Yusuf dedi ki: "Sizin yiyeceğiniz yemek size gelmeden önce, onun ne olduğunu bildiririm. Bu, bana Rabbimin öğrettiklerindendir. Ben, Allah'a inanmayan ve ahireti inkar eden bir milletin dinini bıraktım."

قَالَ لَا يَأْتِيكُمَا طَعَامٌ تُرْزَقَانِهِ اِلَّا نَبَّأْتُكُمَا بِتَأْوِيلِهِ قَبْلَ اَنْ يَأْتِيَكُمَا ذٰلِكُمَا مِمَّا عَلَّمَنِي رَبِّي اِنِّي تَرَكْتُ مِلَّةَ قَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَهُمْ بِالْاٰخِرَةِ هُمْ كَافِرُونَ

ḳāle lā ye'tīkumā Taǎāmun turzeḳānihi illā nebbe'tukumā bi te'vīlihi ḳable en ye'tiyekumā ƶālikumā mimmā ǎllemenī rabbī innī teraktu millete ḳavmin lā yu'minūne bi(a)llahi ve hum bi l-āḣirati hum kāfirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele(Yusuf) şöyle dedi
2لَا
3يَأْتِيكُمَاye'tīkumāا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmeksize gelmez
4طَعَامٌTaǎāmunط ع مYemek yemek/tatmak/yutmak, lezzetlendirmek/tadını çıkarmak, iştah/arzu, beslemek/tedarik etmek, yeme şekli, yiyecek/öğün, yetiştirmek, olgunlaşmış meyve, bir erkekte takdir edilebilir nitelik (örneğin zeka/ihtiyat/sağduyu), yiyecek bakımından iyi durum/hal, çok yiyen kimse, yeme yeribir yemek
5تُرْزَقَانِهِturzeḳānihiر ز قsağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden.rızık olarak verilen
6اِلَّاillāmutlaka
7نَبَّأْتُكُمَاnebbe'tukumāن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygambersize haber vermiş olurum
8بِتَأْوِيلِهِbi te'vīlihiا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçbunun yorumunu
9قَبْلَḳableق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekönceden
10اَنْen
11يَأْتِيَكُمَاye'tiyekumāا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmeksize gelmeden
12ذٰلِكُمَاƶālikumābu
13مِمَّاmimmāşeylerdendir
14عَلَّمَنِيǎllemenīع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebana öğrettiği
15رَبِّيrabbīر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbimin
16اِنِّيinnīşüphesiz ben
17تَرَكْتُteraktuت ر كTerk etmek, bırakmak, vazgeçmek, feragat etmek, ihmal etmek, atlamak, birine bir şey bırakmak.terk ettim
18مِلَّةَmilleteم ل لDikte etmek, bir din, inanç/inanış benimsemek.dinini
19قَوْمٍḳavminق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhbir kavmin
20لَا
21يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmıyorlar
22بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'a
23وَهُمْve humve onlar
24بِالْاٰخِرَةِbi l-āḣiratiا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımahireti
25هُمْhumonlar
26كَافِرُونَkāfirūneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar ediyorlar

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yûsuf, size dedi, rızıklanacağınız hiçbir yemek gelmiyor ki ben onu, önceden haber vermiş olmayayım; bu da Rabbimin bana öğrettiklerinden. Şüphe yok ki ben, Allah'a inanmayan ve âhireti inkâr eden topluluğun dinini terkettim.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yûsuf, size dedi, rızıklanacağınız hiçbir yemek gelmiyor ki ben onu, önceden haber vermiş olmayayım; bu da Rabbimin bana öğrettiklerinden. Şüphe yok ki ben, Allahʼa inanmayan ve âhireti inkâr eden topluluğun dinini terkettim.

Adem Uğur

(Yusuf) dedi ki: Size yedirilecek yemek gelmeden önce onun yorumunu mutlaka size haber vereceğim. Bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Şüphesiz ben Allah'a inanmayan bir kavmin dininden uzaklaştım. Onlar ahireti inkâr edenlerin kendileridir.

Ahmed Hulusi

(Yusuf) dedi ki: "Yemek vakti gelip rızkınız olan size verildiğinde onu yemeden evvel rüyalarınızın tevilini haber veririm. . . Bu Rabbimin bana bildirdiklerindendir. . . Ben o yüzden bir halkın din anlayışını terk ettim ki, onlar, (Esma'sıyla) alemlerin hakikati olan Allah'a iman etmiyor ve kendilerinin sonsuza dek yaşayacakları gerçeğini inkar ediyorlardı. "

Ahmet Tekin

Yûsuf: 'Size yiyecek olarak verilecek bir yemek gelmeden önce, rüyaların tâbirini size bildireceğim. Meselelerin ve olayların tahlili, ilmî yorumu, akıl yürütme, rüyaların tâbiri, Rabbimin vahiy ve ilham ile bana öğrettiği ilimlerdendir. Ben Allah’a iman etmeyecek olan bir kavmin geleneksel düzeninden, hayat tarzından uzaklaştım. Onlar özellikle âhireti, ebedî yurdu inkâr ediyorlardı.' dedi.

Ahmet Varol

Dedi ki: 'Size, rızık olarak verilen yemek henüz ulaşmadan ben size onun ne olduğunu mutlaka haber veririm. Bu Rabb'imin bana öğrettiklerindendir. Doğrusu ben Allah'a inanmayan ve ahireti de inkâr eden bir kavmin dinini terkettim. [1]

Ali Bulaç

Dedi ki: "Size rızıklanacağınız bir yemek gelecek olsa, ben mutlaka size daha gelmeden önce onun ne olduğunu haber veririm. Bu, rabbimin bana öğrettiklerindendir. Doğrusu ben, Allah'a iman etmeyen, ahireti de tanımayanların ta kendileri olan bir topluluğun dinini terkettim."

Ali Fikri Yavuz

Yûsuf, delikanlılara şöyle dedi: “- Size rızık olarak verilecek bir yemek, daha size gelmeden önce onun ne çeşit ve nasıl bir yemek olduğunu size haber verdim. Bu, Rabbimin bana öğrettiği ilimlerdendir. Çünkü ben, Allah’a, inanmıyan ve topyekûn ahireti inkâr eden bir kavmin dinini terk ettim.

Ali Rıza Safa

"Yiyeceğiniz yemek önünüze gelmeden önce, onun yorumunu size bildiririm. Bu, Efendimin bana öğrettiklerindendir. Aslında, Allah'a inanmayan ve sonsuz yaşamı inkar eden bir toplumun izlediği yolu bıraktım!"

Bayraktar Bayraklı

Yusuf dedi ki: "Size yedirilecek yemek gelmeden önce onun yorumunu mutlaka size haber vereceğim. Bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Şüphesiz ben, Allah'a inanmayan bir toplumun dininden uzaklaştım. Onlar ahireti inkar edenlerin ta kendileridir."

Bekir Sadak

Yusuf: «Rabbimin bana ogrettigi bilgi ile, daha yiyeceginiz yemek gelmeden size onu yorumlarim. Dogrusu ben, Allah'a inanmayan ve ahireti inkar eden, bir milletin dinini birakmisimdir.

Celal Yıldırım

(Yûsuf onlara) dedi ki: «Sizin yiyeceğiniz yemek size henüz gelmeden rüyanızın yorumunu yapıp size bildireceğim. Bu, Rabbimin bana öğrettiği hususlardandır. Şüphesiz ki ben, Allah'a imân etmeyen ve Âhiret'i inkâr edip duran bir topluluğun dinini bıraktım.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yûsuf şöyle cevap verdi: “Size erzak olarak verilecek yemek gelmeden önce, onun yorumunu mutlaka size haber vereceğim. Bu, rabbimin bana öğrettiklerindendir. Şüphesiz ben, Allah’a inanmayan, âhireti de inkâr eden bir kavmin (Mısırlıların) dininden uzak durdum.

Diyanet İşleri

Yusuf dedi ki: "Sizin yiyeceğiniz yemek size gelmeden önce, onun ne olduğunu bildiririm. Bu, bana Rabbimin öğrettiklerindendir. Ben, Allah'a inanmayan ve ahireti inkar eden bir milletin dinini bıraktım."

Diyanet İşleri (eski)

Yusuf: 'Rabbimin bana öğrettiği bilgi ile, daha yiyeceğiniz yemek gelmeden size onu yorumlarım. Doğrusu ben, Allah'a inanmayan ve ahireti inkar eden, bir milletin dinini bırakmışımdır.

Diyanet Vakfi

(Yusuf) dedi ki: Size yedirilecek yemek gelmeden önce onun yorumunu mutlaka size haber vereceğim. Bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Şüphesiz ben Allah'a inanmayan bir kavmin dininden uzaklaştım. Onlar ahireti inkâr edenlerin kendileridir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yusuf dedi ki: «Size yiyecek olarak verilecek bir yemek gelmeden önce onun tabirini size bildiririm. Bu, Rabbimin bana öğrettiği ilimlerdendir. Çünkü ben Allah'a inanmayan ve ahireti inkâr eden bir kavmin dinini terkettim.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yusuf şöyle dedi: "Size yiyeceğiniz bir yemek gelecek ya, işte, o gelmeden önce kesinlikle ben size bunun tabirini bildirmiş olurum. Bu, bana Rabbimin öğrettiklerindendir. Çünkü ben, Allaha inanmayan ve hepsi ahireti inkar eden bir toplululuğun dinini bıraktım."

Elmalılı Hamdi Yazır

Dedi ki: size merzuk olacağınız bir taam gelecek a her halde o gelmezden evvel ben size bunun ta'birini haber vermiş bulunurum, bu bana rabbımın ta'lim buyurduklarındandır, çünkü ben, Allaha inanmıyan ve hep Ahıreti inkar edenlerden ıbaret bulunan bir kavmin milletini bıraktım

Erhan Aktaş

"Yiyeceğiniz yemek daha gelmeden, ikinizin de rüyasını yorumlayacağım. Rüya yorumu yapmak Rabb'imin bana öğrettiği şeylerdendir. Doğrusu ben, Allah'a iman etmeyen ve ahiret gününü yalanlayan bir halkın milletini terk ettim." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Yiyeceğiniz yemek daha gelmeden, ikinizin de rüyasını yorumlayacağım. Rüya yorumu yapmak Rabb'imin bana öğrettiği şeylerdendir. Doğrusu ben, Allah'a iman etmeyen ve Ahiret Günü'nü yalanlayan bir halkın milletini terk ettim." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yusuf: "Yiyeceğiniz yemek daha gelmeden, ikinizin de rüyasını yorumlayacağım. Rüya yorumu yapmak Rabb'imin bana öğrettiği şeylerdendir. Doğrusu ben, Allah'a iman etmeyen ve Ahiret Günü'nü yalanlayan bir halkın inanç sistemini terk ettim." dedi.

Fizilal-il Kuran

Yusuf dedi ki; «Payınıza ayrılan yemek, henüz önünüze gelmeden önce onun ne olduğunu size bildirebilirim. Bu önsezi bana Allah'ın öğrettiği bilgilerdendir. Ben Allah'a inanmayan ve ahireti inkâr eden milletin dininden çıktım.»

Gültekin Onan

Dedi ki: "Size rızıklanacağınız bir yemek gelecek olsa, ben mutlaka size daha gelmeden önce onun ne olduğunu haber veririm. Bu, rabbimin bana öğrettiklerindendir. Doğrsu ben, Tanrı'ya inanmayan, ahirete de küfredenlerin ta kendileri olan bir topluluğun dinini terkettim."

Hamdi Döndüren

(Yusuf) dedi: “Yiyeceğiniz yemek size ulaşmadan önce, bunun yorumunu size bildiririm. Çünkü bu, Rabbimin bana öğrettiği bilgilerdendir. Gerçekten ben, Allah’a inanmayan ve ahireti inkâr eden bir toplumun dinini terk ettim.”

Hasan Basri Çantay

Dedi ki: "Size rızıklanacağınız bir taam gelecek oldu mu, ben muhakkak onun ne olduğunu size daha gelmezden evvel haber veririm. Bu, Rabbimin bana öğretdiği ilimlerdendir. Çünkü ben Allaha inanmaz bir kavmin dinini — ki onlar ahireti inkar edenlerin ta kendileridir — terketdim".

Hasib Asutay

(Yusuf) dedi ki: 'Size rızık olarak verilen yemek henüz size gelmeden önce onun yorumunu mutlaka size haber vereceğim. Bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Şüphesiz ben Allah'a inanmayan bir kavmin dinini terkettim. Onlar âhireti inkâr edenlerin kendileridir. (16) (16. Yusuf (a.s.) gençlerin rüyasını yorumlamaya geçmeden önce onları tevhid inancına davet etmiştir.)

Hayrat Neşriyat

(Yûsuf) şöyle dedi: 'Kendisiyle rızıklanacağınız hiçbir yemek size gelmez ki, daha(o) gelmeden onun te’vîlini (mâhiyetini) size haber vermiş olmayayım. Bunlar, Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Şübhesiz ki ben, Allah’a îmân etmeyen ve kendileri gerçekten âhireti inkâr eden kimseler olan bir kavmin dînini terk ettim.'

İbni Kesir

Dedi ki: Size rızık olmak üzere verilen yemeklerin gelmesinden önce onun yorumunu bildiririm. Bu; Rabbımın bana öğrettiklerindendir. Doğrusu ben, Allah'a inanmaz bir kavmin dinini terkettim. Hem onlar, ahirete küfrederdi.

Mehmet Okuyan

(Yusuf ise onlara) şöyle demişti: “Size verilecek yemek gelmeden önce, onun (gördüğünüz rüyaların) yorumunu mutlaka size bildireceğim. Bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Şüphesiz ki ben Allah’a inanmayan bir kavmin milletinden (dininden) uzaklaştım. Onlar, ahireti inkâr edenlerin ta kendileridir.

Muhammed Esed

(Yusuf:) "Daha yiyeceğiniz günlük azığınız önünüze konmadan rüyalarınızın gerçek anlamını size haber vereceğim, (ki başınıza gelecek olanı) vuku bulmadan önce (bilesiniz); çünkü bu bana Rabbimin öğrettiği şeylerdendir. (Önce) bilin ki, ben, Allah'a inanmayan, ve ahiret gerçeğini tanımaktan ısrarla kaçınan bir toplumun izlediği yolu terk ettim;

Mustafa İslamoğlu

(Yusuf) dedi ki: "Öğününüz size ulaşmadan, ben her ikinize de rüyanızın altında yatan anlamı, (onun sonucu) başınıza gelmeden haber vereceğim. Zira bunlar Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Ama (önce) şunu bilmeniz şart: Ben, Allah'a inanmayan ve ahireti inkar eden bir toplumla yolumu ayırdım;

Ömer Nasuhi Bilmen

Hazreti Yusuf da dedi ki: «İkinize merzûk olacağınız bir taam gelmez ki, illâ ben onu daha size gelmeden evvel haber veririm. Bunlar bana Rabbimin talim buyurmuş olduğu şeylerdendir. Şüphe yok ki, ben Allah Teâlâ'ya imân etmez olan bir kavmin milletini (dinini) terkettim ve onlar (evet), onlar ahireti münkir kimselerdir.»

Ömer Öngüt

(Yusuf) dedi ki: “Rabbimin bana öğrettiği ilim ile, daha yiyeceğiniz yemek gelmezden evvel onu size haber veririm. Doğrusu ben, Allah'a inanmayan ve âhireti inkâr eden bir kavmin dinini terkettim. ”

Suat Yıldırım

(37-38) Yusuf: "Yiyeceğiniz yemek size henüz gelmeden, her birinizin rüyasının tabirini size bildirmiş olurum. Bu, Rabbimin bana öğrettiği ilimlerdendir. Ama, önce biraz beni dinleyin: Ben Allah’a iman etmeyen, âhireti de inkâr eden bir halkın dinini bir tarafa atıp, atalarım İbrâhim, İshak ve Yâkub’un dinine tabi oldum. Allah’a herhangi bir şeyi şerik saymak bizim için asla doğru olmaz. Bu tevhid inancı, Allah’ın hem bize, hem de insanlara olan ihsanıdır. Ama ne yazık ki insanların çoğu bu nimete şükretmezler."

Süleyman Ateş

(Yusuf) şöyle dedi: "Size rızık olarak verilen yemek henüz size gelmezden önce bunun yorumunu size haber vermiş olurum. Bu (yorum) Rabbimin bana öğrettiği şeylerdendir (bu bilgileri Rabbim bana lutfetti). Ben, Allah'a inanmayan, ahireti de inkar eden bir kavmin dinini terk ettim:

Süleymaniye Vakfı

Yusuf dedi ki: "Size verilecek yemek yanınıza gelmeden önce ikinizin de rüyasının yorumunu size mutlaka söyleyeceğim. Bu, Rabbimin bana öğrettiği şeylerdendir. Ben Allah'a inanıp güvenmeyen ve ahireti yok sayan bir topluluğun dini yaşama biçimini terk ettim.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yusuf dedi ki "Size yedirilecek yemek gelmeden onun ne maksatla geldiğini dahi bildirebilirim. Bu, Rabbimin bana öğrettiği şeylerdendir. Çünkü ben Allah'a güvenmeyen inancı olmayan ve ahireti yok sayan bir topluluğun dinini reddetmiş bulunuyorum.

Şaban Piriş

Yusuf: -Rabbimin bana öğrettiği bilgi ile, daha yiyeceğiniz yemek gelmeden size onu yorumlarım, dedi. Doğrusu ben, Allah'a inanmayan ve ahireti inkar eden bir toplumun dinini bıraktım.

Tefhim-ul Kuran

Dedi ki: «Size rızıklanacağınız bir yemek gelecek olsa, ben mutlaka size daha gelmeden önce onun ne olduğunu haber veririm. Bu, rabbimin bana öğrettiklerindendir. Doğrusu ben, Allah'a iman etmeyen, ahireti de tanımayanların ta kendileri olan bir topluluğun dinini terkettim.»

Ümit Şimşek

Yusuf dedi ki: 'Size nasipleneceğiniz bir yiyecek gelmeden önce ben size onu haber veririm. Bu bana Rabbimin öğrettiği bilgilerdendir. Ben Allah'a inanmayan ve âhireti inkâr eden bir kavmin dinini terk ettim.

Yaşar Nuri Öztürk

Yusuf dedi ki: "Rızıklanacağınız herhangi bir yemek size gelmeden önce onun yorumunu ikinize mutlaka bildiririm." Bu, Rabbimin bana öğrettiği şeylerdendir. Ben, Allah'a inanmayan ve ahireti de tamamen inkar eden bir toplumun milletini terk ettim."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O dedi: “Sizə veriləcək yemək gəlməmişdən əvvəl mən bunun yozumunu sizə bildirərəm. Bu, Rəbbimin mənə öyrətdiklərindəndir. Mən Allaha iman gətirməyən, özləri də axirəti inkar edən adamların dinindən uzaqlaşmışam.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Yusif) belə cavab verdi: ″Yeyəcəyiniz təam gəlməmişdən əvvəl mən onun məʼnasını (gördüyünüz yuxuların dünyada nə ilə nəticələnəcəyini və ya yeməklərin nədən ibarət olacağını) sizə xəbər verərəm. Bu, Rəbbimin mənə öyrətdiyi elmlərdəndir. Mən Allaha inanmayan və axirəti də inkar eləyən bir tayfanın dinini tərk etdim!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er sprach: ʺEs wird euch kein Essen zugeteilt werden, das ich euch nicht melde, bevor es euch gebracht wird, was es ist und wie es darum steht. Das Deuten gehört zu dem Wissen, das mich Gott gelehrt hat. Ich habe mich der Weltanschauung derer, die an Gott nicht glauben und das Jenseits entschieden leugnen, verschlossen.

Almanca — Der Edle Quran

Er sagte: ʺEs wird euch kein Essen gebracht, mit dem ihr versorgt werdet, ohne daß ich euch die Deutung davon kundgetan habe, bevor es euch gebracht wird. Seht, das ist etwas von dem, was mich mein Herr gelehrt hat. Verlassen habe ich das Glaubensbekenntnis von Leuten, die nicht an Allah glauben, und (verlassen habe, ich) sie, die sie das Jenseits verleugnen,

Almanca — M. A. Rassoul

Er sprach: ʺJedes Essen, mit dem ihr versorgt werdet, wird euch nicht eher gebracht werden, bevor ich euch hiervon berichtet habe, und zwar noch, ehe es zu euch kommt. Dies (geschieht) auf Grund dessen, was mich mein Herr gelehrt hat. Ich habe die Religion jener Leute verlassen, die nicht an Allah glauben und Leugner des Jenseits sind.

Almanca — Muhammad Zaidan

Er sagte: ʺEs wird euch keine Speise als Rizq gewährt, ohne daß ich euch deren Deutung mitteile, bevor sie euch zuteil wird. Dies ist ein Teil dessen, was mich mein HERR lehrte. Gewiß, ich verließ die Gemeinschaft von Leuten, die den Iman an ALLAH nicht verinnerlichen, und die dem Jenseits gegenüber Kufr betreiben,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Rest assured", he said, before food is brought to you, I will have informed you of the interpretation of your dreams. This is a part of the divine knowledge Allah, my Creator has imparted to me in consequence of conforming my will to His will. I have forsaken the system of faith of a people who deny Allah and refuse to acknowledge the truth of the Hereafter.

Abdul Haleem

He said, ‘I can tell you what this means before any meal arrives: this is part of what my Lord has taught me. I reject the faith of those who disbelieve in God and deny the life to come,

Abdullah Yusuf Ali

He said: "Before any food comes (in due course) to feed either of you, I will surely reveal to you the truth and meaning of this ere it befall you: that is part of the (duty) which my Lord hath taught me. I have (I assure you) abandoned the ways of a people that believe not in Allah and that (even) deny the Hereafter.

Abul A'la Maududi

Joseph said: "I will inform you about the interpretation of the dreams before the arrival of the food that is sent to you. This knowledge is part of what I have been taught by my Lord. I have renounced the way of those who do not believe in Allah, and who deny the Hereafter,

Aisha Bewley

He said, ‘No meal to feed you will arrive before I have informed you what they mean. That is part of what my Lord taught me. For I have left the religion of a people who clearly have no iman in Allah and are kuffar about the world to come.

Al-Hilali & Khan

He said: "No food will come to you (in wakefulness or in dream) as your provision, but I will inform (in wakefulness) its interpretation before it (the food) comes. This is of that which my Lord has taught me. Verily, I have abandoned the religion of a people that believe not in Allâh and are disbelievers in the Hereafter (i.e. the Kan‘anyyûn of Egypt who were polytheists and used to worship sun and other false deities).

Ali Quli Qarai

He said, ‘Before the meals you are served come to you I will inform you of its interpretation. That is among things my Lord has taught me. Indeed I renounce the creed of the people who have no faith in Allah and who [also] disbelieve in the Hereafter.

Amatul Rahman Omar

He said, `(Do not worry,) I shall inform you of the interpretation of these (dreams) before the meal you two are given comes to you. This (my ability to interpret, you should bear in mind) is a part of that knowledge which my Lord has imparted to me. I have indeed renounced the creed of the people who do not believe in Allâh and who, moreover, are disbelievers in the Hereafter.

Arthur John Arberry

He said, 'No food shall come to you for your sustenance, but ere it comes to you I shall tell you its interpretation. That I shall tell you is of what God has taught me. I have forsaken the creed of a people who believe not in God and who moreover are unbelievers in the world to come.

Bijan Moeinian

Joseph [took advantage of their interest in "dream interpretation" to carry on his mission as a Propheti. e., inviting people to the right path of God. He] said: “God has blessed me with the knowledge of unknown. For instance, I can tell you what you are going to eat today before that food is offered to you. I am not like those people who do not believe neither in God nor in Hereafter; such people are indeed disbelievers.

E. Henry Palmer

He said, 'There shall not come to you any food with which ye are provided, but I will inform you both of its interpretation before it comes to you. That is (some) of what my Lord has taught me; verily, I have left the faith of a people who do not believe in God, while in the future too they disbelieve.

Edip-Layth

He said, "There is not any provision of food that will come to you except that I will tell you of its interpretation before it comes. That is from what my Lord has taught me. I have just left the creed of a people who do not acknowledge God, and they are rejecting the Hereafter."

George Sale

Joseph answered, no food, wherewith ye may be nourished, shall come unto you, but I will declare unto you the interpretation thereof, before it come unto you. This knowledge is a part of that which my Lord hath taught me: For I have left the religion of people who believe not in God, and who deny the life to come;

Hamid S. Aziz

And two young men went to prison with him. Said one of them, "Verily, I dreamt that I was pressing wine." And the other said, "Verily, I dreamt that I was bearing on my head loaves from which the birds did eat." "Tell us" (they said) "the interpretation thereof; for verily, we see that you are of those who are wise and do good."

Mahmoud Ghali

He said, "No food will come up to you (both) to be provided with except that I will (fully) inform you about its interpretation before it comes up to you; (i. e., I will inform you of the interpretation before the food comes to you) that (i.e., these two interpretations) is (part) of what my Lord taught me. Surely I have left the creed of a people who do not believe in Allah, and they are they (who) are disbelievers in the Hereafter. Yûsuf

Marmaduke Pickthall

He said: The food which ye are given (daily) shall not come unto you but I shall tell you the interpretation ere it cometh unto you. This is of that which my Lord hath taught me. Lo! I have forsaken the religion of folk who believe not in Allah and are disbelievers in the Hereafter.

Mohamed Ahmed - Samira

(Joseph) answered: "I will give you its interpretation before the food you are served arrives. This knowledge is one of the things my Lord has taught me. I have given up the religion of those who do not believe in God and deny the life to come.

Muhammad Asad

[Joseph] answered: "Ere there comes unto you the meal which you are [daily] fed, I shall have informed you of the real meaning of your dreams, [so that you might know what is to come] before it comes unto you: for this is [part] of the knowledge which my Sustainer has imparted to me. "Behold, I have left behind me the ways of people who do not believe in God, and who persistently refuse to acknowledge the truth of the life to come;

Mustafa Khattab

Joseph replied, "I can even tell you what kind of meal you will be served before you receive it. This ˹knowledge˺ is from what my Lord has taught me. I have shunned the faith of a people who disbelieve in Allah and deny the Hereafter.

Progressive Muslims

He said: "There is not any provision of food that will come to you except that I will tell you of its interpretation before it comes. That is from what my Lord has taught me. I have just left the creed of a people who do not believe in God, and they are rejecting the Hereafter."

Sahih International

He said, "You will not receive food that is provided to you except that I will inform you of its interpretation before it comes to you. That is from what my Lord has taught me. Indeed, I have left the religion of a people who do not believe in Allah, and they, in the Hereafter, are disbelievers.

Sam Gerrans

Said he: “There will not come to you food wherewith you are provided save that I will have informed you of its interpretation before it comes to you. That is from what my Lord has taught me. I have left the creed of people who believe not in God; and they, of the Hereafter, are deniers.

Shabbir Ahmed

He said, "I will tell you the meaning before today's meal is served. But, remember, that it is my Lord Who teaches me through Revelation. I am not one of those who reject Allah's Laws and disbelieve in the accountability of the life to come."

Syed Vickar Ahamed

He (Yusuf) said: "Before any food comes (in due course) to feed either of you, I will reveal to you the truth and meaning of this before it (actually) happens to you: That is part of the (things) that my Lord has taught me. (I assure you that,) I have given up the way of a people who do not believe in Allah and who deny the Hereafter.

Taqi Usmani

He said, "No food provided for you shall come to you, but I can give you its description before it comes to you. This is the knowledge my Lord has given to me. I have abandoned the way of those who do not believe in Allah, and who are deniers of the Hereafter,

The Monotheist Group

He said: "No provision of food will come to you, except that I would have informed you both about its interpretation before it comes to you. That is from what my Lord has taught me. I have just left the creed of a people who do not believe in God, and they are rejecting the Hereafter."

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Yûsuf ) Got: Beriya xwarina ku hûn dixwin ji bo we bê, teqez ez ê şîroveya wê ji we re bibêjim. Ev şîrovekirin ji wê zanîna ku Xwedayê min hînî min kiriye. Bêguman min dev ji ola miletekî berdaye ku bawerî bi Xweda nayînin û ew bi xwe bi axretê jî bêbawer in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij zei: ʺEr zal tot jullie geen voedsel komen waarmee jullie verzorgd worden of ik zal jullie de uitleg ervan meegedeeld hebben voordat het tot jullie komt. Dat behoort namelijk tot wat mijn Heer mij onderwezen heeft. Ik heb het geloof verlaten van mensen die niet in God geloven en die aan het hiernamaals geen geloof hechten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Jozef antwoordde: Er zal nog geen voedsel, om u te onderhouden, tot u komen; maar ik zal u de uitlegging daarvan geven, alvorens dit tot u kome. Deze kennis is een deel van hetgeen mij door God is geleerd; want ik heb den godsdienst van hen verlaten, die niet in God gelooven en die het volgende leven loochenen.

Hollandaca — Siregar

Hij zei: ʺEr zal geen voedsel tot jullie komen ah levensvoorzieningʺ of ik zal jullie vertellen over de uitleg ervan, vóórdat het jullie bereikt. Dat is wat mijn Heer mij heeft onderwezen. Voorwaar, ik heb de godsdienst verlaten van een volk dat niet in Allah gelooft, en zij geloven niet in het Hiernanaals.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Йусуф) сказал: «Не придет к вам пища, которой вас наделяют [еще до того, как принесут вам кушать], как я сообщу вам разъяснение этого [растолкую ваши сновидения], прежде чем она придет к вам. Это для вас – то, чему научил меня мой Господь [Аллах даровал мне умение толковать сны]. (Это – потому, что) я оставил религию людей, которые не веруют в Аллаха, и Вечную жизнь они отрицают.

Rusça — Osmanov

[Йусуф] ответил: ʺНе успеют принести еду, которой вас кормят здесь, как я растолкую ваши сновидения. [И вы узнаете об этом] до того, как вам подадут ее, благодаря тому, чему научил меня мой Господь. Воистину, я отрекся от людей, которые не веруют в Аллаха и не приемлют веры в будущую жизнь.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Josef) svarade: ʺInnan ni har fått ert (dagliga) mål mat skall jag underrätta er om innebörden av dessa (drömmar), och det (som de varslar om) skall då ännu inte ha inträffat; detta är en del av den (kunskap) som min Herre har skänkt mig. Jag har tagit avstånd från dem som inte tror på Gud och som förnekar livet efter detta,