Yunus Suresi 13-14. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

وَلَقَدْ اَهْلَكْنَا الْقُرُونَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَمَّا ظَلَمُوا وَجَاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ وَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُوا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْقَوْمَ الْمُجْرِمِينَ ثُمَّ جَعَلْنَاكُمْ خَلَائِفَ فِي الْاَرْضِ مِنْ بَعْدِهِمْ لِنَنْظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ

14.

Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helak ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.

Diyanet İşleri

14.

Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

13- And olsun ki sizden önce nice kuşakları, kendilerine peygam­berlerimiz açık belgelerle gelmişken (baş kaldırıp) zulmettikleri ve imâna gelmiyecekleri (sâbit olup dönme ihtimalleri kalmadığı) zaman yok ettik. İşte biz, suçlu-günahkâr milleti böyle cezalandırırız.

14- Sonra onların ardından nasıl amel edeceğinizi görmemiz için si­zi onların yerine getirdik.

İLGİLİ HADÎSLER

«Doğrusu dünya tatlı ve yeşilliktir. Allah sizi orada (kendi adına söz söyleyip hükmetmeniz için) halîfe edinmiştir; neler işlediklerinize bakmak­tadır. O halde dünyadan da, kadından da (her ikisinin fitnesinden) sakının. » (Tirmizî/fiten: 26, zühd: 41- İbn Mâce/fiten: 19- Dâremî/rikak: 37-Ahmed: 3/7, 19, 22, 46, 61, 74-6/68)

SUÇLU, GÜNAHKÂR MİLLET

«İşte biz, suçlu günahkâr milleti böyle ceza­landırırız. »

Milletlerin de fertler ve âileler gibi hayatlarının üç devresi var: Ço­cukluk, gençlik ve yaşlılık.. Millet olma şuurunun uyanması, bağımsız du­ruma gelme arzusu ve kendi kendini idare etme başarısı ortaya çıkınca, birinci devresi başlamış olur. Güçlü ordu, istikrarlı maliye, İktisadî bağım­sızlık ve gelişen maarif onun ikinci devresi sayılır. Bu iki devrede idare edenlerle idare edilenler, kuvvet ve kudreti, başarı ve izzeti Allah’a çevirip ülkenin mânevî ihtiyacı olan din, ahlâk, adâlet ve fazîleti geliştirip maari­fi bu unsurların harcıyla inşa ederse, o milletin gençlik devresi çok uzun sürer. İlâhî yardım, yüce âlemden inen feyiz o milleti devamlı destekleyip güçlendirir. Bunun aksine şımarıklık, azgınlık, inkâr ve haklara tecavüz başlar, maddecilik ön plâna alınır, ahlâksızlık ve adâletsizlik her sınıfın ruhuna işlerse, artık o milletin gençlik devresi pek kısa olur. İlâhî inâyet kesilir, yüce âlemden feyiz ve rahmet inmez olur. Halk arasında bölünme­ler başgösterir, toplum yapısında güven ve huzur sarsılır ve çok sürmez bir belâ başlarına iner de ne olduklarını, nereye gittiklerini, ne yaptıkları­nı bilemez olurlar. Şaşkınlık içinde kalıp bocalamaya başlarlar. Öyle fır­tınalı günlerde uyanıp Hakkʹa yönelir, adâleti yeniden kurup ahlâk ve fa­zîleti ihyâ ederlerse, belki kurtulabilirler. Biraz daha ihmal ederlerse, sürat­le yaşlılık devresine girip güçten ve kudretten kesilirler.

İlgili âyetle, «İşte biz, suçlu günahkâr milleti böyle cezâlandırırız» bu­yurularak milletler, özellikle Müslüman ülkeler uyarılıyor.

Milletlerin tarihlerini incelediğimizde, onların bu yıkılıp yok olma olay­larıyla dopdolu olduğunu görürüz. Yıkılan bir milletin, silinen birkaç nes­lin yerine başkaları gelip geçer. Yeni gelenler, geçmişteki aynı hataları iş­lerlerse, onlar da bir süre sonra silinip yok olmaya mahkûm edilirler ve böylece Allah’ın sünneti, hayat kanunu kusursuz biçimde, arızasız bir iş­leyişle sürüp gider. Şimdi de, Rabbü’l-âlemîn olan Allah yaşamakta olan milletlerin nasıl bir yol tutacaklarına, geçmişten ne derece ders ve ibret aldıklarına bakmaktadır.

Bu âyetin açıklamasını yapan Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz, hadîs bölümünde belirtildiği gibi, Müslüman milletlerin dikkatlerini iki tehlikeli fit­neye çekmiştir:

1. Dünyayı tek amaç seçip, maddeciliği ilâhlaştırmak,

2. Kadını tam bir şehvet aracı veya oyuncağı haline sokmak.

Birinci fitne, kıpkızıl bir yel estirir; ikinci fitne, aile ve ahlâkı kökün­den yıkıp götürür. Günümüzde ve yakın tarihimizde bu iki fitneye kapı açanların ne hale düştüklerini anlatmaya gerek var mıdır? Son birkaç yıl içinde, beynelmilel kumarhane ve fuhuşhane olan Lübnanʹın dramatik tab­losu önümüzde duruyor. Süper bir devlet olarak büyük bir ekonomik güç oluşturan Amerikaʹda ahlâksızlığın nasıl kol gezdiği, 1-15 yaş arası er­kek çocukları bile akşamdan sonra sokağa bırakmanın büyük bir felâket ve fecaatle neticeleneceği, bakire kız diye bir kavramın unutulduğu, aile yuvasının temeline dinamit konulduğu bilinen gerçeklerden bir kısmıdır. İnançsızlık ve ahlâksızlığın bu ülkeyi yakın gelecekte yıkıp yok edeceğini söylersek bir kerâmet izhar etmiş sayılmayız. Avrupa ülkelerinin bir çoğu başaşağı gelmiş durumda. Maddî refahın yalnız başına hiçbir milleti kurtaramıyacağının hazîn örneklerini yakında biz görmesek bile, çocuklarımız ve torunlarımız görecektir.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetlerle tarihte yıkılıp yok edilen milletlerden ibret alma­mız istenildi. Zulüm, maddecilik ve ahlâksızlık fırtınasına kapılarını açık bulunduran hiçbir milletin o fırtınadan kendini kurtaramıyacağına işâret edildi.

Aşağıdaki âyetlerle, aynı fırtınaya kapılarını açık bulunduran ve âhirete; Allah’a kavuşmaya inanmayan Mekkeli müşrikler uyarılıyor. Kur’ân’ın milletlerin hayatını yönlendiren İlâhî mesaj olduğu açıklanarak, Hz. Mu­hammed (A. S. ) tarafından uydurulmadığı belirtiliyor ve Hz. Muhammedʹin (A. S. ) ne kadar doğru ve fazîletli bir kişiliği bulunduğu, aralarında geçir­diği bir ömür hatırlatılarak belgelendiriliyor.