Maide Suresi 63. Ayet — Elfaz
Bunları, din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!
1لَوْلَاlevlāgerekmez miydi?Tahdid Edatı
2يَنْهٰيهُمُyenhāhumumenetmeleriMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibن ه يEngellemek, yasaklamak, azarlamak, yasaklamak, durdurtmak, kısıtlamak, men etmek, engel olmak, vazgeçmek, sakınmak
3الرَّبَّانِيُّونَr-rabbāniyyūneRabbanilerinMarife (Belirlilik Takısı)+İsimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük
4وَالْاَحْبَارُve l-'eHbāruve hahamlarınBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimح ب رGüzelleştirmek, keyif vermek, neşeli olmak, birini neşelendirmek. Habbara: Mürekkep koymak - Bir şeyi güzelleştirmek, süslemek veya bezemek, açık hale getirmek, birine mutluluk, neşe veya sevinç vermek, bir kişiye saygıyla davranmak, (dövmeden sonra derinin) işaretlenmesi veya yaralanması, bir şeyi iyi yapmak.
5عَنْǎnHarf-i Cer
6قَوْلِهِمُḳavlihimuonların sözleriniİsim+Zamirق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
7الْاِثْمَl-iṧmegünahMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ث مSuç/günah işlemek veya yalan söylemek. İsm - günah, suç, suçluluk, kötülük, yalan, iyi davranışları engelleyen her şey, zararlı, kişiyi cezaya müstahak kılan her şey, zihni kötü bir şey olarak rahatsız eden her şey, yasadışı. Asam - kötülüğün cezası, karşılık. Asim - kötülük yapan, günah işleyen. Asim - kötü kişi. Te'sim - suç isnadı
8وَاَكْلِهِمُve eklihimuve yemeleriniBağlaç+İsim+Zamirا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekler
9السُّحْتَs-suHteharamMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس ح تKökünden söküp koparmak, tüketmek, silip süpürmek, yok etmek, kazımak, tamamen yıkmak, mahvetmek, haram para, yasak kazanç, rüşvet
10لَبِئْسَle bi'sene kötüdürLam-ı Te'kid+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibب ا سGüçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlık
11مَاmāşeyİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
12كَانُواkānūolduklarıMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
13يَصْنَعُونَyeSneǔneyapmaktaMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibص ن عYapmak/yaratmak/inşa etmek, bir şeyi işlemek, beslemek, yetiştirmek. Sun'un - bir eylem, yapılan şey. Masna'un (çoğulu masani) - sarnıç, saray, kale, güzel bina, hisar. San'atun - yapma, yapma sanatı.