MEÂLİ:
94- Kafile (Mısırʹdan) ayrılıp hareket edince, babaları, «Şüpheniz olmasın ki, ben Yusufʹun kokusunu alıyorum; bana «bunadı» demeseniz (iyi olur), » dedi.
95- Oradakiler, «Allahʹa and olsun ki, sen herhalde o eski şaşkınlığın içinde bulunuyorsun» dediler.
96- Ne vakit ki müjdeci gelip gömleği Yâkub’un yüzüne sürünce, gözü açılıverdi. «Ben size, Allahʹtan bilmediğinizi şüphesiz ben bilirim» dememiş miydim? » dedi.
97- Oğulları, «Ey babamız! günahlarımızın bizim için bağışlanmasını dile; doğrusu bizler günahkâr olarak bulunuyorduk» dediler.
98- Yâkub, «sizin için ileride Rabbimden bağışlanma dileyeceğim. Şüphesiz ki O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. » dedi.
PEYGAMBER KIYMETİNİ BİLMEYENLER
Yâkub Peygamber (A. S. ) iki önemli mu’cize ortaya koymuştur. Birincisi: «Ey oğullarım! (Mısır’a) gidin de Yusuf ile kardeşini araştırıp (bulmaya çalışın). Ve Allah’ın lütf-u rahmetinden (estireceği ferah ve umut havasından) ümidinizi kesmeyin. » demesidir. İkincisi: Sekiz veya on günlük mesafeden Yusuf’un kokusunu almasıdır. Ne yazık ki, başta büyük oğulları olmak üzere çevresindekilerin çoğu bu kadri yüce peygamberi anlayamamışlar da o yüzden ona «şaşkın» veya «bunak» nazarıyla bakmışlar.
Bu tarihî olay, kendini Allahʹa veren, bütün ümidini Allah’a bağlayan yaşlı mü’minlere üstün saygı gösterilmesini telkîn etmekte ve Müslümanlara bu gibi hallerde nasıl davranmaları gerektiğini öğretmektedir.
Nitekim oğulları, kardeşleri Yusufʹun gömleğini alıp Mısırʹdan dönünce, Yusufʹu olduğu kadar, babalarını da daha iyi tanıyabilip anlayabilmişler ve yaptıkları kabalıklara pişmanlık duyup günahlarının bağışlanması için babalarından istekte bulunmuşlardır. O da, «sizin için ileride Rabbımdan bağışlanma dileyeceğim. Şüphesiz ki O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir», demişti.
Kurtubîʹnin Tirmizî’den yaptığı nakle göre, İbn Abbas (R. A. ) şöyle demiştir: Biz, Peygamber (A. S. ) Efendimizin huzurunda bulunduğumuz bir sırada Ebû Tâlip oğlu Ali (R. A. ) geldi ve dedi ki: «Anam-babam sana feda olsun! Şu Kurʹân göğsümden (hafızamdan) kaçıp gidiyor, (ezberlediğimin bir kısmını unutuyorum). Onu koruyabilmem için ne tavsiye edersiniz? » Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz ona: «Ya Ali! sana birkaç kelime öğreteyim ki, Allahʹın onlarla sana öğrettiğini ve senin öğrenip de göğsünde tuttuğunu (senin hafızanda) tesbit eylesin, ne dersin? » diye sordu. Hz. Ali de (R. A. ): «Evet, Ya Resûlellah! » diye cevap verdi. Bunun üzerine Resûlüllâh (A. S. ) ona şöyle tavsiyede bulundu: «Cuma gecesi olunca, gücün yeterse, gecenin son üçte birinde kalk ki, bu saat meleklerin şâhit oldukları, duâların kabul edildiği bir zaman parçasıdır. Nitekim kardeşim Yâkub’un, oğullarına, sizin için ileride Rabbımdan bağışlanma dileyeceğim, demesi, cuma gecesini beklediğine işârettir. » (Tefsîr-i Kurtubî: 9/262, 263 - Ancak bu hadîs garip hadîsler arasında yer almıştır.)
Yâkub Peygamber’in duâ ve istiğfarını geciktirmesi, seher vaktini bekleyeceğine işârettir, diyenler de olmuştur. Said b. Cübeyr’e göre Yâkub Peygamber, oğulları için duâ ve istiğfarda bulunmayı kamerî ayın 13, 14 ve 15. gecelerini beklemek üzere geciktirmiştir.
Bu konuda bir diğer rivâyet de şöyledir: Hz. Ömer, (R. A. ) hilâfet yıllarında bir gün Mescid-i Sadete girdiğinde bir adamın şöyle duâ ettiğini işitiyor: «Allahım! beni çağırdın, ben de sana yönelip geldim. Emrettin emrine uydum. Şimdi seher vaktidir, beni affet.. » Hz. Ömer sese iyice kulak verince, onun Abdullah b. Mes’ud’un (R. A. ) evinden geldiğini farketti ve gidip ondan sebebini sorunca, kendisine şu cevap verildi: «Yâkub Peygamber, oğulları için yapacağı duâ ve istiğfarı seher vaktine bırakmıştı, onun için ben de duâ için bu vakti seçmiş bulunuyorum. » (İbn Cerîr et-Taberî - İbn Kesîr: 2/490)
Ayetler arasinda bağlantı
Yukarıdaki âyetlerle, Yâkub Peygamber’in gösterdiği iki mu’cizenin, ancak Hz. Yusufʹun (A. S. ) gömleği getirilince anlaşıldığına işâret edildi. Sonra babalarını yanlış anlamalarından dolayı pişmanlık duyan Yâkub Peygamberin on oğlunun Allahʹtan bağışlanma dileğinde bulundukları, bunun için babalarının duâ ve istiğfar etmesinden yana bir arzu izhar ettikleri anlatıldı.
Aşağıdaki âyetlerle, Yâkub (A. S. ) ailesinin toplu halde Kenʹan ülkesini terkedip Mısırʹa göç ettikleri ve Yusufʹa ora âdeti uyarınca saygıyla eğildikleri anlatılır. Sonra da Yusuf Peygamber’in yıllarca önce gördüğü rüyanın böylece gerçekleştiğine dikkatler çekilerek konu noktalanır.