Enfal Suresi 20-23. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اَطِيعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَوَلَّوْا عَنْهُ وَاَنْتُمْ تَسْمَعُونَ وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ قَالُوا سَمِعْنَا وَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ اِنَّ شَرَّ الدَّوَابِّ عِنْدَ اللّٰهِ الصُّمُّ الْبُكْمُ الَّذِينَ لَا يَعْقِلُونَ وَلَوْ عَلِمَ اللّٰهُ فِيهِمْ خَيْرًا لَاَسْمَعَهُمْ وَلَوْ اَسْمَعَهُمْ لَتَوَلَّوْا وَهُمْ مُعْرِضُونَ

20.

Ey iman edenler! Allah'a ve Resulüne itaat edin ve (Kur'an'ı) dinlediğiniz halde ondan yüz çevirmeyin.

Diyanet İşleri

21.

İşitmedikleri halde, "işittik" diyenler gibi de olmayın.

22.

Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir.

23.

Allah, onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi.

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

20- Ey imân edenler! Allahʹa ve Peygamberine itaât edin. (Allah sö­zünü) işittiğiniz halde ondan yüzçevirmeyin.

21- İşitmedikleri halde, «işittik» diyenler gibi olmayın.

22- Şüphesiz ki (yeryüzünde) yürüyüp hareket eden hayvanların Al­lah yanında en kötüsü, akletmeyen o sağır ve dilsiz olanlardır.

23- Allah onlarda (hakkı, gerçeği, doğruyu akledip kabullenecek) bir hayır görseydi, herhalde onlara (hakkı) duyururdu. Duyurmuş olsa bile yüzçevirirlerdi. Zaten onlar hep yüzçeviren kimselerdir.

İŞİTME NÎMETİ

«(Allahʹın sözünü) işittiğiniz halde ondan yüzçevirmeyin. »

Biri kulak ile, diğeri kalb ile iki türlü işitme söz konusudur. İlgili âyet­te bu iki işitme kastediliyor. Kulak, küçük hava basıncını, değişimlerini elektrik uyarılarına çevirerek içerdikleri bilgiyi beyne ulaştırır. Kalb ise, imân kulağıyla İlâhî beyanı alıp hücrelere kadar ulaştırır. Kulak her za­man kalbe vasıta olur, kalb de onu hep dikkatli dinleme düzeyinde tutma­ya çalışır. O bakımdan bir sesi, bir dâveti iyice anlayabilmemiz için ku­lakla birlikte dikkatimizi o sesin neyi anlattığına çevirip teksîf etmemiz gerekir. Ruhumuza gıda veren bir hakikatı beraberinde taşıyorsa, kalbi­mizi ve ruhumuzu bütünüyle ona hazır duruma getirmemiz de oldukça önemlidir. Aksi halde beynimizin ilgili merkezi başka şeyle meşgul bulun­duğundan gelen sesin neyi kapsayıp taşıdığını tefrik edemeyiz. O yüzden kalb gaflete boğulur, ruh letafetini kullanamaz olur.

Yukarıdaki âyetlerle, özellikle bu gerçeğe atıflar yapılmakta ve işitip anlamanın önemi üzerinde durulmaktadır.

SORUMLULUK, İŞİTTİKTEN SONRA BAŞLAR

«İşitmedikleri halde, işittik di­yenler gibi olmayın. »

Meâlindeki âyetle Allah’a ve Peygamber’e inanıp uymanın İlâhî buy­rukları işitmekle gerçekleşebileceğine ve bu açıdan değerlendirilince, so­rumluluğun da onunla başlayacağına işârette bulunuluyor, Peygamberʹin (A. S. ) yaptığı teblîgatı, getirdiği Kur’ânʹı işittikten sonra yüzçevirmenin büyük bir gaflet olduğu, bir bakıma akletmeyen dilsizler ve sağırlar sevi­yesine düşmeğe benzediği çok duyarlı bir anlatımla belirtiliyor.

Hayvanlarda akıl nîmeti yok denecek kadar az olduğu, zekâ nîmeti belli bir nisbette bulunduğu halde seslere kulak verip bazı şeyleri ra­hatlıkla anladıkları, hele eğitildikleri takdirde ihtiyaçlarını birtakım ses ve hareketlerle anlatmaya çalıştıkları bir gerçektir. Oysa canlılar arasında her yönüyle mükemmel denecek bir kıvam ve evsafta yaratılan; üstelik Al­lah’ın sayısız lütuf ve nimetlerine lâyık görülen insanlardan öylesi var ki, kulağı var, hakkı duymaz; dili var, gerçeği söylemez; aklı var, doğru olanı idrâk etmez. Kendi eliyle yapıp şekillendirdiği eşyaya, ya da kendisi gibi bir faniye tapar.

Kur’ân-ı Kerîm’de, böylelerinin hayvanların en basitinden daha basit olduğu kapalı bir benzetmeyle belirtiliyor.

Kalbi küfürle tıkanmış, vicdanı maddeyle körelmiş, aklı şehvetle sı­vanmış, beyni inkârla yıkanmış kişilere hakkın sesini duyurmak çok zor­dur. Çünkü işitmezler, akıllarını yüce amaçlara doğru çevirmezler; âdi iş­ler peşine takılıp bir ömür tüketirler.

Cenâb-ı Hak, bu tiplerin karakter yapısını bir cümleyle açıklıyor: «Al­lah onlarda (hakkı, gerçeği, doğruyu akledip kabullenecek) bir hayır gör­seydi, elbette onlara (hakkı) duyururdu. Duyurmuş olsa bile yüzçevirirlerdi. » Çünkü yüz çevirmek onların sanatı ve değişmeyen âdetidir. Oysa in­sanoğlu düşünen ve konuşan, konuştuğunu anlayan, anladığını akleden bir canlıdır.

İşitmedikleri halde «işittik» diyen beyinsizlerden de olmayın; ne o hay­vanlar gibi akletmeyen sağırlar ve dilsizler gibi olun, ne de hakkın çağrı­sına ve emirlerine ilgisiz kalıp işitmediği halde işittik diyenler gibi olun. Ama dikkatle dinleyin, dinledikten sonra aklınızı iyice kullanıp yeterince an­lamaya çalışın. O zaman sizde hayır belirtileri kendini gösterir.

YORUMLAR, RİVÂYETLER

D e v a b b:

Dabbe’nin çoğuludur. Sözlükte, yeryüzünde debelenip hareket eden her canlıya denilir. Pek az olarak insan hakkında da kullanılır. Çoğu za­man binek hayvanları ve haşere hakkında kullanıldığı görülür. İnsan hak­kında kullanılması, onu aşağılamak, bulunduğu şeref seviyesinden çok aşağılara düştüğünü bildirmek içindir; ilgili âyette işâret edildiği gibi..

Bir fikir, bir doktrin veya bir mesele üç açıdan dinlenir:

1- Sırf tenkit etmek, haklı-haksız yanına bakmadan onu çürütmeye çalışmak için dinlemek. Bu, fikir fukarası, bilimde dengesiz, kültürde çok cılız kalan kişilerin âdetidir.

2- Söyleneni umursamamak; ya çevrenin tesiri altında, ya da şahsî çıkarları hatırına dinlemek ve dikkati başka tarafa çevirmek. Böylesi ne’ denildiğini dosdoğru anlamaz, sadece baş sallar veya geri zekâlıdır, din­ler ama kavrayamaz. Bunlar daha çok nifak, diğer bir tabirle münafıklık hastalığına yakalanıp şifâ bulmayan tiplerdir. Kurʹân onlardan bir başka âyette şöyle söz eder: «Onlardan kimi sana kulak verir de senden ayrılıp dışarı çıkınca, kendilerine (az-çok) ilim verilenlere, az önce O ne söyledi? diye sorarlar. İşte bunlar Allahʹın, kalblerini mühürlediği kimselerdir ve bunlar heveslerine uyanlardır. » (Muhammed (A. S. ) Sûresi: 16)

3- Anlayıp öğrenmek, yararlanıp uygulamak için dinlemek. Bu, cid­di ve samimi kişilerin tavrı ve karakteridir. Kurʹânʹda bunlar övülmektedirler.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetlerle, Allahʹa ve Peygamberine itaat emredildi ve İlâ­hî emirlere sağırlar, dilsizler gibi kayıtsız kalınmamasına dikkatler çekil­di. Akıl ve benzeri yeteneklerini amacına uygun kullanmayanların nasıl basitleştiklerine atıflar yapılarak, kalblerinin anlayış ve tutumlarına uygun mühürlendiği belirtildi.

Aşağıdaki âyetlerle, Allah ve Peygamberiʹnin hayat veren çağrılarına olumlu cevap verilmesi emrediliyor, gerçek hayatın bununla gerçekleşe­ceğine işâretle Allahʹın insan kalbi dahil her şeye nüfuz ettiği açıklanıyor, sonra da kötülerin fena amelleri yüzünden çıkacak fitnenin sadece o za­limlere erişmekle kalmayacağı; kurusunu, yaşını kasıp kavuracağı bildi­riliyor.