Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a gönülden boyun eğerek namaza durun.
حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَّلٰوةِ الْوُسْطٰى وَقُومُوا لِلّٰهِ قَانِتِينَ
HāfiZū ǎlā S-Salevāti ve S-Salāti l-vusTā ve ḳūmū li (a)llahi ḳānitīne
Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da, Allah'ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın).
فَاِنْ خِفْتُمْ فَرِجَالًا اَوْ رُكْبَانًا فَاِذَٓا اَمِنْتُمْ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَمَا عَلَّمَكُمْ مَا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَ
fe in ḣiftum fe ricālen ev rukbānen fe iƶā emintum fe ƶkurū (a)llahe ke mā ǎllemekum mā lem tekūnū teǎ'lemūne
İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama onlar (kendiliklerinden) çıkarlarsa, artık onların meşru biçimde kendileri ile ilgili olarak işlediklerinden dolayı size bir günah yoktur. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
وَالَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ اَزْوَاجًا وَصِيَّةً لِاَزْوَاجِهِمْ مَتَاعًا اِلَى الْحَوْلِ غَيْرَ اِخْرَاجٍ فَاِنْ خَرَجْنَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِي مَا فَعَلْنَ فِي اَنْفُسِهِنَّ مِنْ مَعْرُوفٍ وَاللّٰهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
ve(e)lleƶīne yuteveffevne minkum ve yeƶerūne ezvācen veSiyyeten li ezvācihim metāǎn ilā l-Havli ğayra iḣrācin fe in ḣaracne fe lā cunāHa ǎleykum fī mā feǎlne fī enfusihinne min meǎ'rūfin ve(a)llahu ǎzīzun Hakīmun
Boşanmış kadınların örfe göre geçimlerinin sağlanması onların hakkıdır. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir borçtur.
وَلِلْمُطَلَّقَاتِ مَتَاعٌ بِالْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى الْمُتَّقِينَ
ve li l-muTalleḳāti metāǔn bi l-meǎ'rūfi Haḳḳan ǎlā l-mutteḳīne
Düşünesiniz diye Allah size ayetlerini böyle açıklamaktadır.
كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
ke ƶālike yubeyyinu (a)llahu lekum āyātihi leǎllekum teǎ'ḳilūne
Binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah, onlara "ölün" dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler.
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذِينَ خَرَجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَهُمْ اُلُوفٌ حَذَرَ الْمَوْتِ فَقَالَ لَهُمُ اللّٰهُ مُوتُوا ثُمَّ اَحْيَاهُمْ اِنَّ اللّٰهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ
e lem tera ilā (e)lleƶīne ḣaracū min diyārihim ve hum ulūfun Haƶera l-mevti fe ḳāle lehumu (a)llahu mūtū ṧumme eHyāhum inne (a)llahe le ƶū feDlin ǎlā n-nāsi ve lākinne ekṧera n-nāsi lā yeşkurūne
Allah yolunda savaşın ve bilin ki, şüphesiz Allah hakkıyla işitendir ve hakkıyla bilendir.
وَقَاتِلُوا فِي سَبِيلِ اللّٰهِ وَاعْلَمُوا اَنَّ اللّٰهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
ve ḳātilū fī sebīli (a)llahi ve ǎ'lemū enne (a)llahe semīǔn ǎlīmun
Kimdir Allah'a güzel bir borç verecek o kimse ki, Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Ancak O'na döndürüleceksiniz.
مَنْ ذَا الَّذِي يُقْرِضُ اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَاعِفَهُ لَهُ اَضْعَافًا كَثِيرَةً وَاللّٰهُ يَقْبِضُ وَيَبْصُۣطُۖ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
men ƶā elleƶī yuḳriDu (a)llahe ḳarDan Hasenen fe yuDāǐfehu lehu eD'ǎāfen keṧīraten ve(a)llahu yeḳbiDu ve yebsuTu ve ileyhi turceǔne