Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.

اِنَّ الَّذِينَ فَرَّقُوا دِينَهُمْ وَكَانُوا شِيَعًا لَسْتَ مِنْهُمْ فِي شَيْءٍ اِنَّمَٓا اَمْرُهُمْ اِلَى اللّٰهِ ثُمَّ يُنَبِّئُهُمْ بِمَا كَانُوا يَفْعَلُونَ

inne (e)lleƶīne ferraḳū dīnehum ve kānū şiyeǎn leste minhum fī şey'in innemā emruhum ilā (a)llahi ṧumme yunebbiuhum bimā kānū yef'ǎlūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّinnegerçekten
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3فَرَّقُواferraḳūف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.parça parça eden
4دِينَهُمْdīnehumد ي نİtaat/teslimiyet, kulluk/kölelik, din, yüce/yüksek/asil/şanlı rütbe/durum/hal, borç almak/kredi kullanmak, borçlanmak, borç altında olmak, borç yükümlülüğü altında olmak, borç almak/yapmak, borcu geri ödemek/tazmin etmek, onu yönetmek/idare etmek, ona sahip olmak, bir şeye alışmak/adet edinmek, tasdik/onaylama, ölüm (herkesin ödemek zorunda olduğu bir borç olduğu için), belirli bir yasa/kanun, sistem, adet/alışkanlık/iş, bir davranış/hareket tarzı/yolu, geri ödeme/tazminat.dinlerini
5وَكَانُواve kānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve olanlar (var ya)
6شِيَعًاşiyeǎnش ي عYayılmak, dağılmak, başka biriyle uyumlu olmak, dostça davranmak, birlikte gitmek, benzer olmak, takipçi/yardımcı/arkadaş/yoldaş/ortak, ayrı parti/mezhep, doktrin/sistem/uygulama yolugrup grup
7لَسْتَlesteل ي سDeğil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildirsenin yoktur
8مِنْهُمْminhumonlarla
9فِي
10شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişhiçbir (ilişkin)
11اِنَّمَٓاinnemāancak
12اَمْرُهُمْemruhumا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakonların işi
13اِلَىilā
14اللّٰهِ(a)llahiAllah'a (kalmış)tır
15ثُمَّṧummesonra, ayrıca
16يُنَبِّئُهُمْyunebbiuhumن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberonlara haber verecektir
17بِمَاbimāşeyleri
18كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldukları
19يَفْعَلُونَyef'ǎlūneف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyapıyorlar

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Dinlerini parça-parça, bölüp bölük-bölük fırkalara ayrılanlarla hiçbir ilgin olamaz ve şüphe yok ki onların bu hareketlerini Allah soracaktır ancak ve sonra da işledikleri işleri haber verecektir onlara.

Abdulkadir Gölpınarlı

Dinlerini parça-parça, bölüp bölük-bölük fırkalara ayrılanlarla hiçbir ilgin olamaz ve şüphe yok ki onların bu hareketlerini Allah soracaktır ancak ve sonra da işledikleri işleri haber verecektir onlara.

Adem Uğur

Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.

Ahmed Hulusi

Din anlayışlarını parça parça edip, cemaat cemaat olanlar var ya, (Rasulüm) senin onlarla hiçbir işin olamaz! Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. . . Sonra, onlara yapmakta olduklarının içyüzünü bildirecektir.

Ahmet Tekin

Dinlerinden ayrılanlar, dinlerini, düzenlerini, kültürlerini ve medeniyetlerini, birliklerini parçalayanlar, tefrika içinde etkisiz itibarsız yaşayanlar, hizipleşerek ayrılık davası güdenler, birbirlerine düşmanca davranarak dinî ve insanî ilişkilerini kesen bölünmüş, baskıcı, zorba, medeniyetten nasiplenmemiş kapalı toplumlar, taraftarlar haline gelenlerle senin ve sana gelen dinin, senin ümmetinin hiçbir hususta bir ilişkiniz, bir benzerliğiniz yok. Onların hesabının görülmesi Allah’a kalmıştır. Sonra Allah yapmakta olduklarını birer birer ortaya koyarak onları hesaba çekecektir.

Ahmet Varol

Dinlerini parça parça eden ve kendileri de değişik gruplara ayrılan kimselerle senin bir ilişiğin yoktur. Onların işleri Allah'ladır ve sonra O kendilerine ne yaptıklarını bildirir.

Ali Bulaç

Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiç bir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah'adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.

Ali Fikri Yavuz

Peygamberlerin bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr etmek veya hükümlerin bir kısmını inkâr etmek veya hükümlerin bir kısmını tanımamak suretiyle dinlerini ayrı ayrı fırkalara ayırarak parçalananlar var ya, senin onlarla hiç bir ilgin yoktur. Onların cezalandırılma işi Allah’a aittir. Sonra Allah, kendilerine, dünyada yaptıklarını ahirette haber verecektir.

Ali Rıza Safa

Aslında, dinlerini parçalayarak kümelere ayrıldılar. Sen, hiçbir konuda onlardan değilsin. Onların işi, Allah'a kalmıştır. Sonra, yaptıklarını onlara bildirecektir.

Bayraktar Bayraklı

Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlarla senin hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Sonra Allah, onlara yaptıklarını haber verecektir.

Bekir Sadak

Firka firka olup dinlerini parcalayanlarla senin hicbir ilisigin olamaz. Onlarin isi Allah'a kalmistir, yaptiklarini onlara sonra bildirecektir.

Celal Yıldırım

Şüphesiz ki, hizipleşerek dinlerini parça parça edenler var ya, sen hiçbir şeyde onlarla bağımlı ve ilgili değilsin. Onların durumu Allah'a kalmıştır. İleride ne istediklerini onlara haber verecektir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Dinlerini bölüp gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir alâkan yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.

Diyanet İşleri

Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.

Diyanet İşleri (eski)

Fırka fırka olup dinlerini parçalayanlarla senin hiçbir ilişiğin olamaz. Onların işi Allah'a kalmıştır, yaptıklarını onlara sonra bildirecektir.

Diyanet Vakfi

Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dinlerini parça parça edip ayrı ayrı gruplara ayrılanlarla senin hiçbir alakan yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Sonra O, kendilerine ne yaptıklarını haber verir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dinlerini tefrikaya düşürüb de şiy'a şiy'a olanlar var a, senin onlarla hiç bir alakan yoktur, onların işi Allaha kalmıştır, sonra o kendilerine ne ettiklerini haber verir

Erhan Aktaş

Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra O, onlara yaptıklarını bildirecektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra O, onlara yaptıklarını bildirecektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dinlerini parça parça edip, gurup gurup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra O, onlara yaptıklarını bildirecektir.

Fizilal-il Kuran

Dinlerinin öngördüğü inanç ve ümmet birliğini parçalayarak çeşitli akımlara bölünenler ile, senin hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Allah onlara ilerde yaptıklarının akıbetini bildirecektir.

Gültekin Onan

Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiç bir şeyde onlardan değilsin. Onların buyruğu ancak Tanrı'yadır / Tanrı'ya kalmıştır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.

Hamdi Döndüren

Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar yok mu, sen hiçbir şekilde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah’a aittir. Sonunda O, onların yapmış olduklarını kendilerine haber verecektir.

Hasan Basri Çantay

Dinlerini (bir kısmına inanıb bir kısmını inkar etmek suretiyle) parça parça edenler, ayrı ayrı fırkalar olanlar (yok mu?) sen hiç bir vech ile onlardan değilsin. Onların işi (cezası) ancak Allaha aiddir. Sonra O, ne yapıyorlardı, kendilerine haber verecekdir.

Hasib Asutay

Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilgin yoktur. (52) Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra (Allah) yaptıklarını kendilerine bildirecektir. (52. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur, 'Yahudiler 71 gruba ayrıldı. Birisinden başka hepsi cehennemdedir. Benim ümmetim de 73 gruba ayrılacaktır. Birinden başka hepsi cehennemdedir.' 'O kurtuluşa erenler kimlerdir ya Resûlallah!' sorusuna cevaben,' Onlar benim ve ashabımın gittiği yoldan gidenlerdir' dedi.)

Hayrat Neşriyat

Muhakkak ki dinlerini parçalayıp fırka fırka olanlar yok mu, (sen) hiçbir hususta onlardan değilsin! Onların işi ancak Allah’a âiddir; sonra (O,) ne yapmakta olduklarını (tek tek) kendilerine haber verecektir.

İbni Kesir

Dinlerini parça parça edenler, bölük bölük olanlar yok mu? Senin onlarla hiçbir alakan yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Sonra O, ne yapmakta idiklerini kendilerine haber verecektir.

Mehmet Okuyan

Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra (Allah) onlara yapmış olduklarını (mahşerde) bildirecektir.

Muhammed Esed

İnançlarının bütünlüğünü bozarak guruplara, fırkalara ayrılanlara gelince: onlar için yapabileceğin bir şey yoktur. Unutma, onların işi Allaha kalmıştır: ve zamanı geldiğinde Allah onlara vaktiyle yaptıklarını gösterecektir.

Mustafa İslamoğlu

Dinlerini paramparça edip fırkalara taraftar olanlara gelince: Senin onlar için yapabileceğin bir şey yok. Zira onların işi yalnız Allah'a kalmıştır: Sonunda Allah onlara yaptıklarının hesabını soracaktır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Şüphesiz o kimseler ki, dinlerini tefrikaya düşürdüler ve muhtelif fırkalara ayrıldılar. Sen hiçbir şeyde onlardan değilsin. Onların işleri ancak Allah'a aitir. Sonra onlara ne yapar olduklarını haber verecektir.

Ömer Öngüt

Fırka fırka olup dinlerini parça parça edenlerle senin hiçbir ilgin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Sonra O yaptıklarını kendilerine haber verecektir.

Suat Yıldırım

Dinlerini parça parça edip fırka fırka olanlar yok mu, senin onlarla hiç bir alakan yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Allah, onların yaptıklarını ileride bir bir onlara bildirip cezalarını verecektir.

Süleyman Ateş

Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir.

Süleymaniye Vakfı

Dinlerini parça parça edip belli kişiler etrafında toplananlar var ya! Sen hiçbir konuda onlardan değilsin. Onların işi Allah'a kalmıştır. Daha sonra Allah, yaptıklarını kendilerine bildirecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dinlerini bölük bölük edip her biri bir kişinin taraftarı olmuş olanlar var ya, sen hiçbir konuda onlardan olamazsın. Onların işi Allah'a kalmıştır. Daha sonra Allah, onların yaptıklarını kendilerine bildirecektir.

Şaban Piriş

Dinlerini parça parça edip, gruplara ayrılanlar ile senin bir ilgin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. İleride onlara ne yaptıklarını bildirecektir.

Tefhim-ul Kuran

Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiç bir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah'adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.

Ümit Şimşek

Dinlerini parçalayıp da bölük pörçük olanlara gelince, senin onlarla hiçbir ilgin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır; işlemekte oldukları şeyi onlara O bildirir.

Yaşar Nuri Öztürk

Dinlerini parça parça edip fırkalara, hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Allah onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Dinlərini parçalayıb firqə-firqə olanlarla sənin heç bir əlaqən yoxdur. Onların işi Allaha aiddir. Sonra Allah onlara etdikləri əməllər barədə xəbər verəcəkdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Şübhəsiz ki, sənin firqə-firqə olub dinini parçalayanlarla heç bir əlaqən yoxdur. Onların işi Allaha qalmışdır. (Allah) sonra (qiyamətdə) onlara nə etdiklərini bildirəcəkdir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Für diejenigen, die ihre Religion in Sekten zersplittert haben, trägst du absolut keine Verantwortung. Gott allein entscheidet über sie. Am Jüngsten Tag wird Er ihnen über ihre Taten berichten und sie belangen.

Almanca — Der Edle Quran

Gewiß, mit denjenigen, die ihre Religion spalteten und zu Lagern geworden sind, hast du nichts gemein. Ihre Angelegenheit steht (allein) bei Allah. Hierauf wird Er ihnen kundtun, was sie zu tun pflegten.

Almanca — M. A. Rassoul

Mit jenen aber, die zur Spaltung ihrer Religion beitrugen und zu Parteien geworden sind, hast du nichts Gemeinsames. Ihre Angelegenheit wird sicherlich von Allah beurteilt werden; dann wird Er ihnen verkünden, was sie getan haben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Mit denjenigen, die ihren Din zersplittert haben und zu Gruppen wurden, hast du mitnichten zu tun. Ihre Angelegenheit unterliegt nur ALLAH, dann wird ER ihnen das kundtun, was sie zu tun pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Indeed, those who broke the unity of their religion and separated it into parts in fact and in thought, in opinion and in feeling and in interest and set themselves at variance shall have much to answer for; you are not a part of them nor have you a personal relation with them nor will you be responsible for the way they conduct themselves in life. Their account rests with Allah Who shall inform them in Day of Judgement of all that they perpetrated of wrong doings.

Abdul Haleem

As for those who have divided their religion and broken up into factions, have nothing to do with them [Prophet]. Their case rests with God: in time He will tell them about their deeds.

Abdullah Yusuf Ali

As for those who divide their religion and break up into sects, thou hast no part in them in the least: their affair is with Allah: He will in the end tell them the truth of all that they did.

Abul A'la Maududi

Surely you have nothing to do with those who have made divisions in their religion and become factions. Their matter is with Allah and He will indeed tell them (in time) what they have been doing.

Aisha Bewley

As for those who divide up their deen and form into sects, you have nothing whatsoever to do with them. Their affair will go back to Allah and then He will inform them about what they did.

Al-Hilali & Khan

Verily, those who divide their religion and break up into sects (all kinds of religious sects)[1], you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) have no concern in them in the least. Their affair is only with Allâh, Who then will tell them what they used to do.

Ali Quli Qarai

Indeed those who split up their religion and became sects, you will not have anything to do with them. Their matter rests only with Allah; then He will inform them concerning what they used to do.

Amatul Rahman Omar

Verily, those who have caused a split in their religion and became (divided into) sects you have no concern whatsoever with them. Their case will come before Allâh, then He will (judge it) and will fully inform them of what they have been doing.

Arthur John Arberry

Those who have made divisions in their religion and become sects, thou art not of them in anything; their affair is unto God, then He will tell them what they have been doing.

Bijan Moeinian

You have nothing to do with those who have divided their religions and created different sects [and dividing the entire humanity into fighting groups. ] God [in the Day of Judgment] will take care of them and bring the severity of their crime into their attention.

E. Henry Palmer

Verily, those who divided their religion and became sects, thou hast not to do with them, their matter is in God's hands, He will yet inform them of that which they have done.

Edip-Layth

Those who have divided their system and become sects, you have nothing to do with them. Their matter will be with God, then, He will inform them of what they had done.

George Sale

They who make a division in their religion, and become sectaries, have thou nothing to do with them; their affair belongeth only unto God. Hereafter shall He declare unto them that which they have done.

Hamid S. Aziz

Verily, those who divided their religion and became sectarians, you have no concern with them. Their affair is in the hands of Allah, He will then inform them of that which they used to do.

Mahmoud Ghali

Surely the ones who have caused disunity in their religion and (become) sects, you are not one of them in anything; surely their Command (i. e., the Command of Allah to them) is only to Allah; thereafter He will fully inform them of whatever they were performing.

Marmaduke Pickthall

Lo! As for those who sunder their religion and become schismatics, no concern at all hast thou with them. Their case will go to Allah, Who then will tell them what they used to do.

Mohamed Ahmed - Samira

As for those who have created schisms in their order, and formed different sects, you have no concern with them. Their affair is with God. He will tell them the truth of what they were doing.

Muhammad Asad

VERILY, as for those who have broken the unity of their faith and have become sects - thou hast nothing to do with them. Behold, their case rests with God: and in time He will make them understand what they were doing.

Mustafa Khattab

Indeed, you ˹O Prophet˺ are not responsible whatsoever for those who have divided their faith and split into sects. Their judgment rests only with Allah. And He will inform them of what they used to do.

Progressive Muslims

Those who have divided their system and become sects, you are not with them in anything. Their matter will be with God, then He will inform them of what they had done.

Sahih International

Indeed, those who have divided their religion and become sects - you, [O Muúammad], are not [associated] with them in anything. Their affair is only [left] to Allah ; then He will inform them about what they used to do.

Sam Gerrans

Those who have divided their doctrine and become sects: thou art not of them in anything; their affair is but with God; then will He inform them of what they did.

Shabbir Ahmed

(There is only one Straight Path. ) O Messenger! Those who break the unity of their DEEN and become sects, you have nothing to do with them whatsoever. Behold, their case will go to Allah and He will tell them what they had been doing.

Syed Vickar Ahamed

Verily, as for those who divide their religion and break it up into sects, you have no part in them in the least: Their affair is with Allah: He will tell them the Truth in the end of all that they did.

Taqi Usmani

Surely, those who have made divisions in their religion and turned into factions, you have nothing to do with them. Their case rests with Allah alone; then He will tell them what they have been doing.

The Monotheist Group

Those who have divided their system and become sects, you are not with them in anything. Their matter will be with God, then He will inform them of what they had done.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux qui émiettent leur religion et se divisent en sectes, de ceux-là tu nʹes responsable en rien: leur sort ne dépend que dʹAllah. Puis Il les informera de ce quʹils faisaient.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman ew ên ku dînê xwe parçe parçe kirin û ew jî bûn firqe firqe, tiştekî te bi wan re tun e. Tenê karê wan bes spareyî Xwedê ye. Paşê bi ya ku kirin dê wan agahdar bike.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij die hun godsdienst opsplitsen en tot sekten zijn geworden, met hen heb jij niets gemeen. Hun zaak wordt naar God verwezen; Hij zal hun dan meedelen wat zij deden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Nader hen niet, die eene scheiding in hunnen godsdienst maken en zich in secten verdeelen; hunne zaak behoort alleen aan God; daarna zal hij hun verklaren, wat zij gedaan hebben.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, degenen die hun godsdienst opsplitsten on tot partijen werden, jij (Moehammad) bent in niets verantwoordelijk voor hen, hun kwestie rust slechts bij Allah, Vervolgens zal Hij hun berichten over wat zij plachten te doen.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Воистину, ты нисколько не в ответе за тех, которые устроили раскол в своей религии и распались на секты. Воистину, им придется отвечать перед Аллахом, а Он уж поведает им о том, что они творили.