Hac Suresi 3-4. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّبِعُ كُلَّ شَيْطَانٍ مَرِيدٍ كُتِبَ عَلَيْهِ اَنَّهُ مَنْ تَوَلَّاهُ فَاَنَّهُ يُضِلُّهُ وَيَهْدِيهِ اِلٰى عَذَابِ السَّعِيرِ

4.

İnsanlardan kimi vardır ki, hiçbir bilgisi olmadığı halde, Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın ardına düşer.

Diyanet İşleri

4.

Şeytan hakkında, "Her kim onu dost edinirse, mutlaka o kimseyi saptırır ve onu cehennem azabına sürükler" diye yazılmıştır.

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

3- İnsanlardan öylesi de var ki, bilgisi olmaksızın Allah hakkında tartışıp durur ve hayırdan sıyrılmış, fesâda hazır her azılı şeytana uyar.

4- Onun hakkında şöyle yazılmıştır: «Kim onu dost ve yardımcı edi­nirse, mutlaka o, onu doğru yoldan saptırır ve onu o çılgın alevli (Cehen­nem) azâbına iletir. »

İNİŞ SEBEBİ

Kureyş kabilesinden geniş bir aileyi temsil eden Nadr b. Hâris, Pey­gamber (A. S. ) Efendimizʹe yaklaşarak şöyle dedi: «Ya Muhammed! Bana haber versene, senin şu Rabbin altından mıdır, gümüşten midir, yoksa ba­kırdan mıdır? » Bunun üzerine yukarıdaki âyetler indi. (Müfessir Süddî - İbn Ebî Hâtim - İbn Kesîr: 3/206)

Müfessir Alâeddin Aliʹnin tesbitine göre, adı geçen kâfir şu iddiayla ortaya çıkar ve zihinleri bulandırmaya çalışırdı: «Melekler Allah’ın kızla­rıdır. Kur’ân ise eskilerin masallarıdır. Öldükten sonra dirilme yoktur.. » Bu­nun üzerine yukarıdaki âyetler inmiştir. (Lübabu’t-teʹvîl: 3/281)

BİLGİSİZ TARTIŞMAK

«İnsanlardan öylesi de var ki, bilgisi olmaksızın Allah hakkında tartışıp durur.. »

Varlık âleminde câri kanunları, fiziksel kanunların içyüzünü, kurulu düzendeki mükemmelliğini bilmeyen; semavî dinler hakkında ciddi bir araştırma ve mukayese yapmayan kişilerin Allah hakkında tartışması an­lamsız ve neticesizdir. Henüz kendini tanımayan, taşıdığı hilkat kanunu­nun emsalsiz eserini ve ondaki sanatı görmeyen kimse, Allah’ı nasıl tanı­yabilir ve bilebilir? Tesadüflerin böylesine bir beden meydana getiremiyeceğini, kendi organlarına ve faaliyetlerine bakıp idrâk etmeyenler ne­yi niçin savunduklarını kendileri de bilmezler.

O bakımdan diyebiliriz ki, Allah’ın varlığı, birliği ve kudretinin sınır­sızlığı üzerinde tartışmak isteyenlerin önce birçok konuda bilgili ol­ması; câri sünnetleri, yerçekim kanunuyla kurulan denge ve düzeni bütün detayıyla kavraması gerekir. Henüz kendi iç organlarına bile kumanda edemiyen, diğer bir deyimle kendini bütünüyle yönetemiyen ve vücudu­nun tamamında istediği gibi tasarrufa sahip olamayan inkârcı şaşkının kalkıp Allah hakkında tartışması çok gülünç olur.

KORKU VE ÜMİT BAĞINI KOPARAN

«Ve hayırdan sıyrılmış, fesada hazır her azı­lı şeytana uyar.. »

Şeytan ismi burada, «merîd» sıfatıyla anıldığı için, sırf cinden olan şeytan değil, insanlardan da merîd olan, yani hayırdan, iyilikten sıyrılan, nefsine esir olup fitne ve fesada hazır bekleyen her kişi de şeytan kabul edilir ve bu ismin kapsamına girer.

İşte bu sıfatı taşıyan insanlara da uyan kimse, korku ve ümit kaydını aşar; ruhuna yön verecek, vicdanını geliştirecek, içini dolduracak bü­tün ümitlerini kaybeder ve böylece sorumluluk duygusu dumura uğrar.

O halde toplumu tedirgin eden, kutsal değerlere sırt çeviren ve orta­lığı fitne ve fesat havasıyla bulandıran bu bilgisiz ve şaşkın kimselerdir ki, bilmeden, anlamadan İblislerin peşine takılmakta ve onların birer uydusu olarak fasit bir daire içinde dönmektedirler.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetlerle, inkâr fırtınasına tutulup beyinleri yıkanan din­sizlerin, ciddi bilgileri ve kayda değer araştırmaları olmadığı halde Allah hakkında tartışmalarının ne kadar büyük bir ölçüsüzlük ve saygısızlık ol­duğu belirtildi. Sonra da bu tiplerin her devirde bulunabileceğine işâretle, mü’minlerin ona göre bilgi ve kültürlerini geliştirerek yersiz tartışmaları tesirsiz hale sokmalarına işâret edildi.

Aşağıdaki âyetlerle, öldükten sonra dirilip ikinci hayata kalkma hak­kında şüphe edenlerin akıllarını harekete geçirmek için biyolojik açıdan ana fikirler, temel bilgiler veriliyor. Konuyu bilimsel açıdan araştırmaları istenerek Kur’ân’ın ilimle sarmaş-dolaş olduğu dolaylı şekilde anlatılıyor.