Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.
لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتّٰى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِهِ عَلِيمٌ
len tenālū l-birra Hattā tunfiḳū mimmā tuHibbūne ve mā tunfiḳū min şey'in fe inne (a)llahe bihi ǎlīmun
Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in (Yakub'un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat'ı getirip okuyun."
كُلُّ الطَّعَامِ كَانَ حِلًّا لِبَنِي اِسْرَٓاءِيلَ اِلَّا مَا حَرَّمَ اِسْرَٓاءِيلُ عَلٰى نَفْسِهِ مِنْ قَبْلِ اَنْ تُنَزَّلَ التَّوْرٰيةُ قُلْ فَأْتُوا بِالتَّوْرٰيةِ فَاتْلُوهَا اِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ
kullu T-Taǎāmi kāne Hillen li benī isrāīle illā mā Harrame isrāīlu ǎlā nefsihi min ḳabli en tunezzele t-tevrātu ḳul fe 'tū bi t-tevrāti fe tlūhā in kuntum Sādiḳīne
Artık bundan sonra Allah'a karşı kim yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
فَمَنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
fe meni fterā ǎlā (a)llahi l-keƶibe min beǎ'di ƶālike fe ulāike humu Z-Zālimūne
De ki: "Allah, doğru söylemiştir. Öyle ise hakka yönelen İbrahim'in dinine uyun. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi."
قُلْ صَدَقَ اللّٰهُ فَاتَّبِعُوا مِلَّةَ اِبْرٰهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
ḳul Sadeḳa (a)llahu fe ttebiǔ millete ibrāhīme Hanīfen ve mā kāne mine l-muşrikīne
Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke'de, alemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Ka'be'dir.
اِنَّ اَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِلْعَالَمِينَ
inne evvele beytin vuDiǎ li n-nāsi le (e)lleƶī bi bekkete mubāraken ve huden li l-ǎālemīne
Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün alemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey O'na muhtaçtır.)
فِيهِ اٰيَاتٌ بَيِّنَاتٌ مَقَامُ اِبْرٰهِيمَ وَمَنْ دَخَلَهُ كَانَ اٰمِنًا وَلِلّٰهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ اِلَيْهِ سَبِيلًا وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ عَنِ الْعَالَمِينَ
fīhi āyātun beyyinātun meḳāmu ibrāhīme ve men deḣalehu kāne āminen ve li (a)llahi ǎlā n-nāsi Hiccu l-beyti meni steTāǎ ileyhi sebīlen ve men kefera fe inne (a)llahe ğaniyyun ǎni l-ǎālemīne
De ki: "Ey kitab ehli! Allah, yaptıklarınızı görüp dururken Allah'ın ayetlerini niçin inkar ediyorsunuz?"
قُلْ يَاأَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِۗ وَاللّٰهُ شَهِيدٌ عَلٰى مَا تَعْمَلُونَ
ḳul yā ehle l-kitābi li me tekfurūne bi āyāti (a)llahi ve(a)llahu şehīdun ǎlā mā teǎ'melūne
De ki: "Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah'ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."
قُلْ يَاأَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ تَبْغُونَهَا عِوَجًا وَاَنْتُمْ شُهَدَاءُ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
ḳul yā ehle l-kitābi li me teSuddūne ǎn sebīli (a)llahi men āmene tebğūnehā ǐvecen ve entum şuhedā'u ve mā (a)llahu bi ğāfilin ǎmmā teǎ'melūne
Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kafir yaparlar.
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تُطِيعُوا فَرِيقًا مِنَ الَّذِينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ يَرُدُّوكُمْ بَعْدَ اِيمَانِكُمْ كَافِرِينَ
yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū in tuTīǔ ferīḳan mine (e)lleƶīne ūtū l-kitābe yeruddūkum beǎ'de īmānikum kāfirīne