Nisa Suresi 86. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

وَاِذَا حُيِّيتُمْ بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا بِاَحْسَنَ مِنْهَا اَوْ رُدُّوهَا اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ حَسِيبًا

86.

Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.

Diyanet İşleri

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

86- Sevgi, saygı ve selâm ifâde eden bir söz ile size ilgi ve saygı gösterildiğinde siz de ondan daha iyisiyle ilgi ve saygı gösterin veya ay­nen karşılık verin. Şüphesiz ki Allah, her şeyin hesabını lâyıkıyle görendir.

İLGİLİ HADÎSLER

Bir adam Peygamber (A. S. ) Efendimize sordu:

- Ey Allah’ın Resûlü! İslâmʹın hangi (hasleti) daha hayırlıdır?

Cevap verdi:

- (Muhtaçlara, yakınlarına ve dostlarına) yemek yedirirsin, tanıdı­ğın ve tanımadığına selâm verirsin. (Buharî/iman: 5, 6, 20 - Müslim/iman: 63, 65)

«İmân etmedikçe Cennet’e giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe imân etmiş sayılmazsınız. Sizi bir şeye irşat edeyim mi? Onu işlediğinizde bir­birinizi seversiniz: Selâmlaşmayı aranızda yaygınlaştırın. » (Müslim/iman: 93 - Ebû Dâvud: 131 - Tirmizî/sıfatü’l-kıyâmet: 54)

Bir adam Peygamber (A. S. ) Efendimize gelip «es-Selâmu aleyke» de­di. Peygamber (A. S. ) ona: «Ve aleyke’s-selâm ve rahmetullahi» diyerek karşılık verdi. Az sonra başka bir adam gelip «es-Selâmu aleyke ve rah­metullahi» dedi. Peygamber (A. S. ) ona: «Ve aleykeʹs-Selâm ve rahmetul­lahi ve berekâtuhu» diye karşılık verdi. Az sonra bir başkası gelip: «es- Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtuhu» diye selâm verdi. Pey­gamber (A. S. ) ona: «Ve aleyke... diye karşılıkta bulundu. Bunun üzerine adam, Peygamber Efendimize: «Anam babam sana fedâ olsun; benden önce iki adam sana selâm verdiğinde bana verdiğin karşılıktan fazlasını onlara verdiniz.. » dedi. Peygamber (A. S. ) ona şu cevabı verdi: «Sen bize söylenecek bir fazlalık bırakmadın kil. » (İbn Cerir Taberî: Selmân el-Farisî’den)

«Selâmʹı yaygınlaştırın ki esenlikte kalasınız. » (İbn Hibban/Kendi Sahihinde: Abdullah bin Amr (R. A. )dan)

SELÂMʹIN SOSYAL YAPIMIZ ÜZERİNDEKİ OLUMLU TESİRİ

SELÂM: Esenlik, selâmet, barış, huzur, rahat, iyi ve hayırlı olma, gü­ven ve itimat sunma gibi yüksek amaçlara yönelik anlamlar taşıyan bir sevgi, saygı ve güven deyimidir. Aynı zamanda Allah’ın sıfatlarından biri­dir. Çünkü Cenâb-ı Hak, esenlik ve selâmetin sonsuz kaynağıdır; her tür­lü kusur ve ayıptan, noksanlık ve eksiklikten, son bulmak ve yok olmak­tan münezzehtir. Bu mânayla SELÂM, Allahʹa sıfat olmuştur.

Bütün bu incelik ve yüce amaçları ifade eden başka bir sevgi ve say­gı kelimesi yoktur. Fertlerin birbirine karşı bu derece sevgi ve saygı dolu güzel dileklerde bulunması, her şeyden önce aralarındaki yabancılığı, ko­pukluğu, soğukluğu ve dargınlığı kaldırır. Sosyal yapımız bununla güç ka­zanır, huzur bulur.

SELÂM NASIL VERİLİR?

«Sevgi, saygı ve selâm ifâde eden bir söz ile size saygı gösterildiğinde, siz de ona daha iyisiyle veya aynen karşılık verin. »

Sahih rivâyetlerden edindiğimiz bilgiye göre, ilk selâm verme sünne­tini koyan Âdem Peygamberdir. Cenâb-ı Hak onu yarattıktan sonra şöyle buyurdu: «Git de şu oturan bir grup meleğe selâm ver ve sana nasıl kar­şılık vereceklerini iyice dinle! Çünkü bu hem senin, hem zürriyetinin bir­birini sevgi ve saygı ile selâmlaması olacaktır. » Bu emir üzerine Âdem Peygamber meleklere gidip «es-Selâmu aleyküm.. » dedi. Onlar da: »Ve aleykümü’s-Selâm ve rahmetullahi.. » diye karşılık verdiler. (Buharî/enbiyâ: 1 - isti’zan: 1 - Müslim/Cennet: 28)

O halde selâm vermek bir sünnet-i kadîmedir. Onu cevaplandırmak ise vâciptir.

Selâm verilen, bir kişi bile olsa, ona çoğul zamiri ile «es-Selamu aley­küm. » demek daha iyidir. Çünkü beraberindeki melekler de buna girmiş olur.

Verilen selâma belirtilen ölçüler içinde fazla bir kelimeyle karşılık vermek de sünnettir. Çünkü her kelimeye karşılık on sevâp vardır.

Ashabdan İmrân bin Husayn (R. A. ) diyor ki: «Bir adam, Peygamber (A. S. ) Efendimize gelerek, «es-Selâmu aleyküm. » dedi. Peygamber Efen­dimiz ona karşılık verdikten sonra «On sevâp» buyurdu. Az sonra bir di­ğer adam gelip, «es-Selâmu aleyküm ve rahmetullah.. » diyerek selâm ver­di. Efendimiz ona da karşılık verdi ve «Yirmi sevâp.. » buyurdu. Sonra bir başka adam daha gelip, «es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtuhu. » diyerek selâm verdi. Peygamber (A. S. ) Efendimiz ona da karşılık verdikten sonra, «Otuz sevâp.. » buyurdu.

Hadîslerin ışığında genel kaide şudur:

«es-Selâmu aleyküm.. » diyene, «Ve aleykümüʹs-selâm ve rahmetul­lah.. » diye karşılık vermek; «es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi. » diyene, «Ve aleykümüʹs-selâm ve rahmetullahi ve berekâtuhu.. » demek; bu ölçü­de selâm verene de aynen karşılık vermek sünnettir.

Nitekim bir adam, İbn Abbas’a (R. A. ) bu son ölçüyü aşıp selâm ver­miş, İbn Abbas ona: «Selâm, berekât kelimesiyle biter;» diye uyarıda bu­lunmuştur.

Ayrıca selâm verirken de, alırken de sesi biraz yükseltmek müste­haptır.

Selâm vermek sünnet, alıp karşılık vermek vâciptir.

Cemaate verilen selâma hepsinin karşılık vermesi daha iyi ve daha sevaplıdır. Sadece aralarından bir veya birkaç kişinin karşılık vermesi kâ­fidir.

Selâm, İslâm’ın açık belirtilerinden biridir; onu yaygınlaştırmak İslâ­mî havayı estirmektir. Topluma esenlik, ferde ahlâk ve fazîlet kazandırır.

SELÂM’DA ÖLÇÜ VE EDEP

Hayvan veya motorlu bir araç üzerinde bulunan kimse yaya olana; yürümekte olan, oturana; az sayıdaki kişiler çok sayıda olanlara, yaşça küçük olanlar, büyük olanlara selâm verirler.

Kadınlara, toplu halde bulunuyorlarsa ve her iki taraf için de bir fitne endişesi yoksa selâm verilir. Nitekim Yezid kızı Esmâ diyor ki: «Biz ka­dınlar bir cemaat halinde oturuyorduk. Allah Resûlü yakınımızdan geçer­ken bize selâm verdi. »

Yalnız bulunan genç, ya da yabancı kadına selâm verilmez. Yaşlı ka­dına selâm verilebilir. Kadınların ise, selâma karşılık vermeleri vâcip de­ğildir. Sesleri işitilmiyecek kadar yavaşça karşılık vermelerinde bir sakın­ca yoktur.

Kadınların kendi aralarında birbirilerine selâm vermeleri, erkeklerin birbirlerine selâm vermesi gibidir.

KİMLERE SELÂM VERMEK MEKRÛHTUR

a) Küçük, ya da büyük abdest bozana,

b) Hamamda çıplak, ya da yarı çıplak bulunanlara,

c) Uyuyan kimseye,

d) Namaz içinde bulunana,

e) Ezan okuyana,

f) Kur’ân okuyana,

g) Açıktan günah işleyip Allah kullarından utanmayana,

h) Dinden olmadığı halde dindenmiş gibi bazı şeyler uyduran bidatçılara,

i) Zalimlere, insan haklarına el uzatanlara,

j) Müşriklere, gayr-i müslimlere,

k) Sofra başında yemek yiyenlere, selâm vermek mekrûhtur.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Dünya ve âhiret esenliğini kalblere işleyen ve bunun için selâmlaşma­nın yaygınlaştırılmasını emreden Kur’ân, İslâm’ın insanlığa kazandırmak istediği yüce amaçları bir türlü anlayamıyanlara çok duyarlı biçimde ses­lenerek, Allah’ın kıyâmet günü bütün insanları toplayıp biraraya getire­ceğini haber veriyor. Bununla bir bakıma, ferdin topluma bağlı kalmasını, sosyal yapıyı dengeli ayakta tutmaya çalışmasını öneriyor.