Kehf Suresi 67. Ayet — Elfaz
Adam, şöyle dedi: "Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin."
1قَالَḳālededi kiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2اِنَّكَinnekesenHarf-i Nasb+Zamir
3لَنْlenaslaHarf-i Nefi
4تَسْتَطِيعَtesteTīǎdayanamazsınMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatab · İstif'âl Bâbıط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.
5مَعِيَmeǐyebenimle beraber bulunmayaMekan Zarfı+Zamir
6صَبْرًاSabransabırlaİsimص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.