Yusuf Suresi 62. Ayet — Elfaz
Yusuf, adamlarına dedi ki: "Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine dönüp gelirler."
1وَقَالَve ḳāleve dedi kiBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2لِفِتْيَانِهِli fityānihiuşaklarınaHarf-i Cer+İsim+Zamirف ت يGenç, yetişkin, cesur, cömert, erkeksi özellikler, gözüpek, cesur, iyi delikanlı, yiğit, genç yoldaş, genç köle, hizmetçi olmak.
3اجْعَلُواc'ǎlūkoyun!Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak
4بِضَاعَتَهُمْbiDāǎtehumonların sermayeleriniİsim+Zamirب ض عKesmek, parçalamak, cinsel ilişkide bulunmak, birkaç (3-9 arası sayılar için), kızlık zarını bozmak, dilimlemek, doğramak, bir şeyi parça parça etmek
5فِيfīiçineHarf-i Cer
6رِحَالِهِمْriHālihimyüklerininİsim+Zamirر ح لAyrılmak, heybe, deveye semer vurdu, deveye bağladı, binmek, sürdü, paketlemek, kervan, taşınmak/seyahat etmek/yolculuk yapmak
7لَعَلَّهُمْleǎllehumbelki onlarHarf-i Nasb+Zamir
8يَعْرِفُونَهَاyeǎ'rifūnehābunun farkına varırlarMuzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibع ر فO bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen, itaatkar/uysal/hoş olmak, bilgilendirme, kokulu, kendini bilgilendirmek, öğrenmek/keşfetmek, bilgi aramak/istemek, iyilik/hayır, (at) yelesi, (deniz) dalgaları, yüksek yer/kısım, daha yüksek/en yüksek, ilk/en öndeki, bilgi edinmek amacıyla bir konu hakkında soru veya sorgulama, yaygın olarak bilinen/tanınan, itiraf etmek/kabul etmek/belirtmek, yüksek dağ, Arafat Dağı
9اِذَاiƶāzamanZaman Zarfı
10انْقَلَبُواnḳalebūdöndükleriMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İnfi'âl Bâbıق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp
11اِلٰٓىilāHarf-i Cer
12اَهْلِهِمْehlihimailelerineİsim+Zamirا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlar
13لَعَلَّهُمْleǎllehumbelki deHarf-i Nasb+Zamir
14يَرْجِعُونَyerciǔnegeri dönerlerMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibر ج عgeri dönmek, kapatmak, (bir kimseye) itham etmek, geri gelmek, tekrarlamak, cevap vermek, cevap getirmek, geri getirilmek. raji'un - geri dönen. murji'un - dönüş, sonuç. taraja'a (vb. 6) - birbirine dönmek.