(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
وَالنَّجْمِ اِذَا هَوٰى مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوٰى
ve n-necmi iƶā hevā / mā Delle SāHibukum ve mā ğavā
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Arkadaşınız, gerçekten ne saptı, ne ayrıldı.
Abdulkadir Gölpınarlı
Arkadaşınız, gerçekten ne saptı, ne ayrıldı.
Adem Uğur
Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı.
Ahmed Hulusi
Arkadaşınız ne saptı ne de azdı!
Ahmet Tekin
Hemşehriniz, arkadaşınız Muhammed, başına buyruk hareket etmedi, hak yoldan uzaklaşmadı, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih etmedi, bâtıla inanmadı, insanlara karşı hiçbir zaman haince bir düşünce taşımadı.
Ahmet Varol
Arkadaşınız sapmadı da, azmadı da.
Ali Bulaç
Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı.
Ali Fikri Yavuz
Sapmadı doğru yoldan arkadaşınız (Hz. Peygamber), azıtmadı da; (haberiniz olsun, ey Kureyş halkı!)
Ali Rıza Safa
Arkadaşınız, ne sapmış ne de azmıştır.
Bayraktar Bayraklı
- Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O, arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir vahiyden ibarettir.
Bekir Sadak
Arkadasiniz (Muhammed) sapmamis ve azmamistir.
Celal Yıldırım
Arkadaşınız (Muhammed) ne sapıttı, ne de azıttı.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(1-2) Battığı sırada yıldıza andolsun ki bu arkadaşınız ne sapıtmış ne de eğri yola gitmiştir.
Diyanet İşleri
(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
Diyanet İşleri (eski)
Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır.
Diyanet Vakfi
(1-3) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı; o, arzusuna göre de konuşmaz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı, azmadı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
arkadaşınız şaşırmadı, azıtmadı da!
Elmalılı Hamdi Yazır
Şaşırmadı sahibiniz azıtmadı da
Erhan Aktaş
Arkadaşınız sapkın ve azgın değil.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Arkadaşınız sapkın ve azgın değil.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Arkadaşınız sapkın ve azgın değil.
Fizilal-il Kuran
Arkadaşınız Muhammed ne sapıttı ne de azıttı.
Gültekin Onan
Arkadaşınız (olan peygamber) sapmadı ve azmadı.
Hamdi Döndüren
Arkadaşınız (Muhammed) ne yolunu şaşırmış ne de yanılmıştır!
Hasan Basri Çantay
saahibiniz (doğru yoldan) sapmadı. Baatıla da inanmadı.
Hasib Asutay
Arkadaşınız sapmadı ve azmadı.
Hayrat Neşriyat
(1-2) Battığı zaman necm’e (o yıldıza) and olsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve azmadı!
İbni Kesir
Arkadaşınız sapmamış ve azmamıştır.
Mehmet Okuyan
Arkadaşınız (Muhammed), sapmamış ve azgınlaşmamıştır.
Muhammed Esed
Sizin bu arkadaşınız ne sapmış, ne de aldatılmıştır,
Mustafa İslamoğlu
Arkadaşınız ne sapmıştır, ne kanmıştır;
Ömer Nasuhi Bilmen
(2-3) Sahibiniz şaşırmadı ve bâtıla inanmadı. Ve hevâdan söz söylemez.
Ömer Öngüt
Arkadaşınız sapmamış ve azmamıştır.
Suat Yıldırım
Arkadaşınız (Muhammed) yanılmadı, sapmadı, aldanmadı.
Süleyman Ateş
Arkadaşınız sapmadı, azmadı.
Süleymaniye Vakfı
Arkadaşınız doğru yoldan sapmadı, yanlış kurgulara da kapılmadı.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Arkadaşınızın yoldan çıkmadığı ve boş hayallere kapılmadığı da önemlidir.
Şaban Piriş
Arkadaşınız sapıtmadı, azdırılmadı.
Tefhim-ul Kuran
Sahibiniz (olan peygamber) şaşırıp sapmadı ve azmadı.
Ümit Şimşek
Arkadaşınız ne saptı, ne de şaşırdı.
Yaşar Nuri Öztürk
Ki arkadaşınız ne saptı ne de azdı.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Sizin yoldaşınız nə haqdan azmış, nə də yoldan çıxmışdır.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Sizin yoldaşınız (Muhəmməd əleyhissəlam) nə haqq yoldan sapmış, nə də azmışdır!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Euer Gefährte hat sich weder vom geraden Weg abbringen lassen, noch irrt er sich.
Almanca — Der Edle Quran
Nicht in die Irre geht euer Gefährte, und auch nicht einem Irrtum ist er erlegen,
Almanca — M. A. Rassoul
Euer Gefährte ist weder verwirrt, noch befindet er sich im Unrecht
Almanca — Muhammad Zaidan
Euer Weggenosse ist weder irregegangen, noch folgte er einer Verführung.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
In confirmation of the truthful attributes of your compatriot Muhammad- who did not err nor stray from the path of safety and righteousness,
Abdul Haleem
Your companion has not strayed; he is not deluded;
Abdullah Yusuf Ali
Your Companion is neither astray nor being misled.
Abul A'la Maududi
your companion has neither strayed nor is he deluded;
Aisha Bewley
your companion is not misguided or misled;
Al-Hilali & Khan
Your companion (Muhammad صلى الله عليه وسلم) has neither gone astray nor has erred.
Ali Quli Qarai
your companion has neither gone astray, nor gone amiss.
Amatul Rahman Omar
That your comrade (Muhammad) has neither deviated (from true guidance in his practices) nor has he erred (in his beliefs).
Arthur John Arberry
your comrade is not astray, neither errs,
Bijan Moeinian
That your fellow citizen (Mohammad) is neither wrong nor misled.
E. Henry Palmer
your comrade errs not, nor is he deluded!
Edip-Layth
Your friend was not astray, nor was he deceived.
George Sale
your companion Mohammed erreth not, nor is he led astray:
Hamid S. Aziz
Your companion (Muhammad) does not err, nor is he deceived (or astray or is misled);
Mahmoud Ghali
In no way has your companion (The Prophet) erred, and in no way is he misguided.
Marmaduke Pickthall
Your comrade erreth not, nor is deceived;
Mohamed Ahmed - Samira
That your companion is not confused, nor has he gone astray,
Muhammad Asad
This fellow-man of yours has not gone astray, nor is he deluded,
Mustafa Khattab
Your fellow man[1] is neither misguided nor astray.
Progressive Muslims
Your friend was not astray, nor was he deceived.
Sahih International
Your companion [Muúammad] has not strayed, nor has he erred,
Sam Gerrans
Your companion has not strayed, nor has he erred,
Shabbir Ahmed
Your honored companion is neither in error, nor is he misled.
Syed Vickar Ahamed
Your Companion (the Prophet) is not in evil ways and (he is) not being misled.
Taqi Usmani
your fellow (the Holy Prophet) has neither missed the way, nor did he deviate.
The Monotheist Group
Your friend was not astray, nor was he deceived.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Votre compagnon ne sʹest pas égaré et nʹa pas été induit en erreur
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Hevalê we (Pêxember) ji riya rast derneketiye û bi batilî bawer nekiriye…
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Jullie medeburger dwaalt niet en heeft geen afwijking,
Hollandaca — Salomo Keyzer
Uw makker Mahomet dwaalt niet, en hij is niet afgeleid.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
(что) не заблудился (с истинного пути) [не является невежей] товарищ [единоплеменник] ваш (о, курайшиты) [Мухаммад] и не отклонился он.
Rusça — Osmanov
Не заблудился ваш собрат и не обольщен [демонами].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Er landsman har inte gått vilse och han är alls inte besatt.