Zekeriyya, "Rabbim!" "Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?" dedi.

قَالَ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ لِي غُلَامٌ وَكَانَتِ امْرَاَتِي عَاقِرًا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ الْكِبَرِ عِتِيًّا

ḳāle rabbi ennā yekūnu lī ğulāmun ve kāneti mraetī ǎāḳiran ve ḳad beleğtu mine l-kiberi ǐtiyyen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
2رَبِّrabbiر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbim
3اَنّٰىennāا ن يZamanı geldi; veya öyleydi, veya oldu, veya yaklaştı; O (bir şey) zamanının gerisinde veya sonrasındaydı; o veya o (bir insan) geride, geriye doğru veya geç kaldı; o gecikti veya geri durdu. Onu erteledi, öteledi, geciktirdi, yavaşlattı, alıkoydu, engelledi; Bir saat veya kısa bir süre, veya bir zaman, veya belirsiz bir zaman; herhangi bir zaman dilimi; en uç nokta, erişim veya derece; Zamanı gelmiş veya yaklaşmış olan ve zamanına, tam veya son zamanına veya durumuna; olgunluğa veya olgunlaşmaya ulaşmış bir şey; Nereden? (bir şeyin yönü veya kaynağı hakkında sorgulayıcı) ve nereden (bir durumu belirtmek için kullanılır); Nerede? ve nerede (bir durumu belirtmek ve bir durumu belirtmek için kullanılan zarfsal isimlerden biri olarak), nereden olursa olsun; her nerede (hangi yön veya kaynaktan olursa olsun): ne zaman; nasıl; her nasıl olursa olsun.nasıl olur?
4يَكُونُyekūnuك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
5لِيbenim
6غُلَامٌğulāmunغ ل مŞehvetle heyecanlı, tahrik olmuş, kargaşalı, doğumdan on yedinci yıla kadar olan dönem, gençlik, genç adam, erkek çocuk.oğlum
7وَكَانَتِve kānetiك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve
8امْرَاَتِيmraetīم ر اAcı olmak, sıkıntılı olmak, zorlamak, tartışmak, münakaşa etmek, şüphe etmek, süt sağmak, geçmek, yürümek, sıvazlamak, kadınkarım da
9عَاقِرًاǎāḳiranع ق رKesmek, yaralamak, katletmek, topallık vermek, sonuç vermemek, kısır olmak (örn: rahim)kısırdır
10وَقَدْve ḳadve gerçekten
11بَلَغْتُbeleğtuب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmakben ulaştım
12مِنَmine
13الْكِبَرِl-kiberiك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.ihtiyarlığın
14عِتِيًّاǐtiyyenع ت وSürüklemek, şiddetle itmek, çekip götürmek, çekmek, birini zorla taşımak/götürmek. Atiya - kötülük yapmaya hızlı olmak. Utuyyun - kötülük yapmaya meyilli/hızlı, kötü, kaba, obur, kaba, taş kalpli zorba, zalim, açgözlü, şiddetli, soylu olmayan, görgüsüz. Aatiyatin - olağanüstü güçle esen.son sınırına

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Rabbim dedi, benim nasıl oğlum olabilir ki karım kısır ve ben de ömrümün sonlarına vardım, tamâmıyla ihtiyarladım.

Abdulkadir Gölpınarlı

Rabbim dedi, benim nasıl oğlum olabilir ki karım kısır ve ben de ömrümün sonlarına vardım, tamâmıyla ihtiyarladım.

Adem Uğur

Zekeriyya: Rabbim! dedi, karım kısır olduğu, ben de ihtiyarlığın son sınırına vardığım halde, benim nasıl oğlum olabilir?

Ahmed Hulusi

(Zekeriyya) dedi ki: "Rabbim, karım kısır ve ben de ihtiyarlıkta sınıra ulaşmış olduğum halde, benim nasıl bir oğlum olur?"

Ahmet Tekin

Zekeriyyâ: 'Rabbim, karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?' dedi.

Ahmet Varol

Dedi ki: 'Ey Rabbim! Benim nasıl oğlum olur ki? Karım kısırdır, bense yaşlılığın son sınırına vardım.'

Ali Bulaç

Dedi ki: "Rabbim, karım kısır (bir kadın) iken, benim nasıl oğlum olabilir? Ben de yaşlılığın son basamağındayım."

Ali Fikri Yavuz

Zekeriyya dedi ki: “- Rabbim, benim nereden bir oğlum olacak? Hanımım kısır bulunuyor, ben de ihtiyarlığın son haddine vardım.”

Ali Rıza Safa

"Efendim! Benim nasıl bir oğlum olabilir?" dedi; "Karım kısır; zaten yaşlılığın son sınırındayım!"

Bayraktar Bayraklı

Zekeriyya, "Ey Rabbim!Benim nasıl bir çocuğum olur? Oysa benim hanımım kısır, ben de son derece yaşlandım" dedi.

Bekir Sadak

Zekeriya: «Rabbim! Karim kisir, ben de son derece kocamisken nasil oglum olabilir?» dedi.

Celal Yıldırım

Zekeriyyâ dedi ki: «Rabbim ! Benim nasıl oğlum olabilir ki karım kısırdır, ben de yaşlılığın son kertesine gelmiş bulunuyorum ?!»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Zekeriyyâ, “Rabbim!” dedi. “Karım kısır olduğu, ben de ihtiyarlığın son sınırına vardığım halde, benim nasıl oğlum olabilir?”

Diyanet İşleri

Zekeriyya, "Rabbim!" "Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Zekeriya: 'Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?' dedi.

Diyanet Vakfi

Zekeriyya: Rabbim! dedi, karım kısır olduğu, ben de ihtiyarlığın son sınırına vardığım halde, benim nasıl oğlum olabilir?

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Zekeriyya: «Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Zekeriyya: "Ey Rabbim, benim nasıl bir oğlum olabilir, karım kısır ben de yaşlılığın kağşamak derecesine (son haddine) varmışken!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dedi: Yarab! benim için bir oğul nereden olacak: hatunum akim bulunuyor ben de ihtiyarlıktan kağşamak derecesine geldim

Erhan Aktaş

"Rabb'im! Hanımım kısır, ben de ayakta duramayacak kadar yaşlanmışken, benim nasıl bir oğlum olabilir?" dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Rabbim! Hanımım kısır, ben de ayakta duramayacak kadar yaşlanmışken, benim nasıl bir oğlum olabilir?" dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Rabbim! Hanımım kısır, ben de ayakta duramayacak kadar yaşlanmışken, benim nasıl bir delikanlı çocuğum olabilir?" dedi.

Fizilal-il Kuran

Zekeriyya dedi ki; «Benim nasıl oğlum olabilir. Eşim çocuktan kesildi, ben ise ileri derecede yaşlandım.»

Gültekin Onan

Dedi ki: "Rabbim, karım kısır (bir kadın) iken, benim nasıl oğlum olabilir? Ben de yaşlılığın son basamağındayım."

Hamdi Döndüren

Zekeriyya dedi: “Ey Rabbim! Karım kısır ve ben de yaşlılığın son sınırına varmışken, benim nasıl oğlum olabilir?”

Hasan Basri Çantay

Dedi: "Rabbim, benim nasıl oğlum olur ki? Karım bir kısırdır. Ben ise ihtiyarlığın son haddine vermişimdir".

Hasib Asutay

(Zekeriyya) dedi: 'Rabbim! Karım kısır olduğu ve ben de yaşlılığın son sınırına varmış iken, benim nasıl oğlum olabilir. ' (4) (4. Kendisi 120, karısı 99 yaşında bulunuyordu.)

Hayrat Neşriyat

(Zekeriyyâ) dedi ki: 'Rabbim! Hanımım kısır olduğu ve (ben de) gerçekten ihtiyarlığın son demine vardığım hâlde, benim için bir oğul, nasıl olur?'

İbni Kesir

Rabbım; karım kısır ve ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olur ki? dedi.

Mehmet Okuyan

(Zekeriya), “Rabbim! Hanımım kısır, ben de yaşlılığımın sonuna ulaşmışken nasıl benim bir oğlum olacak?” diye sormuştu.

Muhammed Esed

(Zekeriya:) "Ey Rabbim!" dedi, "Karım kısır olduğu halde ve ben de yaşlanarak bütünüyle güçsüz bir duruma düşmüşken, benim nasıl oğlum olabilir ki?"

Mustafa İslamoğlu

(Zekeriyya) "Rabbim" dedi, "Nasıl olur da benim bir oğlum olabilir; çünkü eşim kısır, ben ise yaşlılıktan dolayı gücü tükenmiş biriyim!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Dedi ki: «Yarabbi! Bana nereden bir oğul olabilir? Zevcem ise kısır olmuştur. Ben de ihtiyarlıktan son yaşa yetişmiş oldum.»

Ömer Öngüt

Zekeriyâ: “Ey Rabbim! Benim nasıl oğlum olabilir? Karım kısırdır. Ben ise ihtiyarlığın son sınırına vardım. ” dedi.

Suat Yıldırım

"Ya Rabbî, dedi, nasıl benim çocuğum olabilir ki eşim kısır, ben ise bir pîr-i faniyim!"

Süleyman Ateş

(Zekeriyya): "Rabbim, dedi benim nasıl oğlum olur? Karım da kısırdır. Ben ise ihtiyarlığın son sınırına vardım."

Süleymaniye Vakfı

Zekeriyya dedi ki: "Rabbim, benim nasıl oğlum olabilir! Karım kısır, ben de yaşlılığın son evresine ulaştım."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Zekeriya dedi ki "Rabbim! Bana oğlan çocuğu nereden? Karım kısır, ben de ileri derecede yaşlıyım."

Şaban Piriş

-Rabbim, dedi, nasıl benim bir çocuğum olabilir ki karım kısır ben ise son derece yaşlıyım?

Tefhim-ul Kuran

Dedi ki: «Rabbim, karım kısır (bir kadın) iken, benim nasıl oğlum olabilir? Ben de yaşlılığın son basamağındayım.»

Ümit Şimşek

Zekeriya 'Nasıl oğlum olabilir ki?' dedi. 'Eşim kısır, ben de ihtiyarlığın son haddine varmış haldeyim.'

Yaşar Nuri Öztürk

Dedi: "Rabbim, benim için oğul nasıl söz konusu olur? Karım, doğurganlığını yitirmiştir, bense yaşlılığın gerçekten en ileri basamağına ulaştım."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O dedi: “Ey Rəbbim! Zövcəm sonsuz bir qadın ikən, özüm də qocalığın son həddində olduğum halda necə mənim övladım ola bilər?”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Zəkəriyya) dedi: ″Ey Rəbbim! Zövcəm doğmayan bir qadın, mən də qocalıb əldən düşmüş (sümüyü sustalmış bir kişi) ikən mənim necə oğlum ola bilər?″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Da sagte er: ʺMein Herr! Wie könnte ich einen Sohn bekommen, da meine Frau unfruchtbar ist und ich schon hoch betagt bin?ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Er sagte: ʺMein Herr, wie soll ich einen Jungen haben, wo meine Frau unfruchtbar ist und ich vom hohen Alter bereits einen Dürrezustand erreicht habe?ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Er sagte: ʺMein Herr, wie soll mir ein Sohn (geboren) werden, wo doch meine Frau unfruchtbar ist und ich schon das fortgeschrittene Alter erreicht habe?ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Er sagte: ʺHERR! Wie kann ich einen Jungen haben, wo meine Gattin immer unfruchtbar war und ich bereits das Greisenalter erreicht habe?!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

He -Zakariya- exclaimed: "How shall I have a son when my wife has been, barren and I have been carried through the stealing steps of age to advanced life".

Abdul Haleem

He said, ‘Lord, how can I have a son when my wife is barren, and I am old and frail?’

Abdullah Yusuf Ali

He said: "O my Lord! How shall I have a son, when my wife is barren and I have grown quite decrepit from old age?"

Abul A'la Maududi

He said: "My Lord! How can I have a boy when my wife is barren and I have reached an extremely old age?"

Aisha Bewley

He said, ‘My Lord! How can I have a boy when my wife is barren and I have reached advanced old age?’

Al-Hilali & Khan

He said: "My Lord! How can I have a son, when my wife is barren, and I have reached the extreme old age."

Ali Quli Qarai

He said, ‘My Lord! How shall I have a son, when my wife is barren, and I am already advanced in age?’

Amatul Rahman Omar

He (- Zachariah) said, `My Lord! how shall I beget a son when my wife is barren and I have (already) reached the extreme (limit of) old age?'

Arthur John Arberry

He said, 'O my Lord, how shall I have a son, seeing my wife is barren, and I have attained to the declining of old age?'

Bijan Moeinian

(Zechariah replied): "My Lord, how is it possible that an old man like me and a barren woman like my wife have a son?"

E. Henry Palmer

Said he, 'My Lord! how can I have a son, when my wife is barren, and I have reached through old age to decrepitude?'

Edip-Layth

He said, "My Lord, how can I have a son when my wife is infertile, and I have reached a very old age?"

George Sale

Zacharias said, Lord, how shall I have a son, seeing my wife is barren, and I am now arrived at a great age, and am decrepit?

Hamid S. Aziz

(The answer came), "O Zachariah! Verily, We give you glad tidings of a son, whose name shall be John. None by that name have We distinguished before."

Mahmoud Ghali

He said, "Lord! However can I have a youth and my wife is barren, and I have already reached the decrepitude of old age?"

Marmaduke Pickthall

He said: My Lord! How can I have a son when my wife is barren and I have reached infirm old age?

Mohamed Ahmed - Samira

"How can I have a son, O Lord" he said, "when my wife is barren and I am old and decrepit?"

Muhammad Asad

[Zachariah] exclaimed: "O my Sustainer! How can I have a son when my wife has always been barren and I have become utterly infirm through old age?"

Mustafa Khattab

He wondered, "My Lord! How can I have a son when my wife is barren, and I have become extremely old?"

Progressive Muslims

He said: "My Lord, how can I have a son when my wife is infertile, and I have reached a very old age"

Sahih International

He said, "My Lord, how will I have a boy when my wife has been barren and I have reached extreme old age?"

Sam Gerrans

He said: “My Lord: how will I have a lad when my wife is barren and I have reached extreme old age?”

Shabbir Ahmed

Zachariah exclaimed, "My Lord! How can I have a son when my wife is barren and I am already infirm with old age?"

Syed Vickar Ahamed

He (Zakariyya) said: "O my Lord! How shall I have a son, when my wife is barren and I have become quite weak from old age?"

Taqi Usmani

He Said, "My Lord, how shall there be a boy for me while my wife is barren, and I have reached the extreme of old age?"

The Monotheist Group

He said: "My Lord, how can I have a son when my wife is infertile, and I have reached a very old age?"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et (Zacharie dit): ʺO mon Seigneur, comment aurai-je un fils, quand ma femme est stérile et que je suis très avancé en vieillesse?ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Zekeriya) Got: Xwedayê min, dê çawa kur ji bo min çêbe, pîreka min zarokan nayîne û ez jî ji ber kalîtiyê hişk û zuha bûm e?!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Deze zei: ʺHoe kan ik nog een jongen krijgen terwijl mijn vrouw onvruchtbaar is en ik een hoge ouderdom heb bereikt?ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zacharias zeide: Hoe zal ik een zoon hebben, terwijl ik zei dat mijne vrouw onvruchtbaar is, en ik thans tot hoogen ouderdom gekomen en afgeleefd ben?

Hollandaca — Siregar

Hij (Zakariyyâ) zei: ʺO mijn Heer, voorwaar, hoe kan ik een jongen krijgen terwijl mijn vrouw onvruchtbaar is? En waarlijk, ik heb een hoge leeftijd bereikt.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Он [Закарийя] (очень удивился и) сказал: «Господи! Как будет у меня мальчик: ведь жена моя бесплодна, и дошел я в старости до предела?»

Rusça — Osmanov

[Закариййа] воскликнул: ʺГосподи! Как может быть у меня мальчик, в то время как моя жена бесплодна, а я немощен от старости?ʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Sakarias) sade: ʺHerre! Hur skulle jag kunna få en son, när min hustru är ofruktsam och jag är en skröplig och orkeslös åldring?ʺ