MEÂLİ:
102- Ey imân edenler! Allahʹtan gerektiği gibi korkup (fenalıklardan, inkâra sapmaktan) sakının ve siz ancak Müslüman olarak can verin.
103- Hepiniz birden Allahʹın ipine sımsıkı sarılın, sakın ayrılıp bölünmeyin. Allahʹın üzerinizdeki nîmetini anın; hani bir zamanlar birbirinize düşmandınız, kalbleriniz arasını uzlaştırdı da, Oʹnun bu nîmeti sayesinde kardeş oldunuz. Ateşten bir çukur kenarına geldiniz de Allah sizi ondan kurtardı. Doğru yolda yürüyesiniz diye Allah size böylece âyetlerini açıklar.
İLGİLİ HADÎSLER
«Allah’tan gereği gibi korkup sakının, sözünün anlamı, Allahʹa itaat etmek, isyân etmemek; şükredip küfretmemek; Onu anıp unutmamaya çalışmaktır. » (Hâkim - İbn Murdeveyh: İbn Mesʹud (R. A. ) den)
«Kul dilini tutmadıkça Allahʹtan gerektiği gibi korkmuş olmaz. » (Taberânî: Enes b. Mâlik’den mevkufen)
«Allah sizden yana üç şeyden hoşnud olur; üç şeyden de hoşnud olmaz. Hoşnud olacağı üç şey:
1. Oʹna ibâdet edip hiçbir şeyi ortak koşmamanızı,
2. Hep birden Oʹnun ipine (Kurʹân ve İslâmʹa) sımsıkı sarılmanızı, ayrılmamanızı,
3. Sizi idâre edenlere nasihatçı olmanızı ister.
Hoşnud olmayacağı üç şey:
1. Dedikoduda bulunmanızdan,
2. Gereksiz soru sormanızdan,
3. Malı (lüzumsuz yerlere harcayıp) zayi etmenizden hoşlanmaz. » (Sahîh-i Müslim: Ebû Hüreyre (R. A. )den)
«Şüphesiz ki bu Kurʹân Allahʹın ipidir. » (Kurtubî: Ebû Saîd El-Hudrî’den)
«Allahʹın Kitabı, gökten yere uzanan urganın kendisidir. » (Câmiussağîr: Hadisün hasenün)
BİLMEK VE TANIMAK SEVGİYE KAPI AÇAR
«Ey iman edenler! Allah’tan gerektiği gibi korkun... »
Bilmek ve tanımak sevgiye, sevgi köklü bir imâna kapı açar. Sevgi ve imân ile birleşen korku, saygının en güzelidir.
Kur’ân bunu, «Allahʹtan nasıl korkulması gerekiyorsa öylece korkun! » emriyle özetlemiştir. Çünkü bu korku, tehlikeli bir şeyden dolayı içimizde doğan korkudan çok farklı ve ayrıdır. Biri sevgi ve aşktan yükselen, üstün saygı ile bütünleşen bir korkudur; diğeri can, ya da malı tehlikeye sokacak ölçüdeki bir korkudur. Bunda sevgi ve saygının ne eseri, ne de mayası vardır.
Bu bakımdan gerek i t t i k a, gerekse aynı kökten gelen t a k v â çok yönlü ve çok anlamlı birer deyimdirler. Cümledeki yerine, konunun özelliğine göre farklı mânalar taşırlar. Konumuzu oluşturan âyetteki ittikaʹdan maksad, bilip tanımayı, sevip saymayı, inanıp bağlanmayı içerdiği gibi, Yaratan’a karşı kulluk görevini yerine getirmeği, O’na şükredip küfretmemeyi, ibâdet edip isyân etmemeyi yansıtmaktadır. «Nasıl korkulması gerekiyorsa öylece korkun. » cümlesi bu basamaklara ve kademeli kapılara işâret etmektedir. İnsan kendini bu derin anlamların uyarıcı zevkine verip Allah’a gerçekten kul olma düzeyine getirince, korku ve saygının verdiği ölçüyle tam bir heyecan ve aşk içinde İlâhî buyruklara uymayı gönül hoşnutluğuyla benimser. Kötülüklerden bu saygı ve heyecanla sakınır. Sadece Allahʹı memnun etmek için iyi bir insan olur ve iyilikte bulunur.
Böylece Allah ile dost olma lûtfu tecelli eder. Takvâ her yönü ve her mânasıyla onun günlük hayatının değişmez ölçü ve kıstası olur. İnsan artık Allah ile görür, Oʹnunla işitir, O’nunla düşünür, O’nunla verir ve Oʹnunla alır, derken kâmil anlamda teslimiyet gerçekleşir. Böyle olunca da kişi ne ayıplıyanların ayıplamasına, ne feleğin binbir türlü eza ve mihnetine, ne de gönül avutucu nesnelerine aldırış eder.
Bir ömür baştan sonuna kadar takvâ vadisinde imân aşkı, ibâdet zevki, hamdetme şuuru, şükretme basîreti, iyilik ve hakseverlik âdeti içinde geçer. Son nefesini İslâmiyetin sunduğu kâmil teslimiyetle verme bahtiyarlığına erişir.
İşte en büyük kazanç!.
FERDİ TOPLUMA YAKLAŞTIRIP KAYNAŞTIRMAK
«Hepiniz birden Allahʹın ipine sımsıkı sarılın, sakın ayrılıp bölünmeyin. »
Ancak ferdin yalnız başına bu düzeye gelmesi yeterli değildir. Müslüman cemaatiyle birleşip kaynaşması, gökten yere uzanan mutluluk ipine hep birlikte sarılıp tutunmaları gerekir. Bunun için konumuzu oluşturan âyetle: «Hepiniz birden Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, sakın ayrılıp bölünmeyin», emri verilmekte, bununla ferdi topluma yanaştırıp kaynaştırarak cemaatleşme bilincine eriştirmeyi amaçlamaktadır.
Allah’ın insanlıktan yana uzanan ipi, düzen ve disiplini gerektirir; ferdi bu disiplin içinde toplumun kopmaz bir parçası haline getirir. Bu ipe sarılmıyan kendini İlâhî disiplinin dışına itmiş olur, böyle olunca da cemaatten ve toplumdan kopma mutsuzluğuna düşmüş sayılır. Ayrılan her fert ya başka toplumların malı, ya da insan ruhunu inkâr eden maddecilerin yemi olur. Bunun için Hazreti Muhammed (A.S.) Efendimiz: «Cemaat rahmettir; ayrılık azâbdır. » buyurmuştur. (Müsned-i Ahmed: 4/287. 375)
O halde Allah’ı bilmek, Onu sevmek, O’ndan üstün bir saygı havası içinde korkmak, kalblerin aynı doğrultuda birleşmesini, bu da cemaatleşen mü’minlerin bir arada belli ve belirli ölçüler içinde günlük ibâdetlerini yerine getirmelerini sağlar. Allah ile İslâm cemaati arasındaki engellerin kalkmasına yardımcı olur. Yenilmez bir kuvvet, dönüş yapmıyan bir hamle oluşturur. Bunun için Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz, «Allahʹın rahmet ve kudret eli cemaat üzerinedir. » buyurmuştur. (Taberânî: Arfece b. Şüreyh’den. Tirmizi / hadîsün hasenün)
YORUMLAR - RİVÂYETLER
İttika:
a) İbn Abbasʹa (R. A. ) göre. Allah yolunda gerektiği gibi cihâd etmek, kınayanların kınamasından endişe duymamak ve aynı zamanda Allah adına adâleti ayakta tutmaktır.
b) Enes bin Mâlikʹe göre, dili tutmak, düşünmeden, sonucunu hesaba katmadan konuşmamaktır.
c) Farzları yerine getirmek, haram şeylerden kaçınmaktır, (Lübabü’t-Te’vîl - Kurtubî - Alûsî - Keşşaf)
d) Buharî’nin tesbitine göre, Allah’a itaat etmek, O’na isyân etmemek; O’nu anmak, fakat unutmamak; O’na şükretmek, küfretmemektir.
e) Bir an olsun Allahʹa isyân etmemek, Oʹnun huzurunda saygının en güzel ölçüsüyle hareket etmektir. (İbn Cerîr - Mefatihüʹl-gayb - Keşşaf - Kurtubî)
H a b I = İp, ya da urgan:
a) Müşterek bir kelimedir; daha çok insanı amaca ulaştıran sebep anlamına kullanılır.
b) Verilen söz ve yapılan ahid demektir.
c) Uzunca urgan, demektir.
d) Âyette taşıdığı mâna bütün bunlardan ayrıdır: Allah’ın indirdiği Kitap demektir. İbn Abbas (R. A. ) bu konudaki bir hadîsi hatırlatarak aynı yorumu yapmıştır.
e) İslâm cemaati kasdedilmektedir.
Allah daha iyisini bilir.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Geçen âyetlerle Allahʹa kulluğun gerçek ölçü ve anlamı üzerinde duruldu; insan ruhuyla uyum halinde olan İslâmiyetin tertemiz havasını teneffüs ederek kâmil teslimiyet içinde ruhu Allahʹa göndermenin derin mânası açıklandı. Sonra böyle bir imân ve irfan düzeyinde ferdin cemaatten kopmaz bir parça olduğu ve hep birden Allah’ın yolları aydınlatan ve mutluluk va’deden ipine sarılmanın önemi belirtildi. Din adına ayrılıp bölünmenin, siyaset adına tartışıp parçalanmanın, baş olma sevdasıyla ülkeyi birbirine düşürmenin derin yaralar açacağına işâret edilerek Allahʹın mü’minlere olan nîmeti hatırlatıldı. Birliğin rahmet, ayrılığın azâb olduğuna dikkatler çekildi.
Aşağıdaki âyetlerle cemaatleşme ruhuna eriştikten ve İslâmın teslimiyet hikmetini kavradıktan sonra hayre çağıran, iyiliği emreden, kötülükten men’eden güç ve vasıtaları elinde bulunduracak memleketi içe ve dışa karşı koruyup adâleti sağlayacak lider ve idareci kadronun seçilmesi emredilmekte; aynı zamanda bu kadronun hangi esaslara göre meydana getirilmesine de işaretler edilmektedir.