Nur Suresi 2. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

اَلزَّانِيَةُ وَالزَّانِي فَاجْلِدُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا مِائَةَ جَلْدَةٍ وَلَا تَأْخُذْكُمْ بِهِمَا رَأْفَةٌ فِي دِينِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَائِفَةٌ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ

2.

Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü'minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun.

Diyanet İşleri

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

2- Zinâ eden erkek ve zinâ eden kadından her birine yüz değnek vu­run. Eğer Allahʹa ve Âhiret gününe inanıyorsanız Allah’ın dinin(in hüküm­lerini uygulamada) bunlardan yana bir şefkat ve acıma duygusu sizi tut­masın ve müʹminlerden bir topluluk da onlar hakkında uygulanan azâp (cezây)a şâhit olsunlar, (hazır bulunsunlar).

İLGİLİ HADÎSLER

«Bedevilerden iki adam, Resûlüllâh (A. S. ) Efendimizʹe geldi. Onlardan birisi şöyle dedi: «Ey Allahʹın Peygamberi! oğlum bu adamın yanında üc­retli işçi olarak çalışıyordu. Derken oğlum bunun karısıyla zina etmiş. Bu suça karşılık fidye olarak yüz koyun ve bir de câriye verdim. Sonra da durumu bazı ilim adamlarına sordum. Onlar bana: «Oğluna yüz değnek vurulması ve bir yıl sürgün edilmesi; kadının da recm edilmesi gerekir. » dediler. Olay bu, siz ne buyurursunuz? »

Peygamber (A. S. ) Efendimiz ona şöyle buyurdu:

«Canımı kudret elinde bulunduran yüce zata and olsun ki, aranız­da Allahʹın kitabıyla hükmedeceğim: Ona fidye olarak verdiğin yüz koyun ve bir câriye sana geri verilecek. Oğluna da yüz değnek vurulup bir yıl sür­gün edilecek. » Sonra da Eslem kabilesinden Enis veya Üneys adında bir adama seslenerek şöyle buyurdu: «Sabah olunca o kadına git. Suçunu itiraf ederse kendisini recmet! » Enis veya Üneys (R. A. ) aldığı bu emir üze­rine sabahlayın o kadına gitti. Kadın suçunu itiraf edince recmedildi. » (Buharî/ahkâm: 39, sulh: 5, şürût: 9, eyman: 3, hudûd: 30, 34, 38, 46- Müslim/hudûd: 25- Ebû Dâvud/hudûd: 25- Tirmizî/hudûd: 8- Nesâi/kuzat: 22- İbn Mâce/hudûd: 7- Dâremî/ hudûd: 1- Taberânî/hudûd: 6- Ahmed: 3/113, 116)

«Benden (gerçeği) alın, benden (doğru olan hükmü) alın: Allah kadın­lar için bir yol koymuştur: Bekâr erkek bakire kızla zina ederse, (her biri­ne) yüz değnek vurulur ve bir yıl sürgün edilir. Evli erkek evli veya dul ka­dınla zina ederse, taraflara, hem yüz değnek, hem de recm gerekir. » (Müslim/hudûd: 12, 13- Ebû Dâvud/hudûd: 23- Tirmizi/hudûd. 8- İbn Mâce/hudûd: 7)

«Yeryüzünde yerine getirilen bir hadd (şerʹî ceza), yeryüzü ehline kırk sabah yağmurundan daha hayırlıdır. » (Nesâî/sârık: 7- İbn Mâce / hudûd: 3- Ahmed: 2/362. 402)

ZİNA NEDİR?

Arada nikâh akdi ve nikâh akdi şüphesi olmaksızın aklî dengeleri ye­rinde ergen erkekle ergen kadının cinsel temasta bulunmasıdır. Ancak zi­na konusunda evli ile bekâr hakkında uygulanan ceza değişik olduğundan zina eden erkekle kadını altı kısma ayırmışlardır:

1- İkisinin de evli, aklî dengeleri yerinde ve ergen olması,

2- İkisinin de bekâr, aklî dengesi yerinde ve ergen olması,

3- İkisinden birinin evli, birinin bekâr olması,

4- İkisinin de bekâr olup, henüz ergenlik çağına girmemiş olması,

5- İkisinden birinin ergen olması, diğerinin ergen olmaması,

6- İkisinin veya birinin aklî dengesinin bozuk olması..

Birinci gruba girenler, suçları ya kendi itiraflarıyla, ya da dört şâhidin şehadetiyle sâbit görüldüğü takdirde, recmedilirler.

İkinci gruba girenlere yüzer değnek vurulur.

Üçüncü gruba girenlerden evli olanı recmedilir; bekâr olanına yüz değnek vurulur

Dördüncü gruba girenler hakkında başka cezalar uygulanır.

Beşinci gruba girenlerden ergen olan bekâra yüz değnek vurulur; er­gen olmayana başka ceza verilir.

Altıncı gruba girenlerden aklî dengesi yerinde olana, hâkimin takdir edeceği bir ceza uygulanır; aklî dengesi yerinde olmayana ceza verilmez.

ZİNA SUÇU NE İLE SÜBUT BULUR?

Zina suçu şu üç şeyden biriyle sübut bulur:

1- Zina eden kimsenin bu fiili işlediğini kendisinin itiraf etmesi, (bu­na ikrâr da denilir).

2- Kocasız olan kadının gebe kalması,

3- Zina fiilini dört kimsenin gözleriyle gördüklerine dair şâhitlik et­mesi.

Zorla, ölüm tehdidiyle tecavüze uğradığı sâbit görülen kadına ceza gerekmez. Nitekim âyette «zâniye» sıfatı kullanılmıştır ki bu, kendi arzu­suyla zina fiilini işleyen kadın hakkında sıfat olur. Zinaya zorlanan, tehdit edilerek ırzına geçilen kadın «zâniye» değil, «mezniyye»dir ve o takdirde sadece mef’ûl olduğundan herhangi bir ceza gerekmez.

DÖRT ŞAHİDİN ŞEHADETİ GEREKİR

Nisâ Sûresi 15. âyette belirtildiği üzere, «aleyhlerine aranızdan dört şâhit getirin» buyurulmaktadır. Bu anlatımda yer alan ikinci şahıs zamiri «minküm»den şâhitlerin erkek, aynı zamanda müslüman olması gerekiyor. Ayrıca bu şâhitlerin zina olayını tam fiil halinde görmelerinin şart olduğu hadîs ile sâbit olmuştur. İlim adamlarının bu hususta icmaʹı vardır.

Nisâ Sûresinde, zina suçu dört erkek şâhitle sübut bulan kadına, ev­de tutuklanarak hapis cezasıyla cezalandırılması öngörülmüşse de, bu İs­lâm’ın ilk yıllarına mahsus bir hükümdür ki, Nûr Sûresi’nin ikinci âyetiyle kaldırılmıştır. Nitekim recm âyeti inince, Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz: «(Zina hakkındaki İlâhî hükmü) benden alın, benden alın... » buyurarak ilk inen hükmün neshedildiğine işârette bulunmuştur. (Bilgi için bak: Nisâ Sûresi: 15. âyetin tefsirine)

İbn Zeyd, zina eden kadının evde hapsedilmesinin bir ceza anlamı ta­şıdığını ve bu durumda olan kadının evlenmesine müsaade edilmediğini belirtmiştir. (Tefsîr-i Kurtubî: 15/85)

RECM HAKKINDA ÂYET VAR MIDIR?

Recm cezası hakkında Kur’ânʹda bir açıklama ve hüküm yoktur. Ancak lafzı neshedilen ve hükmü baki kalan, aynı zamanda tevatüren sâbit olmayan, «Yaşlı erkek ve yaşlı kadın zina ettikleri zaman onları elbette, mutlaka recm ediniz» meâlinde bir âyet söz konusudur.

O halde recm cezası sahîh hadîsle sübut bulmuş bir hükümdür ve ilim adamlarının bu hususta icmaʹı vardır. Bunun gibi yüz değnek cezasından sonra bir yıl sürgün cezası da hadîsle sübut bulmuştur.

Recm ile ilgili sahîh hadîs meâlen şöyledir:

«(Zina hakkındaki İlâhî hükmü) benden alın, benden alın: Allah ger­çekten onlara bir yol (gösterip hüküm) koydu: Bekâr erkek, bekâr kadın­la zina ederse herbirine yüzer değnek vurulur ve birer yıl sürgün edilir. Ev­li erkek evli kadınla veya dul kadınla zina ederse, herbirine yüzer değnek vurulur ve recm edilir. » (Müslim/hudûd: 12, 14- Buharî/tefsîr: 4- Ebû Dâvud/hudûd: 23- Tirmizî/hudûd: 8- İbn Mâce/hudûd: 19- Ahmed: 3/476)

Recm cezasıyla birlikte suçluya yüz değnek vurulması; diğer yandan zina eden bekâra yüz değnek cezasıyla birlikte bir yıl sürgün cezasının uy­gulanması hakkında müctehit imamların ve bu sahada söz sahibi ilim adam­larının farklı İstidlâl ve içtihatları vardır. Şöyle ki:

a) İmam Şâfiî’ye göre, yüz değnek cezasıyla birlikte bir yıl sürgün de gerekir. Çünkü bu hususta sahîh hadîs mevcuttur.

b) İmam Ebû Hanîfeʹye göre, sürgün cezası hükümdarın re’yine ve iradesine bırakılır; dilerse uygular, dilerse uygulamaz.

c) İmam Mâlik’e göre, zina eden bekâr erkeğe hem yüz değnek vu­rulur, hem de bir yıl sürgün edilir. Zina eden bakire kıza ise, sadece yüz değnek cezası uygulanır, ama sürgün edilmez. (Lübabu’t-te’vîl: 3/313)

Zina eden evli kişiye recm ile birlikte yüz değnek vurulmasına gelin­ce: Bu hususta da imamların farklı görüş ve içtihatları ortaya çıkmıştır. Şöyle ki:

a) İmam Ahmed b. Hanbel’den farklı iki rivâyet tesbit edilmiştir. İkin­ci rivâyete göre, sadece recm cezasıyla yetinilir. (el-Muğnî/İbn Kudame: 8/157)

b) Nahaî, Zührî, Evzâî, Mâlik, Şâfiî ve rey tarafdarı olan müctehitlere göre, sadece recm cezasıyla yetinilir. (el-Muğnî/Ibn Kudame: 8/160)

DEĞNEKTE UYGULANACAK ÖLÇÜ

Vurulacak yüz değneğin ölüme sebebiyet vermiyecek, vücutta yara açmayacak ve sağlığı tehlikeye düşürmeyecek şekilde kullanılması gere­kir. Konuyla ilgili hadîslerin ve başta Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz olmak üzere dört halîfe devrindeki uygulamanın ışığı altında müctehit imamlar şöyle bir sıralamada bulunmuşlardır:

1- Değnek kalın olmayacak, ince bir çubukla da yetinilmeyecek, normal bir parmak kalınlığında olacak, üzerinde budak bulunmayacak,

2- Çıplak bedene vurulmayacak, aynı zamanda değneğin tesirini büsbütün kesecek kadar kalın bir elbise suçlunun üzerinde bulunurken uygulanmayacak,

3- Yüz, karın, böbrek, utanç yerleri gibi tehlike arzedecek, sağlığı bozacak yerlere vurulmayacak,

4- Değneği kullanacak olan kimsenin orta güçte olmasına ve elini kaldırırken omuz seviyesini aşmayacak ölçüde tutmasına dikkat edile­cek,

5- Değnek vücudun kaba et kısımlarına tevzi edilecek şekilde yay­gınlaştırılacak, sadece bir iki yere teksif edilmeyecek..

Uygulanan zina cezasından ibret alınması için müslümanlardan bir topluluğun hazır bulunması gerekir. Aynı zamanda hem cezayı uygulayan­ların, hem de ona hazır olanların duygusal davranmamaları, İlâhî emrin yerine getirilmesinde birçok fayda ve hikmetlerin söz konusu olduğunu düşünerek ne gerekiyorsa onu aynen tatbik etmeleri bir emri İlâhîdir.

ZİNA KESİNLİKLE HARAM KILINIP YASAKLANMIŞTIR

Zinanın haram kılınıp büyük günahlardan sayılması ve o bakımdan kesinlikle yasaklanması, kitap, sünnet ve icma’ ile sübut bulmuştur. Ehl-i Sünnet’ten buna muhalefet eden olmamıştır.

Zina suçuyla ilgili maddî ve manevî müeyyidenin ağırlığının şüphesiz birtakım önemli sebepleri vardır. Onları şöyle sıralayabiliriz:

a) Ümmet ve milletin temelini oluşturan aile yuvasını iffet ve namus düzeyinde koruyup devam ettirmek,

b) Nesebi gayr-i sahîh soysuz bir neslin oluşmasını önlemek,

c) Bulaşıcı olup tehlike arzeden birtakım hastalıklardan yetişmekte olan nesli korumak,

d) Kadınların annelik vasfını, iffet ve namusunu her türlü tecavüzden uzak bulundurmak,

e) Gözü dönmüş şehvetperestlerin kötü emellerini frenlemek ve böylece onları meşru aile sınırlarında tutmak,

f) Kötü niyet taşıyan namus düşmanlarının önünde caydırıcı bir set oluşturmak,

g) Aile ve toplumu güven ve huzur havasında bulundurmak..

KONUYU ŞÖYLE ÖZETLİYEBİLİRİZ

Ahlâk ve fazîleti, aile ve sağlığı tehdit eden zinayı semavî dinlerin hepsi haram kılıp yasaklamıştır. Aynı zamanda tarihin birçok dönemlerin­de de beşerî kanunnamelerle idare edilen birçok ülkelerde zinayı yasak­lar mahiyette hükümler konulduğunu biliyoruz.

Günümüzde doğu ve batı ülkelerinin çoğunda yetişmekte olan kuşak­ların kalp ve kafasına Allah ve Âhiret kavramları ve inançları eğitim yo­luyla işlenmediği, kutsal değerlerin çiğnenmesine göz yumulduğu ve aile yuvasının kutsallığı göz ardı edildiği için fuhşun yaygınlaştığını, o yüzden aile yuvasının derin bir çıkmaza itildiğini, ahlâkî değerlerle alay edildiğini; frengi ve AIDS gibi bulaşıcı ve öldürücü hastalıkların -Allah’ın bir cezası olarak- o toplum ve milletleri tehdit ettiğini görmekteyiz.

İslâmiyet bu konuda da Allah’a ve Âhiret’e imanı ilim ve yüksek ah­lâkla birleştirerek en güzel önlemi almış; dünyevî ve uhrevî anlamda ağır müeyyideler koymak suretiyle fuhşun gelişmesini en tesirli şekilde önle­miştir. Bugün İslâmî inançlara bağlı kalınan bölge ve ülkelerde sözü edi­len tehlikeli hastalıklar en asgarî düzeyde bulunuyor.

İslâm’ın ilk yıllarında zina eden kadının evde hapsedilmesinin emredilmesi, bir tedbir olarak fuhşun yayılmasını önlemiş ve ileride daha ön­leyici müeyyide konulacağına işâretle «Allah onlara bir yol açıncaya ka­dar» meâlindeki Nisâ Sûresinin 15. âyeti indirilmiş ve bir süre sonra Nûr Sûresinin 2. âyetiyle bu yol açılarak çirkin ve tehlikeli fiilin önüne -kıyâme­te kadar baki kalacak- müeyyide konulmuştur.

RECM CEZASI SADECE MÜSLÜMANLARA MI HASTIR?

Bu konuda müctehit imamların tesbit ve yorumu, İstidlâl ve içtihat­ları farklıdır:

a) İmam Ahmed, İmam Şâfiî ve İmam Nahâî’ye göre, gayr-i müslim­ler sözü edilen konuda İslâm kadısına başvururlarsa, kadı onları muha­keme etmek veya terkedip ilgilenmemek arasında serbesttir.

b) Ebû Hattab’ın yaptığı bir diğer rivâyette ise, İmam Ahmed’e göre, onlar arasında hükmetmek vâciptir. Nitekim İmam Şâfiîʹden yapılan ikinci bir rivâyetten de onun bu anlamda içtihatta bulunduğu anlaşılıyor.. Çün­kü Cenâb-ı Hak: «Ve artık aralarında Allahʹın indirdiğiyle hükmet; onların arzu ve heveslerine uyma» buyurmuştur. (Mâide Sûresi: 45) Bu âyetin Medineli yahudilerle ilgili olduğu ve o maksatla indirildiği kesinlik arzetmektedir. (el-Muğnî/ibn Kudame: 8/214)

c) İmam Mâlik ve İmam Ebû Hanîfe’ye göre, recm cezası sadece müslümanlara uygulanır. Gayr-i müslimler için söz konusu değildir.

d) Zina ve diğer bir konuda müslümanla gayr-i müslim muhakeme edilmek üzere kadıya başvururlarsa, bütün imamların ittifakıyla, kadının onlar arasında hükmetmesi vâcip olur. (el-Muğnî/ibn Kudame: 8/215)

SUÇUN TEKRARI CEZANIN TEKRARINI GEREKTİRİR Mİ?

Bir kaç defa zina ettikten sonra suçu sâbit görülen kimseye sadece bir had (şer’î ceza) uygulanır. Ancak birinci defa zina suçundan dolayı ce­zaya çarptırılan kimse, aynı suçu tekrar işlerse, yeniden tecziye edilmesi gerekir. Bu hususta ilim adamlarının ittifakı vardır. Nitekim İslâm Huku­kunda yetkili kabul edilen ilim otoritelerinden Atâ’, Zührî, İmam Mâlik, İmam Ebû Hanîfe, İmam Ahmed b. Hanbel, İmam Şâfiî, İshak b. Rahaveyh, Ebû Sevr ve Ebû Yusufʹun içtihat ve görüşleri bu anlamdadır.

İbn Münzir’in tesbitine göre: Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz’den, evlen­meden önce zina eden cariye hakkında sorulduğunda şu cevabı vermiş­tir: «Zina ederse, ceza olarak değnek vurun, sonra yine zina ederse, yine değnek vurun, sonra yine zina ederse, değnek vurun.. » (el-Muğnî/ibn Kudame: 8/213)

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetle, zina suçu sübut bulduğu takdirde ne gibi bir ceza verileceği açıklandı.

Aşağıdaki âyetle, zina ettiği kesinlik kazanan bir kadınla, mü’min bir erkeğin; aynı zamanda zina ettiği kesinlik kazanan bir erkekle mü’mine bir kadının evlenmesinin câiz olmadığı belirtiliyor.