Alak Suresi 4. Ayet — Elfaz
(4-5) O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.
1اَلَّذِيelleƶīO kiİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
2عَلَّمَǎllemeöğrettiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
3بِالْقَلَمِbi l-ḳalemikalemleHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimق ل مKesmek, delmek. Kalem, kura çekmede kullanılan başsız ok.