MEÂLİ:
27- Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de arkasından yedi deniz daha katılıp (mürekkep) olsaydı, yine de Allah’ın sözleri bitmezdi. Şüphesiz ki Allah çok üstündür, çok güçlüdür, yegâne hikmet sâhibidir.
28- Sizin yaratılmanız da, öldükten sonra diriltilip kaldırılmanız da ancak bir tek canlıyı (yaratmak ve diriltmek) gibidir. Şüphesiz ki Allah işitendir, görendir.
RABBIMIZIN SÖZLERİ BİTMEZ
«Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de arkasından yedi deniz daha katılıp (mürekkep) olsaydı, yine de Allah’ın sözleri bitmezdi.. »
Allah mutlak anlamda öncesiz ve sonrasızdır. İlmi, kudreti ve kemal sıfatları da öyle.. O halde sınırlı olan ağaçlar kalem ve sınırlı olan denizler mürekkep olsa, yine de Allah’ın sözlerini, O’nun yüceliğini, kudret ve azametini yazıp bitiremez. (Bilgi İçin bak: Kehf Sûresi: 109. âyetin tefsiri.)
İnsanoğlu henüz fizik âlemini tamamen çözememiştir; çözmek şöyle dursun kâinatın büyüklüğü karşısında ilmin katettiği mesafe, büyük bir çölde karıncanın birkaç adımlık katʹettiği mesafe kadar ya var ya da yoktur. Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz’in mübarek anlatımıyla, yerler ve gökler Arş’a ve Kürsî’ye nisbetle çöle atılmış bir halka gibidir. Fizik âlemi bu kadar geniş ve bir bakıma uçsuz bucaksız olunca, bu azamet karşısında bizim bildiklerimiz ne olabilir? Bir de fizik ötesini düşünelim; kalemler ve mürekkepler, bunları yazmaya; İlâhî kudret ve sanatı belirtmeye yeter mi?
İlgili âyetle, bu gerçeğe değinilerek insan aklına, duygu ve düşüncesine ışık tutuluyor ve âyet-i kerîme Allahʹın iki kemal sıfatıyla noktalanıyor: Azîz, Hakîm..
Birinci sıfat Allah’ın üstün ve sınırsız kudretini; ikinci sıfat Oʹnun her şeyi bir amaca yönelik, belli bir düzene göre, İlâhî plân çerçevesinde yarattığını; gereksiz, hikmetsiz ve anlamsız hiçbir şey yaratmadığını belirtir.
ÖLEN BÜTÜN CANLILARI YENİDEN YARATMAK BİR TEK CANLIYI YARATMAK GİBİDİR
«Sizin yaratılmanız da, öldükten sonra diriltilip kaldırılmanız da ancak bir tek canlıyı (yaratmak ve diriltmek) gibidir. Şüphesiz Allah işitendir, görendir. »
Canlılar âleminin anatomik, fizyolojik ve antropolojik yapıları belli elementlerden meydana gelmiş ve taşıdıkları canlılık vasfı, onları cansızlardan ayırmıştır. Allah’ın yaratıcı kudreti tecelli edince bütün canlı türlerini yaratması bir tek canlıyı yaratması gibi kolaydır. Çünkü Oʹna göre zorluk söz konusu değildir. Kudretinin sınırsızlığı bütün zorlukları yenecek, kaldıracak özellikte ve vasıftadır.
Yukarıdaki âyetle, Allah’ın bu anlamda yaratıp vücuda getirme kudreti belirtilirken yine O’nun iki kemal sıfatına yer veriliyor: Semî’ ve Basîr..
Birincisi, her şeyi işitip bilen, her inceliği ve gizliliği duyan; İkincisi, her şeyi görüp bilen, her inceliği ve gizliliği müşahede edip anlayan demektir. Şüphesiz yaratma kudretine sahip olan Cenâb-ı Hakk’ın yaratmada bu iki sıfatının tecellisi gerekmektedir. Böylece yaratılan her canlı bu iki sıfatın tecellisine mazhar olur. O sebeple çok hücreli canlıların çoğunun gözü ve kulağı vardır. Bu iki organı olmayan canlıların ise, taşıdıkları anten ve benzeri bir organla sözü edilen mazhariyete erdirildiği; görülür.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, Cenâb-ı Hakkʹın sözlerinin de sonsuz ve sınırsız olduğuna dikkatler çekildi. Ölen canlıların ikinci hayata kaldırılmasında hiçbir güçlüğün sözkonusu olamıyacağı anlatılarak mü’minler aydınlatıldı.
Aşağıdaki âyetlerle, Cenâb-ı Hakkʹın kudretinin üstünlüğüne dikkatler çekilerek bilimsel ölçüde üç delil sıralanıyor ve böylece Allahʹın mutlak anlamda «hak» olduğu, herşeyi denge ve düzende yaratıp plân ve proğramsız bir şey vücuda getirmediği açıklanarak hak ile bâtıl arasında daha iyi bir mukayesede bulunmamız isteniliyor.