← Sureler

Mushaf — 532. Sayfa

‹
/ 604
›
55. Rahman Suresi

O, iki doğunun ve iki batının Rabbidir.

رَبُّ الْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ الْمَغْرِبَيْنِ

rabbu l-meşriḳayni ve rabbu l-meğribeyni

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

fe bi eyyi ālā'i rabbikumā tukeƶƶibāni

(Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.

مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ

merace l-baHrayni yelteḳiyāni

(Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.

بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ

beynehumā berzeḣun lā yebğiyāni

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

fe bi eyyi ālā'i rabbikumā tukeƶƶibāni

O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar.

يَخْرُجُ مِنْهُمَا اللُّؤْلُؤُ وَالْمَرْجَانُ

yeḣrucu minhumā l-lu'lu'u ve l-mercānu

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

fe bi eyyi ālā'i rabbikumā tukeƶƶibāni

Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O'nundur.

وَلَهُ الْجَوَارِ الْمُنْشَاٰتُ فِي الْبَحْرِ كَالْاَعْلَامِ

ve le hu l-cevāri l-munşātu fī l-baHri ke l-eǎ'lāmi

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

fe bi eyyi ālā'i rabbikumā tukeƶƶibāni

Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır.

كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ

kullu men ǎleyhā fānin

Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zatı baki kalacaktır.

وَيَبْقٰى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ

ve yebḳā vechu rabbike ƶū l-celāli ve l-ikrāmi

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

fe bi eyyi ālā'i rabbikumā tukeƶƶibāni

Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O'ndan isterler. O, her an yeni bir ilahi tasarruftadır.

يَسْـَٔلُهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ

yeseluhu men fī s-semāvāti ve l-erDi kulle yevmin huve fī şe'nin

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

fe bi eyyi ālā'i rabbikumā tukeƶƶibāni

Yakında sizi de hesaba çekeceğiz, ey cinler ve insanlar!

سَنَفْرُغُ لَكُمْ اَيُّهَ الثَّقَلَانِ

se nefruğu lekum eyyuhe ṧ-ṧeḳalāni

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

fe bi eyyi ālā'i rabbikumā tukeƶƶibāni

Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.

يَامَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ اِنِ اسْتَطَعْتُمْ اَنْ تَنْفُذُوا مِنْ اَقْطَارِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ فَانْفُذُوا لَا تَنْفُذُونَ اِلَّا بِسُلْطَانٍ

yā meǎ'şera l-cinni ve l-insi ini steTaǎ'tum en tenfuƶū min eḳTāri s-semāvāti ve l-erDi fe nfuƶū lā tenfuƶūne illā bi sulTānin

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

fe bi eyyi ālā'i rabbikumā tukeƶƶibāni

Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız.

يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِنْ نَارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنْتَصِرَانِ

yurselu ǎleykumā şuvāZun min nārin ve nuHāsun fe lā tenteSirāni

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

fe bi eyyi ālā'i rabbikumā tukeƶƶibāni

Gök yarılıp da, yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül haline geldiği zaman (haliniz ne olur?)

فَاِذَا انْشَقَّتِ السَّمَاءُ فَكَانَتْ وَرْدَةً كَالدِّهَانِ

fe iƶā nşeḳḳati s-semāu fe kānet verdeten ke d-dihāni

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

fe bi eyyi ālā'i rabbikumā tukeƶƶibāni

İşte o gün ne insana, ne cine günahı sorulmayacak.

فَيَوْمَئِذٍ لَا يُسْـَٔلُ عَنْ ذَنْبِهِ اِنْسٌ وَلَا جَانٌّ

fe yevmeiƶin lā yuselu ǎn ƶenbihi insun ve lā cānnun

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

fe bi eyyi ālā'i rabbikumā tukeƶƶibāni