Maide Suresi 35-37. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَابْتَغُوا اِلَيْهِ الْوَسِيلَةَ وَجَاهِدُوا فِي سَبِيلِهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ اِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوْ اَنَّ لَهُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَمِيعًا وَمِثْلَهُ مَعَهُ لِيَفْتَدُوا بِهِ مِنْ عَذَابِ يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَا تُقُبِّلَ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلِيمٌ يُرِيدُونَ اَنْ يَخْرُجُوا مِنَ النَّارِ وَمَا هُمْ بِخَارِجِينَ مِنْهَا وَلَهُمْ عَذَابٌ مُقِيمٌ

36.

Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının, O'na yaklaşmaya vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.

Diyanet İşleri

36.

Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.

37.

Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır.

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

35- Ey imân edenler! (Allahʹtan korkup kötülüklerden, İlâhî sınırı aşmaktan) sakının; O’na yakın olmak için vesîle arayın ve yolunda cihâd edin; ola ki korktuğunuzdan kurtulup umduğunuza kavuşursunuz.

36- Şüphesiz yeryüzündeki bütün şeyler ve bir misli de beraberinde o küfredenlerin olsa, kıyâmet gününün azâbından kurtulmak karşılığında verseler, yine de kendilerinden kabul edilmez; onlar için elem verici bir azâp vardır.

37- Ateşten çıkmak isterler, ne çare ki oradan çıkacak değiller­dir; onlar için devam edecek bir azâb vardır.

İLGİLİ HADÎSLER

«Cehennem ehlinden azâbı en hafif ve en basit olana, Allah Teâlâ so­racak: Dünyanın hepsi senin olsaydı, ateşten kurtulmak için fidye olarak verir miydin? » O da: «Evet.. » diye cevap verecek. Allah ona: «Sen henüz Âdemʹin sulhunda iken bundan daha kolayını (sizin için) diledim: Bana ortak koşmayacaksın, ben de seni Cennete koyacağım. Ama sen buna ya­naşmadın ve şirke yöneldin. » (Sahîh-i Müslim/münâfikun: 51)

«Kıyâmet günü kâfir getirilecek de kendisine «Eğer yeryüzü dolusu altının olsaydı (azâbdan) kurtulmak için fidye olarak verir miydin? » diye sorulacak. O da: «evet» diyecek. Bunun üzerine kendisine, «Bundan daha kolay olanı, Allahʹa ortak koşmaman senden istendi, (ama sen buna ya­naşmadın) denilecek. » (Sahîh-i Buharî/rikak: 49 - Müslim/münâfikun: 52 - Ahmed: 3/218)

SAADETİN DÖRT BASAMAĞI

Kur’ân, iki cihanda mutlu ve aziz olabilmek için insanın önüne dört basamak koymuş ve bunlara yükselmeyi emretmiştir:

1. İmândan sonra her iş ve davranışta Allahʹtan korkup kötülükler­den, İlâhî sınırları aşmaktan sakınmak,

2. Allahʹa yakın olmanın yol ve yöntemini, araç ve gerecini elde et­meğe çalışmak; Allah ile gören bir göze, Onunla işiten bir kulağa, Onunla tutan bir ele, Onun için yürüyen bir ayağa sahip olmak,

3. Allah yolunda birçok sıkıntı ve meşakkatlere katlanıp cihâd etmek, bu hususta fedakârlık ve erdemliğin örneklerini sunmak,

4. Bütün bunların, insanlık şeref düzeyinde ruhumuzun yüceliğiyle uyum sağlayacağını unutmamak.

Birinci basamak kişiyi olgunlaştırıp merhamet duygusunu harekete geçirir, topluma yararlı bir insan durumuna getirir.

İkinci basamak, insan haklarına saygılı olmayı, eşyada Allah’ın kud­ret ve sanatının inceliklerini sezmeyi, İlâhî sünnetin şaşmadan hedefine doğru yol aldığını ilhâm eder.

Üçüncü basamak, Allah din ve vatan düşmanlarının cesaretini kırar, mü’minlerin hür ve özgür olmasını, şeref ve itibarlı yaşamasını sağlar. Ve bütün bunlar kişiyi dördüncü basamağa yükseltip bir insan için erişilmesi mümkün olan kemâl mertebesini gerçekleştirir.

Böylece başkaları nefs ve şehvet vadisinde bir ömür tüketip Allahʹtan uzaklaşarak düşünce ve duygusuyla maddeyi ilâh edinirken para ve ek­mek kavgasından başka bir amaçları olmadığını ortaya koyarken, mü’minler sözü edilen dört basamağa kademe kademe yükselip insanlığa huzur havası estirirler. Kısacası, biri yiyici ve huzur bozucu, diğeri hizmet edici ve yüz güldürücüdür. Biri güven bozar; diğeri güven ve huzuru tazeler.

VESÎLE MAKAMI

«Ona yakın olmak için vesîle arayın. »

İlgili âyette geçen VESÎLE deyimi üzerinde durulup birtakım yorumlar yapılmıştır. Sözlük olarak: Yol, vasıta, yakınlık, istek ve arzu gibi mâna­lara gelir. Âyette de bütün bu mânalar söz konusu olabilir.

Terim olarak: İmân ve takvâ ile birlikte kalbi İlâhî sevgi ile doldurmak, düşünceleri bu doğrultuda berraklaştırmak, amelleri İlâhî hoşnutluğa uy­gun biçimde yerine getirmeğe çalışmak ve günlük hayatın her bölümünde Resûlüllâh (A. S. ) Efendimizi örnek edinmektir.

Bu geniş mâna aynı zamanda tasavvuf erbabının da tesbitidir.

O halde bu kadar incelikleri kendinde taşıyan VESÎLE, bir de Cennet­te en yüksek makam ve dereceye isim olarak konulmuştur. Dünyada VE­SÎLE düzeyinde ömrünü değerlendirenlerin, o en yüksek derecede bulunan Resûlüllâh (A. S. ) Efendimize komşu olacakları umulur.

Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz buyuruyor ki:

«Bana salâvat getirdiğinizde benim için VESÎLE isteyin.. »

Bunun üzerine Ashab soruyor:

- Ey Allahʹın Peygamberi! Vesîle nedir?

Cevap veriyor:

- Cennette en yüksek derecedir ki ancak bir adam ona nâil olacak­tır; umarım ki ben o adamım. (Ahmed bin Hanbel / 2/265 - Tirmizî/menâkib: 1)

«Kim ezan sesini duyunca «Ey bu tastamam dâvetin ve kılınmak üze­re olan namazın Rabbi Allahım! Muhammedʹe VESÎLE ve fazl-u keremini ihsan eyle.. » derse, kıyâmet günü şefaatim ona helâl olur. » (Buharî - Müslim/salât: 11 - Ebû Davud/salât: 26 - Tirmizî/menâkib: 1- ezan: 37 - Ahmed: 2/168)

Bu nedenle Allah ve Resûlüne güvenip dayanmak, Resûlüllâh (A. S. ) Efendimize tevessülde bulunmak teşvîk edilmiştir. Allah’a tevessül, ibadet ve taatleri rızasına uygun yapmakla; Resûlüllah’a tevessül, sünnetini yaşamak suretiyle şefaatine erişmeyi dilemekle gerçekleşir.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetlerle, açıktan, göz göre göre yol kesip cana ve mala kasdedenlerin cezâsı açıklandı. Allah’a yakın olmak için vesîle aramamız tavsiye olundu. Aşağıdaki âyetlerle, gizliden başkasının malına el uzatan hırsızlar hakkındaki İlâhî hüküm belirtiliyor.