Nahl Suresi 91. Ayet — Elfaz
Antlaşma yaptığınız zaman, Allah'a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah'ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı bilir.
1وَاَوْفُواve evfūtam yerine getirinBağlaç+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıو ف يSona ermek, sözünü tutmak, taahhüdünü yerine getirmek, borcunu ödemek, verdiği sözü tutmak. Tawaffa - ölmek. Wafaat - ölüm.
3اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
4اِذَاiƶāzamanZaman Zarfı
5عَاهَدْتُمْǎāhedtumandlaşma yaptığınızMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatab · Mufâ'ale Bâbıع ه دYükümlü kılmak/görev vermek/dayatmak/yemin ettirmek. Ahit - antlaşma/sözleşme/söz/anlaşma/pakt/yemin, bağ, koşul, vasiyet, sorumluluk, garanti, zaman, çağ, tanıdık, doğru, dostluk, sevgi, güvenlik.
6وَلَاve lāve aslaBağlaç+Nehiy Edatı (Olumsuzluk Edatı)
7تَنْقُضُواtenḳuDūbozmayınMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabن ق ضYıkmak, bozmak, sözleşmeyi bozmak, bir şeyi iptal etmek, anlaşmayı ihlal etmek, çözmek/bükmek
8الْاَيْمَانَl-eymāneyeminleriMarife (Belirlilik Takısı)+İsimي م نSağ taraf, sağ, sağ el, yemin, kutsama, sağa yönlendirmek, bereket sebebi olmak, müreffeh/şanslı/talihli.
9بَعْدَbeǎ'desonraZaman Zarfıب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme
10تَوْكِيدِهَاtevkīdihāpekiştirdiktenİsim+Zamirو ك دOnaylamak, iddia etmek, doğrulamak, tasdik etmek.
11وَقَدْve ḳadçünküHaliye Edatı+Kesinlik Edatı
12جَعَلْتُمُceǎltumuyaptınızMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak
13اللّٰهَ(a)llaheAllah'ıLafza-i Celal
14عَلَيْكُمْǎleykumüzerinizeHarf-i Cer+Zamir
15كَفِيلًاkefīlenkefil (şahid)İsimك ف لBaşka biri için bakmak, beslemek, büyütmek, vasi olmak, sorumlu olmak, emanet etmek, teminat ya da kefil olmak.
16اِنَّinneşüphesizHarf-i Nasb
17اللّٰهَ(a)llaheAllahLafza-i Celal
18يَعْلَمُyeǎ'lemubilirMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
19مَاmāşeyleriİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
20تَفْعَلُونَtef'ǎlūneyaptıklarınızMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durum