Ahzab Suresi 53-55. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ اِلَّٓا اَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ اِلٰى طَعَامٍ غَيْرَ نَاظِرِينَ اِنٰيهُ وَلٰكِنْ اِذَا دُعِيتُمْ فَادْخُلُوا فَاِذَا طَعِمْتُمْ فَانْتَشِرُوا وَلَا مُسْتَأْنِسِينَ لِحَدِيثٍ اِنَّ ذٰلِكُمْ كَانَ يُؤْذِي النَّبِيَّ فَيَسْتَحْيِ مِنْكُمْ وَاللّٰهُ لَا يَسْتَحْيِ مِنَ الْحَقِّ وَاِذَا سَاَلْتُمُوهُنَّ مَتَاعًا فَسْـَٔلُوهُنَّ مِنْ وَرَاءِ حِجَابٍ ذٰلِكُمْ اَطْهَرُ لِقُلُوبِكُمْ وَقُلُوبِهِنَّ وَمَا كَانَ لَكُمْ اَنْ تُؤْذُوا رَسُولَ اللّٰهِ وَلَا اَنْ تَنْكِحُوا اَزْوَاجَهُ مِنْ بَعْدِهِ اَبَدًا اِنَّ ذٰلِكُمْ كَانَ عِنْدَ اللّٰهِ عَظِيمًا اِنْ تُبْدُوا شَيْـًٔا اَوْ تُخْفُوهُ فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا لَا جُنَاحَ عَلَيْهِنَّ فِي اٰبَٓائِهِنَّ وَلَا اَبْنَٓائِهِنَّ وَلَا اِخْوَانِهِنَّ وَلَا اَبْنَٓاءِ اِخْوَانِهِنَّ وَلَا اَبْنَٓاءِ اَخَوَاتِهِنَّ وَلَا نِسَائِهِنَّ وَلَا مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّ وَاتَّقِينَ اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدًا

55.

Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber'in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber'i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah'ın Resulüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikahlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.

Diyanet İşleri

54.

Siz bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de, biliniz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

55.

Peygamberin hanımlarına, babalarından, oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, mü'min kadınlardan ve sahip oldukları cariyelerden ötürü bir günah yoktur. Ey Peygamber hanımları! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla şahittir.

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

53- Ey imân edenler! Peygamberin evlerine, yemeğe izin verilmek­sizin, vaktine de bakılmaksızın girmeyin. Ancak dâvet edildiğinizde girin, yemek yediğinizden hemen sonra dağılın. Söz ve sohbette bulunmak için de izinsiz girmeyin. Şüphesiz ki bu gibi davranışlarınız Peygamberi üzü­yor; sizden utanıp bir şey de demiyor. Ama Allah, hakkı söylemekten çe­kinmez. Peygamberin eşlerinden işe yarar bir şey sormak istediğiniz za­man perde arkasından kendilerinden sorun; bu ölçüde hareket etmeniz hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz, daha nezih­tir. Allahʹın Peygamberini incitmeniz ve kendisinden sonra Oʹnun eşleriyle evlenmeniz size aslâ helâl değildir. Böyle bir şey yapmanız Allah yanında çok büyük (bir günah)tır.

54- Bir şeyi açıklar veya gizlerseniz, (bilin ki) Allah her şeyi bilendir.

55- (Peygamberin eşlerine ve diğer Müslüman) kadınlara, babaları, oğulları, kardeşleri, kardeşlerinin oğulları, kızkardeşlerinin oğulları, Müs­lüman kadınları ve sâhip oldukları câriyeleri hakkında bir sakınca ve ve­bâl yoktur. Ey kadınlar! Allahʹtan korkup (iffetinizi ve vakarınızı) sakının. Şüphe­siz ki Allah her şeye (yeterince) şâhittir.

İNİŞ SEBEBİ

Bir gün Hz. Ömer (R. A. ), Resûlüllâh (A. S. ) Efendimize gelerek şöyle bir öneride bulundu: «Ya Resûlellah! Bildiğiniz gibi evinize, iyi ya da kötü birçok kimseler girip çıkmaktadırlar. Eşlerinizi onların nazarından uzak tu­tup araya bir perde gerseniz olmaz mı? » Bunun üzerine yukarıdaki âyetler indi. (Lübabu’t-te’vîl: 3/476 - Tefsîr-i İbn Kesîr: 3/503)

İbn Abbas (R. A. ) da diyor ki:

- Müslümanlardan bazı kimseler sık sık yemekten az önce Peygam­ber’in (A. S. ) evine girip otururlar, hazırlanan yemeği yedikten sonra bir süre daha eyleşirlerdi. Şüphesiz ki bu durum Hz. Peygamberi (A. S. ) sık­makta ve üzmekteydi. Kendisi çok nezîh ve terbiyeli olduğundan onlara bir şey diyemiyordu. O sebeple yukarıdaki âyet indi. (Lübabu’t-te’vîl: 3/476)

PEYGAMBER (A. S. ) EFENDİMİZİN HALK İLE OLAN GÜNLÜK İLİŞKİLERİ

«Ey imân edenler! Peygamberin evlerine, yemeğe izin verilmeksizin, vaktine de bakmaksızın girmeyin. Ancak dâvet edildiğinizde girin.. »

Bilindiği gibi, Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz bütün kavim ve milletlere ışık tutacak, örnek olacak, kıyâmete kadar yol gösterecek esas ve prensipleri; ahlâkî ve sosyal konuları teblîğ edip yaymakla; günlük yaşantısında bun­ların model ve misâlini vermekle görevliydi. Ayrıca kalbi ve ruhu yüce âlemle meşgul olup, zaman zaman mâsivadan elini eteğini çekerek kendi­ni bütünüyle füyuzat-i ilâhiyenin havasına verirdi. O bakımdan boş vakti yok gibiydi. Ancak örnek bir âile reisi olarak eşlerini, çocuklarını ihmal et­mez, günün belli vakitlerinde onlarla da oturup bir süre sohbette bulunur, ihtiyaçlarını tesbite çalışırdı.

Araplara gelince, çoğu pek adâb-ı muaşeretten anlamaz ve nezaket kurallarını bilmezdi. O kadar ki bir kısmı tam bir vurdum duymazlık içinde hareket eder; sık sık Resûlüllahʹın (A. S. ) evine uğrar, saatlerce oturup ev halkını ve Peygamberʹi meşgul ederdi. Öyle ki, sofranın konulmasını bekler, yemek yedikten sonra yine ayrılmayıp otururdu. Şüphesiz ki, iyi ni­yetle olan bu tür ziyaretler Hz. Peygamberi (A. S. ) lüzumundan fazla meş­gul eder ve üzerdi. Evdeki hanımların ve çocukların hareket alanı iyice da­ralır ve sıkıcı bir durum meydana gelirdi.

Oysa Nûr Sûresi 27. âyetle, «Ey imân edenler! kendi evlerinizden baş­ka evlere-sahipleriyle alışkanlık sağlayıp izin almadıkça ve onlara selâm vermedikçe girmeyin» emri verilmiş bulunuyordu. Peygamber (A. S. ) Efen­dimiz’in evi de bu genellemeye girmekteydi. Ne var ki mü’minler, Peygam­berʹi (A. S. ) kendi nefislerinden daha yakın bildikleri, eşlerini de kendilerine anne kabul ettikleri için, yukarıda belirtilen hükmün kapsamı dışında kal­dığını sanıyorlardı. Yukarıdaki âyetle, onların yanlış yorumda bulundukları, Peygamber (A. S. ) Efendimizʹin evi dahil olmak üzere başkasına ait hiçbir eve izinsiz girmelerinin doğru olmadığı bildirilerek her türlü şüphe ve yanlış yoruma son verildi.

EVE GİRMENİN ÂDABI

Hz. Peygamberʹin (A. S. ) eşlerinden her biri için yaptırdığı hücre fazla büyük değildi. Uzun süre misafir ağırlamaya, sohbetlerde bulunmaya el­verişli değildi de. O bakımdan âileyi rahatsız etmemek gerekiyordu. Allah, müʹminlere Peygamber (A. S. )ın evine girmenin adâbını beş madde halinde açıklayarak, onları bu hususta aydınlatmış oldu:

1- İzin almadan girmemek,

2- Ziyaret vaktini seçip öylece izin istemek,

3- Yemek vakti, yemeğe çağrılmadıkça içeri girmemek,

4- Yemeğe dâvet edildiğinde belirlenen vakitte girip yemeği yedik­ten sonra ayrılmak,

5- İzin alıp girdikten sonra eşlerinden bir şey sormak gerektiğinde perde arkasında durup istemek..

İlim adamlarından çoğuna göre, bu kuralların uygulanması Peygam­berʹin (A. S. ) evi hakkında bir özellik arzetmekte olduğundan, diğer evlere teşmil edilemez. Ancak Nûr Sûresi’nde belirtilen kurallar uygulanır.

PEYGAMBER’İN (A. S. ) EŞLERİYLE EVLENMEK HARAMDIR

«Allah’ın peygamberini incitmeniz ve kendisinden sonra Oʹnun eşleriyle evlenmeniz size aslâ helâl değildir. Böyle bir şey yapmanız Allah yanında çok büyük (bir günah)tır. »

Peygamber (A. S. ) Efendimiz nasıl bütün mü’minlerin en yakın dostu ise, eşleri de bütün mü’minlerin anneleridir. Onlardan her biri Peygamber mektebinde eğitilip yetiştirilen örnek hanımlardır. Hayatlarının her cephe­si diğer kadınlara ışık tutacak özelliktedir. O bakımdan Peygamber (A. S. ) Efendimizʹin vefatından sonra hayatta kalan eşleriyle herhangi bir mü’mi­nin evlenmesi kesinlikle yasaklanıp en büyük günahlardan sayılmıştır.

Artık bu konuda kalbinde bir şeyler gizleyenler de uyarılıyor ve daha nezih düşünmeleri, daha saygılı olmaları isteniliyor.

Hicap, yani Resûlüllahʹın (A. S. ) eşlerinin yabancı erkeklerle perde ar­kasında durup konuşmaları ile ilgili emirden sonra yedi kimsenin onlarla yüzyüze konuşup görüşmesine, istisnâ mahiyetinde ruhsat verilmiştir. On­lar sırasıyla şunlardır:

1- Babaları,

2- Oğulları (isterse başka kocalarından olsun),

3- Öz kardeşleri,

4- Kız kardeşlerinin oğulları,

5- Müslüman kadınları,

6- Sahip oldukları köle ve câriyeler,

7- Erkek kardeşlerinin oğulları..

Cenâb-ı Hak isimleri geçen yedi kimseyi istisnâ saydıktan sonra, Pey­gamber (A. S. )ın âile yuvasının kutsallığını, şeref ve itibarını, nezahet ve saygınlığını hatırlatarak ezvac-i-tahiratın bu konuda çok duyarlı olup Al­lahʹtan korkup sakınmalarını; çünkü Allahʹın gizli açık her şeye şâhit oldu­ğunun bilinmesini açıklayarak onlara emir ve tavsiyede bulunuyor.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetlerle, Resûlüllâh (A. S. ) Efendimizʹin evine gitme ve içeri girme adâbı üzerinde durularak müʹminler aydınlatıldı. Ezvac-ı tahirat ile perde arkasından görüşülmesi emredilerek hicabın lüzumu belirtildi ve Resûlüllahʹın (A. S. ) vefatından sonra herhangi bir kimsenin O’nun eşleriy­le evlenmesinin kesinlikle haram kılındığı bildirilerek hane-i saadet her türlü kötü ve şüpheli nazardan uzak tutuldu.

Aşağıdaki âyetlerle, Allah’ın ve meleklerinin Hz. Muhammedʹi (A. S. ) salât ve selâmla andıkları belirtilerek, müʹminlerin de bu sevgi ve saygı havasına girerek Peygambere salât-ü selâm getirmeleri emrediliyor. Sonra da Peygamber’e ve mü’minlere eziyette bulunanların İlâhî lânete çarpıla­cakları haber verilerek müʹminlerin bu konuda çok dikkatli olmaları ten­bîh ediliyor.