
اَلَّذِينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ اَبْنَٓاءَهُمْ وَاِنَّ فَرِيقًا مِنْهُمْ لَيَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
(e)lleƶīne āteynāhumu l-kitābe yeǎ'rifūnehu ke mā yeǎ'rifūne ebnā'ehum ve inne ferīḳan minhum le yektumūne l-Haḳḳa ve hum yeǎ'lemūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Kendilerine kitap indirdiğimiz kimseler, Peygamberi, oğullarını tanır gibi tanırlar. Tanırlar ama gene de içlerinden bir kısmı bile-bile gerçeği gizler.
Abdulkadir Gölpınarlı
Kendilerine kitap indirdiğimiz kimseler, Peygamberi, oğullarını tanır gibi tanırlar. Tanırlar ama gene de içlerinden bir kısmı bile-bile gerçeği gizler.
Adem Uğur
Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitaptaki peygamberi), öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir gurup bile bile gerçeği gizler.
Ahmed Hulusi
Kendilerine (Kitap) Bilgi verdiklerimizden bir kısmı Onu kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Onlardan bir grup bilerek Hakk'ı gizlerler.
Ahmet Tekin
Kendilerine kutsal kitapları, Tevrat’ı, İncil’i verdiklerimiz onu, Muhammed’i, öz oğullarını bildikleri gibi, kitaplarında zikredilen özellikleri sebebiyle tanırlar. Böyle iken içlerinden bir kısmı bile bile hakikati, onun Hak Peygamber olduğunu gizliyorlar.
Ahmet Varol
Kendilerine daha önce Kitab vermiş olduklarımız onu kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Yine de onlardan bir grup bile bile gerçeği gizlerler.
Ali Bulaç
Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi), çocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir bölümü, bildikleri halde gerçeği gizlerler.
Ali Fikri Yavuz
Kendilerine kitap verdiklerimiz, Hazreti Peygamberi, öz oğullarını tanır gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden bir topluluk hak ve hakikatı bile bile gizlerler.
Ali Rıza Safa
Kitap verdiklerimiz, kendi oğullarını tanıdıkları gibi Onu tanırlar. Aslında, onların arasından bir küme, bilmesine karşın gerçeği gizliyor.
Bayraktar Bayraklı
Kendilerine kitap verdiklerimiz, peygamberi, çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir grup, bile bile gerçeği gizler.
Bekir Sadak
Kendilerine Kitab verdiklerimiz, onu (peygamberi) ogullarini tanidiklari gibi tanirlar. Onlardan bir takimi, dogrusu bile bile hakki gizlerler.
Celal Yıldırım
Kendilerine kitap verdiklerimiz (Yahudiler ile Hıristiyanlar) O'nu (son peygamberi) öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Bununla beraber onlardan bir kısmı bilip durdukları halde hakkı gizlerler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Kendilerine kitap verdiklerimiz onu kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Yine de içlerinden bir grup bile bile gerçeği saklıyorlar.
Diyanet İşleri
Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden birtakımı bile bile gerçeği gizlerler.
Diyanet İşleri (eski)
Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Onlardan bir takımı, doğrusu bile bile hakkı gizlerler.
Diyanet Vakfi
Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitaptaki peygamberi), öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir gurup bile bile gerçeği gizler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
O kendilerine kitap verdiğimiz ümmetlerin âlimleri onu o peygamberi oğullarını tanır gibi tanırlar, böyle iken içlerinden bir takımı gerçeği bile bile gizlerler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Kendilerine kitap verdiğimiz toplumların alimleri, peygamberi, oğullarını tanır gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden bir takımı, gerçeği bile bile gizlerler.
Elmalılı Hamdi Yazır
O kendilerine kitab verdiğimiz ümmetlerin uleması onu -o Peygamberi- oğullarını tanır gibi tanırlar, böyle iken içlerinden bir takımı hakkı bile bile ketmederler
Erhan Aktaş
Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, O'nu öz oğullarını bildikleri gibi bilirler. Buna rağmen içlerinden bir zümre, bile bile gerçeği gizlemektedir.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, O'nu öz oğullarını bildikleri gibi bilirler. Buna rağmen içlerinden bir zümre, bile bile gerçeği gizlemektedir.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, O'nu öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir zümre, bile bile gerçeği gizlemektedir.
Fizilal-il Kuran
Kendilerine kitap verdiklerimiz O'nu (Muhammed'i) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Fakat onlardan bir grup, bile bile gerçeği gizler.
Gültekin Onan
Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir bölümü bildikleri halde gerçeği gizlerler.
Hamdi Döndüren
Kendilerine kitap verdiklerimiz, o Peygamberi kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen, içlerinden bir grup gerçeği bile bile gizlerler!
Hasan Basri Çantay
Kendilerine Kitab verdiklerimiz onu (o peygamberi) Öz oğulları gibi tanırlar, öyle iken içlerinden bir güruh, kendileri bilib durdukları halde, yine mutlakaa Hakkı gizlerler.
Hasib Asutay
Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (peygamberi), kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. (56) Böyle iken onlardan bir grup bile bile gerçeği gizlerler. (56. Yahudiler Tevrat'ta, Hıristiyanlar da İncil'de ahir zaman peygamberinin vasıflarını gördüler ve onun gelmesini bekliyorlardı. Ancak onun Araplar arasından gönderildiğini görünce onu inkâr ettiler. Bu âyet Yahudi ve Hıristiyanların Hz. Peygamberi inkâr etmelerinin bilgisizlikten değil, inattan kaynaklandığını işaret etmektedir.)
Hayrat Neşriyat
Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu (o peygamberi) kendi oğullarını tanımakta oldukları gibi tanırlar. Buna rağmen şübhesiz onlardan bir fırka, kendileri bile bile gerçekten hakkı gizlerler.
İbni Kesir
Kendilerine kitab verdiklerimiz, onu oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Öyle iken içlerinden bir güruh bilir oldukları halde, yine de hakkı gizlerler.
Mehmet Okuyan
Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (kıbleyi) kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Şüphesiz ki onlardan bir grup, bilerek hakikati gizlemektedir.
Muhammed Esed
Daha önce kendilerine vahiy verdiklerimiz, onu kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar: Ancak bilin ki, onların bazısı hakikati bile bile örtbas eder.
Mustafa İslamoğlu
Kendilerine vahiy tevdi edilenler, onu öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onların çoğu, bildikleri halde ısrarla gerçeği gizlerler.
Ömer Nasuhi Bilmen
O kendilerine kitap verdiğimiz kimseler kendi oğullarını bildikleri gibi O'nu da bilirler. Fakat onlardan bir fırka, hiç şüphe yok ki, bilir oldukları halde hakkı ketmederler.
Ömer Öngüt
Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir grup, bile bile gerçeği gizlerler.
Suat Yıldırım
Kendilerine kitap vermiş olduğumuz kimseler, onu (Muhammed’i) tıpkı evlatlarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken, onlardan bir kısmı, bile bile gerçeği gizler.
Süleyman Ateş
Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu, oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar, ama yine de onlardan bir grup, bile bile gerçeği gizlerler.
Süleymaniye Vakfı
Kendilerine Kitap verdiklerimiz onu (Kabe'nin tekrar kıble olacağını), kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Ama onların bir takımı bu gerçeği bile bile gizler.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Kendilerine Kitap verdiklerimiz bunu (Kabe'nin tekrar kıble olacağını), kendi oğullarını bildikleri gibi bilirler. Ama onların birtakımı bu gerçeği bile bile gizlerler.
Şaban Piriş
Kendilerine kitap verdiklerimiz (Yahudi ve Hıristiyanlar) onu (Muhammed'i) öz oğulları gibi tanırlar. Bununla beraber onlardan bir kısmı bildikleri halde hakkı gizlerler.
Tefhim-ul Kuran
Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi), çocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir bölümü, bildikleri halde mutlaka gerçeği gizlerler.
Ümit Şimşek
Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu, kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Yine de onlardan bir zümre var ki, bile bile gerçeği gizler.
Yaşar Nuri Öztürk
Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Bununla birlikte, içlerinden bir zümre, bilip durdukları halde gerçeği gizliyorlar.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Kitab verdiyimiz şəxslər onu (Peyğəmbəri və yaxud Kəbənin qiblə olduğunu) öz oğullarını tanıdıqları kimi tanıyırlar. Həqiqətən də, onlardan bir dəstə haqqı bilə-bilə gizlədir.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Kitab (Tövrat və İncil) verdiyimiz şəxslər onu (Muhəmmədi) öz oğullarını tanıdıqları kimi tanıyırlar. (Buna baxmayaraq) onların bir qismi, şübhəsiz ki, həqiqəti bilə-bilə gizlədir.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Die Schriftbesitzer kennen die Wahrheit deiner Botschaft, wie sie ihre Kinder kennen. Einige unter ihnen verbergen jedoch wissentlich die Wahrheit.
Almanca — Der Edle Quran
Diejenigen, denen Wir die Schrift gegeben haben, kennen es, wie sie ihre Söhne kennen. Aber ein Teil von ihnen verheimlicht wahrlich die Wahrheit, obwohl sie (sie) wissen.
Almanca — M. A. Rassoul
Diejenigen, denen Wir das Buch gegeben haben, kennen es, wie sie ihre eigenen Söhne kennen; und dennoch verbergen einige von ihnen die Wahrheit, wo sie (sie) doch kennen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Diejenigen, denen WIR die Schrift zuteil werden ließen, kennen es/ihn , wie sie ihre Kinder kennen. Doch eine Gruppe von ihnen verschweigt die Wahrheit, während sie weiß.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
In fact, Ahl Al-Kitab received the Scriptures from Us foretelling all present events. They know the truth of your mission very well. They know of the Quran and the Qiblah and assert their existence as much as their sons’ identity, but some of them hide the evident truth.
Abdul Haleem
Those We gave Scripture know it as well as they know their own sons, but some of them hide the truth that they know.
Abdullah Yusuf Ali
The people of the Book know this as they know their own sons; but some of them conceal the truth which they themselves know.
Abul A'la Maududi
Those to whom We have given the Scripture recognize the place (towards which one must turn in Prayer) as fully as they recognize their own sons, this even though a group of them knowingly conceals the Truth.
Aisha Bewley
Those We have given the Book recognise it as they recognise their own sons. Yet a group of them knowingly conceal the truth.
Al-Hilali & Khan
Those to whom We gave the Scripture (Jews and Christians) recognise him (Muhammad صلى الله عليه وسلم or the Ka‘bah at Makkah) as they recognise their sons. But verily, a party of them conceal the truth while they know it - [i.e. the qualities of Muhammad صلى الله عليه وسلم which are written in the Taurât (Torah) and the Injeel (Gospel)].[1]
Ali Quli Qarai
Those whom We have given the Book recognize him just as they recognize their sons, but a part of them indeed conceal the truth while they know.
Amatul Rahman Omar
Those (of the righteous) to whom We have given the Book recognize him (- the Prophet and his truthfulness) as they recognize their own sons, but some of them do conceal the truth even though they know it.
Arthur John Arberry
whom We have given the Book, and they recognize as they recognize their sons, even though there is a party of them conceal the truth and that wittingly.
Bijan Moeinian
Those who believe in Scripture, they do not have any doubt about it and recognize (that Mecca’s Mosque was built by Abraham years before Solomon built the temple in Jerusalem) it the same way that they recognize their own children. Some of them, however, try to hid the truth.
E. Henry Palmer
Those whom we have given the Book know him as they know their sons, although a sect of them do surely hide the truth, the while they know.
Edip-Layth
Those to whom We have given the book know it as they know their own children, and a group of them hides the truth while they know.
George Sale
They to whom we have given the scripture know our apostle, even as they know their own children; but some of them hide the truth, against their own knowledge.
Hamid S. Aziz
Those whom We have given the Book know this as they know their own sons, although a sect of them does surely hide the truth which they themselves know.
Mahmoud Ghali
The ones to whom the Book was brought recognize it just as they recognize their sons. And surely a group of them indeed keep back the Truth; and they know (it).
Marmaduke Pickthall
Those unto whom We gave the Scripture recognise (this revelation) as they recognise their sons. But lo! a party of them knowingly conceal the truth.
Mohamed Ahmed - Samira
Even though you bring all the proof to the people of the Book they will not face the direction you turn to, nor you theirs, nor will they follow each other's direction. And if you follow their whims after all the knowledge that has reached you, then surely you will be among transgressors.
Muhammad Asad
They unto whom We have vouchsafed revelation aforetime know it as they know their own children: but, behold, some of them knowingly suppress the truth -
Mustafa Khattab
Those We have given the Scripture recognize this ˹Prophet˺ as they recognize their own children. Yet a group of them hides the truth knowingly.
Progressive Muslims
Those to whom We have given the Scripture know it as they know their own children; and a group of them hides the truth while they know.
Sahih International
Those to whom We gave the Scripture know him as they know their own sons. But indeed, a party of them conceal the truth while they know [it].
Sam Gerrans
Those to whom We gave the Writ recognise it as they recognise their sons, but a faction among them conceals the truth when they know.
Shabbir Ahmed
Those to whom We gave the Scripture before, recognize this Revelation as they recognize their own children but a group among them knowingly conceals the Truth.
Syed Vickar Ahamed
The people of the Book know Muhammad this as they know their own sons; But some of them hide the truth that they themselves know.
Taqi Usmani
Those whom We have given the Book recognize him (the Holy Prophet) as they recognize their own sons. In fact, a group of them conceals the truth, while they know (it).
The Monotheist Group
Those to whom We have given the Book know it as they know their own children; and a group of them hides the truth while they know.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Ceux à qui Nous avons donné le Livre, le reconnaissent comme ils reconnaissent leurs enfants. Or une partie dʹentre eux cache la vérité, alors quʹils la savent!
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ew ên ku me kitêb dayî wan, çawa ku zarokên xwe nas dikin her wisa wê (guherandina qibleyê) jî nas dikin. Bêguman komek ji wan digel ku dizanin jî heqiyê vedişêrin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Zij aan wie Wij het boek gegeven hebben kennen het zoals zij hun zonen kennen. Een groep van hen verbergt echter de waarheid willens en wetens.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Zij die de schrift bezitten, kennen hem (onzen apostel), zoo goed als zij hunne eigen kinderen kennen, maar velen van hen verbergen de waarheid tegen hun beter weten aan.
Hollandaca — Siregar
Degenen aan wie Wij de Schrift hebben gegeven, kennen hem (Moehammad) zoals zij hun zonen kennen, en voorwaar, een groep onder hen verbergt zeker de Waarheid, terwijl zij (die) kennen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Те, которым Мы даровали Писание [иудеи и христиане], (из своих книг) узнают его [Мухаммада] (как последнего пророка) также (хорошо), как узнают своих сынов, но ведь часть из них скрывают истину, в то время когда знают (что это истина).
Rusça — Osmanov
Те, кому Мы даровали Писание, знают Мухаммада, как знают своих сыновей. Однако значительная часть их скрывает истину, хотя и знает ее.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
De till vilka Vi (tidigare) skänkte uppenbarelsen vet detta lika noga som de känner sina barn, men det finns några bland dem som mot bättre vetande döljer sanningen.