MEÂLİ:
14- Allahʹın gazap ettiği bir topluluğu dost ve arkadaş edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizden, ne de diğerlerindendirler. Bildikleri halde yalan yere yemin ederler.
15- Allah, onlara çetin bir azâp hazırlamıştır. Doğrusu onların yapageldiği şey ne kötüdür!
16- Yeminlerini siper edindiler de Allah yolundan alıkoydular. Onlar için rezil ve rüsvay edici bir azâp vardır.
17- Ne malları, ne de çocukları onları Allah’tan (Oʹnun hüküm ve azâbından) hiçbir şekilde kurtaramaz. Onlar Cehennem ateşinin dost ve arkadaşlarıdır ve orada ebediyen kalacaklardır.
18- Allah’ın onların hepsini diriltip kaldıracağı gün, size yemin ettikleri gibi Allahʹa da yemin ederler ve bununla birşey üzere bulunduklarını sanırlar. Haberiniz olsun ki, onlar elbette yalancıların tâ kendileridir.
19- Şeytan onlara karşı üstünlük sağlamıştır da Allahʹı anmayı kendilerine unutturmuştur. İşte bunlar şeytanın dostları ve yandaşlarıdır. Haberiniz olsun ki, hüsrâna uğrayanlar, ancak şeytanın dost ve yandaşlarıdır.
İNİŞ SEBEBİ
Münafıkların bir kısmı İslâm’a karşı olan kinlerine mağlûp olarak Yahudileri dost ve sırdaş edindiler. Müslüman cemaatiyle ilgili gizli tutulması lüzumlu görülen bazı hususları onlara günü gününe ulaştırmayı ihmal etmediler.
Ayrıca Süddî ve Mukatil’in tesbitine göre: Resûlüllâh (A. S. ) kendine ait odalardan birinde otururken yanındaki arkadaşlarına şu haberi verdi: «Az sonra yanınıza bir adam gelecek ki onun kalbi azgın zorbaların kalbi gibidir; şeytanî bir gözle bakar! » Çok geçmeden ünlü münafık Abdullah b. Nebtel içeriye girdi. Yeşil gözlü, kısa boylu, seyrek sakallı idi. Resûlüllâh (A. S. ) ona: «Neden sen ve arkadaşların benim âleyhimde bulunup birtakım kötü sözler söylüyorsunuz? » diye sordu. O da böyle bir şey yapmadığını yemin ederek anlatmaya çalıştı. Bunun üzerine yukarıdaki âyetler indi. (Esbâb-ı Nüzûl/Nisâbûrî: 277- Lübabu’t-te’vîl: 4/243- İbn Kesîr: 4/327- Fethü’l-Kadîr/Şevkanî: 5/192)
İLGİLİ HADÎS
«Bir kasaba veya bâdiyede üç kişi bulunur da cemaat olup namaz kılmazlarsa, mutlaka şeytan onlara galip gelir. O halde sen cemaate gerekli ol. Kurt ancak sürüsünden ayrılanı yer. » (Ebû Dâvud/salât: 46- Nesâî/imâmet: 48- Ahmed: 5/196- 6/446)
ALLAHʹIN GAZAP ETTİĞİ TOPLULUĞU DOST EDİNENLER
«Allahʹın gazap ettiği bir topluluğu dost ve arkadaş edinenleri görmedin mi?. »
İslâm’a göre, küfür bir tek millettir. Müslümanlardan başkası «gayr-i müslim»dir. O bakımdan Müslümanların hakiki dostu ve yakını Allahʹtır, O’nun peygamberidir ve bütün mü’minlerdir. Bu, dünyada böyle olduğu gibi, âhiret âleminde de böyle olacaktır.
Âyette, «Allah’ın gazap ettiği topluluk»tan, maksat, sapık azgınların hepsini kapsamakla beraber özellikle Yahudîler ve onlara yandaşlık eden münafıklardır.
Bakara Sûresi 120. âyette: «Ne Yahudiler, ne de Hıristiyanlar, onların dinine uymadığın sürece senden aslâ hoşnut olmayacaklardır. (Onlara) de ki: Elbette (İslâmʹın ilettiği) yol, Allahʹın doğru yoludur. Sana gelen bunca ilimden sonra (bilfarz) onların heveslerine uyacak olursan, and olsun ki, artık Allah’tan başka senin için ne hakiki bir dost, ne de gerçek bir yardımcı vardır» buyurularak bu iki milletin dostluk ve samimiyetine inanılmaması, güvenilmemesi tenbîh edilmektedir.
Nitekim tarihin akışı içinde meydana gelen olaylar hep bu âyeti tasdik etmiştir ve bundan sonra da tasdîke devam edecektir. İslâm âlemini dağıtıp parçalamak, kutsal değerleri yıkıp Müslümanları öz kültürlerinden koparmak için Batılı ülkeler bugüne kadar her türlü hile ve melânete başvurmuşlardır ve vurmaktadırlar da. Onlar hiçbir zaman müslümanlara gerçek anlamda dost olmamışlardır. Kurdukları bazı dostluk ve yakınlık varsa, sahtedir, aldatıcı ve maksatlıdır. İngiliz asıllı Zwemer Samuel bakın ne demiştir:
«Bir kadeh alkolün ve bir dansözün Muhammed ümmetini dağıtıp perişan etmedeki tesirini ve tahribini bir top güllesi meydana getiremez.. »
İşte yıllardır Batı Medeniyeti(!) adı altında İslâm ülkelerine içki, kumar, şehvet, lüks, dansöz, şantöz, bale ve benzeri şeyler ihraç edilmiş ve bunun tabii neticesi olarak İslâm âleminin önemli bir kısmı kendi öz değerlerinden uzaklaşmıştır.
Yahudi ve Hıristiyanları dost ve sırdaş edinen ikiyüzlü dönekler, yalancı münafıklar her çağda sahneden eksik olmamıştır. Asr-ı Saadet’te bunların İslâm aleyhine faaliyetinden Kur’ân ve sonra da hadîsler, siyerciler bahsetmektedir. Aslında bu kaypak ikiyüzlüler ne Müslümanlardan, ne de Yahudilerdendirler; bunlar ruhlarını, kişiliklerini menfaatleri uğruna satmış zavallılardır. Onlar için: «İki ayrı millet arasında bocalayıp duran bir sürü beyinsiz» de diyebiliriz.
Böylece Kur’ân, küfür ehlini ve Yahudileri dost edinen şaşkınlara, tevbe edip dönüş yapmadıkları takdirde kötü huylarına, dönek hallerine uygun onbir kötü karşılığın hazırlandığını haber vermektedir. Şöyle ki:
1- Âhiret gününde çetin bir azap onları beklemektedir.
2- Yapageldikleri ikiyüzlülük, döneklik çok fena bir duygu ve düşüncenin ürünüdür. O bakımdan kendilerine verilecek cezâ amellerinin cinsinden olacaktır.
3- Bu tipler zevâhiri kurtarmak için yalanı siper edinirler. Müslümanları aldatmak ve inandırmak için her türlü yalanı mubah sayarlar.
4- Hem kendileri Allah’ın yolundan sapmışlardır, hem de başkasını o yoldan alıkoymaya çalışırlar.
5- Bu rezillik ve aşağılıklarından dolayı onlara rezil ve rüsvay edici bir azap verilecektir.
6- Güvenip böbürlenme vesîlesi kıldıkları mal ve çocukları kendilerini İlâhi adâletin tecellisinden hiçbir suretle kurtaramıyacaktır.
7- Yüreklerinde küfür, nifak ve inadı tutuşturan bâtılı dost edinmelerinden dolayı sonunda varacakları yer Cehennem ateşi olacaktır.
8- Küfür ve inatları üzere öldükleri takdirde ise, Cehennem’de sonsuza dek kalacaklardır.
9- Dünyada ikiyüzlülük edip müʹminlere yaranmak için başkalarını dost edinmediklerine dair yemin ettikleri gibi, âhiret gününde de hesap verme alanında Allah’ı aldatacaklarını sanarak yalan yere yemin edeceklerdir.
10- Onların bu dönek hali kendilerine hiçbir değer kazandırmıyacağı gibi, dünyada da, âhirette de alınlarına «yalancı» damgası vurulacaktır.
11- Şeytanın üstünlük sağlayarak şaşkınlaştırdığı, sonra da kalp ve vicdanlarını körleştirdiği bu insanlar, gerçekte en büyük düşmanları olan İblîs’i dost ve yandaş edinmişlerdir. Çünkü şeytan her türlü küfür ve inançsızlığın, ahlâksızlık ve faziletsizliğin ölçüsü ve sembolüdür.
Şüphesiz bir insan için en büyük hüsrân da böylesine azılı, aynı zamanda ebedî düşmanı dost edinmesidir.
Sonuç olarak belirtelim ki: Bütün bu dönekliklerin, şaşkınlıkların ve basiretsizliklerin ve bunlara karşılık verilecek azabın tek sebep ve kaynağı, imânsızlık ve onun ürünü olan yalancılıktır.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Allah’ın gazap ettiği inkârcı nankörler ve dönek münafıklar üzerinde duruldu. Onların birtakım açık vasıflarına değinildi. Arkasından sözü edilenlerin Hakk’a dönmeden öldükleri takdirde âhiret gününde de yalana baş vuracaklarına atıf yapılarak uyarıcı ve yönlendirici bilgi verildi.
Aşağıdaki âyetlerle, gerçek mü’minlerin Allah ve Resûlüllâh düşmanı olan kişileri dost edinmelerinin düşünülemiyeceği konu ediliyor. Allah düşmanları onların en yakınları bile olsa Allah’a olan imân ve bağlılıklarının, sevgi ve saygılarının hep ön plânda yer alacağı çok açık bir anlatımla belirtiliyor. Sonra da bu sadık mü’minlere verilecek mükâfatlar müjdeleniyor.