Fakat kendileri onlara bir şey ölçüp, yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar.
وَاِذَا كَالُوهُمْ اَوْ وَزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ
ve iƶā kālūhum ev vezenūhum yuḣsirūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve insanlara ölçüp tartarlarken eksik ölçerler, eksik tartarlar.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve insanlara ölçüp tartarlarken eksik ölçerler, eksik tartarlar.
Adem Uğur
Onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise eksik ölçer ve tartarlar.
Ahmed Hulusi
Onların (hakkını vermeye gelince) ölçtüklerinde eksiltirler!
Ahmet Tekin
İnsanlara vermek için ölçüp tartarlarken de, eksik ölçüp tartarlar.
Ahmet Varol
Ama kendileri onlara bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksiltirler.
Ali Bulaç
Kendileri onlara ölçtüklerinde veya tarttıklarında eksiltirler.
Ali Fikri Yavuz
Fakat insanlara (verilmek üzre) ölçtükleri, yahud onlara tarttıkları zaman eksiltirler.
Ali Rıza Safa
Ölçerek verdiklerinde ise eksik tartarlar.
Bayraktar Bayraklı
- Onlar, insanlardan bir şey aldıkları zaman tam ölçüp tartarlar. Kendileri bir şey sattıkları zaman onlara eksik ölçüp tartarlar.
Bekir Sadak
(1-3) Insanlardan, kendileri bir seyi olcerek aldiklari zaman tam alan; ama onlara bir seyi olcup tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
Celal Yıldırım
Kendileri onlara ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksik ölçüp tartarlar.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Kendileri başkalarına vermek için ölçüp tarttıklarında ise haksızlık ederler (eksiltirler).
Diyanet İşleri
Fakat kendileri onlara bir şey ölçüp, yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar.
Diyanet İşleri (eski)
(1-3) İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
Diyanet Vakfi
(1-3) İnsanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam, onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise noksan yapan hilekârlara yazıklar olsun!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Kendileri başkalarına bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksik ölçer ve tartarlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlara ölçtükleri veya tarttıklarında ise eksiltirler
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlara ölçtükleri veya tarttıkları vakıt ise eksiltirler
Erhan Aktaş
Satarlarken eksik ölçer, tartarlar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Satarlarken eksik ölçer, tartarlar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Satarlarken eksik ölçer, tartarlar.
Fizilal-il Kuran
Kendileri onlara birşey ölçtükleri veya tarttıkları zaman (ölçü ve tartıyı) eksik verirler.
Gültekin Onan
Kendileri onlara ölçtüklerinde veya tarttıklarında eksiltirler.
Hamdi Döndüren
Fakat başkalarına ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksik verirler.
Hasan Basri Çantay
Onlara (insanlara) ölçekle, yahud tartı ile verdikleri zaman ise eksilenlerdir.
Hasib Asutay
Onlara ölçü veya tartı ile verdikleri zaman (ölçü ve tartıyı) eksiltirler.
Hayrat Neşriyat
Fakat onlara (bir şey vermek üzere) ölçtükleri veya onlara tarttıkları zaman eksik verirler.
İbni Kesir
Ama onlara bir şey ölçüp tartarak verdikleri zaman, eksik tutarlar.
Mehmet Okuyan
Onlara (insanlara vermek için) ölçtüklerinde veya tarttıklarında ise eksiltirler.
Muhammed Esed
ama borçlarını ölçüp tartmaya gelince, onu azaltmaya çalışırlar.
Mustafa İslamoğlu
ama başkaları için ölçüp tarttıkları zaman hak yerler.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve nâs için ölçtükleri veya tarttıkları zaman ise eksiltirler.
Ömer Öngüt
Kendileri onlara bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksik yaparlar.
Suat Yıldırım
Fakat kendileri başkalarına satar, ölçüp tartarken eksik yapar, hîle karıştırırlar.
Süleyman Ateş
Kendileri onlara bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman (ölçü ve tartıyı) eksik yaparlar.
Süleymaniye Vakfı
ama insanlara verirken ölçtükleri veya tarttıklarında onları zarara sokan kimselerdir.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Kendileri ölçerken veya tartarken onları zarara sokarlar.
Şaban Piriş
Onlara tartıp ölçtüklerinde eksik verenler..
Tefhim-ul Kuran
Kendileri onlara ölçtüklerinde veya tarttıklarında eksiltirler.
Ümit Şimşek
Onlara satmak için ölçüp tartarken eksiltirler.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlara vermek üzere tartıp ölçtükleri zaman, eksiltmeye giderler.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
onlar üçün bir şey ölçdükdə və ya çəkdikdə onu ziyana salarlar.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlar üçün ölçdükdə və ya çəkdikdə isə (onu) əskildərlər.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
wenn sie ihnen jedoch zuteilen oder abwiegen, kürzen.
Almanca — Der Edle Quran
wenn sie ihnen aber zumessen oder wägen, Verlust zufügen.
Almanca — M. A. Rassoul
Und dann jedoch, wenn sie es ihnen ausmessen oder auswägen, verkürzen sie es.
Almanca — Muhammad Zaidan
und wenn sie ihnen zumessen oder abwiegen, vermindern.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And when they sell to them they fraudulently scant the measure or the weight.
Abdul Haleem
but give less than they should when it is they who weigh or measure for others!
Abdullah Yusuf Ali
But when they have to give by measure or weight to men, give less than due.
Abul A'la Maududi
but who, when they measure or weigh for others, give less than their due.
Aisha Bewley
but when they give them a measure or weight, hand over less than is due.
Al-Hilali & Khan
And when they have to give by measure or weight to (other) men, give less than due.
Ali Quli Qarai
but diminish when they measure or weigh for them.
Amatul Rahman Omar
But when they give by measure to others or weigh to them they give them less (than what is due).
Arthur John Arberry
but, when they measure for them or weigh for them, do skimp.
Bijan Moeinian
… they cheat their customers by selling them less than full measure.
E. Henry Palmer
but when they measure to them or weigh to them, diminish!
Edip-Layth
When they are the ones giving measure or weight, they give less than due.
George Sale
but when they measure unto them, or weigh unto them, defraud!
Hamid S. Aziz
But when they give by measure or weight, they are deficient.
Mahmoud Ghali
And when they measure for them or weigh for them, (i. e., when they give to others) they cause them loss.
Marmaduke Pickthall
But if they measure unto them or weight for them, they cause them loss.
Mohamed Ahmed - Samira
Whilst when they measure or weigh for them, give less.
Muhammad Asad
but when they have to measure or weigh whatever they owe to others, give less than what is due!
Mustafa Khattab
but give less when they measure or weigh for buyers.
Progressive Muslims
And when they are the ones giving measure or weight, they give less than due.
Sahih International
But if they give by measure or by weight to them, they cause loss.
Sam Gerrans
But when they give them by measure or give them by weight, cause loss.
Shabbir Ahmed
But give less than due when giving them by measure or weight. (Or diminish the recompense of the laborer).
Syed Vickar Ahamed
But when they have to give by measure or weight to men give less than due.
Taqi Usmani
and when they measure or weigh something to give it to them, give less than due.
The Monotheist Group
And when they are the ones giving measure or weight, they give less than due.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
et qui lorsquʹeux-mêmes mesurent ou pèsent pour les autres, (leur) causent perte.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Dema bi kêşan û pîvan difiroşin kêm dipîvin û kêm dikêşin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
maar die zelf, wanneer zij afmeten of afwegen, te weinig geven.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Maar die bedriegen als zij voor anderen meten of wegen.
Hollandaca — Siregar
Maar wanneer zij voor anderen afmeten of voor hen afwegen, benadelen zij (hen).
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
а когда (при продаже) (сами) мерят им или взвешивают для них, нарушают [убавляют] (количество товара)!
Rusça — Osmanov
[Горе тем, которые], когда сами обмеривают или обвешивают, то причиняют убыток [другим].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
men som vållar förlust (för andra när de säljer) genom att mäta och väga upp snålt!