(Musa) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!
فَلَمَّا جَاءَهُمْ بِاٰيَاتِنَٓا اِذَا هُمْ مِنْهَا يَضْحَكُونَ
fe lemmā cā'ehum bi āyātinā iƶā hum minhā yeDHakūne
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | فَلَمَّا | fe lemmā | ne zaman ki | |
| 2 | جَاءَهُمْ | cā'ehum | ج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak | onlara gelince |
| 3 | بِاٰيَاتِنَٓا | bi āyātinā | ا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz. | ayetlerimizle |
| 4 | اِذَا | iƶā | hemen | |
| 5 | هُمْ | hum | onlar | |
| 6 | مِنْهَا | minhā | onlarla | |
| 7 | يَضْحَكُونَ | yeDHakūne | ض ح كMerak etmek, adet görmek, sevinmek, hayran bırakmak, alay etmek, birine gülmek, gülmek, netleşmek | (alay edip) gülmeğe başladılar |
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Onlara delillerimizle gelince o delillere gülmeye başladılar.
Adem Uğur
Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi.
Ahmed Hulusi
Onlara işaretlerimizle geldiğinde, onlar hemen bunlara güldüler!
Ahmet Tekin
Mûsâ onlara âyetlerimizi, mûcizelerimizi getirince, o sırada mûcizelerle alay ederek güldüler.
Ahmet Varol
Fakat, onlara ayetlerimizi getirince bir de ne görsün: Onlarla alay ediyorlar.
Ali Bulaç
Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.
Ali Fikri Yavuz
Fakat onlara böyle mucizelerimizle varınca, hemen onlar bunlara gülüverdiler.
Ali Rıza Safa
Yine de onlara mucizelerimizle geldiğinde gülmeye başladılar.
Bayraktar Bayraklı
Onlara mucizelerimizi getirince mucizelere gülüvermişlerdi.
Bekir Sadak
Onlara mucizelerimizi getirdigi zaman, bunlara guluvermislerdi.
Celal Yıldırım
Ne vakit ki onlara mu'cizelerimizle geldi, onlar birdenbire (işi alaya alıp) buna gülüverdiler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Onlara mûcizelerimizi gösterince bunlara gülüverdiler.
Diyanet İşleri
(Musa) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!
Diyanet İşleri (eski)
Onlara mucizelerimizi getirdiği zaman, bunlara gülüvermişlerdi.
Diyanet Vakfi
Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Musa onlara mucizelerimizi getirince onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlara böyle mucizelerimizle vardığında, onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Vakta ki onlara böyle ayetlerimizle vardı, birdenbire onlar bunlara gülüverdiler
Erhan Aktaş
Fakat Musa onlara ayetlerimizle gelince, onlar hemen alay etmeye başladılar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Fakat Musa onlara ayetlerimizle gelince, onlar hemen alay etmeye başladılar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Fakat Musa onlara ayetlerimizle gelince, onlar hemen alay etmeye başladılar.
Fizilal-il Kuran
Onlara ayetlerimizi getirince, birden bire onlarla alay etmeye koyuldular.
Gültekin Onan
Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.
Hamdi Döndüren
Musa, onlara mucizelerimizi getirdiğinde, onlar hemen bunlarla alay edip gülmeye başladılar.
Hasan Basri Çantay
Fakat onlara ayetlerimiz gelince bir de ne görsünler, onlar bu (ayetlere) gülüyorlar!
Hasib Asutay
Onlara âyetlerimizi getirince, onlar hemen bunlara (alay edip) gülüyorlar!
Hayrat Neşriyat
Fakat onlara mu'cizelerimizi getirdiğinde, o vakit onlar bunlara gülüverdiler.
İbni Kesir
Onlara ayetlerimizle varınca, onlar bunlara gülüvermişlerdi.
Mehmet Okuyan
Onlara delillerimizi getirince hemen onlara gülmüşlerdi.
Muhammed Esed
Ama önlerine (mucizevi) işaretlerimizi getirince, hemen onları alaya aldılar,
Mustafa İslamoğlu
Fakat ardından, onların önüne mucizevi ayetlerimizi sürünce, onlar hemen alay etmeye başladılar.
Ömer Nasuhi Bilmen
(46-47) Andolsun ki, Mûsa'yı âyetlerimizle Fir'avun'a ve onun cemaatine gönderdik. Binaenaleyh dedi ki: «Ben şüphe yok âlemlerin Rabbinin bir Resûlüyüm.» Vaktâ ki onlara Bizim âyetlerimizle geldi, onlar o zaman, bunlardan gülüşür oldular.
Ömer Öngüt
Onlara âyetlerimizle varınca, bunlara gülüvermişlerdi.
Suat Yıldırım
O, delillerimizle onlara gidince onlar alay edip gülmeye koyuldular.
Süleyman Ateş
Onlara ayetlerimizi getirince onlar o ayetlerle alay edip gülmeğe başladılar.
Süleymaniye Vakfı
Musa onlara ayetlerimizle geldiğinde bir de ne görsün, hepsi onlara gülüyor.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Onlara belgelerimizi getirince hemen gülüverdiler.
Şaban Piriş
Onlara ayetlerle geldiği zaman onlar, ona gülüp geçmişlerdi.
Tefhim-ul Kuran
Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.
Ümit Şimşek
Onlara âyetlerimizi getirdiğinde, onlar buna güldüler.
Yaşar Nuri Öztürk
Musa onlara ayetlerimizi getirdiğinde onlar bu ayetlere gülüyorlardı.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Musa dəlillərimizi onlara bəyan edən kimi onlar buna güldülər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Musa) möʼcüzələrimizi onlara gətirər-gətirməz onlar bu möʼcüzələrə lağ edib gülmüşdülər.
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Als er ihnen Unsere Zeichen vorlegte, brachen sie darüber in Lachen aus.
Almanca — Der Edle Quran
Als er nun zu ihnen mit Unseren Zeichen kam, lachten sie sogleich über sie.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und als er zu ihnen mit Unseren Ayat kam, sogleich lachten sie ihn aus.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
But when he presented them with Our signs and displayed to them acts of a miraculous nature, they laughed them to scorn.
Abdul Haleem
but when he presented Our signs to them, they laughed,
Abdullah Yusuf Ali
But when he came to them with Our Signs, behold they ridiculed them.
Abul A'la Maududi
Yet when he brought forth Clear Signs from Us, then lo, they burst into laughter.
Aisha Bewley
But when he came to them with Our Signs, they merely laughed at them.
Al-Hilali & Khan
But when he came to them with Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations) behold, they laughed at them.
Ali Quli Qarai
But when he brought them Our signs, behold, they laughed at them.
Amatul Rahman Omar
But no sooner did he bring them Our signs than they laughed at them.
Arthur John Arberry
But when he brought them Our signs, lo, they laughed at them.
Bijan Moeinian
When Moses introduced God’s miracles, they simply laughed.
E. Henry Palmer
but when he came to them with our signs, lo, they laughed at them!'
Edip-Layth
But when he came to them with Our signs, they laughed at them.
George Sale
And when he came unto them with our signs, behold, they laughed him to scorn;
Hamid S. Aziz
But when he came to them with Our signs, lo! They laughed at them.
Mahmoud Ghali
Yet, as soon as he came to them with Our signs, only then did they laugh at them.
Marmaduke Pickthall
But when he brought them Our tokens, behold! they laughed at them.
Mohamed Ahmed - Samira
But when he brought to them Our signs they laughed at them,
Muhammad Asad
But as soon as he came before them with Our [miraculous] signs, lo! they derided them,
Mustafa Khattab
But as soon as he came to them with Our signs, they laughed at them,
Progressive Muslims
But when he came to them with Our signs, they laughed at them.
Sahih International
But when he brought them Our signs, at once they laughed at them.
Sam Gerrans
And when he came to them with Our proofs, then they laughed at them.
Shabbir Ahmed
But when he presented them Our Messages, behold, they laughed at them.
Syed Vickar Ahamed
But when he came to them with Our Signs, look! They made fun of them (the Signs).
Taqi Usmani
So, when he came to them with Our signs, they at once started laughing at them.
The Monotheist Group
But when he came to them with Our signs, they laughed at them.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Puis, lorsquʹil vint à eux avec Nos miracles, voilà quʹils en rirent.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Dema ku Mûsa ayetên me ji wan re anîn, di cih de bi wan keniyan (û tinazê xwe bi wan kirin).
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Maar toen hij met Onze tekenen tot hen kwam, toen begonnen zij er meteen om te lachen.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En toen hij met onze teekenen tot hen kwam, ziet, toen lachten zij verachtelijk om hem.
Hollandaca — Siregar
Toen hij tot hen met Om Tekenen kwam, toen lachten zij erom.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Когда же он [пророк Муса] пришел к ним [к Фараону и его знати] с Нашими знамениями, они над ним стали смеяться.
Rusça — Osmanov
Когда он прибыл к ним, возвещая Наши знамения, они подвергли его осмеянию.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Men när han steg fram inför dem med Våra tecken och under, gjorde de narr av dem;