Kehf Suresi 80. Ayet — Elfaz
"Çocuğa gelince, anası babası mü'min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk."
1وَاَمَّاve emmāgelinceBağlaç+Şart Edatı
2الْغُلَامُl-ğulāmuçocuğaMarife (Belirlilik Takısı)+İsimغ ل مŞehvetle heyecanlı, tahrik olmuş, kargaşalı, doğumdan on yedinci yıla kadar olan dönem, gençlik, genç adam, erkek çocuk.
3فَكَانَfe kāneidiİsti'nafiye Edatı+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
4اَبَوَاهُebevāhuonun anası babasıİsim+Zamirا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmek
5مُؤْمِنَيْنِmu'mineyniiki mü'minİsimا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
6فَخَشِينَاfe ḣaşīnākorktukBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrخ ش يKorkmak veya dehşete düşmek, saygı/hürmet/onur/huşu ile korkmak, ummak, bir şeyi bilmek, korkutmak veya korku/dehşet vermek, tedbirli veya temkinli olmak.
7اَنْenMasdar Harfi
8يُرْهِقَهُمَاyurhiḳahumāonlara sarmasındanMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıر ه قYakından takip etmek, kaplamak, aptal olmak, yalan söylemek, yaramaz olmak, dinsiz olmak, acele etmek, yakalamak, ulaşmak, yaklaşmak, yayılmak. Rahaqa - ezmek, acı çektirmek, kötü uygulamalara yönelmek. Rahqun - aptallık, baskı, kötü eğilim. Arhaqa - zor bir görev yüklemek, sıkıntılarla ve zorluklarla üzmek.
9طُغْيَانًاTuğyānenazgınlıkİsimط غ يaşmak, taşmak, yayılmak, yörüngesinden çıkmak, sınırı aşmak, başıboş, yükselmek, taşmak, kudurmuş olmak, sapmak, meraklı olmamak, yaramaz, dinsiz, zorba, aşırı, isyankâr, aşırı derecede fena, kabalık, haksızlık, dinsizlik, isyan, şiddetli gök gürültüsü ve şimşek fırtınası, patlama, kötülük güçleri, kötülüğe sürüklemek, çok cesur olmak, inatçı direniş, aşırı derecede itaatsiz, ölçüsüz, yozlaşmış, dağın tepesi veya üst kısmı, put/şeytan, kötülüğün kaynağı