(1-2) Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline!

وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍ اَلَّذِي جَمَعَ مَالًا وَعَدَّدَهُ

veylun li kulli humezetin lumezetin / elleƶī cemeǎ mālen ve ǎddedehu

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَيْلٌveylunvay haline
2لِكُلِّli kulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliherkesin
3هُمَزَةٍhumezetinه م زArkadan konuşmak, karalamak, darbeyle geri itmek, çimdiklemek, geri püskürtmek, kusur bulmak, kötülük önermek, kırmak, (yere) fırlatmak, sıkmak, ısırmak.diliyle çekiştiren
4لُمَزَةٍlumezetinل م زGöz kırpmak, göz veya el ile işaret yapmak, karalamak, kınamak, suçlamak, kusur bulmak, kötü konuşmak, iftiracı olmak, vurmak, itmek, kötülemek.kaş göz işaretleriyle alay eden
1اَلَّذِيelleƶīo ki
2جَمَعَcemeǎج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.yığdı
3مَالًاmālenم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.mal
4وَعَدَّدَهُve ǎddedehuع د دSaymak, numaralandırmak, hesaplamak, nüfus sayımı yapmak. Addun - sayı, hesaplama, belirlenmiş sayı. Adadun - sayı. İddatun - sayı, belirlenmiş süre, sayma, saymak, boşanmış veya dul kalmış bir kadının yeniden evlenebilmesi için beklemesi gereken yasal süre. A'dd - hazırlamak, hazır etmek. Addina - sayanlar. Ma'dudun - sayılmış olan.ve onu saydı durdu

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bütün inceden inceye alay eden kovucuların vay hallerine.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bütün inceden inceye alay eden kovucuların vay hallerine.

Adem Uğur

Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi âdet edinen herkesin vay haline!

Ahmed Hulusi

Vay haline tüm hümeze (arkadan dedikodu yapıp çekiştiren) ve lümeze (kınayıp tahkir eden) güruha!

Ahmet Tekin

İnsanları arkalarından çekiştirip ayıplayanların, aşağılayanların, gizli açık dillerine dolayanların, kaş-göz hareketleriyle alay edenlerin vay haline!

Ahmet Varol

Arkadan çekiştiren, kaş göz hareketleri yaparak alay eden her kişinin vay haline!

Ali Bulaç

Arkadan çekiştirip duran, kaş göz hareketleriyle alay eden her kişinin vay haline;

Ali Fikri Yavuz

Azab olsun, (insanları arkalarından çekiştiren) her ayıblayıcıya, yüzlerine karşı dil uzatıcıya!...

Ali Rıza Safa

Arkadan Çekiştirenlerin, karalayanların; vay başlarına gelene!

Bayraktar Bayraklı

- Diliyle çekiştirip insanların onuru ile oynayan, kaş-göz hareketleriyle onlarla alay eden insanın vay haline! Mal yığıp onu tekrar tekrar sayar ve malının kendini ebedi yaşatacağını sanır.

Bekir Sadak

(1-2) Mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan, diliyle cekistirip alay eden kimsenin vay haline!

Celal Yıldırım

Vay hâline arkadan çekiştirip çamur atana, yüzüne karşı kaş-göz işaretiyle alay edene !

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(1-2) Arkadan çekiştiren, ayıp kusur arayan, servet toplayan ve onu sayıp duran herkesin vay haline!

Diyanet İşleri

(1-2) Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline!

Diyanet İşleri (eski)

(1-2) Mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan, diliyle çekiştirip alay eden kimsenin vay haline!

Diyanet Vakfi

(1-2) Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi âdet edinen herkesin vay haline! O ki, mal toplamış ve onu sayıp durmuştur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(1-2) Mal toplayıp onu tekrar tekrar sayan, insanları arkadan çekiştirip, kaş göz hareketleriyle alay edenlerin (hümeze ve lümezenin) vay haline!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Veyl o insanları çekiştirip kaş göz işaretleriyle alay edenlerin bütününe

Elmalılı Hamdi Yazır

Veyl bütün "hümeze lümeze" güruhuna

Erhan Aktaş

Arkadan çekiştirenlerin, kaş göz hareketiyle alay edenlerin vay haline!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Arkadan çekiştirenlerin, kaş göz hareketiyle alay edenlerin vay haline!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Arkadan çekiştirenlerin, kaş göz hareketiyle alay edenlerin vay haline!

Fizilal-il Kuran

İnsanları dilleri ile arkalarından çekiştiren ve karşılarında kaş, göz hareketleri ile onları aşağılayan herkese yazıklar olsun!

Gültekin Onan

Arkadan çekiştirip duran, kaş göz hareketleriyle alay eden her kişinin vay haline;

Hamdi Döndüren

İnsanları diliyle çekiştiren, kaş ve gözüyle işaretler yapıp alay eden her insanın vay haline!

Hasan Basri Çantay

Arkadan çekişdirmeyi, yüze karşı (el, kaş ve göz işaretleriyle) eğlenmeyi ve ayıblamayı aadet edinen her kişinin vay haaline!

Hasib Asutay

Arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden herkesin vay haline! (1) (1. Rivayete göre sure, Ümeyye bin Halef ve Velid bin Muğire gibi Hz. Peygamberi ve müminleri arkadan çekiştirmeyi adet edinen küfür ehli hakkında inmiştir.)

Hayrat Neşriyat

Hümeze olan (insanları arkadan devamlı ayıplayıp çekiştiren), yüzlerine karşı (da onlarla) alay etmeyi âdet edinen her kişinin vay hâline!

İbni Kesir

Diliyle çekiştirip yüzünde de alay edenin vay haline.

Mehmet Okuyan

(Arkadan) çekiştiren (ve) kusur arayan herkese yazıklar olsun!

Muhammed Esed

Vay haline iftira atanın ve ayıp kusur arayanın!

Mustafa İslamoğlu

Gizli-açık, arkadan-önden sürekli iftira atıp kara çalan, çekiştirip ayıp kusur arayan herkes kendine yazık etmiştir!

Ömer Nasuhi Bilmen

Arkadan çekiştiren, gözü ile kaşı ile eğlenen her bir kimsenin vay haline!

Ömer Öngüt

Arkadan çekiştirip yüze karşı eğlenmeyi ve ayıplamayı âdet edinen herkesin vay haline!

Suat Yıldırım

Vay haline her hümeze ve lümeze’nin!

Süleyman Ateş

(İnsanları) Diliyle çekiştiren, kaş ve gözüyle işaretler yapıp alay eden her fesad kişinin vay haline!

Süleymaniye Vakfı

Kışkırtıcılık yapan, ayıplayıp duran herkesin vay haline!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Arkadan çekiştiren ve kusur arayan herkesin çekeceği var.

Şaban Piriş

Bütün koğuculuk yapanların, insanları arkadan çekiştirenlerin vay haline!

Tefhim-ul Kuran

Arkadan çekiştirip duran, kaş göz hareketleriyle alay eden her kişinin vay haline;

Ümit Şimşek

Yazıklar olsun arkadan çekiştirenlere, başkalarıyla eğlenenlere.

Yaşar Nuri Öztürk

Yazıklar olsun arkadan çekiştirenlerin, kaş göz işareti yapıp alay edenlerin tümüne!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Hər bir qeybət edənin, tənə vuranın vay halına!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Dalda) qeybət edib (üzdə) təʼnə vuran hər kəsin vay halına!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wehe jedem Stichler und Nörgler,

Almanca — Der Edle Quran

Wehe jedem Stichler und Nörgler,

Almanca — M. A. Rassoul

Wehe jedem Stichler, Verleumder

Almanca — Muhammad Zaidan

Niedergang sei jedem äußerst durch üble Nachrede Beleidigenden, äußerst durch Mimik Beleidigenden,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Woe to every scandal-monger who thrives on traducing people,

Abdul Haleem

Woe to every fault-finding backbiter

Abdullah Yusuf Ali

Woe to every (kind of) scandal-monger and-backbiter,

Abul A'la Maududi

Woe to every fault-finding backbiter;

Aisha Bewley

Woe to every faultfinding backbiter

Al-Hilali & Khan

Woe to every slanderer and backbiter.[1]

Ali Quli Qarai

Woe to every scandal-monger and slanderer,

Amatul Rahman Omar

Disaster is (decreed) for every slanderer, defamer,

Arthur John Arberry

Woe unto every backbiter, slanderer,

Bijan Moeinian

How sad is the case of a back biter and slanderer.

E. Henry Palmer

Woe to every slanderous backbiter,

Edip-Layth

Woe unto every backbiter, slanderer.

George Sale

Woe unto every slanderer, and backbiter:

Hamid S. Aziz

Woe to every slanderous scandal-monger and backbiter,

Mahmoud Ghali

Woe to every persistent slanderer, persistent defamer,

Marmaduke Pickthall

Woe unto every slandering traducer,

Mohamed Ahmed - Samira

WOE TO EVERY slanderer, back-biter,

Muhammad Asad

WOE unto every slanderer, fault-finder!

Mustafa Khattab

Woe to every backbiter, slanderer,

Progressive Muslims

Woe unto every backbiter, slanderer.

Sahih International

Woe to every scorner and mocker

Sam Gerrans

Woe to every slanderer, fault-finder,

Shabbir Ahmed

Woe unto every slanderer, fault-finder! (He himself does little but spends a lot of energy detracting the doers).

Syed Vickar Ahamed

Grief (and warning) to every Scandal-monger and backbiter,

Taqi Usmani

Woe to every backbiter, derider

The Monotheist Group

Woe to every backbiter, slanderer.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Malheur à tout calomniateur diffamateur,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wax li halê çiqas kesê tanavêj û eybderêx be.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wee elke lasteraar en roddelaar

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wee over iederen lasteraar en leugenaar,

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Горе [сильное наказание, либо унижение, либо погибель] (обещано) всякому хулителю [тому, кто порицает человека при нем самом] (и) поносителю [сплетнику, который злословит за спиной],

Rusça — Osmanov

Горе всякому клеветнику, хулителю,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

ILLA SKALL det gå den som försöker finna fel hos (andra) och baktalar dem!