İşte bu (kıssa), gayb haberlerindendir. Onu sana biz vahiy yolu ile bildiriyoruz. Yoksa onlar tuzak kurarak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin.

ذٰلِكَ مِنْ اَنْبَٓاءِ الْغَيْبِ نُوحِيهِ اِلَيْكَ وَمَا كُنْتَ لَدَيْهِمْ اِذْ اَجْمَعُٓوا اَمْرَهُمْ وَهُمْ يَمْكُرُونَ

ƶālike min enbā'i l-ğaybi nūHīhi ileyke ve mā kunte ledeyhim iƶ ecmeǔ emrahum ve hum yemkurūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1ذٰلِكَƶālikebu
2مِنْmin
3اَنْبَٓاءِenbā'iن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberhaberlerindendir
4الْغَيْبِl-ğaybiغ ي بuzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişigayb
5نُوحِيهِnūHīhiو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.vahyettiğimiz
6اِلَيْكَileykesana
7وَمَاve mādeğildin
8كُنْتَkunteك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinsen
9لَدَيْهِمْledeyhimonların yanında
10اِذْzaman
11اَجْمَعُٓواecmeǔج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.toplandıkları
12اَمْرَهُمْemrahumا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakyapacakları işleri için
13وَهُمْve humve onlar
14يَمْكُرُونَyemkurūneم ك رAldatmak, hile veya dolambaçlı yol kullanmak, kaçamak yapmak veya sakınmak, komplo kurmak, kurnazlık veya hüner kullanmak, politika izlemek, strateji uygulamak.tuzak kurarlarken

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İşte bu, gaibe âit haberlerdendir ki sana vahyetmedeyiz. Düzene girişerek yapacakları işi kararlaştırdıkları zaman yanlarında değildin ya.

Abdulkadir Gölpınarlı

İşte bu, gaibe âit haberlerdendir ki sana vahyetmedeyiz. Düzene girişerek yapacakları işi kararlaştırdıkları zaman yanlarında değildin ya.

Adem Uğur

İşte bu (Yusuf kıssası) gayb haberlerindendir. Onu sana vahyediyoruz. Onlar hile yaparak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin (ki bunları bilesin).

Ahmed Hulusi

İşte bu algılanamayan alemlerin haberlerindendir ki onu sana vahyediyoruz. . . Onlar (Yusuf'a tuzak kuran kardeşleri) mekr yaparak bu işleri oluşturduklarında onların yanında değildin.

Ahmet Tekin

İşte bu, Yûsuf kıssası, insanlığa ders olsun diye anlatılan, bilmediğiniz tarihin, gayb âleminin ibret verici haberlerindendir. Onu sana vahyediyoruz. Onlar sinsice hile planları yaparak, birlikte planlarına karar verdikleri zaman, sen onların yanında değildin.

Ahmet Varol

Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Onlar (Yusuf'un kardeşleri) düzen kurarlarken işlerini topluca kararlaştırdıklarında sen yanlarında değildin.

Ali Bulaç

Bu, sana (ey Muhammed) vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar, (Yusuf'un kardeşleri) o hileli düzeni kurarlarken, yapacakları işe topluca karar verdikleri zaman sen yanlarında değildin.

Ali Fikri Yavuz

Ey Rasûlüm, bu kıssa, sana vahy ile bildirmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. Yoksa o Yûsuf’un kardeşleri, işlerine karar verip hile yaparlarken sen yanlarında değildin.

Ali Rıza Safa

İşte bunlar, sana bildirdiğimiz gizli gerçeklerin haberlerindendir. Oysa onlar dalavere çevirmek için topluca sözleştiklerinde, sen yanlarında değildin.

Bayraktar Bayraklı

İşte bu kıssa, gayb haberlerindendir. Onu sana vahyediyoruz. Onlar hile yaparak işlerine karar verdikleri zaman, sen onların yanında değildin.

Bekir Sadak

(102-10) 3 Sana boylece vahyettiklerimiz, gaybe ait haberlerdir. Onlar elbirligi edip duzen kurduklari zaman yanlarinda degildin; sen ne kadar yurekten istersen iste, insanlarin cogu inanmazlar.

Celal Yıldırım

(Ey Muhammed!) işte bu gayb haberlerindendir ki, onu sana vahiy yoluyla bildiriyoruz. Onlar hile ve düzen kurarak işlerini kararlaştırmak için toplandıklarında sen onların yanında bulunmuyordun.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İşte bu kıssa, gayb haberlerindendir. Onu sana vahyediyoruz. Onlar, tuzak kurmak üzere ittifak ettikleri zaman, sen onların yanında değildin.

Diyanet İşleri

İşte bu (kıssa), gayb haberlerindendir. Onu sana biz vahiy yolu ile bildiriyoruz. Yoksa onlar tuzak kurarak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin.

Diyanet İşleri (eski)

(102-103) Sana böylece vahyettiklerimiz, gaybe ait haberlerdir. Onlar elbirliği edip düzen kurdukları zaman yanlarında değildin; sen ne kadar yürekten istersen iste, insanların çoğu inanmazlar.

Diyanet Vakfi

İşte bu (Yusuf kıssası) gayb haberlerindendir. Onu sana vahyediyoruz. Onlar hile yaparak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin (ki bunları bilesin).

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İşte bu, sana vahiyle bildirdiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar yapacaklarına karar verip mekir (oyun) yaparlarken sen yanlarında değildin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İşte bu gayb haberlerindendir ki sana onu vahiy yolu ile bildiriyoruz. Yoksa onlar yapacaklarına karar verip hile yaparlarken sen yanlarında değildin.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu işte, gayb haberlerinden, sana onu vahy ile bildiriyoruz, yoksa onlar işlerine karar verip mekir yaparlarken sen yanlarında değildin

Erhan Aktaş

İşte bu sana vahiyle bildirdiğimiz; gaybi haberlerdendir. Yusuf'un kardeşleri bir araya gelip, tuzak kurmak için plan yaparlarken sen yanlarında değildin.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte bu sana vahiyle bildirdiğimiz; gaybi haberlerdendir. Yusuf'un kardeşleri bir araya gelip, tuzak kurmak için plan yaparlarken sen yanlarında değildin.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İşte bu sana vahiyle bir bildirdiğimiz; gayb haberlerdendir. Yusuf'un kardeşleri bir araya gelip, tuzak kurmak için plan yaparlarken sen yanlarında değildin.

Fizilal-il Kuran

Ey Muhammed! Bu anlatılanlar, gayba ilişkin haberlerdir, onları sana vahiy yolu ile bildiriyoruz. Yoksa Hz. Yakub'un oğulları, biraraya gelerek kardeşlerinin tuzak kurmayı kararlaştırdıkları sırada sen yanlarında değildin.

Gültekin Onan

Bu, sana (ey Muhammed) vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar, (Yusuf'un kardeşleri) o hileli düzeni kurarlarken, buyrultularında birleştiklerinde (ecmaü) sen yanlarında değildin.

Hamdi Döndüren

İşte bu, sana vahyettiğimiz gayb haberlerdendir. Onlar, (Yusuf’a karşı) planlar yapmak üzere görüş birliğine vardıklarında, sen onların yanlarında değildin!

Hasan Basri Çantay

(Habibim), bu (kıssa), sana vahy edegeldiğimiz gayb haberlerindendir. (Yoksa) onlar hıyle yaparak işleyecekleri işi kararlaşdırdıkları zaman sen yanlarında değildin.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Bu, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Onlar hile yaparak işlerine karar verdikleri zaman yanlarında değildin.

Hayrat Neşriyat

(Habîbim, yâ Muhammed!) İşte bu (anlatılanlar) gayb haberlerindendir ki, onusana vahyediyoruz. Yoksa, onlar (Yûsuf’un kardeşleri) hîle yaparak işlerine (karar vermek üzere) toplandıkları zaman, onların yanında değildin.

İbni Kesir

Bunlar gayb haberlerindendir ki, sana vahyediyoruz. Onlar, elbirliği edip düzen kurdukları zaman; sen, orada değildin.

Mehmet Okuyan

Bu(nlar), sana vahyetmekte olduğumuz gayb (bilinemeyen) haberlerindendir. Onlar tuzak kurarak (kötü) bir işte fikir birliğine vardıklarında sen onların yanında değildin (ki bunları bilesin).

Muhammed Esed

(Ey peygamber!) sana böylece vahyettiklerimiz senin önceden bilmediğin haberlerdendir; çünkü yapacak oldukları işe karar verdikleri ve tuzaklarını kurdukları zaman sen Yusuf'un kardeşlerinin yanında değildin.

Mustafa İslamoğlu

Bu olay, Bizim sana vahyettiğimiz gaybi haberlerden biridir; üstelik sen, onlar tuzak kurmak amacıyla plan yapmak için bir araya geldiklerinde onların yanında da değildin.

Ömer Nasuhi Bilmen

İşte bu, gayb haberlerindendir. Onu sana vahyediyoruz. Halbuki sen onların yanlarında değildin, o zaman ki, onlar işlerini yapmaya toplanmışlar ve onlar hile yapar bulunmuşlardı.

Ömer Öngüt

Resulüm! Sana işte bu vahyettiklerimiz gayb haberlerindendir. Onlar hile ve düzen kurarak işlerini kararlaştırmak için toplandıklarında sen yanlarında bulunmuyordun.

Suat Yıldırım

İşte bunlar, ey Resulüm, sana vahiy yoluyla bildirdiğimiz gaybî hadiselerdendir. Yoksa onlar, tuzak kurmak ve planlarını kararlaştırmak için toplandıklarında elbette sen onların yanında bulunmuyordun.

Süleyman Ateş

(Ey Muhammed) bu (anlatılanlar), sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Onlar kararlarını verip tuzak kurarlarken sen yanlarında değildin.

Süleymaniye Vakfı

(Ey Muhammed!) İşte bu (kıssa), gayb haberlerindendir; onu sana biz vahyediyoruz. Yoksa sen, onlar oyun kurarlarken (Yusuf'a) yapacakları işi kararlaştırdıkları sırada onların yanlarında değildin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İşte bu, gizli kalmış bilgilerdendir; sana vahiy yoluyla bildiriyoruz. (Kardeşleri Yusuf'a) Tuzak kurarlarken ve görüş birliğine vardıkları sırada yanlarında değildin.

Şaban Piriş

İşte sana vahyettiklerimiz, gaybe ait haberlerdir. Onlar bir araya gelip, düzen kurarlarken yanlarında değildin.

Tefhim-ul Kuran

Bu, sana (ey Muhammed) vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar, (Yusuf'un kardeşleri) o hileli düzeni kurarlarken, yapacakları işe topluca karar verdikleri zaman sen yanlarında değildin.

Ümit Şimşek

Bunlar gayb haberleridir ki, sana vahyediyoruz. Yoksa, onlar bir araya gelip de tuzaklarını kurarken sen onların yanında değildin.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Onlar birlikte karar verip tuzak kurarlarken sen yanlarında değildin.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bunlar sənə vəhy yolu ilə bildirdiyimiz qeyb xəbərlərindəndir. Onlar hiylə quraraq işlərinə qərar verdikləri zaman sən onların yanında deyildin.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Bu, sənə vəhy etdiyimiz (vəhylə bildirdiyimiz) qeyb xəbərlərindəndir. Onlar (Yusifin qardaşları) hiylə quraraq əlbir iş gördükləri (Yusifi quyuya atdıqları) zaman sən ki onların yanında deyildin!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Das sind Nachrichten über das Verborgene, die Wir dir eingeben. Du warst nicht bei ihnen, als sie den Beschluß faßten, ihre heimtückischen Pläne auszuführen.

Almanca — Der Edle Quran

Dies gehört zu den Nachrichten vom Verborgenen, das Wir dir (als Offenbarung) eingeben. Denn du warst nicht bei ihnen, als sie sich einigten, indem sie Ränke schmiedeten.

Almanca — M. A. Rassoul

Dies ist die Kunde von dem Verborgenen, das Wir dir offenbaren. Du warst nicht bei ihnen, als sie sich über ihren Plan einigten, indem sie Ränke schmiedeten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dies ist von den Mitteilungen des Verborgenen, die WIR dir als Wahy zuteil werden lassen. Und du warst nicht bei ihnen, als sie sich entschlossen haben, während sie die List planten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Such narrative as We have inspired to you O Muhammad is an epitome of the chief points of a larger invisible work embracing unseen forces and motives, thoughts and feelings, complications and results not usually seen or perceived by people but win through in the end as Allah has planned. Nor were you O Muhammad in their circles when they ( the brothers, the retinue and the women resolved unanimously to accomplish what they had maliciously schemed.

Abdul Haleem

This account is part of what was beyond your knowledge [Muhammad]. We revealed it to you: you were not present with Joseph’s brothers when they made their treacherous plans.

Abdullah Yusuf Ali

Such is one of the stories of what happened unseen, which We reveal by inspiration unto thee; nor wast thou (present) with them then when they concerted their plans together in the process of weaving their plots.

Abul A'la Maududi

(O Muhammad), this is part of news from the Unseen that We reveal to you for you were not present with them when Joseph's brothers jointly resolved on a plot.

Aisha Bewley

This is news of the Unseen which We reveal to you. You were not with them when they decided what to do and devised their scheme.

Al-Hilali & Khan

That is of the news of the Ghaib (Unseen) which We reveal to you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم). You were not (present) with them when they arranged their plan together, and (while) they were plotting.

Ali Quli Qarai

These are accounts of the Unseen which We reveal to you, and you were not with them when they conspired together and schemed.

Amatul Rahman Omar

(Prophet!) this (narrative) is a part of the important news of the hidden realities which We reveal to you. You were not present with these (enemies of yours) when they agreed upon their plan (against you) and they are (still) hatching subtle plots.

Arthur John Arberry

That is of the tidings of the Unseen that We reveal to thee; thou wast not with them when they agreed upon their plan, devising.

Bijan Moeinian

You (Mohammad) are thus being informed about this story which took place in the past (and its detailed are kept as unknown to the people. ) After all, you were not there when they conspired against Joseph (to throw him in the well.)

E. Henry Palmer

That is one of the stories of the unseen which we inspire thee with, though thou wert not with them when they agreed in their affair, when they were so crafty. -

Edip-Layth

That is from the news of the unseen that We inspire to you. You were not amongst them when they arranged their plan and were scheming.

George Sale

This is a secret history, which We reveal unto thee, O Mohammed, although thou wast not present with the brethren of Joseph, when they concerted their design, and contrived a plot against him.

Hamid S. Aziz

"O my Lord! Thou hast given me some dominion (power, sovereignty), and have taught me something of the interpretation of dreams and events (and sayings, stories etc. ); O Thou Originator of the heavens and the earth! Thou art my patron (protector, provider and guide) in this world and the next; make me to die (or take my soul) as one who has Surrendered unto Thee (as a Muslim), and unite me with the righteous!"

Mahmoud Ghali

That is of the tidings of the Unseen that We reveal to you; (i. e., Muhammad) and in no way were you close to them as they agreed together upon their decision, (as) they were scheming.

Marmaduke Pickthall

This is of the tidings of the Unseen which We inspire in thee (Muhammad). Thou wast not present with them when they fixed their plan and they were scheming.

Mohamed Ahmed - Samira

This is news of the unknown We reveal to you, for you were not present when Joseph's brothers agreed on their course of action, and devised their plot.

Muhammad Asad

THIS ACCOUNT of something that was beyond the reach of thy perception We [now] reveal unto thee, [O Prophet:] for thou wert not with Joseph's brothers when they resolved upon what they were going to do and wove their schemes [against him].

Mustafa Khattab

That is from the stories of the unseen which We reveal to you ˹O Prophet˺. You were not present when they ˹all˺[1] made up their minds, and when they plotted ˹against Joseph˺.

Progressive Muslims

That is from the news of the unseen that We inspire to you. You were not amongst them when they arranged their plan and were scheming.

Sahih International

That is from the news of the unseen which We reveal, [O Muúammad], to you. And you were not with them when they put together their plan while they conspired.

Sam Gerrans

That is of the reports of the Unseen which We reveal to thee; and thou wast not with them when they resolved upon their affair, when they were scheming.

Shabbir Ahmed

(O Prophet Muhammad) These are the chapters of the Unseen (history) that We reveal to you. You were not there when the brothers of Joseph decided together and were making their schemes.

Syed Vickar Ahamed

That is one of the stories of what happened unseen, which We make it known to you (O Prophet,) by revelation: And you were not with them when they made up their plans together and while coming up with their plots.

Taqi Usmani

That is a part of the reports of the unseen We reveal to you (O Prophet). You were not with them when they determined their object, and when they were planning devices.

The Monotheist Group

Thatis from the news of the unseen that We inspire to you. You were not among them when they arranged their plan and were scheming.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ce sont là des récits inconnus que Nous te révélons. Et tu nʹétais pas auprès dʹeux quand ils se mirent dʹaccord pour comploter.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Resûlê min!) Ha ev qiseya Yûsuf ji serpêhatiyên xeybî ne ku em wê ji te re wehî dikin. Bêguman dema wan biryara karên xwe didan û planên xwe dikirin tu ne li cem wan bûyî (heta ku tu vê bizanî).

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Dat zijn mededelingen over het verborgene die Wij aan jou openbaren. Jij was immers niet bij hen toen zij overeenkwamen plannen te beramen.

Hollandaca — Siregar

Dit behoort tot de goschiedenissen over het onwaarneembare, die Wij aan jou (O Moehammad) openbaren. Jij was niet bij hen, toen zij bijeenkwamen voor hun zaak, terwijl zij een list beraamden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Это [рассказ о пророке Йусуфе] – (один) из рассказов про сокровенное (которое знает только Аллах), (и) которое Мы внушаем тебе (о, Пророк). И ты (о, Мухаммад) не был при них [при братьях Йусуфа], когда они решились на их дело в то время, как они замышляли козни (против Йусуфа).

Rusça — Osmanov

Все это - часть повествований о сокровенном, и Мы даем тебе это в откровении [, о Мухаммад]. Ты не был вместе с ними (т. е. братьями Йусуфа) тогда, когда они приняли свое решение, замышляя козни.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

VI UPPENBARAR dessa för dig okända ting (Muhammad); eftersom du inte var med (hans bröder) då de fattade sitt beslut och tänkte ut sin onda plan.