MEÂLİ:
12- Eğer karılarınızın çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Bütün bunlar yaptıkları vasiyyet veya (üzerlerindeki) borç (ödenip) yerine getirildikten sonradır.
Eğer çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri karılarınızındır. Çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri karılarınızındır. Bu da yaptığınız vasiyyet veya borçtan sonradır. Eğer vâris olunan (mûris) erkek veya kadının çocuğu ve babası yoksa ve (ana tarafından) bir erkek veya kız kardeşi bulunuyorsa, herbirine altıda bir verilir. Sayıları bundan (birden) fazla ise üçte bir hisseye ortaktırlar. Bu da yapılan vasiyyet veya borçtan sonradır.
Bütün bunlar mirasçıları zarara uğratmaksızın yerine getirilir. Bunlar Allah tarafından tavsiye (emir)dir, Allah bilendir ve yüksek hilm sâhibidir.
13- İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allahʹa ve Peygamberine itaât ederse, Allah onu altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları Cennetlere koyar. Bu da büyük bir kurtuluştur.
14- Kim de Allah’a ve Peygamberine isyân edip (başkaldırır) da Oʹnun sınırlarını aşarsa Allah onu, içinde devamlı kalacağı bir ateşe sokar; artık horlayıcı bir azâb onun içindir.
KARI KOCA ARASINDA İKİLİ BİRLİ TAKSİM
«Eğer karılarınızın çocukları yoksa bıraktıklarının yarısı sizindir... »
Kurʹân, âilenin malî külfetini yüklenen erkeğe mirasta kadına nisbetle iki kat vermeyi, karı koca ve ana baba arasında da geçerli saymıştır. Ölen karısının çocuğu yoksa, koca bırakılanın yarısını, çocuğu varsa dörtte birini alır. Çünkü erkek bu durumda yeni bir evlilik hayatına başlayabilir, yeni bir külfet yüklenir. Ölen kocanın çocuğu yoksa kadın, bırakılanın dörtte birini, çocuğu varsa sekizde birini alır. Çünkü kadının yükünü hafifletecek yeni bir koca ortamı hazırdır. İhtiyacının çoğunu evleneceği kocası yüklenecek. Kadın hissesini aldıktan sonra kalan mirasın tamamını çocuklar alır. Bu farklı taksim, bazı kişilerce dış görünüşüyle pek âdil sayılmayabilir, ama İslâm’ın getirmiş olduğu âile ve sosyal yapılar incelendiğinde, ne kadar isâbetli ve âdil olduğu kendiliğinden anlaşılır. Temelinde mutlaka adâlet felsefesi yatmaktadır.
Aynı husus ana-baba hakkında da söz konusudur. Ana-babaya gelince, ölen çocuklarının bıraktığından -ölenin çocuğu yoksa- anne üçte bir, baba ise, ondan arta kalanı alır. Bu nisbet ikili-birli ölçüsüne uygun gelmektedir. Çünkü yükün ağırlığı babanın omuzlarındadır.
Bütün bunlar İlâhî sınırlar ve yasalardır. Mutlak hayır ve gerçek adâleti yansıtır. Allah kullarına haksızlık etmez. O, zulmü kendisine haram kıldığı gibi, insanların birbirine zulmetmesini de yasaklamıştır. Kurʹânʹa ve Hazreti Muhammedʹe (A. S. ) imân eden için en uygun taksimat şekli budur. Çünkü Allah kendi yasalarını Müslüman âilelerin İslâmî yaşayışıyla uyum sağlar ölçü ve anlamda koymuştur. Bu bakımdan Kurʹânʹdaki hükümlerin bir kısmı, inanmıyanların aile ve sosyal yapılarına ters düşebilir. İnkârcıların İslâmʹa karşı gelmelerinin sebeplerinden biri de budur.
FIKHI YÖNÜ
Ölen bir Müslüman için vârislerinin, ilk yerine getirilmesi gerekli olan vazifeleri nelerdir? Müctehit imamlar bunu dört madde halinde belirlemişlerdir:
1. Tekfîn, teçhiz ve defin,
2. İnsanlara olan borçların vakit kaybetmeden ödenmesi,
3. Varsa, vasiyyetinin yerine getirilmesi,
4. Terekesinin vereseye taksiminin sağlanması..
Kur’ân bilhassa bu noktayı şöyle belirtiyor: «Bütün bunlar yaptıkları vasiyet veya (üzerlerindeki) borç (ödenip) yerine getirildikten sonradır. »
O halde ölen kimsenin bıraktığı bir servet varsa, önce definle ilgili harcama yapılır. Sonra kalan para veya mal ile borçları ödenir. Bundan sonra kalan bir para veya mal olursa, ölenin vasiyeti yerine getirilir. Yapılan vasiyet bırakılan malın üçte birini geçmemelidir. Aksi halde geçen, yani üçte biri aşan kısım veresenin uygun kabul etmesine bağlıdır. Kabul etmedikleri takdirde sadece üçte birine denk geleni yerine getirilir. Sonra kalan para veya mal vârisler arasında belirlenen biçimde taksim edilir.
ÖLENİN VASİYETİ YOKSA
Ölenin vasiyeti yoksa, o takdirde bıraktığı maldan ve paradan hiçbir hayır yapılamaz. Ancak vârisler kendilerine düşen paydan isterlerse hayır yapabilirler.
ISKAT, sadece bir temennidir. Vasiyet edilmişse devir muamelesine yer verilmeksizin, aynen uygulanır. Vasiyet yoksa, iskatʹa gerek yoktur. Kaldı ki ölenin hem vasiyeti yok, hem de geriye yetim bırakmışsa, defin masrafı ve borçlarının ödenmesi dışında hiçbir harcama yapılamaz.
DEVİR, Resûlüllâh (A. S. ) Efendimizin ve ashabının yapmadığı, uygulamadığı, tavsiyede bulunmadığı bir bidʹatdır, Dinin yüceliğini zedeliyen, din adamlarının itibarını düşüren sünnet dışı bir icatdır. Yapılmamasında mutlaka hayır vardır.
Fukaha’dan bir kısmının DEVİR üzerinde olumlu görüş ortaya koyması, daha çok medrese talebesini, tekke dervişlerini korumaya matuf bulunuyordu. Şartlar değişmiştir. Bugün için fukahanın o buluşu bir ölçü ve kıstas taşımamaktadır.
İslâm’da Miras İntikal Vergisi Yoktur
İslâmʹda miras intikal vergisi yoktur. Murisin serveti ne kadar çok olursa olsun, devlet buna bir vergi koymaz. Ancak hiç bir mirasçısı bulunmazsa, o takdirde tamamı Beytü’l-mala, yani devlet hâzinesine kalır.
FERÂİZ İLMİNİN ÖNEMİ
İnsan haklarını koruyup disipline eden, hısımlar arasında tartışma, haksızlığa sapma, sürtüşme gibi ihtilâfları önleyen, sosyal adâletin arızasız devam etmesine yardımcı olan İslâm MİRAS HUKUKU’nun hukuk literatüründe müstesnâ bir yeri vardır.
Peygamber (A. S. ) Efendimiz bu ilmi hem övmüş, hem ümmetine tavsiye etmiştir.
«Ferâiz ve Kur’ân öğrenin. Çünkü (ben de bir insanım ve her insan gibi) ölümlüyüm. » (Tirmizî: Ebû Hüreyre (R. A. )den)
«Ferâiz öğrenin. Çünkü ben de ölümlü bir kişiyim. Çok sürmez iki kişi mirasta ihtilâfa düşer de kendilerine ferâiz ahkâmını bildirecek bir kimse bulamazlar.. » (Ahmed bin Hanbel - Dâre Kutnî: Ebû Hüreyre (R. A. )den)
«Ferâizi hem öğrenin, hem öğretin. Çünkü ferâiz ilmin yarısıdır ve ilk unutulan ilim bu olacaktır; ümmetimden ilk çekilip alınan da yine bu ilim olacaktır. » (İbn Mâce - Dâre Kutnî: Ebû Hüreyre (R. A. )den)
İRSİN RÜKUNLARI ÜÇTÜR
1. Muris
Hakikaten veya hükmen ölen kimsedir.
2. Vâris
İrsi Şerʹî delille sâbit olan kimsedir.
3. Mevrus
Ölenin terkettiği maldır.
İRSİN ŞARTLARI
İrsin şartları üçtür:
1. Murisin ölümü,
2. Vârisin hayatı,
3. İrs cihetinin bilinmesi.
İRSİN SEBEPLERİ
İrsin sebepleri üçtür:
1. Rahim, (ölene nesep cihetiyle hısımlık),
2. Nikâh, (karı-koca arasında meydana gelen sahih akit),
3. Velâ (azâd etmekten meydana gelen hükmî yakınlık).
İRSE ENGEL SAYILAN SEBEPLER
İrse engel sayılan sebepler dörttür:
1. Rık (kölelik),
2. Katil (vârisin murisi öldürmesi),
3. İhtilâf-i Dar (Dar-i Harp ile Dar-i İslâm),
4. Muris ile vâristen her birinin ayrı bir dine bağlı bulunması.
FERÂİZ İLMİNİN KONUSU
Ferâiz ilminin konusu terekedir. Bu nakit olduğu gibi mal da olabilir. Mal da iki kısma ayrılır: Taşınan ve taşınmıyan..
Taşınmaz mallar:
Taşınmaz mallar üçe ayrılır:
1. Mülk (ev, bağ, bahçe, dükkân, han, otel ve benzeri şeyler)
2. Arazi
3. Sahih vakıflar..
ARAZİ BEŞ KISIMDIR
1. Arazi-yi Memlûke,
2. Arazi-yi Miriyye,
3. Arazi-yi Mevkufe,
4. Arazi-yi Metruke
5. Arazi-yi Mevat..
Arazi-yi Memlûke: Mülkiyet yoluyla tasarruf olunan yerlerdir. Mülkiyeti tamamen sahibine ait olduğu için, tevârüs kapsamına girer ve ferâiz ilmine göre taksim edilir.
Arazi-yi Miriyye: Beytü’l-male (Devlet Hâzinesine) ait arazidir ki tarla, çayır, yaylak, kışlak ve korular bu cümledendir. Arazi Kanunnamesine bağlıdır; ferâiz ahkâmına girmez.
Arazi-yi Mevkute; bu da iki kısımdır: Birinci kısım araziden olup şeriat ahkâmı uyarınca sahibi tarafından vakfedilen ve tasarruf hakları Vakfe ait olan, vâkıfın şartlarına göre muamele gören arazi. Diğeri, arazi-yi miriyyeden olup Sultanlar tarafından vakfedilen arazilerdir, sahih vakıflardan sayılmaz, tahsisat kapsamına girer. Arazi Kanunnamesine göre muamele görür.
Arazi-yi Metruke; bu da iki kısımdır: Biri umum için terkedilmiş yerlerdir; yol ve benzen yerler. Diğeri bir kasaba ya da köy halkına tahsis edilen arazidir; mer’a ve benzeri yerler bu cümledendir. Bunlarda miras hukuku câri değildir, yani ferâiz ahkâmına tabi değildirler.
Arazi-yi Mevat: Şehir veya kasaba ve köy dışında sahipsiz bir arazidir ki, yaklaşık yarım saatlik bir mesafede bulunması gerekir. Bu tür araziyi işletenler, onları kendilerine mülk edinemezler. Öldükleri zaman ferâiz ve Arazi Kanunnamesine göre muamele görmez.
ERKEK MİRASÇILAR ON KİŞİDİR
1. Oğul
2. Oğlun oğlu...
3. Baba
4. Dede (baba tarafından.. )
5. Kardeş
6. Kardeş oğlu
7. Amca
8. Amca oğlu..
9. Koca
10. Azatlı kölenin efendisi.
KADIN MİRASÇILAR YEDİDİR
1. Kız
2. Oğlun kızı..
3. Anne
4. Anne anne..
5. Kız kardeş
6. Karı
7. Azatlı kölenin hanımefendisi.
BUNLARDAN ALTI TANESİ BAŞKASI SEBEBİYLE MİRASTAN TAMAMEN MAHRUM OLMAZ
a) Ana-baba
b) Erkek ve kız çocuk
c) Karı-koca..
VARİSLER MİRAS ALMADA ÜÇE AYRILIR
1. Sadece farz (belirlenmiş pay) ile vâris olanlar.
Bunlar: Karı-koca, kızlar, kız kardeşler, anneler, neneler, ve anne tarafından olan anne bir kardeşlerdir.
2. Ta’sîb sebebiyle vâris olanlar.
Bunlar: Oğlan çocuklar, kız kardeşler, oğlan çocuklarının oğlan çocukları, amcalar, amcanın erkek çocuklarıdır.
3. Bazan farz, bazan da ta’sîb yoluyla vâris olanlar.
Bunlar: Baba ile dededir.
TAKDİR EDİLEN FARZLAR
1. Yarı: 1/2,
2. Dörtte bir: 1/4
3. Sekizde bir: 1/8
4. Üçte iki: 2/3
5. Üçte bir: 1/3
6. Altıda bir: 1/6
YARI: 1/2 şu beş varise verilir:
1. Kız
2. Oğlun kızı (kız olmadığında)
3. Ana-baba bir kız kardeş
4. Baba bir kız kardeş (Ana-baba bir kız kardeş olmadığında)
5. Koca (oğul ve oğlun oğlu olmadığında)..
DÖRTTE BİR: 1/4 şu iki vârise verilir:
1. Koca (ölenin çocuğu ve oğlunun çocuğu olduğunda)
2. Karı (ölenin çocuğu ve oğlunun çocuğu olmadığında) ÜÇTE İKİ: 2/3 yarı alan varisler birden fazla olduğunda.
ÜÇTE BİR: 1/3 şu iki vârise verilir:
1. Anne (ölenin çocuğu, oğlunun çocuğu, birden fazla erkek ve kız kardeşleri olmadığında)
2. Anne bir kardeşler (birden fazla olduğunda),
ALTIDA BİR: 1/6 şu altı vârise verilir:
1. Anne (Ölenin çocuğu, oğlunun çocuğu ve birden fazla erkek ve kız kardeşleri olduğunda),
2. Ana bir kardeşler (yalnız bir tane olduğunda),
3. Baba (ölenin çocuğu veya oğlunun çocuğu ile beraber bulunduğunda),
4. Sahih dede,
5. Oğlun kızı (bir tane öz kız ile beraber bulunduğunda),
6. Baba bir kız kardeş (ana-baba bir kız kardeşle beraber bulunduğunda),
ZEVİ’L-ERHAM
Zevi’l-erham: Ölene yakınlığı olup ashab-ı ferâiz ve asabe olmayan hısımlardır. Nesep yoluyla farz sâhipleri ve asabe bulunmadığında ölen murisin terekesi zeviʹl-erhama kalır.
Zevi’l-erham dört sınıftan ibarettir:
1- Ölene intisap edenler (ölenin kızlarının evlâdı ve ölenin oğlunun kızlarının evlâdı... ),
2- Ölenin intisap ettiği kimseler (sahîh olmayan dedeler ve sahîh olmayan nineler),
3- Ölenin ana-babasından birine veya ikisine intisap edenler (kız kardeşlerinin erkek ve kız çocukları; oğlan kardeşlerinin kızları ile onların çocukları; ana bir kardeşlerinin erkek ve kız çocukları),
4- Ölenin baba tarafından dede veya ninelerine intisap edenler (babasının ana-baba bir veya baba bir veya ana bir kardeşleri; babasının ana bir oğlan kardeşleri; anasının ana-baba bir veya baba bir veya ana bir erkek kardeşleri; anasının ana-baba bir veya baba bir veya ana bir kız kardeşleri; ölenin uzak dedelerine veya uzak ninelerine intisap edenler, ki bunlar, dede veya ninelerinin asabe olmayan erkek veya kız kardeşleridir. Sözü edilen amca ve teyzelerin erkek ve kız evlâdı ile asabe olan amcaların kızları ve onların erkek ve kız çocukları)..
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle kadınlara iyilikte bulunulması, her zaman için haklarının korunması emredildi. Mirasta kendilerine uygun hak tanındığı ve ayrıldığı belirtildi. Aşağıdaki âyetlerle, kadınlık şerefini, annelik vekarını, âile iffetini hiçe sayıp namusunu pazara çıkaracak kadınlara -âile ve toplumun selâmeti adına- verilecek ceza açıklanıyor. Ancak Cahiliye devrinin çirkin âdetleri tamamen yıkılmadığı için hafif bir ceza uygulaması tavsiye ediliyor. Kadın ve erkeklerin iftiraya uğramamaları için de, kendisine zina isnat edilen şahsın o fiili işlediğine dair iddiacı veya ihbarcının dört şâhit getirmesi hükme bağlanıyor.