← Sureler

Mushaf — 174. Sayfa

‹
/ 604
›
7. A'raf Suresi

Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.

وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرًا مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ لَهُمْ قُلُوبٌ لَا يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ اَعْيُنٌ لَا يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ اٰذَانٌ لَا يَسْمَعُونَ بِهَا اُو۬لٰٓئِكَ كَالْاَنْعَامِ بَلْ هُمْ اَضَلُّ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ

ve leḳad ƶera'nā li cehenneme keṧīran mine l-cinni ve l-insi lehum ḳulūbun lā yefḳahūne bihā ve lehum eǎ'yunun lā yubSirūne bihā ve lehum āƶānun lā yesmeǔne bihā ulāike ke l-en'ǎāmi bel hum eDellu ulāike humu l-ğāfilūne

En güzel isimler Allah'ındır. O'na o güzel isimleriyle dua edin ve O'nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.

وَلِلّٰهِ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰى فَادْعُوهُ بِهَا وَذَرُوا الَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِي اَسْمَٓائِهِ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

ve li (a)llahi l-esmā'u l-Husnā fe d'ǔhu bihā ve ƶerū (e)lleƶīne yulHidūne fī esmāihi se yuczevne mā kānū yeǎ'melūne

Yarattıklarımızdan, hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır.

وَمِمَّنْ خَلَقْنَا اُمَّةٌ يَهْدُونَ بِالْحَقِّ وَبِهِ يَعْدِلُونَ

ve mimmen ḣaleḳnā ummetun yehdūne bi l-Haḳḳi ve bihi yeǎ'dilūne

Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz.

وَالَّذِينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ

ve(e)lleƶīne keƶƶebū bi āyātinā se nestedricuhum min Hayṧu lā yeǎ'lemūne

Ben onlara mühlet veririm. Şüphesiz benim tuzağım çetindir.

وَاُمْلِي لَهُمْ اِنَّ كَيْدِي مَتِينٌ

ve umlī lehum inne keydī metīnun

Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları, kendileriyle iç içe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber'de) delilikten eser yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.

اَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا مَا بِصَاحِبِهِمْ مِنْ جِنَّةٍ اِنْ هُوَ اِلَّا نَذِيرٌ مُبِينٌ

e ve lem yetefekkerū mā bi SāHibihim min cinnetin in huve illā neƶīrun mubīnun

Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama, Allah'ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki, bundan sonra artık hangi söze inanacaklar?

اَوَلَمْ يَنْظُرُوا فِي مَلَكُوتِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا خَلَقَ اللّٰهُ مِنْ شَيْءٍ وَاَنْ عَسٰٓى اَنْ يَكُونَ قَدِ اقْتَرَبَ اَجَلُهُمْ فَبِاَيِّ حَدِيثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ

e ve lem yenZurū fī melekūti s-semāvāti ve l-erDi ve mā ḣaleḳa (a)llahu min şey'in ve en ǎsā en yekūne ḳadi iḳterabe eceluhum fe bi eyyi Hadīṧin beǎ'dehu yu'minūne

Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.

مَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَلَا هَادِيَ لَهُ وَيَذَرُهُمْ فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ

men yuDlili (a)llahu fe lā hādiye lehu ve yeƶeruhum fī Tuğyānihim yeǎ'mehūne

Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir." Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar."

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ اَيَّانَ مُرْسٰيهَا قُلْ اِنَّمَا عِلْمُهَا عِنْدَ رَبِّي لَا يُجَلِّيهَا لِوَقْتِهَا اِلَّا هُوَ ثَقُلَتْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ لَا تَأْتِيكُمْ اِلَّا بَغْتَةً يَسْـَٔلُونَكَ كَاَنَّكَ حَفِيٌّ عَنْهَا قُلْ اِنَّمَا عِلْمُهَا عِنْدَ اللّٰهِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

yeselūneke ǎni s-sāǎti eyyāne mursāhā ḳul innemā ǐlmuhā ǐnde rabbī lā yucellīhā li veḳtihā illā huve ṧeḳulet fī s-semāvāti ve l-erDi lā te'tīkum illā beğteten yeselūneke keenneke Hafiyyun ǎnhā ḳul innemā ǐlmuhā ǐnde (a)llahi ve lākinne ekṧera n-nāsi lā yeǎ'lemūne