← Sureler

Mushaf — 19. Sayfa

‹
/ 604
›
2. Bakara Suresi

Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: "Allah'ın yolu asıl doğru yoldur." Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah'tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.

وَلَنْ تَرْضٰى عَنْكَ الْيَهُودُ وَلَا النَّصَارٰى حَتّٰى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ اِنَّ هُدَى اللّٰهِ هُوَ الْهُدٰى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ اَهْوَٓاءَهُمْ بَعْدَ الَّذِي جَاءَكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ

ve len terDā ǎnke l-yehūdu ve lā n-neSārā Hattā tettebiǎ milletehum ḳul inne hudā (a)llahi huve l-hudā ve le ini ttebeǎ'te ehvā'ehum beǎ'de elleƶī cā'eke mine l-ǐlmi mā leke mine (a)llahi min veliyyin ve lā neSīrin

Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

اَلَّذِينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَتْلُونَهُ حَقَّ تِلَاوَتِهِ اُو۬لٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِ وَمَنْ يَكْفُرْ بِهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

(e)lleƶīne āteynāhumu l-kitābe yetlūnehu Haḳḳa tilāvetihi ulāike yu'minūne bihi ve men yekfur bihi fe ulāike humu l-ḣāsirūne

Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün tuttuğumu hatırlayın.

يَابَنِي اِسْرَٓاءِيلَ اذْكُرُوا نِعْمَتِيَ الَّتِي اَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَاَنِّي فَضَّلْتُكُمْ عَلَى الْعَالَمِينَ

yā benī isrāīle ƶkurū niǎ'metiye lletī en'ǎmtu ǎleykum ve ennī feDDeltukum ǎlā l-ǎālemīne

Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yardım göremeyeceği günden sakının.

وَاتَّقُوا يَوْمًا لَا تَجْزِي نَفْسٌ عَنْ نَفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا تَنْفَعُهَا شَفَاعَةٌ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ

ve tteḳū yevmen lā teczī nefsun ǎn nefsin şey'en ve lā yuḳbelu minhā ǎdlun ve lā tenfeǔhā şefāǎtun ve lā hum yunSarūne

Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder yapacağım." İbrahim de, "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)" demişti. Bunun üzerine Rabbi, "Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz" demişti.

وَاِذِ ابْتَلٰٓى اِبْرٰهِيمَ رَبُّهُ بِكَلِمَاتٍ فَاَتَمَّهُنَّ قَالَ اِنِّي جَاعِلُكَ لِلنَّاسِ اِمَامًا قَالَ وَمِنْ ذُرِّيَّتِي قَالَ لَا يَنَالُ عَهْدِي الظَّالِمِينَ

ve iƶi btelā ibrāhīme rabbuhu bi kelimātin fe etemmehunne ḳāle innī cāǐluke li n-nāsi imāmen ḳāle ve min ƶurrīyetī ḳāle lā yenālu ǎhdī Z-Zālimīne

Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rüku ve secde edenler için evimi (Kabe'yi) tertemiz tutun."

وَاِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِلنَّاسِ وَاَمْنًا وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ اِبْرٰهِيمَ مُصَلًّى وَعَهِدْنَا اِلٰٓى اِبْرٰهِيمَ وَاِسْمٰعِيلَ اَنْ طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْعَاكِفِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ

ve iƶ ceǎlnā l-beyte meṧābeten li n-nāsi ve emnen ve tteḣiƶū min meḳāmi ibrāhīme muSallen ve ǎhidnā ilā ibrāhīme ve ismāǐyle en Tahhirā beytiye li T-Tāifīne ve l-ǎākifīne ve r-rukkeǐ s-sucūdi

Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah da, "İnkar edeni bile az bir süre, (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır; sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!" demişti.

وَاِذْ قَالَ اِبْرٰهِيمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا بَلَدًا اٰمِنًا وَارْزُقْ اَهْلَهُ مِنَ الثَّمَرَاتِ مَنْ اٰمَنَ مِنْهُمْ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ قَالَ وَمَنْ كَفَرَ فَاُمَتِّعُهُ قَلِيلًا ثُمَّ اَضْطَرُّهُٓ اِلٰى عَذَابِ النَّارِ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ

ve iƶ ḳāle ibrāhīmu rabbi c'ǎl hāƶā beleden āminen ve rzuḳ ehlehu mine ṧ-ṧemerāti men āmene minhum bi(a)llahi ve l-yevmi l-āḣiri ḳāle ve men kefera fe umettiǔhu ḳalīlen ṧumme eDTarruhu ilā ǎƶābi n-nāri ve bi'se l-meSīru