MEÂLİ:
30- Şüphesiz onlar ki, «Rabbimiz Allahʹtır» dediler, sonra da dosdoğru oldular; üzerlerine melekler iner de, «Hiç korkmayın ve üzülmeyin; vaʹdolunduğunuz Cennet ile sevinin.
31- Biz dünya hayatında da, Âhirette de sizin yakın dostlarınıza. Sizin için burada canlarınızın çektiği her şey vardır; sizin için burada istediğiniz mevcuttur.
32- Çok bağışlayan, çok merhamet eden (Allah)dan bir konukluktur bu! » (derler).
İLGİLİ HADÎSLER
Bir adam, Peygamber (A. S. ) Efendimize dedi ki:
- Ya Resûlellah! Bana İslâmiyetle ilgili öyle bir şey emret ki, senden sonra onu hiç kimseden sorma (ihtiyacını duyma)yayım.
Bunun üzerine Peygamber (A. S. ) şöyle buyurdu:
- «Allah’a inandım, de ve sonra da dosdoğru ol. » (Müslim/imân: 62- Ahmed: 3/413 - 4/385)
Süfyân b. Abdillah es-Sakafî (R. A. ) diyor ki: «Resûlüllâh (A. S. ) Efendimize sordum, dedim ki: «Sımsıkı sarılabileceğim bir şeyi bana haber ver. »
Efendimiz şöyle buyurdu: «Rabbim Allahʹtır, söyle ve sonra da dosdoğru ol. »
Ben tekrar sordum, dedim ki : «Benim için en çok endişe duyduğunuz nedir? » Bunun üzerine Resûlüllâh (A. S. ) dilinin bir ucunu tutup «İşte budur! » diye cevap verdi. » (Tirmizî/zühd: 61- İbn Mâce/fiten: 12- Dâremi/rikak: 4)
«Kim Allahʹa kavuşmayı sevip arzu ederse, Allah da ona kavuşmayı sever. Kim de Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz. »
Bunun üzerine ashab-ı kiram sordu:
- Ya Resûlellah! Hepimiz ölümden hoşlanmıyoruz.
Efendimiz onlara şöyle buyurdu:
- Bu, ölümden hoşlanmamak demek değildir; fakat müʹmin ölmek üzere iken Allahʹtan ona müjdeci gelir de nereye gidecekse haber verir. O durumda o müʹminin yanında Allahʹa kavuşmaktan daha sevimli bir şey olamaz. Allah da ona kavuşmayı sever. Kâfir veya dinî sınırları dinlemiyen ahlâksız günahkâr ölmek üzere iken haberci ona gelir de varacağı şerri veya kavuşacağı fena yeri haber verir. O yüzden o kimse Allahʹa kavuşmaktan hoşlanmaz. Allah da ona kavuşmayı sevmez. » (Buharî/rikak: 41- Müslim/zikir: 14, 16, 18- Tirmizi/cenâiz: 67, zühd: 6- Nesâî/cenâiz: 10- İbn Mâce/zühd: 31- Dâreml/rikak: 43- Ahmed: 2/313, 346. 420- 3/107- 4/259- 5/316, 321- 6/44, 59, 207)
MELEKLERİN RAHMET MÜJDESİYLE İNMESİ
«Şüphesiz onlar ki, «Rabbimiz Allahʹtır» dediler, sonra da dosdoğru oldular, üzerlerine melekler iner de «Hiç korkmayın ve üzülmeyin, vaʹdolunduğunuz Cennet ile sevinin. » (derler).
Kurʹân, inkârcı sapıklara hazırlanan elîm azaptan haber verip gereken uyarıda bulunduktan sonra, dosdoğru imân edip istikamet üzere bulunan mü’minleri iki önemli mükâfatla müjdeliyor: Biri, ölüm anında veya kabirlerden kalkıldığında, ya da Berzah Âlemiʹne intikal edildiğinde, en sıcak dost olarak meleklerin iyi haberle inmesidir. Diğeri ise, meleklerin onları ebedî saadet yurdu olan Cennet ile müjdelemeleri ve insan iştihasının çektiği her şeyin orada bulunduğunu haber vermeleridir.
Ayrıca bu konuda iki önemli kavram üzerinde durulmaktadır: «Kemâl» ve «mârifet». İnsanın kemâli, Hakk’ı bilip, O’nun emirlerine göre amel etmesiyle vücut bulur. Mârifeti ise, Cenâb-ı Hakk’ı kemal sıfatlarıyla bilmesi ve Oʹnun her şeyi yaratıp terbiye ederek kemâle eriştiren bulunduğunu hikmetiyle kavraması düzeyinde gerçekleşir. İşte kendini bu dereceye yükselten kimsenin hayatı istikamet üzere olur.
İSTİKAMET NEDİR?
İstikamet: Sözlük olarak, yön, taraf, doğrultu gibi mânalara delâlet eder. Terim olarak, hayatı Kur’ân’a göre düzenlemek ve disiplin altına alıp doğruluk içinde değerlendirmektir.
Ayrıca bu kavram üzerinde farklı târif ve yorumlarda bulunanlar da olmuştur. Onları şöyle sıralayabiliriz:
a) Ebû Bekir Sıddîk’a (R. A. ) göre: Hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmamaktır.
b) Ömerʹe (R. A. ) göre: İlâhî emir ve nehiylere göre dosdoğru olup sünnetullah çizgisinden ayrılmamaktır.
c) Osman’a (R. A. ) göre: Amelde ıhlâs (samimiyet doğrultusunda her türlü gösterişten uzak bir niyet ve tutum) üzere olmaktır.
d) Ali’ye (R. A. ) göre: Farz ibâdetleri yerine getirmektir.
e) Diğer bazı ilim adamlarına göre: Allahʹa itaât etmek, günahlardan kaçınmak; Kelime-i Tevhîd üzere olup Cenâb-ı Hakk’a kavuşuncaya kadar sapmamaktır.
Nitekim bu âyet-i kerîme okunduğu zaman, Hasan el-Basrî (R. A. ) şöyle dilekte bulunmuştur: «Allahım! Sen Rabbımızsın; bize istikamet lûtfeyle. » (Tefsîr-i Kurtubî: 15/358)
İNSAN İÇİN EN BÜYÜK BAHTİYARLIK
Allah’a ve Âhiret’e dosdoğru inanmayan insanlardan çoğunun gayreti ve azmi, halk arasında meşhur olmaya yöneliktir. Katıldıkları yarışmada alkış topladıkları; altın veya gümüş, ya da bronz madalya aldıkları zaman, amaç ve emellerine ermiş, istedikleri üne kavuşmuş olmanın bütün haz ve heyecanını duyarlar ve bu hava içinde çoğu Allah’ı bir an olsun hatırlamaz. Oysa bu gibi başarılar ve ödüllendirilmeler, vakti değerlendirmek ve azimli, kararlı olmayı öğretmek içindir.
Gerçek mü’minlere göre, bu gibi başarılar ve mutlu sonuçlar amaç değil, hayata hız kazandırmak için birer araçtır. En büyük bahtiyarlık, en mutlu sonuç ise, Allah’ın dilediği doğrultuda Allah’a kavuşmaktır. Müʹmin için asıl amaç işte budur. İlgili âyetle bu husus en özlü sözlerle işlenmekte; rahmet meleklerinin ölüm anında veya kabir âleminde, ya da kabirden kalkıldığında en büyük ödülle inmesi tasvîr edilerek ruhlara hayat, kalplere şifa, gönüllere serinlik vermektedir.
MELEKLERİN MÜ’MİNLERİ ALTI MÜKÂFATLA SELÂMLAMASI
Ölüm anında veya kabirlerden kalkıldığında, ya da Berzah Âlemiʹne intikal edildiğinde rahmet meleklerinin altı ayrı müjdeyle inmesi konu edilirken, imân ve sâlih âmel ile hayatını süsleyen müʹminlere daha çok ibâdette bulunma aşk ve şevki verilmektedir.
Meleklerin getireceği altı müjde:
1- Korkmayınız. Çünkü ömrünüz boyunca Rabbınızdan korkup doğruluktan ayrılmadınız. Bundan sonra sizin için artık korku yoktur.
2- Üzülmeyiniz. Çünkü ömrünüzün çoğunu iyi amellerle süsleyip Hakk’ın hoşnutluğunu kazanmaya çalışırken, sizi üzenler oldu. Ama sabredip istikametten ayrılmadınız. Bundan böyle artık üzülmenize gerek kalmamıştır.
3- Vaʹdedildiğiniz Cennet ile size müjdeler olsun. Varacağınız yer orasıdır. Bütün yorgunluklarınızı, korku ve üzüntülerinizi orada atacaksınız.
4- Nefsinizi alt edip ruhunuzu arındırarak melekleştiniz ve böylece bizim yakın dostlarımız oldunuz. Bu dostluğumuz Âhiret Âlemi’nde de devam edecektir.
5- Cennetʹte İştiha duyduğunuz her nîmet mevcuttur ve size külfetsiz verilecektir. Zira dünyada nefsinize hâkim olup haram ve şüpheli şeylerden kaçındınız.
6- Bütün bunlar o çok bağışlayan, çok merhamet eden Allah’tan size bir konukluktur.
İşte dünyevî bütün ödüller, başarılar ve şöhretler bu yüce ve kalıcı iltifat karşısında çok sönük ve donuk kalır.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, imân edip sâlih amellerde bulunan müʹminlere, ölümleri anında veya kıyâmet günü kabirlerden kalktıkları zaman meleklerin vereceği altı kadar müjde konu edildi.
Aşağıdaki âyetlerle, Allah’a dâvet edip sâlih amellerde bulunan ve «Ben müslümanım» diyen müʹminler övülüyor. Kötülüğü iyilikle savmanın çok faydalı ve yaklaştırıcı sonuçlar doğuracağı ve buna da ancak azim sahibi sabırlı kişilerin katlanabileceği üzerinde durularak mü’minlere sağlam ahlâkî kıstaslar veriliyor. Sonra da şeytanın dürtüşlerine karşı hemen Allah’a sığınmamız emredilerek böyle durumlarda nasıl davranmamızın gerektiği öğretiliyor.