Maide Suresi 67. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

يَاأَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ مَا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ وَاِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُ وَاللّٰهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرِينَ

67.

Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O'nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, kafirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir.

Diyanet İşleri

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

67- Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni teblîğ et. Eğer etmez­sen, (Rabbin sana verdiği) peygamberliği teblîğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur ve şüphesiz ki Allah kâfirleri amaçlarına eriştir­mez.

İNİŞ SEBEBİ

Allah, risâlet göreviyle Hz. Muhammed’i (A. S. ) görevlendirdiğinde, Oyalnızlığın havası içinde sıkıldı ve bir yandan da çevresinin onu yalanla­masından üzülmeğe başladı. Bir taraftan da Yahudîlerin, Hıristiyanların ve Kureyş kabilesinin tehdidinden endişe duyuyordu. Bunun üzerine yu­karıdaki âyet indi. (Esbâb-ı Nüzûl / Nisâburî - Lübabü’t-Te’vîl / Alâeddin Ali)

Diğer bir rivâyet:

Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz bir gece uyuyamadı. Kendisine bunun se­bebi sorulduğunda, «Beni bu gece gözetip muhafızlığımı yapacak salih bir adam yok mudur? » diye sebebini ve arzusunu açıkladı. Çok geçmeden kılıç sesi işitildi, derken ashabdan Sa’d b. Ebî Vakkas ile Hz. Huzeyfe (R. A. ) çıkageldiler ve: «Ey Allah’ın Peygamberi! sizi korumaya geldik», dediler. Az sonra Resûlüllah’ın (A. S. ) derin nefes alıp verdiği duyuldu; bu sırada sözü edilen âyet indi. Allah Resûlü deriden ma’mul çadırdan ba­şını çıkarıp muhafızlara: «Ey insanlar! artık ayrılıp gidebilirsiniz. Allah be­ni insanlardan korumaktadır, » buyurdu. (Ahmed bin Hanbel - Tirmizî - İbn Cerîr Taberî)

İLGİLİ HADÎSLER

Vedâ Haccında Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz ashabına şöyle buyurdu: «Doğrusu siz benden sorumlusunuz. Bu hususta ne dersiniz? » Onlar da, «Senin teblîğ görevini yerine getirdiğine, nasihatta bulunduğuna şehadet ederiz. » diye cevap verdiklerinde, Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz parmağını göğe doğru kaldırıp, «Allahım! risâleti teblîğ ettim mi? » diyerek Allah’ı şa­hit tuttu. (Sahih-i Müslim: Câbir bin Abdullah (R. A. )dan)

Hz. Âişe (R. A. ) Vâlidemiz diyor ki:

«Kim Resûlüllâh (A. S. ) Efendimizin kendine inen vahiyden bir şey giz­leyip onu insanlara teblîğ etmediğini iddia ederse, Allah’ına karşı en bü­yük iftirada bulunmuş olur. Çünkü Allah, «Ey Peygamber! sana indirileni teblîğ et.. » diye emretmiştir. Eğer Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz inen vahiy­den bir şey gizliyecek olsaydı, herhalde Zeynep olayını gizlerdi. » (Mefatihü’l-Gayb / Fahrüddîn Râzî 3/635)

İKİ KARŞIT AMAÇ

İki karşıt amaçtan kasdımız, yarış halinde olan imanla küfrün kendi hedeflerine ulaşması söz konusudur. Şöyle ki: İmânın gereğine göre amel edip Allah adı daha yüce olsun diye, cesaretli, şuurlu, planlı ve sürekli faaliyet göstermek farzdır. Mü’minler imkân ve irâdelerini bu doğrultuda azim ve sebatla kullanırlarsa, tecelli edecek İlâhî inâyetle amaçlarına erişirler. Aksi halde küfür, amacına erişme şansına sahip olur.

Çünkü bu iki karşıt amacın birden ve aynı ölçüde gerçekleşmesi müm­kün değildir. Bunlar bir bakıma ters orantılıdırlar: İmân cephesi belirtilen ölçüde amacına yaklaştığı oranda küfür cephesi geriler. Biz bunu bir KON­VEKSİYON AKIMA benzetebiliriz: Sıvı bir madde ısıtıldığında yayılıp daha az yoğun hale gelir. Bu sebepten bir sıvı ya da gazın en sıcak kısmı geri kalan kısmından daha az yoğundur ve yukarı çıkar. Aynı zamanda sıvının daha yoğun kitleleri de onun yerini almak için dibe çöker.

İşte ilgili âyetle buna işâret ediliyor: «Allah seni insanlardan korur. » Çünkü Resûlüllah’ın (A. S. ) bütün imkân ve enerjisi Allah yolunda faaliyet halinde idi. «Ve şüphesiz ki Allah kâfirleri amaçlarına eriştirmez. » Çünkü imân cephesi aktivitesini bilinçli ve plânlı kullanarak üste çıkmıştır. Bu durumda hem imân, hem küfür kitlesinin birden üste çıkması düşünüle­mez.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetle Peygamber (A. S. )ın ve Onun yolunda olan mürşit­lerin görevi açıklandı. Aşağıdaki âyetlerle, Kitap Ehline seslenilerek Hakkʹa uzanan yolun ölçü ve anlamı belirtiliyor. Gerçek anlamda dindar olmanın, Allahʹtan indirilen kitaplarla dosdoğru amel etmekle mümkün olacağı hatırlatılıyor.

İsrâiloğullarıʹnın zaman zaman bu ölçüyü kaybettikleri, çok yanlış bir yola girip peygamberleri katlettikleri, bu yüzden kendileri adına büyük fitnelere sebebiyet verdikleri açıklanıyor. Yaşamakta olan kuşakların geç­mişten ibret almaları çok duyarlı biçimde kalb ve kafalara işleniyor.