(Musa) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!

فَلَمَّا جَاءَهُمْ بِاٰيَاتِنَٓا اِذَا هُمْ مِنْهَا يَضْحَكُونَ

fe lemmā cā'ehum bi āyātinā iƶā hum minhā yeDHakūne

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlara delillerimizle gelince o delillere gülmeye başladılar.

Adem Uğur

Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi.

Ahmed Hulusi

Onlara işaretlerimizle geldiğinde, onlar hemen bunlara güldüler!

Ahmet Tekin

Mûsâ onlara âyetlerimizi, mûcizelerimizi getirince, o sırada mûcizelerle alay ederek güldüler.

Ahmet Varol

Fakat, onlara ayetlerimizi getirince bir de ne görsün: Onlarla alay ediyorlar.

Ali Bulaç

Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.

Ali Fikri Yavuz

Fakat onlara böyle mucizelerimizle varınca, hemen onlar bunlara gülüverdiler.

Ali Rıza Safa

Yine de onlara mucizelerimizle geldiğinde gülmeye başladılar.

Bayraktar Bayraklı

Onlara mucizelerimizi getirince mucizelere gülüvermişlerdi.

Bekir Sadak

Onlara mucizelerimizi getirdigi zaman, bunlara guluvermislerdi.

Celal Yıldırım

Ne vakit ki onlara mu'cizelerimizle geldi, onlar birdenbire (işi alaya alıp) buna gülüverdiler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlara mûcizelerimizi gösterince bunlara gülüverdiler.

Diyanet İşleri

(Musa) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!

Diyanet İşleri (eski)

Onlara mucizelerimizi getirdiği zaman, bunlara gülüvermişlerdi.

Diyanet Vakfi

Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Musa onlara mucizelerimizi getirince onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlara böyle mucizelerimizle vardığında, onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vakta ki onlara böyle ayetlerimizle vardı, birdenbire onlar bunlara gülüverdiler

Erhan Aktaş

Fakat Musa onlara ayetlerimizle gelince, onlar hemen alay etmeye başladılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Fakat Musa onlara ayetlerimizle gelince, onlar hemen alay etmeye başladılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Fakat Musa onlara ayetlerimizle gelince, onlar hemen alay etmeye başladılar.

Fizilal-il Kuran

Onlara ayetlerimizi getirince, birden bire onlarla alay etmeye koyuldular.

Gültekin Onan

Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.

Hamdi Döndüren

Musa, onlara mucizelerimizi getirdiğinde, onlar hemen bunlarla alay edip gülmeye başladılar.

Hasan Basri Çantay

Fakat onlara ayetlerimiz gelince bir de ne görsünler, onlar bu (ayetlere) gülüyorlar!

Hasib Asutay

Onlara âyetlerimizi getirince, onlar hemen bunlara (alay edip) gülüyorlar!

Hayrat Neşriyat

Fakat onlara mu'cizelerimizi getirdiğinde, o vakit onlar bunlara gülüverdiler.

İbni Kesir

Onlara ayetlerimizle varınca, onlar bunlara gülüvermişlerdi.

Mehmet Okuyan

Onlara delillerimizi getirince hemen onlara gülmüşlerdi.

Muhammed Esed

Ama önlerine (mucizevi) işaretlerimizi getirince, hemen onları alaya aldılar,

Mustafa İslamoğlu

Fakat ardından, onların önüne mucizevi ayetlerimizi sürünce, onlar hemen alay etmeye başladılar.

Ömer Nasuhi Bilmen

(46-47) Andolsun ki, Mûsa'yı âyetlerimizle Fir'avun'a ve onun cemaatine gönderdik. Binaenaleyh dedi ki: «Ben şüphe yok âlemlerin Rabbinin bir Resûlüyüm.» Vaktâ ki onlara Bizim âyetlerimizle geldi, onlar o zaman, bunlardan gülüşür oldular.

Ömer Öngüt

Onlara âyetlerimizle varınca, bunlara gülüvermişlerdi.

Suat Yıldırım

O, delillerimizle onlara gidince onlar alay edip gülmeye koyuldular.

Süleyman Ateş

Onlara ayetlerimizi getirince onlar o ayetlerle alay edip gülmeğe başladılar.

Süleymaniye Vakfı

Musa onlara ayetlerimizle geldiğinde bir de ne görsün, hepsi onlara gülüyor.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara belgelerimizi getirince hemen gülüverdiler.

Şaban Piriş

Onlara ayetlerle geldiği zaman onlar, ona gülüp geçmişlerdi.

Tefhim-ul Kuran

Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.

Ümit Şimşek

Onlara âyetlerimizi getirdiğinde, onlar buna güldüler.

Yaşar Nuri Öztürk

Musa onlara ayetlerimizi getirdiğinde onlar bu ayetlere gülüyorlardı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Musa dəlillərimizi onlara bəyan edən kimi onlar buna güldülər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Musa) möʼcüzələrimizi onlara gətirər-gətirməz onlar bu möʼcüzələrə lağ edib gülmüşdülər.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Als er ihnen Unsere Zeichen vorlegte, brachen sie darüber in Lachen aus.

Almanca — Der Edle Quran

Als er nun zu ihnen mit Unseren Zeichen kam, lachten sie sogleich über sie.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und als er zu ihnen mit Unseren Ayat kam, sogleich lachten sie ihn aus.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But when he presented them with Our signs and displayed to them acts of a miraculous nature, they laughed them to scorn.

Abdul Haleem

but when he presented Our signs to them, they laughed,

Abdullah Yusuf Ali

But when he came to them with Our Signs, behold they ridiculed them.

Abul A'la Maududi

Yet when he brought forth Clear Signs from Us, then lo, they burst into laughter.

Aisha Bewley

But when he came to them with Our Signs, they merely laughed at them.

Al-Hilali & Khan

But when he came to them with Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations) behold, they laughed at them.

Ali Quli Qarai

But when he brought them Our signs, behold, they laughed at them.

Amatul Rahman Omar

But no sooner did he bring them Our signs than they laughed at them.

Arthur John Arberry

But when he brought them Our signs, lo, they laughed at them.

Bijan Moeinian

When Moses introduced God’s miracles, they simply laughed.

E. Henry Palmer

but when he came to them with our signs, lo, they laughed at them!'

Edip-Layth

But when he came to them with Our signs, they laughed at them.

George Sale

And when he came unto them with our signs, behold, they laughed him to scorn;

Hamid S. Aziz

But when he came to them with Our signs, lo! They laughed at them.

Mahmoud Ghali

Yet, as soon as he came to them with Our signs, only then did they laugh at them.

Marmaduke Pickthall

But when he brought them Our tokens, behold! they laughed at them.

Mohamed Ahmed - Samira

But when he brought to them Our signs they laughed at them,

Muhammad Asad

But as soon as he came before them with Our [miraculous] signs, lo! they derided them,

Mustafa Khattab

But as soon as he came to them with Our signs, they laughed at them,

Progressive Muslims

But when he came to them with Our signs, they laughed at them.

Sahih International

But when he brought them Our signs, at once they laughed at them.

Sam Gerrans

And when he came to them with Our proofs, then they laughed at them.

Shabbir Ahmed

But when he presented them Our Messages, behold, they laughed at them.

Syed Vickar Ahamed

But when he came to them with Our Signs, look! They made fun of them (the Signs).

Taqi Usmani

So, when he came to them with Our signs, they at once started laughing at them.

The Monotheist Group

But when he came to them with Our signs, they laughed at them.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis, lorsquʹil vint à eux avec Nos miracles, voilà quʹils en rirent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema ku Mûsa ayetên me ji wan re anîn, di cih de bi wan keniyan (û tinazê xwe bi wan kirin).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar toen hij met Onze tekenen tot hen kwam, toen begonnen zij er meteen om te lachen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En toen hij met onze teekenen tot hen kwam, ziet, toen lachten zij verachtelijk om hem.

Hollandaca — Siregar

Toen hij tot hen met Om Tekenen kwam, toen lachten zij erom.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Когда же он [пророк Муса] пришел к ним [к Фараону и его знати] с Нашими знамениями, они над ним стали смеяться.

Rusça — Osmanov

Когда он прибыл к ним, возвещая Наши знамения, они подвергли его осмеянию.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men när han steg fram inför dem med Våra tecken och under, gjorde de narr av dem;