Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik).
وَوَهَبْنَا لَهُمْ مِنْ رَحْمَتِنَا وَجَعَلْنَا لَهُمْ لِسَانَ صِدْقٍ عَلِيًّا
ve vehebnā lehum min raHmetinā ve ceǎlnā lehum lisāne Sidḳin ǎliyyen
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve onlara rahmetimizden ihsânlar ettik, gerçek şöhretlerini yaydık, adlarını yücelttik.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve onlara rahmetimizden ihsânlar ettik, gerçek şöhretlerini yaydık, adlarını yücelttik.
Adem Uğur
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk; kendilerine haklı ve yüksek bir şöhret nasip ettik.
Ahmed Hulusi
Onlara rahmetimizden hibe ettik ve onlarda Sıddıkiyet (Hakikati yaşayarak tasdik) ilminin yüce anlatım kuvvesini oluşturduk.
Ahmet Tekin
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlara, sadakatle dinimizi tebliğ eden değerli halefler, dillerde güzel bir övgü, haklı ve büyük bir şöhret nasip ettik.
Ahmet Varol
Onlara rahmetimizden lütufta bulunduk ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik. [4]
Ali Bulaç
Onlara rahmetimizden armağan(lar) bağışladık ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik.
Ali Fikri Yavuz
Hem bunlara rahmetimizden ihsanlar eyledik (çokca mal ve evlâd verdik). Hepsine de dillerde (bütün dinlerde) güzel ve yüksek bir övgü verdik.
Ali Rıza Safa
Onlara, rahmetimizden de armağan ettik ve Onlar için çok yüce bir doğruluk dili oluşturduk.
Bayraktar Bayraklı
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk, kendilerine haklı ve yüksek bir şöhret nasip ettik.
Bekir Sadak
Onlara rahmetimizden bagista bulunduk. Onlarin her dilde ustun sekilde anilmalarini sagladik. *
Celal Yıldırım
Onlara rahmetimizden sunduk ve onlar için çok yüce bir doğruluk dili verdik.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Onlara da rahmetimizden bağışlarda bulunduk ve onlara hak ettikleri yüksek bir övgü ile anılmayı nasip ettik.
Diyanet İşleri
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik).
Diyanet İşleri (eski)
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onların her dilde üstün şekilde anılmalarını sağladık.
Diyanet Vakfi
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk; kendilerine haklı ve yüksek bir şöhret nasip ettik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Biz onlara rahmetimizden lütuflarda bulunduk. Hepsine de dillerde güzel ve yüksek bir övgü verdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Biz, bunlara rahmetimizden lütuflar, ihsanlar ettik ve hepsine dillerde yüksek bir doğruluk şanı verdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve bunlara rahmetimizden ihsanlar eyledik ve hepsine dillerde yüksek bir yad-ı sıdk verdik
Erhan Aktaş
Ve rahmetimizden onlara lütfettik. Onların doğrulukla anılmalarını sağladık.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ve rahmetimizden onlara lutfettik. Onların doğrulukla anılmalarını sağladık.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ve rahmetimizden onlara lutfettik. Onların doğrulukla anılmalarını sağladık.
Fizilal-il Kuran
Onlara rahmetimizden pay verdik. Her dilde saygı ile anılmalarını sağladık.
Gültekin Onan
Onlara rahmetimizden armağan(lar) bağışladık ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik.
Hamdi Döndüren
Böylece, Biz onlara rahmetimizden bağışta bulunmuş ve onları gerçeğin, yüce bir dili yapmıştık.
Hasan Basri Çantay
Bunlara rahmetimizden (peygamberlik, mal ve evlad) lutfetdik. Onlar için çok yüce sadakat dili de verdik.
Hasib Asutay
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik. (13) (13. Bütün dinlerde onların isimlerini yüceltti.)
Hayrat Neşriyat
Ve onlara rahmetimizden ihsanda bulunduk ve kendilerine (nice dillerde) doğru, yüksek bir lisan (güzel bir medihle anılmayı) nasîb ettik.
İbni Kesir
Bunlara rahmetimizden lutfettik. Onlar için yüce bir doğruluk dili verdik
Mehmet Okuyan
Onlara rahmetimizden lütufta bulunmuş ve kendilerine yüksek bir doğruluk dili vermiştik.
Muhammed Esed
ve o'nları rahmetimizle ödüllendirdik. Ve o'nlara doğru olanı (başkalarına) ulaştırmaları için üstün bir anlatım gücü bahşettik.
Mustafa İslamoğlu
dahası onlara rahmetimizi bahşettik; nihayet onları doğruluğun ve hakikatin yüce dili yaptık.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onlara rahmetimizden ihsan ettik ve onlar için dillerde yüksek, doğru bir sena nâsip kıldık.
Ömer Öngüt
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk, onların herkesçe övülüp hayırla yâdedilmelerini sağladık.
Suat Yıldırım
Onlara rahmetimizden ihsanlarda bulunduk. Onlara dillerde ve dinlerde yüksek ve güzel bir nam bıraktık.
Süleyman Ateş
Onlara rahmetimizden (mal ve çocuk) lutfettik ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik.
Süleymaniye Vakfı
Onlara ikramımızdan (pek çok şey) bahşettik; onları, doğruluklarıyla dillere destan yaptık.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Onların, doğruluklarıyla ve yücelikleriyle dilden dile aktarılan kişiler olmasını sağladık.
Şaban Piriş
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk ve onlara üstün bir doğruluk dili verdik.
Tefhim-ul Kuran
Onlara rahmetimizden armağan(lar) bağışladık ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik.
Ümit Şimşek
Onlara rahmetimizden lütfettik ve arkalarında güzel ve şerefli bir nam bıraktık.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlara, rahmetimizden nimetler bağışladık. Ve kendileri için yüksek bir doğruluk dili oluşturduk.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Biz onlara öz mərhəmətimizdən əta etdik və gələcək nəsillər həmişə yada salsın deyə onlara yaxşı ad qismət elədik.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Onların üçünü də) öz mərhəmətimizdən (ruzimizdən) ehsan buyurub təʼriflərini dillər əzbəri etdik. (Bütün din sahiblərinin, möʼminlərin yanında onların ehtiramını və mərtəbəsini ucaltdıq).
Almanca (3)
Almanca — Der Edle Quran
Und Wir schenkten ihnen (etwas) von Unserer Barmherzigkeit, und Wir verliehen ihnen einen hohen Ruf an Wahrhaftigkeit.
Almanca — M. A. Rassoul
Und Wir verliehen ihnen Unsere Barmherzigkeit; und Wir gaben ihnen einen guten Ruf und hohes Ansehen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und WIR haben ihnen von Unserer Gnade geschenkt und ihnen eine wahrhaftige, überragende Anerkennung zukommen lassen!
English (26)
Abdel Khalek Himmat
We extended to them Our mercy and made all grace abound in them and We savoured their speaking tongue with prudence and truth that it was honoured in the wide circle of the all.
Abdul Haleem
We granted Our grace to all of them, and gave them a noble reputation.
Abdullah Yusuf Ali
And We bestowed of Our Mercy on them, and We granted them lofty honour on the tongue of truth.
Abul A'la Maududi
and We bestowed on them Our mercy, and granted them a truly lofty renown.
Aisha Bewley
We endowed them with Our mercy and made them highly honoured.
Al-Hilali & Khan
And We gave them of Our Mercy (a good provision in plenty), and We granted them honour on the tongues (of all the nations, i.e. everybody remembers them with a good praise).[1]
Ali Quli Qarai
And We gave them out of Our mercy, and conferred on them a worthy and lofty repute.
Amatul Rahman Omar
And We bestowed Our blessings upon them, and We granted them a sublime and lasting good name, and made the people remember and mention them.
Arthur John Arberry
and We gave them of Our mercy, and We appointed unto them a tongue of truthfulness, sublime.
Bijan Moeinian
I showered them all with My blessings and granted them an honorable position in history.
E. Henry Palmer
and we granted them of our mercy, and we made the tongue of truth lofty for them.
Edip-Layth
We granted them from Our mercy, and We made for them a tongue of truth to be heard.
George Sale
and We bestowed on them, through our mercy, the gift of prophecy, and children, and wealth; and We caused them to deserve the highest commendations.
Hamid S. Aziz
And when he had parted from them and what they served beside Allah, We granted him Isaac and Jacob, and each of them We made a prophet.
Mahmoud Ghali
And We bestowed upon them of Our mercy, and We made for them a tongue of sincerity, most exalted.
Marmaduke Pickthall
And we gave them of Our mercy, and assigned to them a high and true renown.
Mohamed Ahmed - Samira
And bestowed on them some of Our blessings, and gave them high renown.
Muhammad Asad
and We bestowed upon them [manifold] gifts out of Our grace, and granted them a lofty power to convey the truth [unto others].
Mustafa Khattab
We showered them with Our mercy, and blessed them with honourable mention.[1]
Progressive Muslims
And We granted them from Our mercy, and We made for them a tongue of truth to be heard.
Sahih International
And We gave them of Our mercy, and we made for them a reputation of high honor.
Sam Gerrans
And We gave to them of Our mercy, and We made for them a tongue of truthfulness exalted.
Shabbir Ahmed
We showered them with Our Grace and We granted them a high and true renown.
Syed Vickar Ahamed
And We blessed them from Our Mercy, and We granted them high honor on the tongue (of truth with praise).
Taqi Usmani
and We bestowed on them (a great deal) of our mercy, and caused them to have a good name at a high level.
The Monotheist Group
And We granted them from Our mercy, and We made for them a tongue of truthfulness to be heard.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et Nous leur donnâmes de par Notre miséricorde, et Nous leur accordâmes un langage sublime de vérité.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Me ji bo wan ji rehma xwe (qenciya dinya û axretê) bexişand û Me nav û dengê wan bi qencî (di nav xelkê de) bilind kir.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En Wij schonken hun iets van Onze barmhartigheid en Wij verschaften hun een betrouwbare, hoogstaande reputatie.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En wij gaven hun, door onze genade de profetiën en kinderen en welvaart, en wij deden hen de hoogste aanbeveling verdienen.
Hollandaca — Siregar
En Wij schonken hun van Onze Barmhartigheid en Wij maakten hen geëerd, verheven.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И Мы даровали им [Ибрахиму, Исхаку, Йакубу и их потомкам] (неисчислимую щедрость) от Нашей милости сделали для них высокое правдивое упоминание (среди людей).
Rusça — Osmanov
Мы даровали им Нашу милость, а также возвышенный язык истины.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och Vi gav dem del av Vår nåd och lät (senare släkten) hålla dem högt i ära som sanningens män.