Sizin dostunuz ancak Allah'tır, Resulüdür ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekatı veren mü'minlerdir.

اِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذِينَ اٰمَنُوا الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ

innemā veliyyukumu (a)llahu ve rasūluhu ve(e)lleƶīne āmenū (e)lleƶīne yuḳīmūne S-Salāte ve yu'tūne z-zekāte ve hum rākiǔne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّمَاinnemāancak
2وَلِيُّكُمُveliyyukumuو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmaksizin veliniz
3اللّٰهُ(a)llahuAllah(tır)
4وَرَسُولُهُve rasūluhuر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve Elçisi(dir)
5وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve -olanlar
6اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamandoğrulamakta-
7الَّذِينَ(e)lleƶīne-olanlar
8يُقِيمُونَyuḳīmūneق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh-doğrulmakta
9الصَّلٰوةَS-Salāteص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükranNamaz, Allah’a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, din, destek, yardımlaşma, karşılıklı iletişim, bağ kurmak, bağlı olmak.
10وَيُؤْتُونَve yu'tūneا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve -vermekte
11الزَّكٰوةَz-zekāteز ك وArttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak, sadaka, zekatzekatı-
12وَهُمْve humve onlar
13رَاكِعُونَrākiǔneر ك عEğilmiş, bükülmüş, eğmek, alçakgönüllülük, kendini alçaltmak, başını eğmek, yüzüstü düştü, sendeledieğilir

Tüm mealler

Meal seçin (77 / 77 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sizin dostunuz, sahibiniz, ancak Allah'tır ve Peygamberidir ve inananlar, namaz kılanlar ve rükû ederken zekât verenlerdir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sizin dostunuz, sahibiniz, ancak Allahʼtır ve Peygamberidir ve inananlar, namaz kılanlar ve rükû ederken zekât verenlerdir.

Adem Uğur

Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah'tır, Resulüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler.

Ahmed Hulusi

Sizin Veliyy'niz sadece Allah'tır, "HU"nun Rasulüdür ve (şu) iman edenlerdir ki, onlar salatı ikame ederler ve rüku halinde zekatı verirler.

Ahmet Tekin

Sizin veliniz, dostunuz, koruyucunuz, emrinde olduğunuz otorite yalnız Allah’tır, Rasulüdür, iman edenlerdir. Onlar namazı âdâbına riâyet ederek, aksatmadan âşikâre kılanlar, cemaatle namaza muntazam bir şekilde devam ederek, saygıyla Allah’ın emirlerine itaat edip, İslâmî faaliyetlere-kamu hizmetine katılarak, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı verenlerdir.

Ahmet Varol

Sizin dostunuz ancak Allah, Peygamberi ve namaz kılan, zekat veren, rüku eden mü'minlerdir.

Ali Bulaç

Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O'nun elçisi, rüku' ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren mü'minlerdir.

Ali Fikri Yavuz

Sizin veliniz ve yardımcınız ancak Allah’la onun peygamberidir; bir de iman edenlerdir ki, onlar, Allah’ın emirlerine boyun eğerek namaza devam ederler ve zekât verirler.

Ali Rıza Safa

Sizin dostunuz, yalnızca Allah, O'nun elçisi ve inananlardır. Onlar, namazlarında sürekli olanlar, zekatı verenler ve eğilenlerdir.

Bayraktar Bayraklı

Sizin dostunuz, ancak Allah'tır, peygamberdir ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılıp zekatı veren, iman edenlerdir.

Bekir Sadak

Sizin dostunuz ancak Alah, O'nun peygamberi ve namaz kilan, zekat veren ve ruku eden mu'minlerdir.

Celal Yıldırım

Sizin dostlarınız ancak Allah'tır, O'nun Peygamberidir ve namazı dosdoğru kılıp rükû'u yerine getirerek zekât veren mü'minlerdir.

Diyanet İşleri

Sizin dostunuz ancak Allah'tır, Resulüdür ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekatı veren mü'minlerdir.

Diyanet İşleri (eski)

Sizin dostunuz ancak Allah, O'nun Peygamberi ve namaz kılan, zekat veren ve rüku eden müminlerdir.

Diyanet Vakfi

Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah'tır, Resûlüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sizin asıl dostunuz Allah'tır, O'nun Resulüdür ve namazlarını kılan zekatlarını veren ve rükû eden müminlerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sizin dostunuz önce Allah, sonra peygamberi, sonra namaza devam eden ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek zekat veren mü'minlerdir,

Elmalılı Hamdi Yazır

Sizin veliniz evvel Allah, sonra Resulü, sonra o iyman etmiş olanlardır ki namaza devam ederler ve rüku' halinde zekat verirler

Erhan Aktaş

Sizin veliniz; ancak Allah, O'nun Resul'ü ve "salatı ikame edip ruku halinde zekat yapan" Mü'minlerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sizin veliniz; ancak Allah, O'nun Resulü ve "salatı ikame edip ruku halinde zekat yapan" mü'minlerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sizin veliniz; ancak Allah, O'nun Rasul'ü ve "salatı ikame edip ruku halinde zekat veren" mü'minlerdir.

Fizilal-il Kuran

Sizin dostunuz ancak Allah, O'nun peygamberi ve namaz kılan, zekat veren rükua varan müminlerdir.

Gültekin Onan

Sizin dostunuz (veliniz) ancak Tanrı, O'nun elçisi, rüku ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren inananlardır.

Hamdi Döndüren

Sizin dostunuz (işinizi gören), ancak Allah, O’nun elçisi ve Allah’ın emrine boyun eğerek, dosdoğru namaz kılan ve zekâtı veren mü’minlerdir.

Hasan Basri Çantay

Sizin yariniz ancak Allahdır, Onun peygamberidir, Allahın emirlerine boyun eğici olarak namazı dosdoğru kılan, zekatı veren o mü minlerdir.

Hasib Asutay

Sizin dostlarınız ancak Allah'tır, O'nun peygamberidir ve (Allah'a) boyun eğerek namazı dosdoğru kılan ve zekâtı veren müminlerdir.

Hayrat Neşriyat

Sizin dostunuz ancak Allah’dır, O’nun Resûlüdür ve (Allah’ın emrine) boyun eğen kimseler olarak namazı hakkıyla edâ eden ve zekâtı veren mü’minlerdir.

İbni Kesir

Sizin dostunuz yalnız Allah, O'nun Rasulü ve namaz kılan, zekat veren, rüku edenlerdir.

Mehmet Okuyan

Sizin dostunuz yalnızca Allah, Elçisi ve boyun eğerek namazı kılan ve zekâtı veren müminlerdir.

Muhammed Esed

Unutmayın ki sizin yardımcılarınız sadece Allah ve Elçisi ve imana erenler olacaktır; (yani) namazlarında devamlı ve dikkatli olanlar, arındırıcı (mali) yükümlülüklerini yerine getirenler ve (Allahın karşısında) boyun eğenler:

Mustafa İslamoğlu

Yalnızca Allah, O'nun Elçi'si ve inananlardır sizin müttefikiniz. O inananlar ki, namazı hakkını vererek kılarlar, zekatı gönülden gelerek verirler; çünkü onlar Allah'a boyun eğerler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Sizin velîniz ancak Allah Teâlâ'dır. Ve O'nun peygamberidir ve imân etmiş olanlardır. O imân edenler ki, namazı dosdoğru kılarlar ve zekâtı verirler ve onlar rükua varanlardır.

Ömer Öngüt

Sizin dostunuz ancak Allah'tır, onun Peygamber'idir ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazlarını kılan, zekâtlarını veren müminlerdir.

Suat Yıldırım

Sizin dostunuz ancak Allah’tır, O’nun Resulüdür ve Allah’a tam boyun eğerek namazlarını hakkıyla ifa eden, zekâtlarını veren müminlerdir.

Süleyman Ateş

Sizin veliniz, ancak Allah, Elçisi ve namazlarını kılan, zekatlarını veren, rüku'a varan mü'minlerdir.

Süleymaniye Vakfı

Sizin veliniz /en yakınınız sadece Allah, resulü, namazını özenle ve sürekli kılan, Allah'a boyun eğerek zekatını veren müminlerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sizin yakın dostunuz (veliniz) sadece Allah ve Elçisidir; bir de namazını tam kılan ve saygıyla zekatını veren müminlerdir.

Şaban Piriş

Sizin veliniz ancak Allah, O'nun Peygamberi, namaz kılan, boyun eğerek zekat veren müminlerdir.

Tefhim-ul Kuran

Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O'nun Resulü, rükû' ediciler olarak namaz kılan ve zekâtı veren mü'minlerdir.

Ümit Şimşek

Sizin veliniz ancak Allah'tır, Resulüdür, bir de namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, Allah huzurunda eğilen mü'minlerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Sizin gönül dostunuz Allah'tır, O'nun resulüdür, bir de rüku eder bir halde namazı kılıp zekatı vererek iman edenlerdir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sizin himayədarınız yalnız Allah, Onun Elçisi və iman gətirənlərdir. Onlar Allaha boyun əyərək namaz qılır və zəkat verirlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sizin haminiz ancaq Allah, Onun Peyğəmbəri və iman gətirənlərdir. O kəslər ki, (Allaha) namaz qılır və rükuda olduqları halda zəkat verirlər.

Almanca (2)

Almanca — Al-Azhar

Eure wahren Verbündeten sind Gott, Sein Gesandter und die Gläubigen; jene, die das Gebet verrichten, die Zakat-Abgaben entrichten und Gott ergeben sind.

Almanca — M. A. Rassoul

Eure Beschützer sind wahrlich Allah und Sein Gesandter und die Gläubigen, die das Gebet verrichten, die Zakah entrichten und sich (vor Allah) verneigen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Indeed the only tutelary guardian you have O Muslims is Allah and the only tutelary friends you have are His Messenger and those whose hearts have been touched with the divine hand, who engage in the act of worship, give Zakat and kneel to Allah in adoration.

Abdul Haleem

Your true allies are God, His Messenger, and the believers- those who keep up the prayer, pay the prescribed alms, and bow down in worship.

Abdullah Yusuf Ali

Your (real) friends are (no less than) Allah, His Messenger, and the (fellowship of) believers,- those who establish regular prayers and regular charity, and they bow down humbly (in worship).

Abul A'la Maududi

Only Allah, His Messenger, and those who believe and who establish Prayer, pay Zakah, and bow (before Allah) are your allies.

Aisha Bewley

Your friend is only Allah and His Messenger and those who have iman: those who establish salat and pay zakat, and bow.

Al-Hilali & Khan

Verily, your Walî (Protector or Helper) is none other than Allâh, His Messenger, and the believers, - those who perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât), and give Zakât, and they are Râki‘ûn [1] (those who bow down or submit themselves with obedience to Allâh in prayer).

Ali Quli Qarai

Your guardian is only Allah, His Apostle, and the faithful who maintain the prayer and give the zakāt while bowing down.

Amatul Rahman Omar

Your real ally is only Allâh, and His Messenger, and those who believe, who observe Prayer and present the Zakât, and they bow down (in obedience to Allâh).

Arthur John Arberry

Your friend is only God, and His Messenger, and the believers who perform the prayer and pay the alms, and bow them down.

Bijan Moeinian

Your real friends/ allies are God, His Prophet and the believers (who worship the Lord on regular basis, engage in charity and bow down before God. )

E. Henry Palmer

God only is your patron, and His Apostle and those who believe, who are steadfast in prayer and give alms, bowing down.

Edip-Layth

Your ally is God, His messenger and those who acknowledge, who hold the contact prayer, and contribute towards betterment, and they are kneeling.

George Sale

Verily your protector is God, and his apostle, and those who believe, who observe the stated times of prayer, and give alms, and who bow down to worship.

Hamid S. Aziz

Only Allah is your friend, and His Messenger and those who believe, who are steadfast in prayer and give alms, bowing down (in prayer).

Mahmoud Ghali

Surely your Ever-Patronizing Patron is only Allah; and His Messenger, and the ones who have believed-who keep up the prayer and bring the Zakat, (i. e., pay the poor-dues) and are bowing down (to Allah) - (are also your patrons).

Marmaduke Pickthall

Your guardian can be only Allah; and His messenger and those who believe, who establish worship and pay the poordue, and bow down (in prayer).

Mohamed Ahmed - Samira

Your only friends are God and His Messenger, and those who believe and are steadfast in devotion, who pay the zakat and bow in homage (before God).

Muhammad Asad

Behold, your only helper shall be God, and His Apostle, and those who have attained to faith - those that are constant in prayer, and render the purifying dues, and bow down [before God]:

Mustafa Khattab

Your only guardians are Allah, His Messenger, and fellow believers—who establish prayer and pay alms-tax with humility.

Progressive Muslims

For your supporter is God and His messenger and those who believe, who hold the contact-method, and contribute towards betterment, and they are kneeling.

Sahih International

Your ally is none but Allah and [therefore] His Messenger and those who have believed - those who establish prayer and give zakah, and they bow [in worship].

Sam Gerrans

Your ally is but God and His messenger, and those who heed warning — those who uphold the duty, and render the purity; and they are lowly —

Shabbir Ahmed

Your real friends and protectors are Allah, His Messenger and those believers who establish the Divine System, set up the equitable Economic Order and humble themselves before Allah's Commands.

Syed Vickar Ahamed

Your (real) protector (and helper) is Allah, His Prophet (Muhammad), and the (company of) believers— Those who perform regular prayer and (give) regular charity and they bow down humbly (in prayer to Allah).

Taqi Usmani

Your only friend is Allah, then His Messenger and those who believe, who establish Salāh and pay Zakāh and bow before Allah.

The Monotheist Group

For your supporter are God and His messenger and those who believe; they hold the contact prayer and contribute towards purification, and they kneel.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman dost û arîkarê we tenê Xwedê ye, Pêxemberê Wî ye û yên ku bawerî anîne; ew ên ku bi berdewamî nimêj dikin, zekata malê xwe didin û ew her (li ber fermana Xwedê) xwe ditewînin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jullie medestander is God en Zijn gezant en ook zij die geloven, de salaat verrichten en de zakaat geven terwijl zij buigen.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, jullie helpers zijn Allah en Zijn Boodschapper en degenen die geloven, die de shalât verrichten en de zakât geven, zij buigen zich nederig.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Ведь вашим сторонником [покровителем] является только Аллах и Его посланник и те, которые уверовали [верующие], которые совершают (обязательную) молитву (надлежащим образом) [своевременно, смиренно перед Господом и предаваясь молитве душой] и (по своей воле) дают обязательную милостыню [закят], и они склоняются в поясных поклонах (перед Аллахом в своих молитвах).

Rusça — Osmanov

Ваш покровитель - лишь Аллах [и] Его Посланник, [и] верующие, которые совершают салат, вносят закат и смиренно преклоняются [перед Аллахом].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Era beskyddare är inga andra än Gud och Hans Sändebud och de (övriga) troende - de som förrättar bönen och betalar allmoseskatten och som böjer rygg och knän (inför Gud).