MEÂLİ:
163- Tanrınız tek bir tanrıdır. Ondan başka tanrı yoktur. Oʹnun merhameti çoktur, rahmeti sonsuzdur.
İNİŞ SEBEBİ
İbn Abbas (R. A. ) diyor ki:
«Kureyş kâfirleri, Peygamber (A. S. ) Efendimize şöyle bir soru yönelttiler: Bize Rabbin soyundan haber verir misin? Bunun üzerine İHLÂS suresi ile bu âyet indi. Çünkü bu ölçüsüz isteği ortaya atan inkârcıların o gün için 360 putu bulunuyordu. » Tek tanrı düşüncesini, bir türlü gelişmemiş kafalarına sığdıramıyorlardı. Günümüzde milyonlarca sergilenmiş belgeler karşısında bir türlü Allahʹın varlığını, maddenin küfüyle paslanan kalblerine ve kafalarına girdiremiyen yarı aydınların onlardan ne farkı var?
İLGİLİ HADÎSLER
«Kimin en son sözü LÂ İLÂHE İLLÂLLAH olursa, Cennete girer. » (Sahîh-i Buharî - Müslim).
İLMÎ YÖNÜ
Hakk’ı inkâr eden lanete, gerçeği görüp ortaya koyan övgüye lâyıktır. Varlık âlemindeki düzen, işleyiş, şaşmadan hedefe gidiş; güneş sisteminin günlük, aylık, yıllık hareketi; atom çekirdeğinin etrafındaki elektronların düzenli dönmesi; fezada bulunan milyonlarca yıldızların kendi yörüngelerinde sapmadan hareketini sürdürmesi, belli ve şaşmaz kanunların varlığını ve bu kanunların bir merkeze bağlı bulunmasının zorunluğunu, o merkezin de dengi, benzeri olmayan bir Allah’ın sonsuz kudretini yansıttığını isbat etmektedir.
ALLAH’IN VARLIĞI VE BİRLİĞİ KONUSU
a) Kâinatın bir yaradanının olmadığı bir an için varsayılsa, bu, insan aklını derin bir çıkmaza sokar. Çünkü Allahʹın yokluğunu isbat etmek, O’nun varlığını isbat etmekten çok daha zordur. Varlık âleminde her şey kendine has bir kanuna bağlı olarak varlığını koruyup sürdürmekte ve yine belli kanunlara göre şekil değiştirmektedir. Başıboş, gayesiz hiçbir eşyaya raslamak mümkün değildir. Her şeyin mutlaka bir şey için yaratıldığı İlmî olarak da kesinlik kazanmıştır.
O halde eksiksiz bir düzen içinde şaşmayan kanunlarla idare edilen kâinatı kör tesadüfe bırakmak, hakikatı akıl ve iman ölçüleri dışına itmek ve onu basitleştirip ilmî ölçülerin dışına itmek olur. Her şeyden önce insanın yaratılışındaki incelik, mükemmellik; ruhu ile maddesi arasındaki uyum çok üstün bir yaradanın varlığını, eşsiz bir sanatkârın eksiksiz sanat eserini isbat etmektedir. Bütün bunlar tesadüfü reddetmekte; birbirine bağlı, fakat biri diğerini tamamlayan milyonlarca kanunun işler vaziyette olduğunu göstermektedir. Çünkü insan yapısı dahil her şey bir gayeye yönelmekte, niçin yaratıldığını ortaya koymaktadır ve sonunda varılan gayenin bir ve tek olduğunu kanıtlamaktadır.
b) Sonunda varılan bir ve tek gaye Allah’tır. O birdir, ortağı yoktur. İki ilâh olsaydı düzen bozulur, hiçbir varlık yaratıldığı ölçü ve kanuna göre kalma imkânını bulamazdı. Bir tanrı yaparken diğeri yıkar, böylece her şey alt-üst olurdu. Çünkü bir ülkede iki hükümdarın uyuşup anlaştığı görülmemiştir.
İTİKADÎ YÖNÜ
Bu âyet, dünya saltanatı peşinde koşan ve maddeyi tek kurtarıcı sayan Yahudileri; İsâ Peygamberi Allah’ın oğlu sayan ve bu yanlış akideden hareketle üç ilâh inancını ortaya atan Hıristiyanları susturucu cevap niteliğini taşımaktadır. Maddeyi ön plana alıp materyalizme kapı açmak küfür olduğu gibi, üç ilâh akidesini savunmak da küfür ve inkârdır. 163. âyet Allahʹın varlığını ve birliğini açıklarken sonra gelen âyetlerle de bunun belgeleri, insan aklını harekete geçiren, düşüncesine berraklık getiren müşahhas örnekleri sergilenmektedir.
Ayrıca ilim ahlâkını telkin etmekte, insan vicdanına seslenip dikkatleri kâinat kitabına çekmektedir.
TASAVVUFÎ YÖNÜ
Ünlü Velî Şiblî Hazretleri «Allah» der, «Lâ ilâhe» demezdi. Bunun sebebi sorulunca da şu cevabı verirdi: «İnkâr kelimesinde yakalanıp, ikrar kelimesine ulaşmadan duraklayıp kalmaktan endişe ediyorum! »
Müfessir İmam Kurtubî diyor ki:
«Şiblî’nin bu görüşü, hakikatı olmayan çok ince bir ilimdir ki kendisine mahsustur. Çünkü Cenâb-ı Hak yukarıdaki âyette olduğu gibi bu sözü, nefy-u isbat (olumsuz-olumlu) biçim ve ölçüde kendi Kitabında belirtmiş; Lâ İlâhe illâllah, diyenlere büyük sevaplar vereceğini peygamberinin diliyle açıklamıştır. «Son sözü Lâ ilâhe illâllah olan kimse Cennete girer» cümlesiyle kullarına derin zevk veren rahmet kapısını açmış, İlâhî müjdeyi peygamberinin aracılığıyla inananlara duyurmuştur. »
«Bundan maksad, kalb ile inanmaktır. O halde «Lâ ilâhe» dedikten sonra «illâllah» demeğe vakit bulmadan ölen kimsenin amacı Allah’ın varlığını, birliğini dile getirmek olduğundan olumsuz kelime üzerinde kalmasına rağmen Ehlisünnet âlimlerinin görüş birliğiyle o kimse cennet ehlindendir. » (Tefsîr-İ Kurtubî: C. 2, S. 191 / Mısır:?).