← Sureler

Mushaf — 58. Sayfa

‹
/ 604
›
3. Al-i İmran Suresi

Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْقَصَصُ الْحَقُّ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّا اللّٰهُ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

inne hāƶā le huve l-ḳaSaSu l-Haḳḳu ve mā min ilāhin illā (a)llahu ve inne (a)llahe le huve l-ǎzīzu l-Hakīmu

Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir.

فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّ اللّٰهَ عَلِيمٌ بِالْمُفْسِدِينَ

fe in tevellev fe inne (a)llahe ǎlīmun bi l-mufsidīne

De ki: "Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah'a ibadet edelim. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin." Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun, biz müslümanlarız."

قُلْ يَاأَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْا اِلٰى كَلِمَةٍ سَوَاءٍ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اَلَّا نَعْبُدَ اِلَّا اللّٰهَ وَلَا نُشْرِكَ بِهِ شَيْـًٔا وَلَا يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضًا اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُولُوا اشْهَدُوا بِاَنَّا مُسْلِمُونَ

ḳul yā ehle l-kitābi teǎālev ilā kelimetin sevā'in beynenā ve beynekum ellā neǎ'bude illā (a)llahe ve lā nuşrike bihi şey'en ve lā yetteḣiƶe beǎ'Dunā beǎ'Dan erbāben min dūni (a)llahi fe in tevellev fe ḳūlū şhedū bi ennā muslimūne

Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz. Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz?

يَاأَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تُحَاجُّونَ فِي اِبْرٰهِيمَ وَمَا اُنْزِلَتِ التَّوْرٰيةُ وَالْاِنْجِيلُ اِلَّا مِنْ بَعْدِهِ اَفَلَا تَعْقِلُونَ

yā ehle l-kitābi li me tuHāccūne fī ibrāhīme ve mā unzileti t-tevrātu ve l-incīlu illā min beǎ'dihi e fe lā teǎ'ḳilūne

İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.

هَاأَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ حَاجَجْتُمْ فِيمَا لَكُمْ بِهِ عِلْمٌ فَلِمَ تُحَاجُّونَ فِيمَا لَيْسَ لَكُمْ بِهِ عِلْمٌ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

hā entum hā'ulā'i Hācectum fīmā lekum bihi ǐlmun fe li me tuHāccūne fīmā leyse lekum bihi ǐlmun ve(a)llahu yeǎ'lemu ve entum lā teǎ'lemūne

İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah'ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah'a ortak koşanlardan da değildi.

مَا كَانَ اِبْرٰهِيمُ يَهُودِيًّا وَلَا نَصْرَانِيًّا وَلٰكِنْ كَانَ حَنِيفًا مُسْلِمًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

mā kāne ibrāhīmu yehūdiyyen ve lā neSrāniyyen ve lākin kāne Hanīfen muslimen ve mā kāne mine l-muşrikīne

Şüphesiz, insanların İbrahim'e en yakın olanı, elbette ona uyanlar, bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü'minlerdir. Allah da mü'minlerin dostudur.

اِنَّ اَوْلَى النَّاسِ بِاِبْرٰهِيمَ لَلَّذِينَ اتَّبَعُوهُ وَهٰذَا النَّبِيُّ وَالَّذِينَ اٰمَنُوا وَاللّٰهُ وَلِيُّ الْمُؤْمِنِينَ

inne evlā n-nāsi bi ibrāhīme le(e)lleƶīne ttebeǔhu ve hāƶā n-nebiyyu ve(e)lleƶīne āmenū ve(a)llahu veliyyu l-mu'minīne

Kitap ehlinden bir grup sizi saptırabilmeyi çok arzu etti. Oysa sadece kendilerini saptırıyorlar, fakat farkına varmıyorlar.

وَدَّتْ طَائِفَةٌ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يُضِلُّونَكُمْ وَمَا يُضِلُّونَ اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

veddet Tāifetun min ehli l-kitābi lev yuDillūnekum ve mā yuDillūne illā enfusehum ve mā yeş'ǔrūne

Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz halde, niçin Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?

يَاأَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَاَنْتُمْ تَشْهَدُونَ

yā ehle l-kitābi li me tekfurūne bi āyāti (a)llahi ve entum teşhedūne