Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.

وَلَقَدْ جَاءَهُمْ مِنَ الْاَنْبَٓاءِ مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ

ve leḳad cā'ehum mine l-enbā'i mā fīhi muzdecerun

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve andolsun, öyle haberler geldi onlara ki o haberlerde onları vazgeçirecek, onlara öğüt verecek şeyler vardı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve andolsun, öyle haberler geldi onlara ki o haberlerde onları vazgeçirecek, onlara öğüt verecek şeyler vardı.

Adem Uğur

Andolsun onlara, kötülükten önleyecek nice önemli haberler gelmiştir.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki onlara içinde vazgeçirici özellik ihtiva eden haberlerden gelmiştir.

Ahmet Tekin

Andolsun ki, onlara, kötülükten, şirkten vazgeçirecek nice örnek olayların bilgileri gelmiştir.

Ahmet Varol

Andolsun ki, onlara içinde (kendilerini sapıklıktan) alıkoyacak şeyler bulunan nice haberler geldi.

Ali Bulaç

Andolsun, onlara (kendilerini şirkten ve bozulmalardan) caydırıp vazgeçirtecek nice haberler geldi.

Ali Fikri Yavuz

And olsun, onlara (ibret alıncak) kıssalardan öyleleri de geldi ki, onlarda inkârdan alıkoyacak haberler var;

Ali Rıza Safa

Üstelik gerçek şu ki, buna son vermelerini sağlayacak haberler onlara gelmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz onlara, geçmiş toplumların haberlerinden, kendilerini caydıracak kadar bilgi gelmiştir.

Bekir Sadak

And olsun ki, onlari bu hallerinden vazgecirecek nice haberler gelmistir.

Celal Yıldırım

And olsun ki, onlara öyle haberler geldi ki içinde onları (tutumlarından) vazgeçirecek olanı da vardı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Andolsun ki onlara tuttukları yoldan vazgeçirecek nice haberler geldi;

Diyanet İşleri

Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki, onları bu hallerinden vazgeçirecek nice haberler gelmiştir.

Diyanet Vakfi

Andolsun onlara, kötülükten önleyecek nice önemli haberler gelmiştir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Andolsun ki onlara (kötülükten) vazgeçirecek nice önemli haberler gelmiştir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, onlara kötülüklerden vazgeçirici haberleri de içeren kıssalar geldi!

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için onlara kıssalardan öyleleri de geldi ki onlarda zecredecek haberler var

Erhan Aktaş

Ant olsun ki onlara, yanılgılarını giderecek nice haberler geldi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki onlara, yanılgılarını giderecek nice haberler geldi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki onlara, yanılgılarını giderecek nice haberler geldi.

Fizilal-il Kuran

Onlara bu tutumlarından vazgeçmelerini sağlayacak haberler geldi.

Gültekin Onan

Andolsun, onlara (kendilerini şirkten ve bozulmalardan) caydırıp vazgeçirtecek nice haberler geldi.

Hamdi Döndüren

Andolsun onlara, kötülükten alıkoyacak nice önemli haberler gelmiştir.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki onlara (kendilerini küfür ve inaddan şiddetle) vaz geçirecek nice mühim haberler gelmişdir.

Hasib Asutay

Andolsun ki onlara, (kötülüklerden) vazgeçirecek nice (önemli) haberler gelmiştir.

Hayrat Neşriyat

Celâlim hakkı için, onlara (ibretlerle dolu) haberlerden öylesi geldi ki, onda(kendilerini küfürden) men' etmek (için nasîhatler) vardır.

İbni Kesir

Andolsun ki; onlara vazgeçirecek nice önemli haberler gelmiştir.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki onlara tastamam doğru hükümler içeren, (kendilerini) kötülükten engelleyecek haberler gelmiştir. (Yüz çevirene) uyarılar yarar sağlamaz.

Muhammed Esed

Ve bakın, onlara (küstahlıklarını) önleyecek birçok haber gelmiştir;

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu onlara, içerisinde (gerçeği) gözlere zorla sokan haberler bulunan bir mesaj gelmiştir:

Ömer Nasuhi Bilmen

Andolsun ki, onlara haberlerden öylesi gelmiştir ki, onda sakındıracak öğüt vardır.

Ömer Öngüt

Andolsun ki, onları bu hallerden vazgeçirecek nice mühim haberler gelmiştir.

Suat Yıldırım

Oysa onlara kendilerini inkârdan vazgeçirecek ibretler ihtiva eden nice olaylar bildirilmişti!

Süleyman Ateş

Andolsun, onlara, (batılda kalmalarını) önleyecek (ibret verici olayları anlatan) haberler geldi.

Süleymaniye Vakfı

Halbuki onlara, içinde (görevinden) engellenen kişinin de (Nuh'un da) anlatıldığı nice haberler geldi,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara ne haberler geliyor, içinde kendilerini bundan (yalandan) vazgeçirecek olanları da var.

Şaban Piriş

Onlara boyun eğdirecek şeyin haberleri, onlara gelmiştir.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, onlara (kendilerini şirkten ve bozulmalardan) caydırıp vazgeçirtecek nice haberler geldi.

Ümit Şimşek

Onlara, kendilerini inkârdan vazgeçirecek nice haberler gelmiştir.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun ki, onlara haberlerden, içinde ihtar, sakındırma ve tehdit bulunanı gelmiştir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlara küfrdən çəkindirən neçə-neçə xəbərlər gəlmişdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

And olsun ki, onlara (pis əməllərdən) çəkindirən neçə-neçə xəbərlər gəlmişdir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Zu ihnen sind Nachrichten über die früheren Völker gekommen, die sie hätten warnen müssen.

Almanca — Der Edle Quran

Zu ihnen ist doch von den Berichten gekommen, was reichliche Verweisung enthält,

Almanca — M. A. Rassoul

Und zu ihnen kamen schon einige Geschichten, die abschreckende Warnungen enthalten

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits kamen zu ihnen von den Mitteilungen, worin es Warnung gab.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

In fact they have received narratives of the fate of those who denied Allah; narratives instructive and informative enough to induce them to reject the path of falsehood and recourse to the path of safety and righteousness.

Abdul Haleem

although warning tales that should have restrained them have come down to them––

Abdullah Yusuf Ali

There have already come to them Recitals wherein there is (enough) to check (them),

Abul A'la Maududi

Surely there came to them narratives (of the ancient nations) that should suffice to deter (them from transgression),

Aisha Bewley

News has come to them which contains a threat:

Al-Hilali & Khan

And indeed there has come to them news (in this Qur’ân) wherein there is (enough warning) to check (them from evil),

Ali Quli Qarai

There have already come to them reports containing admonishment,

Amatul Rahman Omar

And certainly there has already come to them the important accounts (concerning the fate of the ancients) in which there is provision of abstaining (from obstinately following the wrong course).

Arthur John Arberry

And there have come to them such tidings as contain a deterrent --

Bijan Moeinian

The disbelievers have heard about the other prophets and it is easy for them to cross check the truth.

E. Henry Palmer

There has come to them some information with restraint in it -

Edip-Layth

While the news had come to them in which there was sufficient warning.

George Sale

And now hath a message come unto them, wherein is a determent from obstinate infidelity;

Hamid S. Aziz

And certainly some narratives have come to them wherein is a deterrent,

Mahmoud Ghali

And indeed there have already come to them such tidings wherein there is a scaring.

Marmaduke Pickthall

And surely there hath come unto them news whereof the purport should deter,

Mohamed Ahmed - Samira

Messages deterring them from evil had come to them,

Muhammad Asad

And withal, there has come unto them many a tiding that should have restrained [their arrogance]:

Mustafa Khattab

even though the stories ˹of destroyed nations˺ that have already come to them are a sufficient deterrent.

Progressive Muslims

While the news had come to them in which there was sufficient warning.

Sahih International

And there has already come to them of information that in which there is deterrence -

Sam Gerrans

And there has come to them of reports that wherein is deterrence:

Shabbir Ahmed

And indeed, there has come unto them news sufficient to deter them from arrogance.

Syed Vickar Ahamed

And indeed there have already come to them, recitations in which there is (enough) warning

Taqi Usmani

And there has come to them as much news (of the earlier communities) as it is enough to deter,

The Monotheist Group

While the news had come to them in which there was sufficient warning.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils ont pourtant reçu comme nouvelles de quoi les empêcher (du mal);

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, bi rastî (di Quranê de) gelek agahî ji bo wan hatine ku wan ji kufrê vegerîne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Tot hen zijn er berichten gekomen die afschrikwekkend zijn;

Hollandaca — Salomo Keyzer

En nu is eene zending tot hen gekomen, waarin eene afschrikking voor hardnekkig ongeloof ligt opgesloten.

Hollandaca — Siregar

En voorzeker, er zijn berichten tot hen gekomen waar een afschrikking in is.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Уже пришли к ним [к неверующим курайшитам] вести (о предыдущих общинах, которые отвергли своих посланников и какое наказание их постигло за это), в которых (содержится) удерживание (от неверия) [которые достаточны для того, чтобы удержаться от неверия].

Rusça — Osmanov

К ним уже пришли вести, которые отвращали [их от неверия]

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De har fått lyssna till berättelser som borde ha hållit dem tillbaka