Vakıa Suresi 19. Ayet — Elfaz
(17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.
1لَاlāHarf-i Nefi
2يُصَدَّعُونَyuSaddeǔnebaşları ağrıtmayanMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıص د عBölmek, açıklamak, yarmak, açıkça ifade etmek, ayırmak, geçmek, yüksek sesle duyurmak, açıkça beyan etmek, baş ağrısından muzdarip olmak, açığa vurmak, açık etmek. sad'un - çatlak, yarık. suddi'a - baş ağrısıyla rahatsız olmak veya baş ağrısı çekmek. issada'a (fiil 5) - bölünmek veya ayrılmak. mutasaddiun - yarılan veya ikiye bölünen şey.
3عَنْهَاǎnhāondanHarf-i Cer+Zamir
4وَلَاve lāveBağlaç+Harf-i Nefi
5يُنْزِفُونَyunzifūneakılları gidermeyenMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıن ز فTüketmek, zihinsel yeteneklerden yoksun bırakmak.