(Ey Muhammed!) Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. Onları sana anlatıyoruz. Onlardan ayakta duranlar da var, yıkılıp gidenler de.

ذٰلِكَ مِنْ اَنْبَٓاءِ الْقُرٰى نَقُصُّهُ عَلَيْكَ مِنْهَا قَائِمٌ وَحَصِيدٌ

ƶālike min enbā'i l-ḳurā neḳuSSuhu ǎleyke minhā ḳāimun ve HaSīdun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1ذٰلِكَƶālikeişte bu
2مِنْmin
3اَنْبَٓاءِenbā'iن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberhaberlerindendir
4الْقُرٰىl-ḳurāق ر يBir misafiri ağırlamak, bir misafirin ağırlandığı şey. Toplamak, içine/içeri koşmak. Keşfetmek; araştırmak; çok ve özenli bir aramayla şehri/kasabayı incelemek.o şehirlerin
5نَقُصُّهُneḳuSSuhuق ص صİletmek, anlatmak/iletişim kurmak/hikaye etmek/nakletmek, birinin izini takip etmek, geri dönmek, misilleme yapmak, kesmek, ilişkili olmak, beyan etmek, bahsetmek. Qasasun - anlatı/hikaye, takip etme eylemi. Qisas - adil misilleme/kısas.anlattıklarımız
6عَلَيْكَǎleykesana
7مِنْهَاminhāonlardan bazıları
8قَائِمٌḳāimunق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhayaktadırlar
9وَحَصِيدٌve HaSīdunح ص دBiçmek veya kesmek, biçmek veya yere sermek, yok etmek/katletmek, insanları öldürmekte en üst gücünü kullanmak, insanları öldürmede olağan sınırları aşmak, insanları yok etmek, sıkıca bükülmüş ve kompakt ve sağlam yapılmış olmak, sağlam ve kompakt olmak, biçilmek için uygun zamana ulaşmak (tohum vermek), sıkıca bükmek veya sağlamlaştırmak, tam/sağlam/sağlıklı/iyi bir şekilde yerleşmek veya kurulmak, karşılıklı yardım için bir araya gelmek veya toplanmak, öfkelenmek veya şiddetle sinirlenmek.(bazıları ise) tamamen silinmiştir

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bunlar, mâceralarını sana hikâye ettiğimiz şehirlere âit haberler; o şehirlerden harâbeleri hâlâ duranlar var, biçilmiş ekin gibi yerle bir olanlar, eseri bile kalmayanlar var.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bunlar, mâceralarını sana hikâye ettiğimiz şehirlere âit haberler; o şehirlerden harâbeleri hâlâ duranlar var, biçilmiş ekin gibi yerle bir olanlar, eseri bile kalmayanlar var.

Adem Uğur

(Ey Muhammed!) İşte bu, (halkı helâk olmuş) memleketlerin haberlerindendir. Biz onu sana anlatıyoruz; onlardan (bugüne kadar izleri) kalan da vardır, biçilmiş ekin (gibi yok olan) da vardır.

Ahmed Hulusi

İşte bunlar o bölgelerin haberlerindendir! Sana hikaye ediyoruz. . . Onlardan bir kısmı ayakta ve (bir kısmı da) biçilmiş ekin gibi olmuştur.

Ahmet Tekin

İşte bunlar, insanlığa ders olsun diye sana anlattığımız, helâk olmuş memleketlerin başlarına gelen felâket haberlerinden bazılarıdır. Onlardan ayakta kalanlar var, kalıntıları olanlar, biçilmiş ekine benzeyenler de var.

Ahmet Varol

Bu sana anlattıklarımız, o şehirlerin haberlerindendir. Onlardan bazıları ayakta durmakta bazıları ise tamamen silinmiştir.

Ali Bulaç

Bunlar, sana doğru haber (kıssa) olarak aktardığımız (geçmişteki) nesillerin haberleridir. Onlardan kimi ayakta kalmış, (hala izleri var, kimi de) biçilmiş ekin (gibi yerlebir edilmiş, kalıntısı silinmiş) dir.

Ali Fikri Yavuz

İşte bu, helâk olmuş memleketlerin haberlerindendir ki, onu sana anlatıyoruz. O memleketlerin bâzısının izi kalmıştır, bâzısı da ekin gibi biçilmiş yok olmuştur.

Ali Rıza Safa

İşte, bu sana anlattıklarımız, o kentlerin haberleridir. Onların arasında, ayakta kalanlar ve biçilmiş ekin gibi olanlar vardır.

Bayraktar Bayraklı

İşte bu, memleketlerin haberlerindendir. Biz onu sana anlatıyoruz; bugüne kadar izleri kalan da vardır, biçilmiş ekin gibi yok olan da.

Bekir Sadak

«Bu sana anlattiklarimiz, kasabalarin basindan gecenlerdir. Onlarin bir kismi hala duruyor, bir kismi ise silinip gitmistir.

Celal Yıldırım

(Ey Muhammed!) Bu, ilâhî azaba uğrayan kasabaların haberlerinden (bazı safhalar)dır ki, sana nakledip anlatıyoruz. Bu kıssalardan bir kısmının kalıntısı duruyor, bir kısmı ise biçilmiş ekin gibi (belirsiz olmuştur).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İşte sana anlatmakta olduğumuz eski beldelerin haberleri böyle. Kiminin izleri hâlâ ayakta, kimi de biçilip yere serilmiş.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. Onları sana anlatıyoruz. Onlardan ayakta duranlar da var, yıkılıp gidenler de.

Diyanet İşleri (eski)

Bu sana anlattıklarımız, kasabaların başından geçenlerdir. Onların bir kısmı hala duruyor, bir kısmı ise silinip gitmiştir.

Diyanet Vakfi

(Ey Muhammed!) İşte bu, (halkı helâk olmuş) memleketlerin haberlerindendir. Biz onu sana anlatıyoruz; onlardan (bugüne kadar izleri) kalan da vardır, biçilmiş ekin (gibi yok olan) da vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İşte bu helâk olmuş memleketlerin önemli haberlerindendir. Sana onu kıssa olarak anlatıyoruz. Onlardan yerinde duranlar da var, biçilenler (yok olup gidenler) de.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İşte bu, medeniyetlerin sana anlattığımız önemli haberlerindendir. Onlardan kalan da var, biçilip yerle bir edilen de var.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte bu, medeniyetlerin mühim haberlerinden, sana onu kıssa olarak naklediyoruz: Onlardan duran var, biçilen var

Erhan Aktaş

Bunlar, o kentlere ait sana bildirdiğimiz haberlerdir. O kentlerden, yerinde duran da var, biçilmiş ekin gibi olan da.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunlar, o kentlere ait sana bildirdiğimiz haberlerdir. O kentlerden, yerinde duran da var, biçilmiş ekin gibi olan da.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunlar, o kentlere ait sana bildirdiğimiz haberlerdir. O kentlerden, yerinde duran da var, biçilmiş ekin gibi olan da.

Fizilal-il Kuran

Ya Muhammed, sana anlattığımız bu olaylar, bu şehirlerin hikâyeleridir. Bu şehirlerin kimisi halâ duruyor, kimisi de biçilmiş ekin tarlasına dönüşmüştür.

Gültekin Onan

Bunlar, sana doğru haber (kıssa) olarak aktardığımız (geçmişteki) nesillerin haberleridir. Onlardan kimi ayakta kalmış, (hala izleri var, kimi de) biçilmiş ekin (gibi yerlebir edilmiş, kalıntısı silinmiş)dir.

Hamdi Döndüren

Bu sana anlattıklarımız (helâk olmuş) kentlerin haberlerindendir. Bu kentlerden bir kısmı hâlâ ayakta dururken bir kısmı, biçilmiş ekin gibi yok olup gitmiştir.

Hasan Basri Çantay

Sana kıssa olarak bildirmekde olduğumuz bu (haberler, helak olmuş) memleketlerin haberlerindendir ki onların kimi (nin izleri) ayakda kalmış, (kimi de) biçilmiş ekin (gibi yok olmuşdur).

Hasib Asutay

İşte bu sana anlattıklarımız, o kentlerin haberlerindendir. Onlardan (bugüne kadar izleri) ayakta kalan da var, (ekin gibi) biçilmiş olan da vardır.

Hayrat Neşriyat

(Habîbim, yâ Muhammed!) Bunlar (helâk edilen) şehirlerin haberlerindendir ki, onu sana anlatıyoruz; onlardan (hâlâ) ayakta olan da vardır, biçilmiş (ekin gibi yok) olan da!

İbni Kesir

Bunlar; o kasabanın haberleridir ki, sana anlatıyoruz. Onların bir kısmı hala duruyor, bir kısmı ise silinip gitmiştir.

Mehmet Okuyan

İşte bu, (halkı helak olmuş) şehirlerin haberlerindendir. Biz onu sana anlatıyoruz. Onlardan (izleri) kalan da vardır; biçilmiş (ekin gibi yok olan) da.

Muhammed Esed

(İnsanlığa bir ders olsun diye) bu sana anlattıklarımız (gelip gitmiş) kasaba (halk)ları(nı)n başından geçenlerdir ki, bu (kasaba)ların bazıları hala yerinde duruyor, bazılarıysa biçilmiş tarlalar gibi (silinip gitmişler):

Mustafa İslamoğlu

Bütün bu kıssasını sana anlattıklarımız, (bilinen) kentlerin (acı) hakiyalerinden bir kısmıdır: onlardan (geriye) kalıntı bırakan da var, hasat edilmiş tarlalar gibi yerinde yeller esen de...

Ömer Nasuhi Bilmen

İşte bu, karyelerin haberlerindendir. Onu sana hikaye ediyoruz. Onlardan bâki olan da vardır, biçilmiş olan da.

Ömer Öngüt

Bunlar sana anlattığımız, o memleketlerin haberleridir. Onların bir kısmı hâlâ duruyor, bir kısmı ise silinip gitmiştir.

Suat Yıldırım

İşte sana bildirdiğimiz bu haberler, helâk olmuş diyarların haberleri. Onların kiminin izleri hâlâ dururken, kimi biçilmiş ekin gibi yok olmuştur.

Süleyman Ateş

(Ey Muhammed), bu sana anlattıklarımız, o kentlerin haberlerinden(başlarına gelen olaylardan)dır. Onlardan kimi hala ayakta, kimi de biçilmiştir.

Süleymaniye Vakfı

İşte bunlar, o kentlerin haberlerindendir. Bunları sana olduğu gibi anlatıyoruz. Onlardan hala kalıntıları olanlar da vardır, biçilmiş ekin gibi yok olanlar da.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu anlattıklarımız, o kentlerin haberlerindendir; onlardan hala ayakta duranlar da vardır, yıkılıp gitmiş olanlar da.

Şaban Piriş

Bu sana anlattıklarımız, yerleşim yerlerinin haberleridir ki onlardan bir kısmı hala sağlamdır; bir kısmının da kökü kazınmıştır.

Tefhim-ul Kuran

Bunlar, sana doğru haber (kıssa) olarak aktardığımız (geçmişteki) kuşakların haberleridir. Onlardan kimi ayakta kalmış, (hâlâ izleri var, kimi de) biçilmiş ekin (gibi yerlebir edilmiş, kalıntısı silinmiş) dir.

Ümit Şimşek

İşte bunlar o beldelerin haberlerindendir ki, sana anlatıyoruz. Onlardan kalıntısı duran da var, kökten biçilen de.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte bunlar o kentlerin/medeniyetlerin haberlerinden bir kısmı, anlatıyoruz sana. Kimi hala ayakta onların, kimi kökünden biçilip gitmiştir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bu, sənə söylədiyimiz məmləkətlər haqqında hekayətlərin bəzisidir. Onlardan izi qalanı da vardır, yerlə-yeksan olanı da.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bu, (məhv omuş) məmləkətlərin xəbərlərindəndir ki, sənə söylədik. Onların bəʼzisindən əsər-əlamət qalmış, bəʼzisi isə yerlə yeksan olmuşdur.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Das sind Nachrichten, die Wir dir berichten über Städte, die teils noch bestehen, teils wie abgemähte Pflanzen untergegangen sind.

Almanca — Der Edle Quran

Dies gehört zu den Nachrichten von den Städten; Wir erzählen es dir. Einige von ihnen stehen noch, andere sind abgemäht.

Almanca — M. A. Rassoul

Das ist die Kunde von den Städten, die Wir dir erzählen. Manche von ihnen stehen noch aufrecht da, und (manche) sind zerstört worden.

Almanca — Muhammad Zaidan

Diese sind ein Teil der Berichte von den Ortschaften, die WIR dir mitteilen. Manche von ihnen (den Ortschaften) stehen noch und andere sind längst vergangen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Such a historic account of the towns is a narrative of facts and events We relate to you O Muhammad; some of them are still standing -in evidence- and others have been mowed down.

Abdul Haleem

We relate to you [Muhammad] such accounts of earlier towns: some of them are still standing; some have been mown down;

Abdullah Yusuf Ali

These are some of the stories of communities which We relate unto thee: of them some are standing, and some have been mown down (by the sickle of time).

Abul A'la Maududi

That is an account of some towns which We recount to you. Of them some are still standing and some have been mown down.

Aisha Bewley

That is some of the news of the cities which We relate to you. Some of them are still standing, while others are now just stubble.

Al-Hilali & Khan

That is some of the news of the (population of) towns which We relate unto you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم); of them, some are (still) standing, and some have been (already) reaped.

Ali Quli Qarai

These are from the accounts of the townships which We recount to you. Of them there are some that still stand, and some that have been mown down.

Amatul Rahman Omar

That is a part of the important news of the (ruined) townships (of the past), We relate them to you. Some of these (cities) still exist while others have been mown down (and perished).

Arthur John Arberry

That is of the tidings of the cities We relate to thee; some of them are standing and some stubble.

Bijan Moeinian

These are the stories of the past communities that I inform you of. Some of those nations still exist while the others completely vanished.

E. Henry Palmer

That is one of the stories of the cities which we recite to thee - some of them are standing now and some mown down!

Edip-Layth

That is from the news of the towns which We relate to you; some are still standing and some have been wiped-out.

George Sale

This is a part of the histories of the cities, which We rehearse unto thee. Of them there are some standing; and others which are utterly demolished.

Hamid S. Aziz

A curse follows them in this world and on the Day of Resurrection - ah, woeful is the gift that will be given them!

Mahmoud Ghali

That is of the tidings of the towns We narrate to you; (some) of them are (still) upright, and (some) mown down.

Marmaduke Pickthall

That is (something) of the tidings of the townships (which were destroyed of old). We relate it unto thee (Muhammad). Some of them are standing and some (already) reaped.

Mohamed Ahmed - Samira

These are a few accounts of settlements that We narrate to you. Some still survive, and some have been mowed down.

Muhammad Asad

THIS ACCOUNT of the [fate of those ancient] communities - some of them still remaining, and some [extinct like] a field mown-down - We convey unto thee [as a lesson for mankind]:

Mustafa Khattab

These are accounts, We relate to you ˹O Prophet˺, of the ˹destroyed˺ cities. Some are still standing ˹barren˺, while others have been mowed down.

Progressive Muslims

That is from the news of the towns which We relate to you; some are still standing and some have been wiped-out.

Sahih International

That is from the news of the cities, which We relate to you; of them, some are [still] standing and some are [as] a harvest [mowed down].

Sam Gerrans

That is from the reports of the cities We relate to thee; among them are standing and reaped.

Shabbir Ahmed

(O Messenger), this is news from only a few of the past communities that We narrate to you. Some of them are merely surviving and some have vanished.

Syed Vickar Ahamed

Those are some of the stories of the (peoples of) town that We tell you: Some of them are (still) standing (here) and some have been ripped down (by time).

Taqi Usmani

That is a part of stories of the towns that We narrate to you. Some of them are still standing, and (some are) eradicated like a harvested field.

The Monotheist Group

That is from the news of the towns which We tell to you; some are still standing and some have been wiped out.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Cela fait partie des récits que Nous te (Muhammad) racontons concernant des cités: les unes sont encore debout, tandis que dʹautres (sont complètement) rasées.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Resûlê min!) Ha ev, ji salix û xeberên bajaran in ku em ji bo te dibêjin. Hin ji wan hene ku (heta îro jî şûnwarên wan) li ser piyan mane û hinek jî hene ku her wekî zadê dirûtî (çinandî) bêser û bêşûn in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Dat zijn enkele berichten over de steden die Wij jou vertellen; sommige staan nog overeind andere zijn weggemaaid.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Dit is een deel van de geschiedenis der steden, welke wij u verhalen. Van deze staan sommige, terwijl andere geheel verwoest zijn.

Hollandaca — Siregar

Dat zijn enkele geschiedenissen over de steden die Wij aanjou (O Moehammad) vertellen, daarvan zijn er nog, en zijn er geruïneerd.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Это [то, о чем мы упомянули] – из вестей про селения, которые Мы рассказываем тебе (о, Пророк). Из них [из селений] одни стоят [остались их следы], а другие пожаты [не осталось от них и следа].

Rusça — Osmanov

Это - из рассказов о [жителях былых] городов. Мы излагаем тебе [, Мухаммад,] кое-что [из них]. Некоторые из [тех городов] все еще существуют, другие же [исчезли, словно были] скошены.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

DET SOM Vi (nu) berättar för dig (Muhammad) ur berättelserna om (gångna tiders) folk - några av dem lever kvar, andra har Vi skördat - (har något att lära människorna).