Kasas Suresi 71-75. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ جَعَلَ اللّٰهُ عَلَيْكُمُ الَّيْلَ سَرْمَدًا اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَأْتِيكُمْ بِضِيَاءٍ اَفَلَا تَسْمَعُونَ قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ جَعَلَ اللّٰهُ عَلَيْكُمُ النَّهَارَ سَرْمَدًا اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَأْتِيكُمْ بِلَيْلٍ تَسْكُنُونَ فِيهِ اَفَلَا تُبْصِرُونَ وَمِنْ رَحْمَتِهِ جَعَلَ لَكُمُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ لِتَسْكُنُوا فِيهِ وَلِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِهِ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ وَيَوْمَ يُنَادِيهِمْ فَيَقُولُ اَيْنَ شُرَكَٓاءِيَ الَّذِينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ وَنَزَعْنَا مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ شَهِيدًا فَقُلْنَا هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ فَعَلِمُوا اَنَّ الْحَقَّ لِلّٰهِ وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ

71.

De ki: "Ne dersiniz? Allah, üzerinize geceyi kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah'tan başka hangi ilah size bir aydınlık getirir? Hala duymayacak mısınız?"

Diyanet İşleri

72.

De ki: "Ne dersiniz? Allah, üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah'tan başka hangi ilah size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hala görmeyecek misiniz?"

73.

Allah, rahmetinden ötürü geceyi içinde dinlenesiniz; gündüzü de, lütfundan isteyesiniz ve şükredesiniz diye sizin için yarattı.

74.

Allah'ın, onlara seslenerek, "Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım"? diyeceği günü hatırla.

75.

Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kafirlere), "Kesin delilinizi getirin" deriz. Onlar da gerçeğin Allah'a ait olduğunu bilirler ve (Allah'a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir.

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

71- De ki, ne dersiniz? Eğer Allah geceyi size Kıyâmetʹe kadar uza­tıp devam ettirseydi, Allah’tan başka hangi ilâh size bir ışık getirebilir? Artık (gerçeği anlayıp Hakkʹın sesini) duymaz mısınız?

72- De ki, ne dersiniz? Eğer Allah gündüzü size Kıyâmetʹe kadar uzatıp devam ettirseydi, Allahʹtan başka hangi ilâh size içinde dinlenip ra­hat edeceğiniz geceyi getirebilir? Hâlâ görmüyor musunuz?!

73- Rahmetinin tecellisi olarak dinlenmeniz; Oʹnun bol bol verdiği nimetlerinden geçiminizi arayıp elde etmeniz için geceyi ve gündüzü dü­zenleyip var kılmıştır. Ola ki şükredersiniz.

74- O gün (Allah) onlara (putperest müşriklere) seslenip şöyle der: «İddia edip durduğunuz ortaklarım nerede? »

75- (Kıyâmet günü) her bir ümmetten (kendilerine uyarıcı olarak gön­derilen peygamberlerini) şâhit olarak çekip çıkarırız, «haydi açık-seçik ke­sin delillerinizi getirin! » deriz. Onlar, artık Hakkʹın (tamamıyla) Allah’a ait olduğunu bilip anlarlar ve uydurdukları (bâtıl tanrılar) da kendilerinden uzaklaşıp kaybolurlar.

GECE İLE GÜNDÜZÜN BELLİ KANUNLARA GÖRE DÜZENLENMESİ

«De ki, ne dersiniz? Eğer Allah geceyi size kıyâmete kadar uza­tıp devam ettirseydi, Allah’tan başka hangi ilâh size bir ışık getirebilir? Ar­tık (gerçeği anlayıp Hakk’ın sesini) duymaz mısınız? »

Dünyanın 24 saatte kendi ekseni etrafındaki dönüşünü, 365 günde de güneşin çevresindeki dönüşünü tamamlamasıyla gece ve gündüz meyda­na gelmekte ve mevsimler oluşmaktadır. Eğer dünya sadece güneşin et­rafında döner, fakat kendi ekseni etrafında dönmeseydi gece ile gündüz oluşmaz; güneşe doğru olan yüzü hep aydınlık, diğer yüzü ise hep karan­lık kalır ve bugünkü düzenli, faydalı hayat olmazdı. Ayrıca dünyanın 23 de­rece eğik olması ve güneşin etrafında elips çizerek bir yörünge izlemesiy­le hem mevsimler meydana gelmekte, hem de gece ile gündüzlerin uzayıp kısalmasını sağlamaktadır.

Bütün bunlar insan oğluna hayat, huzur ve bol nîmet vermeğe yöne­lik bir anlam taşımakta ve her yönüyle o yüksek kudretin varlığını ve bir­liğini isbat etmektedir.

Konumuzu oluşturan âyetle dikkatler bu hakikate çekilmekte; cansız, şuursuz taştan ve ağaçtan şekillendirilen putların ve İlâhlaştırılan fânile­rin eseri olmadığı ve olamıyacağı hatırlatılmaktadır.

ORTAKLARIM NEREDE?

«O gün (Allah) onlara (putperest müşriklere) seslenip şöyle der: «İddia edip durduğunuz ortak­larım nerede? »

Cenâb-ı Hak, kurduğu mutlak düzende yer alan her sistemi ve ilimle hikmete dayalı her olayı varlığına ve birliğine, kudretinin eşsizliğine delil gösterdikten ve insan aklını harekete geçirmek için gereken temel bilgi ve ana fikri verdikten sonra, hâlâ inkârda ısrar edenlere şu gerçeği hatırlatı­yor: Kıyâmet gününde size şöyle sesleneceğim: «İddia edip durduğunuz ortaklarım nerede? » İşte o gün böyle bir soru karşısında kalıp kahrolmaktansa, ölmeden ve o gün gelmeden önce insan olmanın ne kadar büyük bir lütuf olduğunu düşünün de Allah’ın kudret damgasını kendi bünyeni­zin her parçasında görün ve akıl yoluyla gerçek imâna kavuşmaya çalı­şın..

İş bununla da bitmeyecek, Cenâb-ı Hak o gün peygamberleri şâhit ola­rak dinleyecek: Gönderildikleri kavim veya milletlere hakkı teblîğ edip et­mediklerini; teblîğe karşı ne cevap verildiğini soracak. Böylece inkârcı sa­pıklar her şeyin yok olduğunu, yolun sonuna gelindiğini anlayacaklar.

O nedenle Cenâb-ı Hak, inkârcı nankörleri uyarmak için bilimsel araş­tırmaya esas teşkil edecek; aklı, hakikati bulmaya çevirecek iki delil ver­mekte ve duygu ile düşünceyi doğruya yönlendirmek için de âhirette mey­dana gelecek iki safhadan söz etmektedir.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetlerle, insan aklına ve düşüncesine ışık tutan iki delile yer verildi ve ayrıca âhirette meydana gelecek iki önemli safhaya dikkatler çekilerek doğruyu aramanın, hakkı bulmanın mutluluk va’dettiğine işâret edildi.

Aşağıdaki âyetlerle, servet ve bol nîmeti kötüye kullanıp onları âde­ta ilâhlaştıran Karûn olayı üzerinde duruluyor ve imândan, Allahʹtan ve ahlâktan kopuk bir makam ve servetin hiçbir zaman kurtarıcı olmadığı an­latılarak Karun’un âkibeti misal veriliyor.