Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim'e müjde getirip "Selam sana!" dediler. O, "Size de selam" dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi.

وَلَقَدْ جَاءَتْ رُسُلُنَا اِبْرٰهِيمَ بِالْبُشْرٰى قَالُوا سَلَامًا قَالَ سَلَامٌ فَمَا لَبِثَ اَنْ جَاءَ بِعِجْلٍ حَنِيذٍ

ve leḳad cā'et rusulunā ibrāhīme bi l-buşrā ḳālū selāmen ḳāle selāmun fe mā lebiṧe en cā'e bi ǐclin Hanīƶin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadve andolsun
2جَاءَتْcā'etج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgeldiler
3رُسُلُنَاrusulunāر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleelçilerimiz
4اِبْرٰهِيمَibrāhīmeابرهيمİbrahim'e
5بِالْبُشْرٰىbi l-buşrāب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşmüjdeyle
6قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
7سَلَامًاselāmenس ل مbarış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmakSelam
8قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele(O da) dedi
9سَلَامٌselāmunس ل مbarış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmakSelam
10فَمَاfe mā
11لَبِثَlebiṧeل ب ثGeciktirmek, oyalanmak, geçici olarak kalmak/konaklamak, duraklamak/beklemek/ummak/durmak/kalmak, sabırlı olmak.ve kalmadan (hemen)
12اَنْen
13جَاءَcā'eج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgetirdi
14بِعِجْلٍbi ǐclinع ج لAcele etmek, hızlanmak, ivmelenmek, aceleci olmak, telaşla hareket etmek, üzerinden çabucak geçmek, hızlıca yapmak. ajalun - acele, telaş. ajil - aceleyle uzaklaşan, geçici. ista'jala - acele etmeyi istemek veya arzu etmek, birini bir şeyi yapmakta acele etmeye teşvik etmek. ijlun - buzağı.bir buzağı
15حَنِيذٍHanīƶinح ن ذKızartmak (örn. et), haşlamak, su ile şarabı karıştırmak, terlemek, atı terletmek.kızartılmış

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Elçilerimiz, İbrâhim'e müjde vermek üzere gelip esenlik sana dediler. O da esenlik size dedi ve durup eğlenmeden hemen kızarmış bir buzağı getirdi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Elçilerimiz, İbrâhimʼe müjde vermek üzere gelip esenlik sana dediler. O da esenlik size dedi ve durup eğlenmeden hemen kızarmış bir buzağı getirdi.

Adem Uğur

Andolsun ki elçilerimiz (melekler) İbrahim'e müjde getirdiler ve: "Selam (sana)" dediler. O da: "(Size de) selam" dedi ve hemen kızartılmış bir buzağı getirdi.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki, (meleklerden) Rasullerimiz, İbrahim'e müjde olarak gelip, "Selam" dediler. . . (O da): "Selam" dedi ve sonrasında da kızartılmış bir buzağı getirdi.

Ahmet Tekin

Andolsun ki, elçilerimiz, melekler İbrahim’e müjde ile geldiler. 'Selâm sana, selâmette ol, sen selâmette olanlardansın' dediler. O da, 'Size de selâm, siz de selâmette olun' dedi. Hiç beklemeden kızartılmış bir buzağı getirdi.

Ahmet Varol

Andolsun elçilerimiz İbrahim'e müjde getirip: 'Selam' dediler. O da: 'Selam' dedi. [7] Beklemeden hemen kızartılmış bir buzağı getirdi.

Ali Bulaç

Andolsun, elçilerimiz İbrahim'e müjde ile geldikleri zaman; "Selam" dediler. O da: "Selam" dedi (ve) hemen gecikmeden kızartılmış bir buzağı getirdi.

Ali Fikri Yavuz

Şanım hakkı için, (melek olan) elçilerimiz İbrahim’e müjde ile gelip “selâmün aleyk” dediler. O da onlara “aleykümü’s-Selâm” dedi ve hemen gidip (onlara) kızartılmış bir buzağı getirdi.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, elçilerimiz, İbrahim'e sevinçli bir haberle gelip, "Selam!" dediler. O da "Selam!" dedi ve gecikmeden kızarmış bir buzağı getirdi.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki peygamberlerimiz İbrahim'e müjde getirdiler ve"Selam" dediler. O da,"Selam" dedi ve hemen kızartılmış bir buzağı getirdi.

Bekir Sadak

And olsun ki, elcilerimiz mujde ile Ibrahim'e geldiler. «Selam sana» dediler, «Size de selam» dedi, hemen kizartilmis bir buzagi getirdi.

Celal Yıldırım

And olsun ki, elçilerimiz (melekler) İbrahim'e müjde ile geldiler ve «Selâm» dediler. O da (size de) selâm, dedi ve oyalanmadan kızartılmış bir buzağı getirdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Elçilerimiz İbrâhim’e müjdeyi getirip selâm vermişlerdi. O da “selâm” dedi, çok geçmeden (konuklarına) kızartılmış bir buzağı getirdi.

Diyanet İşleri

Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim'e müjde getirip "Selam sana!" dediler. O, "Size de selam" dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki, elçilerimiz müjde ile İbrahim'e geldiler. 'Selam sana' dediler, 'Size de selam' dedi, hemen kızartılmış bir buzağı getirdi.

Diyanet Vakfi

Andolsun ki elçilerimiz (melekler) İbrahim'e müjde getirdiler ve: «Selam (sana) » dediler. O da: «(Size de)selam» dedi ve hemen kızartılmış bir buzağı getirdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Andolsun ki, İbrahim'e de elçilerimiz (melekler) müjde ile geldiler ve «selâm» dediler, o da «selâm» dedi ve hemen gidip onlara kızartılmış bir buzağı getirdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun şanıma ki, İbrahim'e de elçilerimiz müjde ile geldi ve "Selam!" dediler. O da: "Selam!" dedi ve durmadan gidip kızartılmış bir buzağı getirdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şanım hakkı için İbrahime de Resullerimiz müjde ile geldiler "selam" dediler, "selam" dedi, durmadan gitti kızartılmış bir buzağı getirdi

Erhan Aktaş

Ant olsun elçilerimiz İbrahim'e haber vermek için gelip, "Selam!" dediler. "Selam!" dedi ve hemen gidip kızarmış buzağı eti getirdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun elçilerimiz İbrahim'e haber vermek için gelip, "Selam!" dediler. "Selam!" dedi ve hemen gidip kızarmış buzağı eti getirdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun elçilerimiz İbrahim'e müjde ile gelip, "Selam!" dediler. O da "Selam!" dedi ve hemen gidip kızarmış buzağı eti getirdi.

Fizilal-il Kuran

Hani elçilerimiz İbrahim'e müjdeli haberi getirdiklerinde ona, «Selâm sana» dediler. O da onlara «Selâm size» dedi. Az sonra önlerine kızarmış bir buzağı getirdi.

Gültekin Onan

Andolsun, elçilerimiz İbrahim'e müjde ile geldikleri zaman; "Selam" dediler. O da: "Selam" dedi (ve) hemen gecikmeden kızartılmış bir buzağı getirdi.

Hamdi Döndüren

Elçilerimiz (melekler) İbrahim’e müjde getirmişler, (sana) selâm olsun demişlerdi. İbrahim de (size) selâm olsun, demişti. İbrahim hemen onlara bir buzağı kebabı getirdi.

Hasan Basri Çantay

Andolsun, elçilerimiz, İbrahime müjde ile gelib "Selam" dediler. O da "Selam" dedi ve eğlenmeden gidib (onlara) kızartılmış bir buzağı getirdi.

Hasib Asutay

Andolsun ki elçilerimiz (18) İbrahim'e müjde ile gelip 'Selâm (sana)' dediler. O da, '(size de) selâm' dedi ve hemen kızartılmış bir buzağı getirdi. (18. Cebrail ve beraberinde iki melek.)

Hayrat Neşriyat

And olsun ki elçilerimiz (melekler) İbrâhîm’e müjde ile geldiler: 'Selâm (senin üzerine olsun)!' dediler. Bunun üzerine (O da:) 'Selâm (sizin üzerinize de olsun)!' dedi; beklemeden (onlara) kızartılmış bir buzağı getirdi.

İbni Kesir

Elçilerimiz İbrahim'e müjdelerle gelmiş: Selam, demişlerdi de o; Selam, demiş ve beklemeden onlara kızartılmış bir buzağı ikram etmişti.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki (melek) elçilerimiz İbrahim’e müjde ile gelmiş ve “Selam (sana)!” demişlerdi; o da “(Size de) selam!” demiş ve çok geçmeden kızartılmış bir buzağı getirmişti.

Muhammed Esed

Ve Gerçek şu ki, İbrahim'e (semavi) elçilerimiz müjdeyle geldiler, (ve) "Selam olsun!" dediler; o da (onlara): "(Size de) selam olsun!" diye karşılık verdi ve sonra da onların önüne kızarmış bir buzağıyı getirip koymakta gecikmedi.

Mustafa İslamoğlu

Ve doğrusu elçilerimiz İbrahim'e bir muştu getirdiler ve "Selam sana!" dediler. O da "Selam size!" diye mukabele etti ve çok geçmeden önlerine kebap yapılmış bir buzağı çıkardı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve muhakkak ki, Bizim elçilerimiz İbrahim'e müjde ile gelmişti. «Selâm!» dediler. O da, «Selâmdır» dedi. Sonra gecikmeden bir kızartılmış buzağı getirdi.

Ömer Öngüt

Elçilerimiz İbrahim'e müjde getirdikleri zaman: “Selâm sana!” dediler, o da: “Size de selâm!” dedi ve hemen kızartılmış bir dana getirdi.

Suat Yıldırım

Bir zaman da elçilerimiz İbrâhim’e varıp onu müjdelemek üzere "Selâm sana!" dediler. O da: "Size de Selâm!" deyip çok kalmadan, elinde nefis, güzelce kızartılmış körpe bir dana getirip ikram etti.

Süleyman Ateş

Elçilerimiz, İbrahim'e müjde getirip "selam!" demişlerdi. O da "selam!" dedi; çok durmadan hemen (elçilere) kızarmış bir buzağı getirdi.

Süleymaniye Vakfı

Elçilerimiz İbrahim'e müjde getirmişlerdi: "Selam" dediler. İbrahim de: "Size de selam olsun." dedi. Fazla beklemeden kızartılmış bir buzağı getirdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Elçilerimiz İbrahim'e, müjde vermek için geldiler: "Selam" dediler. İbrahim de "selam" dedi. Vakit geçirmeden fırında pişmiş bir buzağı eti getirdi.

Şaban Piriş

Elçilerimiz, müjde ile İbrahim'e gelmişler ve "selam!" demişlerdi. İbrahim de: -Selam! deyip, hemen bir kızarmış dana getirdi.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, elçilerimiz İbrahim'e müjde ile geldikleri zaman: «Selam» dediler. O da: «Selam» dedi (ve) hemen gecikmeden kızartılmış bir buzağı getirdi.

Ümit Şimşek

İbrahim'e de elçilerimiz müjdeyle gelmişler ve 'Sana selâm olsun' demişlerdi. İbrahim 'Size de selâm olsun' dedi ve çok geçmeden, onlara kızartılmış bir buzağı getirdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, resullerimiz İbrahim'e muştu getirip "Selam!" demişlerdi. O da "Selam!" demiş, fazla beklemeden kızartılmış bir buzağı getirmişti.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Elçilərimiz (mələklər) İbrahimə (İshaqın doğulacağı barədə) müjdə gətirdilər və: “Salam!”– dedilər. O da: “Salam!”– dedi və dərhal gedib qızardılmış bir buzov gətirdi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Həqiqətən, elçilərimiz (mələklər) İbrahimə müjdə (İshaqın anadan olacağı xəbərini) gətirib: ″Salam!″ – dedilər. (İbrahim də:) ″Salam!″ – deyə cavab verdi və dərhal (gedib onlara) qızarmış bir buzov gətirdi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Unsere Boten kamen einst zu Abraham mit froher Botschaft. Sie sprachen: ʺFriede!ʺ Und er erwiderte: ʺFriede!ʺ Sogleich holte er ein gebratenes Kalb.

Almanca — Der Edle Quran

Unsere Gesandten kamen bereits zu Ibrahim mit der frohen Botschaft. Sie sagten: ʺFrieden!ʺ Er sagte: ʺFriede!ʺ Er verweilte nicht lange, da brachte er ein gebratenes Kalb herbei.

Almanca — M. A. Rassoul

Und es kamen Unsere Gesandten mit froher Botschaft zu Abraham. Sie sprachen: ʺFriede!ʺ Er sagte: ʺFriede!ʺ und es dauerte nicht lange, bis er ein gebratenes Kalb herbeibrachte.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits kamen Unsere Entsandte (Engel) zu Ibrahim mit der frohen Botschaft, sie sagten: ʺSalam (sei mit dir)ʺ, er erwiderte: ʺSalam (sei mit euch)ʺ Und er blieb nicht lange, bis er ein gegartes Kalb servierte.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

For once did Our Messengers -disguised angels- pay a visit to Ibrahim(Abraham) and intimate to him the good news -of begetting a son-. They greeted him with the expression of good will "Peace" which he returned to assure them they were welcomed. Thereafter he placed before them a generous meal of a fatted roasted calf.

Abdul Haleem

To Abraham Our messengers brought good news. They said, ‘Peace.’ He answered, ‘Peace,’ and without delay he brought in a roasted calf.

Abdullah Yusuf Ali

There came Our messengers to Abraham with glad tidings. They said, "Peace!" He answered, "Peace!" and hastened to entertain them with a roasted calf.

Abul A'la Maududi

Indeed Our messengers came to Abraham, bearing glad tidings. They greeted him with 'peace', and Abraham answered back to them 'peace', and hurriedly brought to them a roasted calf.

Aisha Bewley

Our messengers brought the good news to Ibrahim. They said, ‘Peace!’ and he too said, ‘Peace!’ and brought in a roasted calf without delay.

Al-Hilali & Khan

And verily, there came Our messengers to Ibrâhîm (Abraham) with glad tidings. They said: Salâm (greetings or peace!) He answered, Salâm (greetings or peace!) and he hastened to entertain them with a roasted calf.

Ali Quli Qarai

Certainly Our messengers came to Abraham with the good news, and said, ‘Peace!’ ‘Peace!’ He replied. Presently he brought [for them] a roasted calf.

Amatul Rahman Omar

And certainly, Our messengers came to Abraham with good tidings. They said, `(We bid you) peace.' He said, `Peace be (on you too) always.' And he lost no time in bringing them a roasted calf.

Arthur John Arberry

Our messengers came to Abraham with the good tidings; they said, 'Peace!' 'Peace,' he said; and presently he brought a roasted calf.

Bijan Moeinian

There came My Messengers to Abraham (in the form of human beings) to relay some good news. They said: "Peace be with you [which is the greeting phrase for Muslims (those who obey the Lord.)] Abraham responded: “Peace be also upon you (not Hi, Good day, etc.)" Abraham then prepared a roasted calf for them (to show the highest hospitality, not knowing yet that they were the Lord’s Angels.)

E. Henry Palmer

Our messengers did come to Abraham with glad tidings; they said, ' Peace!' He said, 'Peace be it!' nor did he delay to bring the roasted calf.

Edip-Layth

Our messengers came to Abraham with good news, they said, "Peace" He said, "Peace," and it was not long before he came back with a roasted calf.

George Sale

Our messengers also came formerly unto Abraham, with good tidings: They said, peace be upon thee. And he answered, and on you be peace! And he tarried not, but brought a roasted calf.

Hamid S. Aziz

As though they had never dwelt therein. Behold, Thamud indeed disbelieved in their Lord. Aye! Removed were the Thamud!

Mahmoud Ghali

And indeed Our Messengers readily came to Ibrahîm (Abraham) with the good tidings. They said, "Peace!" He said, "Peace!" Then in no way did he linger (i.e., He did not delay) to come with a fleshy well-roasted calf.

Marmaduke Pickthall

And Our messengers cam unto Abraham with good news. They said: Peace! He answered: Peace! and delayed not to bring a roasted calf.

Mohamed Ahmed - Samira

Our angels came to Abraham with good news, and said: "Peace on you. "Peace on you too," said Abraham, and hastened to bring a roasted calf.

Muhammad Asad

AND, INDEED, there came unto Abraham Our [heavenly] messengers, bearing a glad tiding. They bade him peace; [and] he answered, "[And upon you be] peace!"-and made haste to place before them a roasted calf.

Mustafa Khattab

And surely Our messenger-angels came to Abraham with good news ˹of a son˺. They greeted ˹him with˺, "Peace!" And he replied, “Peace ˹be upon you˺!” Then it was not long before he brought ˹them˺ a ˹fat,˺ roasted calf.

Progressive Muslims

And Our messengers came to Abraham with good news, they said: "Peace" He said: "Peace," and it was not long before he came back with a roasted calf.

Sahih International

And certainly did Our messengers come to Abraham with good tidings; they said, "Peace. " He said, "Peace," and did not delay in bringing [them] a roasted calf.

Sam Gerrans

And Our messengers came to Abraham with glad tidings; they said: “Peace!” Said he: “Peace!” And he tarried not to bring a roasted calf.

Shabbir Ahmed

(Similar was the outcome of the people of Lot. ) Our Messengers came to Abraham bearing a glad tiding. They greeted Abraham with "Peace!" And he greeted them back with "Peace!" and made haste to place before them a roasted calf.

Syed Vickar Ahamed

And surely, there came Our messengers to Ibrahim (Abraham) with good news. They said, "Peace!" He answered, "Peace!" And he hastened to welcome and feast them with a roasted calf.

Taqi Usmani

And Our emissaries came to Ibrāhīm with the good news. They greeted him with "Salām (peace)." He said, “Salām.” Then he took not much time in bringing a roasted calf.

The Monotheist Group

And Our messengers came to Abraham with good news, they said: "Peace" He said: "Peace," and he made no delay in bringing a roasted calf.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Nos émissaires sont, certes, venus à Abraham avec la bonne nouvelle, en disant: ʺSalâm!ʺ. Il dit: ʺSalâm!ʺ, et il ne tarda pas à apporter un veau rôti.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, qasidên me ji Îbrahîm re mizgînî anîn û gotin: Silav li te be. Îbrahîm jî got: Silav li we be jî. Vêca di demeke pir kin de ji wan re golikekî biraştî anî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Ook waren Onze gezanten met het goede nieuws tot Ibrahiem gekomen. Zij zeiden: ʺVrede!ʺ Hij zei: ʺVrede!ʺ En het duurde niet lang of hij kwam met een geroosterd kalf.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Ook kwamen onze gezanten later tot Abraham met goede tijdingen. Zij zeiden: Vrede zij met u. En hij antwoordde: En op u zij vrede; en hij draalde niet en bracht een gebraden kalf.

Hollandaca — Siregar

En voorzeker, Onze gezanten (Engelen) kwamen tot Ibrâhîm met de verheugende tijding, zij zeiden: ʺSalâmʺ (Vrede). ʺHij zei: ʺSalâm.ʺ Niet lang daarna bracht hij een geroosterd kalf.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И вот пришли Наши посланцы [ангелы] к (пророку) Ибрахиму с радостной вестью (что у него родится ребенок), сказали: «Мир!» И он сказал: «Мир!» – и не замедлил прийти с (угощением) жареным теленком.

Rusça — Osmanov

Наши посланцы (т. е. ангелы) пришли к Ибрахиму с радостной вестью, сказали: ʺМир!ʺ Он ответил: ʺМир!ʺ - и, не мешкая, принес жареного ягненка.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH VÅRA budbärare kom till Abraham med ett glatt budskap. De hälsade honom ʺFred!ʺ och han svarade: ʺFred (vare med er)!ʺ Och han skyndade sig att bära fram en helstekt kalv.