Adiyat Suresi 9. Ayet — Elfaz
(9-11) Acaba o bilmiyor mu ki, kabirlerde bulunanlar çıkarıldığı ve kalplerdeki ortaya konulduğu zaman, işte o gün onların Rabbi kendilerinin her halinden mutlaka haberdardır.
1اَفَلَاe fe lāSoru Eki+Zaid Harf+Harf-i Nefi
2يَعْلَمُyeǎ'lemubilmez mi?Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
3اِذَاiƶāzamanZaman Zarfı
4بُعْثِرَbuǎ'ṧiradışarı atıldığıMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibب ع ث رDağıtmak, alt üst etmek, devirmek.
5مَاmāolanlarİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
6فِيfīHarf-i Cer
7الْقُبُورِl-ḳubūrikabirlerdeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimق ب رÖlüleri gömmek. Gömülmesini sağlamak, mezar günü olmak, birinin gömülmesini sağlamak. Mezar, kabir, ruhun ölümden diriliş gününe kadar yaşadığı ara durum. Mezarlık, gömülme yeri.