Bu kelime (ör. bir özel isim) Kur'an'da üç harfli bir köke bağlı değil, bu yüzden بصيرة formunun kendisi aranıyor.
قُلْ هٰذِهِ سَبِيلِي اَدْعُٓوا اِلَى اللّٰهِ عَلٰى بَصِيرَةٍ اَنَا۬ وَمَنِ اتَّبَعَنِي وَسُبْحَانَ اللّٰهِ وَمَا اَنَا۬ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
ḳul hāƶihi sebīlī ed'ǔ ilā (a)llahi ǎlā beSīratin enā ve meni ttebeǎnī ve subHāne (a)llahi ve mā enā mine l-muşrikīne
De ki: "İşte bu benim yolumdur. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah'a çağırırız. Allah'ın şanı yücedir. Ben, Allah'a ortak koşanlardan değilim."
بَلِ الْاِنْسَانُ عَلٰى نَفْسِهِ بَصِيرَةٌ
beli l-insānu ǎlā nefsihi beSīratun
(14-15) Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün insan kendi aleyhine şahittir.