MEÂLİ:
116- Yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan, seni Allah yolundan saptırırlar; onlar zandan başkasına uymazlar ve onlar sadece yalan söyler, tahminlerde bulunurlar.
117- Şüphesiz ki Rabbin kendi yolundan sapanları daha iyi bilir ve O, doğru yolda bulunanları da çok iyi bilendir.
İNİŞ SEBEBİ
Allah’a ortak koşan inatçı inkârcılardan bir grup Peygamber (A. S. ) Efendimize gelerek, «Siz kendi öldürdüğünüz hayvanları yiyorsunuz da Allahʹın öldürdüklerini yemiyorsunuz! » diyerek basit bir kıyaslamayla mü’minleri şüpheye düşürmeye çalıştılar. Bunun üzerine yukarıdaki âyetler indi. (Lübabu’t-te’vil/Alâeddin Ali)
İLGİLİ HADÎSLER
«Allahʹın benden önce gönderdiği her peygamberin mutlaka ümmetinden bir takım yardımcıları, sünnetini tutan ve emirlerine uyan arkadaşları olmuştur. Onlardan sonra gelenler ise, yapmadıklarını söyler, emredilmedikleri şeyleri işlerler. Kim eliyle onlarla savaşırsa, o müʹmindir. Kim diliyle savaşırsa, o da müʹmindir. Kim kalbiyle savaşırsa, o da müʹmindir. Artık bunun ötesinde hardal tanesi kadar imândan bir şey yoktur. » (Sahih-i Müslim: İbn Mes’ud (R. A. )den)
Hz. Âişe (R. A. ) Vâlidemiz anlatıyor:
- Resûlüllâh (A. S. ) Efendimize dedim ki: «Ya Resûlellah! Allah yeryüzündekilere kahr-u kuvvetini indirmiştir; oysa aralarında iyi kişiler vardır ki, kötülerin helâk edilmesi sebebiyle onlar da helâk ediliyorlar!. » Bunun üzerine Allah Resulü (A. S. ) şu cevabı verdi: «Ya Âişe! Şüphesiz ki aziz ve celil olan Allah, kahr-u gazabını, azâbına hak kazanmışlar üzerine indirince, aralarında iyi kişiler de bulunur. Onlar da diğerleriyle birlikte aynı azaba uğrarlar. Sonra herbirleri kendi niyetlerine göre, kabirlerinden kalkıp haşrolunurlar. » (İbn Hibbân: Hz. Âişe (R. A. )dan / sahih rivayetle)
İNSANLARIN ÇOĞU DOĞRU YOLDA DEĞİLDİR
«Yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan, seni Allah yolundan saptırırlar. »
Tarihin hangi devrine bakılırsa bakılsın, yaşayan insanların çoğunun doğru yolda olmadığı görülür. İnsanın nefs yapısı, diğer bir deyimle karakteri sınırsız bir serbesti ister. Belli ölçülere, dinî ve ahlâkî kurallara bağlı kalmaktan hoşlanmaz. Bu yüzden daha çok kural dışında, dinî ve ahlâkî ölçüleri tanımıyan kitleyle uyum sağlar. Kitlelerin böylesine yanlış bir yolda yürümesinin devamını ise, yine onların bünyesinden filizlenip çıkan liderler sağlar. Bu durumda insanların çoğuna uyma heveslileri, çok geçmeden onların arasında eriyip şekillenir ve bir daha kendilerini zor kurtarabilirler. Çünkü insan toplum içinde aşılanacağı inancın rengine göre bir yol izler; din ve Allah’ı tanımazlık, her şeyi mubah saymak, lidere taparcasına bağlanmak, politika ağına düşüp politize olmak, batıl bir dini benimsemek, hak dini reddetmek, ahlâk ve fazîlet sınırı tanımamak gibi değişik renklere boyanmak bu yolun tabii sonucudur. Kuşakları böylesine bir akımdan kurtarmak âdeta imkânsızdır. Allah’ın hidâyete erdirdikleri müstesnâ. Böylece doğru yolun dışında çoğunluğu oluşturan insanlardan her biri inanıp bağlandığı fikir, ideal ve inanç ne ise o hususta güç kazanır ve onun savunucusu olur.
İnsanın ruhsal yapısı ve temelinde nefs bulunan karakteri bu olunca, çoğunun hayat dizginini, bağlandığı fikir ve idealin eline teslim ettiğini görürüz. Fikirler, idealler, inançlar ve temayüller sayılmıyacak kadar çoktur. Bunlardan ancak birisi HAK’tır. Çünkü hak bölünmez ve birkaçlık kabul etmez. O halde insanlardan çoğu haktan uzak, hattâ hakkın karşısında; azı ise haktan yanadır.
İşte Kurʹân toplumun mânevî yapısının asıl ölçüsüne işârette bulunurken insan karakterine dikkatleri çekiyor ve çoğunun doğru yolda bulunmadığını hatırlatıyor. Sonra da hak yolda bulunanlarla kaynaşmanın yararını belirtiyor. Kurtuluş ve gerçek mutluluğun ancak İlâhî yolda olduğuna parmak basarak gereken uyarısını yapıyor.
Çünkü Müslüman uydu değil, uyulandır. O anasından böyle doğar, böyle yaşar ve böyle ölür.
Hak olmayan bir dâva, bir inanç ve ideale bağlı bulunanlar ise, zan ve tahminden öteye geçemezler; sadece yalan söyleyip boyandıkları rengi başkalarına da sürmek isterler. Zira her insan kendi renginde, kendi inancında ve kendi karakterinde adam arar; başkalarının kendisine uymasını hiç değilse gönüldaş olmasını arzular.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıda geçen âyetlerle her devirde yaşayan insanların çoğunun doğru yolda bulunmadığı, İlâhî sınırları aştığı belirtildi. Sayısal bakımdan çoğunlukta olanlara uyulmamasına bilhassa dikkatler çekildi.
Aşağıdaki âyetlerle belirtilen çoğunluğun kendi mantıklarına göre bir takım zan ve tahminlerde bulunarak helâl ve haram konularında ölçüsüz ve dayanaksız hüküm vermelerinin dinî ve İlmî bir değer taşımadığı hatırlatılıyor. Darda kalınmadıkça harama yaklaşılmaması uyarılıyor. Üzerine Allah’ın adı anılan hayvanların yenilmesinin helâl olduğu tekrar belirtiliyor ve inandıktan sonra artık günahın açığını da, gizlisini de bırakmanın gereği üzerinde duruluyor.