Dediler ki: "Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hakimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz."

قَالُوا اَجِئْتَنَا لِتَلْفِتَنَا عَمَّا وَجَدْنَا عَلَيْهِ اٰبَٓاءَنَا وَتَكُونَ لَكُمَا الْكِبْرِيَاءُ فِي الْاَرْضِ وَمَا نَحْنُ لَكُمَا بِمُؤْمِنِينَ

ḳālū e ci'tenā li telfitenā ǎmmā vecednā ǎleyhi ābā'enā ve tekūne le kumā l-kibriyā'u fī l-erDi ve mā neHnu le kumā bi mu'minīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
2اَجِئْتَنَاe ci'tenāج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakbize mi geldiniz?
3لِتَلْفِتَنَاli telfitenāل ف تDöndürmek, saptırmak, eğmek, geri/etrafına bakmak, bükmek, kıvırmak, (yüzü) başka tarafa çevirmekbizi çevirmek için
4عَمَّاǎmmā(yol)dan
5وَجَدْنَاvecednāو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmakbulduğumuz
6عَلَيْهِǎleyhiüzerinde
7اٰبَٓاءَنَاābā'enāا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekatalarımızı
8وَتَكُونَve tekūneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve olması
9لَكُمَاle kumāikiniz için
10الْكِبْرِيَاءُl-kibriyā'uك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyüklüğün
11فِي
12الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
13وَمَاve mā(fakat) değiliz
14نَحْنُneHnubiz
15لَكُمَاle kumāsize
16بِمُؤْمِنِينَbi mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaniman edecek

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bizi atalarımızdan bulup gördüğümüz şeylerden çevirip yeryüzünde bize hâkim olmak için mi geldiniz ve biz, ikinize de inanmıyoruz dediler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bizi atalarımızdan bulup gördüğümüz şeylerden çevirip yeryüzünde bize hâkim olmak için mi geldiniz ve biz, ikinize de inanmıyoruz dediler.

Adem Uğur

Onlar dediler ki: Babalarımızı üzerinde bulduğumuz (dinden) bizi döndüresin ve yeryüzünde ululuk sizin ikinizin olsun diye mi bize geldin? Halbuki biz size inanacak değiliz.

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Sen bizi, atalarımızın inancından çevirip ve yeryüzüne beraberce tahakküm etmek için mi geldin? Biz size (Musa ve Harun'a) iman edici değiliz. "

Ahmet Tekin

Onlar: 'Bizi, gördüğümüz, bildiğimiz atalarımızın yolundan, hayat tarzından çevirip, ülkede devlet ve saltanat, seninle kardeşine, ikinize ait olsun diye mi yanımıza gelerek bizimle bu kadar mücadele ediyorsun? Biz ikinize de itimat etmiyoruz.' dediler.

Ahmet Varol

Onlar da: 'Sen bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünde büyüklüğün (hakimiyetin) ikinizin olması için mi geldin? Biz size iman edecek değiliz' dediler.

Ali Bulaç

Onlar: "Siz ikiniz, bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)dan çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz, sizin ikinize inanacak değiliz" dediler.

Ali Fikri Yavuz

Onlar, Mûsa ile Harûn’a! “Sen, bizi babalarımızdan bulduğumuz yol üzerinden çevirmek için mi geldin? Yeryüzünde saltanat ikinize ait mi olacak? Biz, ikinize de iman etmeyiz” dediler.

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Atalarımızı üzerinde bulduğumuzdan bizi çevirmek ve bu topraklarda büyüklüğü elinize geçirmek için mi geldiniz? İkinize de inanmıyoruz!"

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine onlar şöyle dediler: "Babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan bizi döndüresin ve yeryüzünde ululuk sizin ikinizin olsun diye mi bize geldin? Biz size inanacak değiliz."

Bekir Sadak

«Biz ikiniz, bizi babalarimizi uzerinde buldugumuz yoldan cevirmek ve yeryuzunun buyukleri olasiniz diye mi geldiniz? Biz size inanmiyoruz» dediler.

Celal Yıldırım

Onlar, «bizi, babalarımızı üzerinde bulduğumuz (dinden ve yoldan) çevirmek ve ikiniz için yeryüzünde büyüklük (liderlik ve önderlik) sağlamak için mi bize geldin ? İkinize de inanacak değiliz» dediler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Sen” dediler, “Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çeviresin de bu yerde nüfuz ve egemenlik ikinizin olsun diye mi aramıza geldin? Biz ikinize de inanacak değiliz!”

Diyanet İşleri

Dediler ki: "Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hakimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz."

Diyanet İşleri (eski)

'Siz ikiniz, bizi babalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünün büyükleri olasınız diye mi geldiniz? Biz size inanmıyoruz' dediler.

Diyanet Vakfi

Onlar dediler ki: Babalarımızı üzerinde bulduğumuz (dinden) bizi döndüresin ve yeryüzünde ululuk sizin ikinizin olsun diye mi bize geldin? Halbuki biz size inanacak değiliz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Dediler ki: «Sen bizi, atalarımızdan kalan yoldan çeviresin de yeryüzünde saltanat ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanmayız».

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dediler ki. "Sen bizi atalarımızın yolundan vazgeçirip bu yerde devlet ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanmayız!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen, dediler; bizi, atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çeviresin de bu yerde devlet ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanamayız

Erhan Aktaş

Dediler ki: "Sen; bizi, atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünde gücün ikinizin eline geçmesini sağlamak için mi geldin? Biz, size Mü'min olacak değiliz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dediler ki: "Sen; bizi, atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünde gücün ikinizin eline geçmesini sağlamak için mi geldin? Biz, size mü'min[1] olacak değiliz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dediler ki: "Sen; bizi, atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünde gücün ikinizin eline geçmesini sağlamak için mi geldin? Biz, size mü'min olacak değiliz.

Fizilal-il Kuran

Musa'nın soydaşları dediler ki; «Siz ikiniz, bizi atalarımızdan miras aldığımız inanç ve geleneklerden vazgeçiresiniz ve bu yörede egemenliği ele geçiresiniz diye mi bize geldiniz? Biz size kesinlikle inanmayacağız.»

Gültekin Onan

Onlar: "Siz ikiniz, bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)dan çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz, sizin ikinize inançlılar (olacak) değiliz" dediler.

Hamdi Döndüren

O zaman ileri gelenler dediler ki: “Sen bizi, atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve böylece (kardeşinle birlikte) ülkede egemenliği ele geçirmek için mi geldin? Bu yüzden biz, sizin ikinize inanacak değiliz!”

Hasan Basri Çantay

Dediler: "Sen atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yoldan) bizi döndüresin de bu yerde devlet ikinizin (elinde) olsun diye mi bize geldiniz? Biz ikinize de inanıcılar değiliz".

Hasib Asutay

Dediler ki, 'Babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden (yoldan) çeviresin ve yeryüzünde ululuk yalnız ikinize olsun diye mi bize geldin? Biz ikinize de asla inanacak değiliz.'

Hayrat Neşriyat

(Onlar) dediler ki: '(Sen) bize, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden bizi döndüresin de yeryüzünde saltanat sâdece ikinizin (kardeşin Hârûn ile senin) olsun diye mi geldin? Biz, ikinize de inanacak kimseler değiliz.'

İbni Kesir

Dediler ki: Siz ikiniz; bizi, babalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünün büyükleri olmak için mi geldiniz? Biz, size inanmıyoruz.

Mehmet Okuyan

Onlar “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz (dinden) bizi döndüresin ve yeryüzünde yücelik sizin ikinizin olsun diye mi bize geldin? Biz size asla inanacak değiliz.” demişlerdi.

Muhammed Esed

(Seçkinler:) "Bizi atalarımızı inanç ve uygulama olarak izler bulduğumuz yoldan çevirmeye ve böylece ikinizin bu ülkede söz sahibi kimseler olmanızı sağlamaya mı geldin? Her ne hal ise, size, ikinize inanmıyoruz!" dediler.

Mustafa İslamoğlu

(Yönetici seçkinler) dediler ki: "Sen, bizi atalarımızı üzerinde bulup izlerini takip ettiğimiz yoldan çevirmeye ve bu şekilde kendinize ülkede iktidar yolunu açmaya mı geldin? Fakat biz, her ikinize de asla inanacak değiliz."

Ömer Nasuhi Bilmen

Dediler ki: «Babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden bizi çeviresin de yerde ululuk ikinize olsun diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanıcılar değiliz.»

Ömer Öngüt

Dediler ki: “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan bizi çevirmek için ve bu yerin büyükleri siz olasınız diye mi geldiniz? Biz size inanacak değiliz. ”

Suat Yıldırım

"Sen", dediler, "bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz dinden döndüresin de ülkede önderlik ikinize kalsın diye mi geldin? Biz, mümkün değil, size inanmayız."

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Sen bizi, babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden çeviresin de yeryüzünde büyüklük yalnız ikinize kalsın diye mi geldin? Biz size inanacak değiliz!"

Süleymaniye Vakfı

Dediler ki: "Atalarımızı üzerinde gördüğümüz yoldan bizi çeviresin ve bu topraklarda üstünlük size geçsin diye mi geldin? Biz sizin ikinize de inanacak değiliz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dediler ki "Atalarımızdan görüp bildiğimiz yoldan bizi çevirmek için mi geldin? Bu yerin büyüğü ikiniz olacaksınız öyle mi? Biz ikinize de inanmıyoruz."

Şaban Piriş

Onlar ise: -Sen bize, babalarımızı bulduğumuz yoldan bizi ayırmak ve yeryüzünde büyüklük sadece ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz.

Tefhim-ul Kuran

Onlar: «Siz ikiniz, bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol) dan çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz, sizin ikinize inanacak değiliz» dediler.

Ümit Şimşek

Onlar dediler ki: 'Atalarımızdan gördüğümüz şeyden bizi çeviresin de ülkede iktidar ikinizin elinde kalsın diye bize geldin, değil mi? Biz ikinize de inanmıyoruz.'

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler ki: "Sen bize, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden bizi çeviresin de bu toprakta devlet ve ululuk ikinizin olsun diye mi geldin? Biz, ikinize de inanmıyoruz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar dedilər: “Gəlmisiniz ki, bizi atalarımızın tutduğu yoldan döndərəsiniz və yer üzündə böyüklük etmək ikinizə qalsın? Biz sizə iman gətirən deyilik”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar (Musaya və Haruna): ″Bizi atalarımızın tapındığı dindən döndərmək, özünüz də yer üzündə böyüklük etmək üçünmü gəldiniz? Biz sizə iman gətirən deyilik!″ – dedilər.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Sie erwiderten: ʺBist du zu uns gekommen, um uns vom Glauben abzubringen, den unsere Väter uns überlieferten, damit ihr die Herrschaft auf Erden an euch reißt? Wir glauben euch beiden nicht.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sie sagten: ʺBist du zu uns gekommen, um uns von dem abzulenken, was wir bei unseren Vätern vorfanden, und wollt ihr beide die Oberhand im Lande haben? Wir aber wollen euch nicht glauben.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sagten: ʺKamst du 1 etwa, um uns von dem abzubringen, was wir bei unseren Ahnen vorfanden, und damit euch beiden (dir mit deinem Bruder) die Herrschaft im Lande gehört?! Wir werden euch gewiß nicht glauben.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They said to Mussa: "Did you come to us to dissuade us to disregard our fathers' system of faith and worship in order to be the distinguished above all others and the exalted in rank and station in the land! Never. Notwithstanding that we do not believe you nor do we give credence to your message."

Abdul Haleem

They said, ‘Have you come to turn us away from the faith we found our fathers following, so that you and your brother can gain greatness in this land? We will never believe in you.’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "Hast thou come to us to turn us away from the ways we found our fathers following,- in order that thou and thy brother may have greatness in the land? But not we shall believe in you!"

Abul A'la Maududi

They replied: 'Have you come to turn us away from the way of our forefathers that the two of you might become supreme in the land? We shall never accept what the two of you say.'

Aisha Bewley

They said, ‘Have you come to us to turn us from what we found our fathers doing, and to gain greatness in the land? We do not believe you. ’

Al-Hilali & Khan

They said: "Have you come to us to turn us away from that (Faith) we found our fathers following, and that you two may have greatness in the land? We are not going to believe you two!"

Ali Quli Qarai

They said, ‘Have you come to us to turn us away from what we found our fathers following, so that supremacy may be yours in the land? We will not believe in the two of you. ’

Amatul Rahman Omar

They said, `Have you come to us that you may turn us away from what we found our forefathers practising and to make sure that you two reign supreme in the land? But (remember) we will not believe in either of you at all. '

Arthur John Arberry

They said, 'Art thou come to us to turn us from that we found our fathers practising, and that the domination in the land might belong to you two? We do not believe you.

Bijan Moeinian

They replied: "Have you come to change our style of life which we have inherited from our forefathers? You want to earn a superior position the same way that Joseph earned his way up. ] We will not believe in what you say."

E. Henry Palmer

They said, 'Hast thou come to turn us away from what we found our fathers at, that there may be for you twain grandeur in the earth? but we will not believe you. '

Edip-Layth

They said, "Have you come to us to turn us away from what we found our fathers upon, and so that you two would have greatness in the land? We will not acknowledge you."

George Sale

They said, art thou come unto us to turn us aside from that religion, which we found our fathers practise; and that ye two may have the command in the land? But we do not believe you.

Hamid S. Aziz

Moses said, "Speak you thus about the Truth when it comes to you? Is this magic? But magicians thrive not. "

Mahmoud Ghali

They said, "Have you come to us to turn us round from what we found our fathers (practicing), and that grandeur in the earth might belong to you (two)? And in no way will we be believers with you (two). "

Marmaduke Pickthall

They said: Hast thou come unto us to pervert us from that (faith) in which we found our fathers, and that you two may own the place of greatness in the land? We will not believe you two.

Mohamed Ahmed - Samira

"Have you come, " said they, "to turn us back from what we found our ancestors doing, so that the two of you may attain supremacy in the land? We shall not believe in what you say.

Muhammad Asad

[The great ones] replied: "Hast thou come to turn us away from what we found our forefathers believing in and doing, so that the two of you might become supreme in this land? However, we do not believe in you two!"

Mustafa Khattab

They argued, "Have you come to turn us away from the faith of our forefathers so that the two of you may become supreme in the land? We will never believe in you!"

Progressive Muslims

They said: "Have you come to us to turn us away from that which we found our fathers upon, and so that you two would have greatness in the land We will not believe in you. "

Sahih International

They said, "Have you come to us to turn us away from that upon which we found our fathers and so that you two may have grandeur in the land? And we are not believers in you. "

Sam Gerrans

They said: “Hast thou come to us to turn us away from that upon which we found our fathers, and that there be for you majesty in the land? And we do not believe you.”

Shabbir Ahmed

They said, "Have you come to turn us away from our ancestral ways, and so that you two become prominent in the country? However, we will not believe in you two. "

Syed Vickar Ahamed

They said: "Have you come to us to turn us away from the way (that) we found our fathers following— So that you two, (Musa) and your brother (Haroon) may have fame in the land? But we shall not believe in you!"

Taqi Usmani

They said, "Have you come to us to turn us away from the way on which we have found our fathers, and so that you both have supremacy on earth? We are not going to believe in you."

The Monotheist Group

They said: "Have you come to us to turn us away from that which we found our fathers upon, and so that you two would have greatness in the land? We will not believe in you."

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wan got: Ma tu ji bo me hatî da ku me ji wê (ola) ku me bav û kalên xwe li serê dîtin vegerînî û li ser erdê mezinahî bikeve destê we? Hal ev e, em ne ew in ku bi we baweriyê bînin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeiden: ʺBen jij tot ons gekomen om ons daarvan af te brengen waarvan wij gemerkt hebben dat onze vaderen eraan gewoon waren en opdat de hoogste macht in het land voor jullie beiden zal zijn? Maar wij hechten aan jullie geen geloof.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij zeiden: Zijt gij tot ons gekomen om ons af te leiden van den godsdienst, welken wij onze vaderen zagen beoefenen, opdat gij beiden het bevel over het land zoudt kunnen voeren? Maar wij gelooven u niet.

Hollandaca — Siregar

Zij zeiden. ʺBen jij tot ons gekomen om ons af te brengen van dat (pad van de afgoderij) waarop wij onze vaderen aantroffen en opdat de macht op aarde voor jullie (Môesa en Hârôen) zou zijn? Maar wij geloven jullie niet.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Они [Фараон и знать] сказали (пророку Мусе): «Неужели ты пришел для того, чтобы отвратить нас от того, на чем мы нашли наших отцов [от многобожия], и чтобы вам обоим [Мусе и Харуну] было величие на земле [в Египте]? И мы вам (ни за что) не поверим (что вы являетесь посланниками Аллаха)!»

Rusça — Osmanov

Они спросили: ʺДля того ли ты пришел, чтобы совратить нас с пути, по которому шли наши отцы, и чтобы вам обоим досталось величие на земле? Мы не уверуем в васʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Då) sade de: ʺHar du kommit för att förmå oss att överge våra fäders tro och deras seder, så att ni båda kan göra er till herrar här i landet? Vi tror inte på er.ʺ